11.YARGI PAKETİ ve MECLİS SÜRECİNİN ÖĞRETTİKLERİ

Siz bu satırları okurken ya da dinlerken, 11.Yargı Paketi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçmiş, yasalaşmış olabilir. Hatta, 12.Yargı Paketini konuşmaya başlamış bile olabiliriz. Çünkü yasa teklifi Adalet Komisyonu’ndan geçti ve 2026 Bütçe Kanunu ile ilgili görüşmeler biter bitmez Meclis Genel Kurulu’nda ele alınıp yasalaşacak.
‘’Madem durum bu, sen neden 11.Yargı Paketi’nin üzerine yazı yazacak kadar önemsiyorsun?’’ diye sorabilirsiniz. Çok haklı bir soru. Cevabı da bir o kadar basit; çünkü hem bilgiye dayalı siyaset yapmak istiyorum, hem de bu isteği sizlerle paylaşarak yaygınlaştırmayı arzu ediyorum.
Sivil hareketler olarak Yargı Paketi süreçlerinden öğrendiklerimiz bizim için çok önemli. Örneğin 11.Yargı Paketi, Şubat 2025’ten beri hem kadın hareketinin hem LGBTİ+ hareketinin hem de çocuk hakları hareketinin gündemini çok meşgul etti. Teklifte 5 Aralık’ta Meclis Adalet Komisyonu’ndan geçen hali ile Şubat 2025’te kamuoyuna sızdırılan hali arasında çok ciddi değişiklikler var. Cinsiyet değiştirme şartlarından hayasızca hareketlere, 15 yaşından büyük suça sürüklenmiş çocukların cezalarının artırılmasına, kadınlarla çocuklara yönelik şiddet ve cinsel suçlardan hükümlülerin infaz düzenlemeleri adı altında affına kadar sızdırılan teklif taslağında yer alan birçok düzenleme, kadın, LGBTİ+ ve çocuk hakları hareketlerinin başarılı kampanyalarıyla tekliften çıktı. Yani başarılı bir kampanya çalışması gerçekleştirdik. Sadece sosyal medya kampanyamız değil, aynı zamanda Meclis içinde vekillerle kurduğumuz ilişkilerden, gazetecilerle yürüttüğümüz bilgilendirmelere kadar çeşitlilik gösteren, birçok aracı kapsayan bir kampanya gerçekleştirdik. LGBTİ+ hakları açısından, Umudun Kadınları da dahil olmak üzere, 189 örgüt gibi büyük sayıda bir sivil toplum örgütünün kampanyaya katılması başarıldı. Bu deneyimden öğreneceklerimiz var, mutlaka var!
Yargı Paketlerini uzun zamandır izleyen kadınlar olarak gayet iyi biliyoruz ki, bir yargı paketinde savuşturduğumuz tehlike hayatımızdan çıkıp gitmiyor. Bir kıyıya konuyor ve bir sonraki yargı paketinde, ortam müsaitse, yeniden yasa teklifi taslağında yer alıyor, Ak Parti, o olmazsa Hüda Par tarafından bir şekilde gündeme getiriliyor. Yani biz kadınlar ve LGBTİ+lar, yıllardır, bitmez tükenmez, son derece tedirgin edici ve yorucu bir süreçteyiz. Uzun zamandır yasal haklarımızı savunma mücadelesi içinde yaşamaktayız.
11.Yargı Paketi’nde çocuk hakları hareketiyle olduğu gibi, zaman zaman, başka başka insan ya da hayvan hakları mücadeleleriyle yollarımız kesişiyor. Bu da bizim mücadelemizin başka hareketlerle yakınlaşmasına hatta ittifaklarla büyümesine, genişlemesine, yayılmasına olanak tanıyor.
Burada bir parantez açarak şunu kaydetmek isterim: Yargı Paketleri, Ak Parti döneminde kolay kolay kimsenin içeriğin ne olduğunu anlayamadığı bir kanun yapma tekniği haline gelmiş olan torba kanunlar şeklinde gündeme getiriliyor. Bu kanun teklif taslakları, taslak olarak hiçbir bütünlük oluşturmadıkları gibi, değiştirdikleri kanunların bütünlüklerini de dikkate almıyor. İzlenebilir olmamak da ayrıca sorun. Fakat, bir torba kanun teklifinde yer alan çeşitli düzenlemeler sonucu başka başka sosyal kesimlerin yollarını da kesiştiriyor. Örneğin 11.Yargı Paketi trafikten avukatlığa, icra iflastan infaza, ceza kanunundan ceza muhakemeleri kanununa, esnaf-sanatkârlar meslek kuruluşları kanunundan internet ortamında yapılan yayınlar ve elektronik haberleşme kanunlarına kadar 12 farklı kanunda değişiklik yapan 38 maddeden oluşuyor. Bu kesişmeler elbette her zaman birbiriyle ilişkilenme sonucu yaratmıyor. Örneğin, 11.Yargı Paketi’nde (aslında halen uygulamada olan) daire başkanlığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı gibi statülerdeki kamu görevlilerinin görevden alındıktan ya da ayrıldıktan sonra iki yıl boyunca görevdeymiş gibi maaş alması yasal hüküm haline getirilmekte. Ama kimsenin bu beleş maaş ödemesi yapılmasın diye bir mücadele yürüttüğüne tanık olmadık, olmuyoruz. Mücadelesini veren olmayınca da herhangi bir yan yana geliş de olmuyor tabii…
Kadın hareketi olarak yanlış hatırlamıyorsam iktidarın 5.Yargı Paketi’nden bu yana gündeme gelen haklarımızı geriletme içerikli denemelerine karşı ciddi bir birliktelikle mücadele ediyoruz. Söz konusu düzenlemeler Meclis’in Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun 2016’da yayınladığı Boşanma Raporu’nda yer almıştı. ‘’2025 Aile Yılı’’, hatta bir yıl yetmez diyerek yaratılan ‘’Aile On Yılı’’ vesilesiyle gündeme tekrar taşınan, aslında iktidarın hiç vazgeçmediği bu geriletilmek istenen düzenlemeler;
- Boşanmanın mali haklardan ayrılarak hızlandırılması,
- Aile hukukuna arabuluculuk getiriyorum adı altında boşanmaların mahkemelerden koparılıp arabulucu masalarında kadın aleyhine işleyen bir sürece dönüştürülmesi,
- Yoksulluk nafakasının daha mahkeme aşamasında 1926 Türk Medeni Kanunu’nda yer aldığı gibi, mesela bir yıl falan gibi belirli bir süreye bağlanması,
- Tedbir kararlarına uymama gibi hallerde uygulanan tazyik hapsinin fiilen yok edilmesi,
- Kadınların devlet hastanelerinde artık fiilen kullanılamaz hale getirilmiş kürtaj hakkının yasal olarak da adeta imkansızlaştırılması,
- İnfaz düzenlemeleri adı altında kadınlar ve çocuklara yönelik şiddet ve cinsel suçları da kapsayan kitlesel tahliyelerin gerçekleştirilmesi,
- Kadının evlendikten sonra kendi soyadını kullanabilmesi,
gibi birçok konuyu kapsıyor.
11.Yargı Paketi teklifi, elbette örgütlenme hakkını kısıtlayan, fikir ve düşünce açıklama hakkını, gösteri hakkını sınırlandıran kısıtlayan düzenlemeleriyle demokratik alanı küçültüyor, kadın hareketi açısından da tehlike oluşturuyordu. İnfaz kanunu düzenlemesi yoluyla tanımayalım diye üstüne şal örtülmüş, af dışında doğrudan kadın haklarına ilişkin bir içeriği yokmuş gibi gözükse de kadınları iki cinsiyetten oluşan biyolojik cinsiyetin dar alanına hapsetme yolunda önemli bir adım atıyordu. Çünkü bunun adımın sonrası biyolojik cinsiyete oturan fıtrat yaklaşımıyla demir kafese alınmak olacaktı.
Ayrıca, bir yandan LGBTİ+larla ilgili düzenlemeler diğer yandan 15 yaşında sokakta öldürülen Ahmet Minguzzi’nin davası üzerinden gündeme gelen, suça sürüklenen çocukların çocuk olarak yargılanma hakkını yok eden düzenlemeler bizi de çok yakından ilgilendiriyordu. Nasıl ilgilendirmesin? Mesela, balık tutarken elbisesi güneş ışığında içini gösteren kadına ‘Hayasızca hareketlerden’ mahkeme kararıyla ceza verilen bir ülkede yaşayan kadınlar olarak, hayasızca hareketlere ilişkin Ceza Kanunu’nun 225. maddesinin muğlak ifadelerle genişletilmesinden nasıl korkmayabiliriz ki? Özetlersek, teklif yasalaştığında insan haklarına aykırı şekilde cinsiyet değiştirme yaşı 18’den 25’e yükseltilmiş, geçiş döneminde hormona erişim çok güçleşmiş, cinsiyet değiştirme süreci kişinin arzusunun önemi hiçe sayılarak belirli devlet hastanelerinden alınacak uzun ve zahmetli kararlara bırakılmış, örneğin yurt dışında cinsiyet değiştirme operasyonu yaptırmak kanuna aykırı cinsiyet değiştirme diye tarif edilen bir suç sayılıp cezalandırılır kılınmış, biyolojik cinsiyet kadın ve erkek olmak üzere iki cinsiyetle sınırlandırılmış olacaktı. Yine teklif yasalaştığında devlet koruyup kollayamadığı için suça sürüklenen çocuklar 15 yaşından büyüklerse çok ağır şekilde cezalandırılacaklar, tutuklulukları gibi hükümlülükleri boyunca da yetişkinlerle aynı hapishanelerde tutularak kim bilir hangi kötü yaşantılara uğrayacaklardı.
Yürüttüğümüz mücadele kampanyası, infaz kanunu değişikliği hariç, bu saydıklarımın kanun teklifinden çıkarılmasını sağladı, İnfaz Kanunu değişikliği de kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve/veya cinsel suçlardan hüküm giymiş olanların yararlanmasına olanak vermez hale getirildi. İnfaz Kanunu ile oynayarak getirilen Kovid-19 affı 19 bin kişinin tahliye olmasına olanak yaratmıştı. Bu kez, Komisyon’dan geçen haliyle düzenleme Temmuz 2023 öncesindeki suçlara yaygınlaşıyor ve ilk bir ay içerisinde 55 bin, sonraki birkaç ay içerisinde de 60 bin olmak üzere toplam 115 bin kişinin tahliye olmasına olanak yaratıyor. Özetle, halen cezaevlerindeki hükümlülerin yaklaşık dörtte birinin salıverilmesi demek olacak bu örtülü af, her türlü suç için cezasızlığı bir kez daha akıllara kazıyacak.
Sonuç olarak, 11.Yargı Paketindeki hak budamaları kadın, LGBTİ+ ve çocuk hakları hareketlerinin ortak mücadelesiyle büyük ölçüde püskürtüldü. Darısı bundan sonraki Yargı Paketlerinin başına!
Sonucun sonucu; başarmak için asla yalnız yürümemeye devam edeceğiz!
21 Aralık 2025

11.YARGI PAKETİ ve MECLİS SÜRECİNİN ÖĞRETTİKLERİ