HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT
Merhabalar sevgili izleyicilerimiz. Geldik 2025 yılının sonuna. Sizler için birbirinden ilginç bulacağınız bilim haberlerini hazırlamaya çalıştık.
Önce Başlıklar:
• Ev temizliği sandığınız kadar masum değil: Bilim açıkladı, etkisi 1 paket sigaraya eşdeğer
• Bilime göre kaç arkadaşımız olmalı? Gerçek sandığınızdan daha farklı
• Olumsuz ebeveynlik nesiller boyunca zincirleme etki yaratıyor
• Bağırsakları anında çalıştıran en etkili 3 gıda belirlendi! Lifin pabucu dama atılacak
Ev Temizliği Sandığınız Kadar Masum Değil: Bilim Açıkladı, Etkisi 1 Paket Sigaraya Eşdeğer
Evinizi sık sık temizliyorsanız, farkında olmadan akciğerlerinizi her gün zarar veren bir kimyasal bulutla dolduruyor olabilirsiniz. Bergen Üniversitesi’nin yürüttüğü kapsamlı araştırma, temizlik ürünlerinin solunmasının uzun vadede sigara kadar etkili olabileceğini gösterdi.
Dünya çapında ses getiren çalışma, 6235 kişiyi tam 20 yıl boyunca takip etti. Sonucunda ise haftada birden fazla temizlik spreyi veya güçlü kimyasal kullanan kişilerin akciğer işlevleri, her gün sigara içenlerle aynı hızda düşüyor. Araştırmacılar en büyük tehlikenin sprey formundaki temizlik ürünlerinde olduğunu vurguladı. Bu ürünler sıkıldığında havaya yayılan mikroskobik kimyasal parçacıklar: Derin nefesle akciğerlere iniyor, zamanla kalıcı tahribata yol açıyor, solunum kapasitesini ciddi şekilde azaltıyor.
Bu etkinin görülmesi için sigara içmeye gerek yok, sadece düzenli kimyasal temizleyici kullanmak bile uzun vadede aynı etkiyi yaratabiliyor. Bilim insanları, günlük temizlikte kullanılan güçlü kimyasalların sanıldığı kadar gerekli olmadığını söylüyor.
Araştırma ekibine göre: Mikrofiber bez ve su, çoğu yüzey için fazlasıyla yeterli. Çamaşır suyu, ağır banyo/mutfak spreyleri ve kireç sökücüler yalnızca zorunlu durumlarda kullanılmalı. Ev içi temizlikte daha doğal içeriklere yönelmek, akciğer sağlığı için hayati önem taşıyor. Uzmanlar, ağır kimyasallar yerine şu seçeneklere yönelmeyi öneriyor: Sirke, karbonat, doğal yüzey temizleyicileri ve sprey yerine dökülebilir sıvılar temizlik sırasında mutlaka iyi havalandırma.
Bilime Göre Kaç Arkadaşımız Olmalı? Gerçek Sandığınızdan Daha Farklı
İngiliz antropolog Prof. Robin Dunbar tarafından ortaya konan ve daha sonra farklı disiplinlerde yapılan çalışmalarla desteklenen araştırmalara göre, bir insanın sürdürülebilir biçimde yakın ilişki kurabileceği arkadaş sayısı sanıldığından çok daha az. Bilim insanları, insan beyninin sosyal ilişkiyi yönetme kapasitesinin sınırlı olduğunu, bu sınırın da yaklaşık 150 kişi ile çerçevelendiğini belirtiyor. “Dunbar Sayısı” olarak bilinen bu sınırın içinde ise asıl duygusal yakınlığı oluşturan çekirdeğin çok daha dar olduğu ortaya koyuluyor. Araştırmalar, sosyal çevrenin bir dizi iç içe geçmiş halkadan oluştuğunu gösteriyor:
5 Kişilik Çekirdek Halka: En yakın bağların kurulduğu grup. Aile üyeleri, partner ya da en iyi arkadaşlardan oluşuyor.
15 Kişilik Yakın Arkadaş Grubu: Düzenli temas edilen, kriz anlarında aranan, duygusal yatırımın yüksek olduğu çevre.
50 Kişilik İyi Tanıdık Grubu: Sosyal bağın bulunduğu ancak yakınlık düzeyinin sınırlı olduğu kişiler.
150 Kişilik Geniş Çevre: Kişinin topluluk içinde adını, yüzünü bildiği ve bağ kurabildiği maksimum sayı.
Bu modelin, farklı kültürlerde, şirket yapılanmalarında, askerî birimlerde ve hatta sosyal medya kullanımında bile tutarlı sonuçlar verdiği belirtiliyor. Oxford Üniversitesi’nden psikologların 2023’te yayımladığı bir başka çalışma, dijital çağın bu sınırı genişletmediği sonucuna ulaştı. Araştırmacılar, sosyal medyada yüzlerce kişiyle etkileşime girilse bile “duygusal yakınlık gerektiren” halkaların değişmediğini vurguluyor. Yani Instagram’da bin takipçiniz olsa bile gerçek hayatta “ihtiyaç anında arayabileceğiniz kişi sayısı” yine 5 ile sınırlı kalıyor. Uzmanlar, “çok arkadaş = güçlü sosyal hayat” algısının yanıltıcı olabileceğini belirtiyor. Psikologlar, kişi sayısını artırmanın değil, var olan yakın halkayı güçlendirmenin ruh sağlığı üzerinde daha olumlu etkiler yarattığını vurguluyor. Nitekim aşırı geniş çevreye sahip kişilerin sosyal tükenmişlik yaşama riskinin daha yüksek olduğu ifade ediliyor.
Olumsuz Ebeveynlik Nesiller Boyunca Zincirleme Etki Yaratıyor
Uluslararası bir araştırma, çocukluk döneminde ebeveynlerinden kabul gören bireylerin yetişkinlikte daha sağlıklı bir ebeveynlik pratiği geliştirdiğini ortaya koydu. 12 binin üzerinde aileyi kapsayan 24 farklı uzunlamasına veri setinin analiz edildiği çalışma, erken çocukluk döneminin sonraki ebeveynlik davranışlarını belirlemede en güçlü dönemi oluşturduğunu gösterdi. Bilim insanları, olumsuz ebeveynlik örüntülerinin kuşaklar arası aktarılabildiğini ancak bunun kaçınılmaz bir kader olmadığını vurguluyor. Araştırmanın ortak yazarlarından Utrecht Üniversitesi’nden psikolog Sanne Geeraerts, çocukluk yıllarında kabul görmeyen bireylerin ebeveynlikte daha fazla zorlandığını ifade etti. Geeraerts, bunun bireyin büyüdüğü ortamı “kopyaladığı” anlamına gelmediğini, fakat iyi bir model eksikliğinin ebeveynlik sürecini zorlaştırabildiğini belirtti.
Oregon State Üniversitesi’nden psikolog Prof. David Kerr, farklı çalışmaların birleştirilmesiyle ortaya çıkan veri gücünün, ebeveynlik davranışlarının kuşaklar arası aktarımı konusunda net bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. Geçmiş araştırmalar çoğu zaman yalnızca yetişkinlerin kendi çocukluklarını hatırlamalarına dayanıyordu. Bu yöntem hem hafıza yanlılığı hem de ebeveynle mevcut ilişki gibi faktörlerden etkilendiği için güvenilir bulunmuyordu.
Yeni meta-analiz, bu eksikliği giderdi. Araştırma ayrıca baba davranışlarını inceleyen en kapsamlı veri tabanlarından birini içerdi; bu da çalışmanın literatürde önemli bir boşluğu doldurmasını sağladı.
Bağırsakları anında çalıştıran en etkili 3 gıda belirlendi! Lifin pabucu dama atılacak
Üç gün süren tuvalete çıkamama sorunuyla karşılaştığınızda, başvuracağınız ilk şey genellikle lifli yiyecekler olur. Ancak yeni bir araştırma, genel olarak lifli diyetlerin yeterli kanıt sunmadığını, aksine bağırsakları gerçekten çalıştıran en etkili 3 gıda ve içeceği belirledi.
Journal of Human Nutrition and Dietetics dergisinde yayımlanan bu çalışma, kabızlık için hangi spesifik gıdalara odaklanılması gerektiğini gösteriyor.
Bilimsel analiz, 75 randomize kontrollü çalışma ve 59 kabızlık diyet rehberi verilerini inceledi. Araştırmacılar, genel "yüksek lifli diyet" önerisini destekleyecek yeterli kanıt bulamasalar da gerçekten etkili olduğu görülen şu üç unsuru kesinleştirdiler: Kivi, çavdar ekmeği ve magnezyum/sülfat açısından zengin maden suyu.
Uzman diyetisyenlere göre, kivinin birden fazla faydası var:
Beslenme uzmanı Jessica Cording, kivinin sindirimi destekleyen aktinidin adlı bir enzim içerdiğini belirtiyor. Beslenme uzmanı Keri Gans ise kivinin hem çözünür hem de çözünmez lif içerdiğini ve bu iki türün bağırsakları uyarmada son derece faydalı olduğunu ekliyor.
Diyetisyen Cording de lif alımını maksimize etmek isteyenler için kiviyi kabuğuyla birlikte tüketmeyi önerse de birçok kişinin bu dokuyu nahoş bulduğunu kabul etmekten geri durmuyor.
En az kivi kadar etkili olan bir diğer besin ürünü de çavdar ekmeğidir. Gans, %100 tam çavdar ekmeğinin, tam buğday ekmeğinden daha fazla lif içerdiğini ve faydalı bağırsak bakterilerini besleyen prebiyotik lifler sağladığını açıklıyor ve ekliyor:
Çavdar ekmeği gluten içerir. Cording, kabızlığınızın gluten intoleransıyla ilişkili olması durumunda, çavdar ekmeğinin yardımcı olma olasılığı oldukça düşük.
"Maden suyu" terimi birçok varyantı kapsasa da magnezyum ve sülfat açısından zengin olanlar kabızlıkta özellikle yardımcı oluyor. Gans, bu minerallerin bağırsaklara su çekerek dışkının geçişini kolaylaştırdığını belirtiyor.
Gans, "Hassas bir rahatlama sunabilirler ve lifin işlev görmesi için hidrasyon şart olduğundan, maden suyu içmek sindirimi desteklemenin basit bir yolu olabilir" diyor. Cording ise, herhangi bir suyun kabızlığa karşı yardımcı olabileceğini ekliyor.
Araştırmacılar, genel olarak liften zengin bir diyetin olumsuz olduğu sonucuna varmadılar; sadece genel lifli diyetin kabızlık için tek ve ideal çözüm olduğuna dair yeterli kanıt olmadığını tespit ettiler. Uzman Cording, "Lif çok önemlidir, ancak hidrasyon ve hareket de önemlidir" diye belirtiyor. Yeterli su içmeden çok fazla lif tüketmenin, sorunu kötüleştirebileceği konusunda uyarıyor.
Uzman Gans, kabızlığın nedenlerinin karmaşık olabileceğini ve düzenli fiziksel aktivite, stres yönetimi, ilaçlar ve genel beslenmenin tümünün bağırsak dengesini korumada rol oynadığını hatırlatıyor. Eğer beslenme değişikliklerine rağmen kabızlık sık sık yaşanıyorsa, bir sağlık uzmanına başvurulması tavsiye ediliyor.
Gelecek sayımızda yine ilgi çekici bilim haberleri vereceğimizden hiç kuşkunuz olmasın. 2026 yılında görüşmek üzere, bilimle ve umutla kalın.
13 Aralık 2025





