Sanatın Kadın Sesleri

SANATIN KADIN SESLERİ - ARALIK 2025

Tarih
13 Aralık 2025
Okuma süresi
~5 dk

HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT

En içten merhaba sevgili Umudun Kadınları Dergisi izleyicileri. Kadınların yaşadığı sorunları ve mücadelelerini sanata taşıyan yaratıcı haberlerle sizlerle birlikteyiz.

Önce Başlıklar:

• Herkes Çıktı, O 160 Gündür Tutuklu

• Otonom Yayıncılık’tan Yeni Kitap: Filistinli Radikal Kadınlarla Söyleşiler

• Türkan Saylan Anısına 'Güneş Umuttan Şimdi Doğar' Sergisi Sanatseverlerle Buluştu

• 'Öylece Durur Zaman' Oyununun Prömiyeri Yapıldı

• “Herkes Kocama Benziyor” 200’üncü Gösterimini Gerçekleştirdi

• Emine Emel Balcı’nın Yönettiği Film, Altın Kozadan Ödülle Döndü

Herkes Çıktı, O 160 Gündür Tutuklu

Leman Dergisi’nin önünde geçen haziran ayında yapılan gösterilerde gözaltına alınıp tutuklanan Psikolog Dr. Aslı Aydemir, 160 gündür Silivri Cezaevi’nde yatıyor. Aydemir’in soruşturmasında savcı değişikliği oldu, mahkeme iki kez iddianameyi iade etti, şimdi 3. iddianame bekleniyor. Aydemir için arkadaşları bir metin yayınladı. Metinde, “Bu hukuka aykırı süreç nedeniyle Aslı’nın duruşma tarihi dahi belirlenmedi. Sürekli sil baştan başlatılması sonucunda arkadaşımız Aslı’nın dosyasında aylar geçmiş olmasına rağmen hukuki açıdan en ufak bir ilerleme dahi kaydedilmedi” denildi. 4 Temmuz’da “Şeriat isteriz” sloganları atan bir grup Leman dergisinin binasına saldırmış, arbedede bir polis yaralanmıştı. Aydemir bu gerekçeyle evine düzenlenen baskınla gözaltına alınmış, aynı gün tutuklanmıştı. Leman önündeki olaylar nedeniyle gözaltına alınan dört kişi adli kontrol talebiyle serbest bırakılmıştı.

Otonom Yayıncılık’tan yeni kitap: Filistinli Radikal Kadınlarla Söyleşiler

Otonom Yayıncılık, Shoal Kolektifi’nin hazırladığı “Filistinli Radikal Kadınlarla Söyleşiler - Ve Güzel Dediğimiz Ne Varsa” kitabını ön siparişe açtı.

Bilge Tanrısever’in Türkçeye çevirdiği kitap; işgal, abluka, mülksüzleştirme ve zorunlu yerinden edilmeyle şekillenen bir coğrafyada yaşamını sürdüren 13 Filistinli kadının anlatılarına yer veriyor.

Kitapta hikâyelerine yer verilen kadınlar hem maruz kaldıkları baskının hem de içinde bulundukları toplumsal koşulların gölgesinde, gündelik hayatta ve kamusal alanda yürüttükleri mücadeleyi aktarıyor. Söyleşiler; sağlık hizmetlerini ayakta tutma çabalarından defalarca yıkılan köylerin yeniden inşasına, tarımsal üretimi sürdürmek için ata tohumlarının korunmasından diaspora topluluklarında hafızayı canlı tutmaya kadar geniş bir alanı kapsıyor.

Kadınların deneyimleri hem bireysel hem kolektif düzeyde kurdukları dayanışma pratiklerine ışık tutuyor.

Kitapta ayrıca protestolara katılım, boykot çalışmaları, belgelemeye yönelik video aktivizmi ve medya üretimi gibi faaliyetler üzerinden Filistinli kadınların politikleşme süreçleri ele alınıyor.

Shoal Kolektifi; yazarlar ve araştırmacılardan oluşan bağımsız bir kooperatif olarak sosyal hareketlere kaynak üretmeyi amaçlıyor. Kolektif aynı zamanda İsrail’in sömürgecilik ve apartheid politikalarına destek veren şirketlerin izini süren Corporate Occupation adlı projeyi yürütüyor.

Türkan Saylan Anısına 'Güneş Umuttan Şimdi Doğar' Sergisi Sanatseverlerle Buluştu

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Merkezi ve Kadıköy Şubesi iş birliğiyle, Prof. Dr. Türkan Saylan’ın 90. doğum günü anısına “Güneş Umuttan Şimdi Doğar” isimli fotoğraf sergisi hazırlandı.

Sergi nedeniyle Caddebostan Kültür Merkezi’nde de bir tören düzenlendi. Açılış programına, ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, ÇYDD gönüllüleri ile Prof. Dr. Türkan Saylan’ın öğrencileri katıldı.

Törende, Türkan Saylan’ın eğitim alanındaki mücadelesi, toplumsal katkıları ve Çağdaş Yaşam değerlerine dair çalışmaları bir kez daha vurgulandı. Yüksel, "Bu serginin İstanbul'un 39 ilçesine de konuk olmasını hayal ettim 26 ilçe de şubemiz var önce şubelerimizin olduğu yerlerden başlayalım yakın bir zamanda bu sergiyi Pendik'e taşımak istiyorum" dedi. Sergi kapsamında, Prof. Dr. Türkan Saylan’ın yaşamını, mesleki çalışmalarını, eğitim alanındaki katkılarını ve cüzzamla mücadelesini yansıtan fotoğraflar ziyaretçilerle buluştu. Etkinlikte ayrıca, sergiye adını veren “Güneş Umuttan Şimdi Doğar” kitabının yazarı Mehmet Zaman Saçlıoğlu, kitabın yeni baskısını imzalayarak katılımcılarla bir araya geldi.

'Öylece Durur Zaman' Oyununun Prömiyeri Yapıldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatrolarının yeni oyunu "Öylece Durur Zaman"ın prömiyeri gerçekleştirildi.

Pulitzer ödüllü yazar Donald Margulies'in kaleme aldığı, Irmak Bahçeci'nin çevirdiği eser, Mehmet Ergen'in rejisiyle Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi'nde beğeniye sunuldu.

Gösterime, İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İlsever ile birçok tiyatro izleyicisi katıldı.

Savaş muhabirliği yapan çiftin, Irak'taki travmatik deneyimlerinin ardından Brooklyn'deki evlerinde hayata tutunma çabalarını ele alan oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları işleniyor.

Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat ve Sevil Akı'nın rol aldığı oyunun dekorunu Barış Dinçel, kostümlerini Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Fatih Mehmet Haroğlu, efekt tasarımını Metin Küçükyılmaz, görüntü tasarımını Emre Turgaylı yaptı.

“Herkes Kocama Benziyor” 200’üncü Gösterimini Gerçekleştirdi

Pınar Güntürkün’ün sahnelediği oyun, pavyon tuvaletçisi Ayten’in yaşamından kesitler sunarak karakterin öfke, kayıp ve geçmişle yüzleşme sürecini konu alıyor. Gösterime yoğun ilgi gösterilirken Güntürkün, zaman zaman seyirciyle doğrudan iletişim kurarak performansını interaktif bir yapıya taşıdı. Alis Çalışkan tarafından kaleme alınan oyun, kocası tarafından terk edilen Ayten’in iki çocuğuyla verdiği yaşam mücadelesini merkeze alıyor. Ayten’in yolu bir pavyonda çalışmaya uzanırken oyun, bu ortamda çalışan kadınların gündelik deneyimlerini, kırılganlıklarını ve hayatta kalma stratejilerini ele alıyor. Metin, Ayten’in hayatındaki önemli olayları karakterin kendi anlatımıyla ve zaman zaman kesintili bir dramaturjik yapı içinde aktarıyor.

“Herkes Kocama Benziyor”, 200’üncü gösterimiyle birlikte sahne yolculuğunu sürdürürken, tek kişilik oyun türünde son yıllarda izleyiciyle buluşan yapımlar arasında yer almaya devam ediyor.

Emine Emel Balcı’nın Yönettiği Film, Altın Kozadan Ödülle Döndü

İlk filmi "Nefesim Kesilene Kadar da sınıf farklılıkları ve çatışmasını odağına alan Emine Emel Balcı, bu filmiyle zoraki anneliğe itilen Filiz (Bige Önal) ve erkek arkadaşı tarafından arabası sattırılmaya çalışılan Şule (Elit İşcan) üzerinden içinde bulunduğumuz toplumda kadınlık ve kadın olma hallerine, kadınların yaşadığı zorluklara ve bir arada olabilme umuduna odaklanıyor. Bige Önal, filmdeki performansıyla 32’nci Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde “en iyi kadın oyuncu” ödülünü aldı. Yönetmen Balcı film ile ilgili Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Kendi annelik tecrübelerimden yola çıkarak anlatmaya başladığım bir hikâye Filizin hikayesi. Filiz'in benzeri bir durum yaşamadım ama yine de annelikle ilgili, anneliğe alışma süreci ile ilgili kafamda sorular vardı. Bu soruların sadece bana has olmadığını gördüm zaman içinde. Başka kadınların da bunları yaşadığını ama bunun için çok fazla konuşma alanına sahip olmadığımızı gördüm. Sinemacı olarak da hep kişisel hikâyeler anlatmaktan yanayım. Kişisel olan politiktir çünkü. Kadın hikâyelerinin zaten çok cesaretli hikâyeler olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla böyle bir senaryo yazma sürecinden geçtim. Ve ilk filmim 2015 yılıydı. O zamandan bu zamana kadar geliştirmeye çalıştığım bir şekilde filmi yapmaya çalıştığımız süreçlerden geçtik. Şimdi festivallerde izleyiciyle buluşabiliyoruz. Kendine ait bir alan yaratmak isteyen, bir nefes alacak alan yaratmak isteyen Filiz, özgürleşme sembolü olan bir araba sahibi olmakla ilgili bir dertle yola çıkıyor. Ama arabası zorla sattırılan Şule ile karşılaşıyor. Bu bir mülkiyet meselesini işaret ediyordu benim için. Dolayısıyla birbirlerine yardımcı olmaları hem kadınlık dertlerini iyileştirmeleri açısından hem de baktığım zaman bütün hikâyeleri bir araya getirerek çözebilecek bir odaktı. Aslında sadece annelikle ilgili bir hikâye demiyorum filme. Kadınlığın bütün dertleriyle ilgilenen ve bir sürü bakış açısını ortaya koymaya çalışan bir film. Ama umuda dair bir film. Evet biraz karamsar başlıyor, biraz bunaltıcı başlıyor. Biraz da gerilimli bir film. Ama en nihayetinde bunun bir öğrenme süreci olduğu, bunun bir yolu olduğu, bunun dayanışmayla, iletişimle çok kolaylıkla aşılabileceğine dair sözler söyleyen bir film.

Gelecek sayımızda yaratıcı kadınlarla ilgili sanat haberleriyle sizleri buluşturacağız. 2026 yılında görüşmek umuduyla.

13 Aralık 2025

SANATIN KADIN SESLERİ - ARALIK 2025