Kadının Güncesi

KADININ GÜNCESİ HAZİRAN 2026

Masa arkasında oturan beş kadın. Ortadaki bir kâğıt tutuyor ve okuyor, diğerleri yan yana oturmuş, önlerinde büyük bir pankart. Kadınların hepsi yetişkin, saçları omuz hizasında ya da daha uzun; soldan ilki açık tenli, siyah üst ve güneş gözlüğü takmış, saçları tepede toplanmış. Yanındaki açık tenli, dalgalı kahverengi saçlı, açık mavi bir üst giymiş. Ortadaki açık tenli, dalgalı koyu kahverengi saçlı, kolsuz gri bir üst giymiş. Dördüncü açık tenli, dalgalı koyu kahverengi saçlı, desenli kısa ko

HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT


Merhabalar değerli dostlar. Biz bu sayımızda yine bolca kadınlara yönelik hak ihlallerini içeren haberlerle sizlerleyiz ne yazık ki.

Önce Başlıklar: 

Fatoş Pınar Türker Çıplak Aramayı Anlattı.
Tacize Uğradı Sürgün Edildi
Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi: "Bu Karar Erkeği Kayıran Sistemi Pekiştirmektedir
Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı Verileri Açıklandı: Failler Yine En Yakındaki Erkekler!
Taliban, Kadınların Direnişine Silahla Yanıt Verdi

Fatoş Pınar Türker Çıplak Aramayı Anlattı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı dava 47’nci günde devam etti. Medya A.Ş. Genel Müdürü Türker savunmasında Yapı Kredi, Petrol Ofisi, GSK ve HSBC gibi kurumlarda üst düzey görevler yaptığını, öğretim görevlisi olarak da üniversitelerde ders verdiğini anlattı.

Medyascope’dan Furkan Karabay’ın haberine göre Türker, ‘rüşvet almak’ suçundan tutuklandığını ancak iddianamede tarafına böyle bir suçlama yapılmadığını söyledi. Türker, Vatan Emniyet’te çıplak aramaya maruz kaldığını ve çocuklarıyla tehdit edildiğini anlattı: “Vatan’a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağımı düşündüm. Sonra nezarete girdim. Asistanım vardı. ‘Sen niye buradasın Canan?’ dedim. Gene ağladılar. Pınar Hanım da ağladı. Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı. Fatoş geldi. Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada… (Muhtemelen hiç görmemişsinizdir, görmeyin de inşallah, nezarethaneyi). Ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz. Çünkü bodrum katta olduğu için hiç cam pencere yok. Müthiş bir ışık var her tarafta. Artık kaçıncı gün, hangi saatteyiz bilmiyorum. Bir kadın memur geldi. ‘Arama yapacağız’ dedi. Sırayla götürüyorlar bizi, sonra geri getiriyorlar. Benimle birlikte gitti. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı beni. ‘Soyun’ dedi. ‘Nasıl yani?’ dedim. Eldiven taktı eline. Arkada klasörler var. Çok küçük bir oda. O memuru da nerede görsem asla unutmam. Odayı da nerede görsem asla unutmam. ‘Üstünü çıkar’ dedi. Üstümü çıkardım. Ama üstümü çıkarmanın… Zaten çıplağım, ne kontrolü yapacaksın? Yine de kontrol yaptı. ‘Tamam, üstünü giyebilirsin’ dedi. ‘Peki, gidebilir miyim?’ dedim. ‘Hayır’ dedi. ‘Eşofmanını da indir.’ İndirdim. ‘Çamaşırını da.’ ‘Nasıl yani?’ dedim. ‘İndireceksin’ dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. ‘Şimdi yere çömel’ dedi. Ondan sonra da: ‘Burada utanan varsa çıkabilir’ dedi. Ben utanmıyorum. Ama insanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın. Ben utanmıyorum. ‘Cinsel organını aç’ dedi. ‘Bacaklarını aç, arkanı dön, eğil…’ Sonra: ‘Tamam’ dedi. Halbuki biz ne olduğunu anlamıyoruz. Bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızda farklı polis memurları vardı, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Bir de bunun ne olduğunu anlamamıştık. Eldiven taktı ya eline… Eldiveni kullanmadığı için mutlu olduk. Çünkü ben jinekolojik muayene gibi bir şey olacak zannetmiştim. Eldiven takınca sevindik hatta nezarette.”

Fatoş Pınar Türker, tutuklandıktan sonra savcının yeniden ifadesini almak için çağırdığını söyledi. Türker, İBB dosyası savcısıyla şunları konuştuğunu anlattı: “Savcı dedi ki: ‘Ya Fatoş, şimdi anlarsın.’ Böyle karşımda durdu. ‘Ben sana ne dedim?’ dedi. ‘Ben sana ne dedim?’ ‘Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamların sana kumpas kuracağını söylemedim mi? Niye konuşmadın sen?’ dedi. ‘Verecektin ifadeni, gidecektin’ dedi. Ben de dedim ki: ‘Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.’ ‘Bak şimdi’ dedi. ‘Sen git, eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan’dan araba göndereceğim. Geleceksin burada bana ifadeni vereceksin. Buradan da çocuklarına gidersin.’ Ben de dedim ki: ‘Savcım, yeniden ifade veririm. Vermemi istiyorsanız veririm. Bir avukatıma sorayım.’ Şimdi karşındaki savcı. ‘Yok efendim’ diyecek hâlim yok. Ben de bilmiyorum hakikaten. İlk kez tutuklanmışız. ‘Tamam’ dedim. ‘Ben avukatıma bir danışayım.’ Böyle yaptı. ‘Hâlâ avukat diyorsun bana’ dedi. ‘Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi. ‘Sen bekârsın değil mi?’ dedi. ‘Evet.’ ‘Velayetleri de sende?’ ‘Evet.’ ‘Senin çocukların reşit de değil mi?’ ‘Değil’ dedim. ‘E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi. Bir anneye böyle denilir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler. Sonra dedi ki: ‘Sen bakıyordun değil mi?’ ‘Evet.’ ‘Bak’ dedi, ‘mal varlığına tedbir için karar var benim elimde. Ama ben’ bekletiyorumdedi ‘Ya bana gelir konuşursun ya da…’”

Türker yaşadıklarını anlatırken gözyaşı döktü. Savunmasıyla birlikte duruşmaya ara verildi.

Tacize Uğradı Sürgün Edildi

Ağrıda öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın görevli okulda gördüğü şiddetin ardından yaşamına son vermesine yönelik tepkiler sürerken kentte başka bir öğretmenin ise okul müdürünün tacizine ve mobbingine uğradığı ortaya çıktı. Sözkonusu öğretmenin ise “soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi” adı altında iki ayrı okula sürüldüğü öğrenildi.

Olay Mart 2026’da yaşandı. Kentin Doğubeyazıt ilçesinde yer alan Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda görev yapan öğretmen R.A., okul müdürü B.A. hakkında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikâyette bulundu. Öğretmen R.A. dilekçesinde, okula atamasının ilk yapıldığı günden itibaren sistematik tacize maruz kaldığını belirtirken B.A.’nınkendisini okul kameralarından izlediğini, derslerine girdiğini ve sürekli mesaj attığını vurguladı. B.A.’nınkendisini “Daha önce burada senin gibi bir öğretmen daha vardı. O da beni dinlemiyordu. Onu buradan ben gönderdim” sözleriyle tehdit ettiğini vurgulayan R.A., izin günlerinde de çalışması için kendisine baskı kurulduğunu aktardı. R.A., dilekçesinde yaşananların münferit olmadığına, tacize maruz kalan başka öğretmenler olduğuna da dikkat çekti. Şikâyet dilekçesini İlçe Milli Eğitim Müdürü Davut Şen’e elden teslim ettiklerini vurgulayan R.A.,BirGün’e verdiği demeçte “Dilekçemizin işleme konulup konulmadığını öğrenmek için gittiğimizde dilekçe hâlâ Şen’in masasındaydı. Burada geçen konuşma sırasında ise Şen bana ‘Hocam, sen de arabasına binseydin, biraz yüz verseydin, kanıt alsaydın’ dedi” ifadelerini kullandı. R.A., B.A.’nıniktidara yakınlığıyla bilinen Eğitim Bir Sen eliyle korunduğunu ileri sürdü. R.A., “İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün Ağrı Eğitim Bir Sen Şube Başkanı SüleymanGümüşer ve Doğubeyazıt Eğitim Bir Sen İlçe Başkanı Deniz Yiğit ile şikâyetim üzerine görüştüğü ortaya çıktı” diye konuştu.

Bunun üzerine İlçe Kaymakamı ve İl Milli Eğitim Müdürü ile görüşmek istediğini ancak görüşemediğini vurgulayan R.A., “Vali Önder Bozkurt ile görüşmemiz üzerine Doğubeyazıt İlçe Milli Eğitim Müdürü bana ulaşarak soruşturma başlatılacağını söyledi. Ancak B.A. hakkında açılan taciz soruşturması henüz başlamışken İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevlendirildiğini öğrendik” dedi. 8 Nisan 2026’da İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi” adı altında iki ayrı okula sürgün edildiğini vurgulayan R.A., B.A.’nın tacizine maruz kalan başka bir kadın öğretmen hakkında da sürgün kararı verildiğini vurguladı. R.A., “Henüz mesleğe yeni başlamış bir öğretmen için bundan daha yorucu ve yıpratıcı bir süreç düşünülemez” diye konuştu. Soruşturmayı yürüten müfettişler tarafından B.A. hakkında aylıktan kesme cezası istenildiğini vurgulayan R.A., “Bu cezanın Doğubeyazıt İlçe Milli Eğitim Müdürü Davut Şen eliyle kınama cezasına çevrildiğini öğrendik” ifadelerini kullandı. R.A. özetle şöyle konuştu: “Bana yaşayacak alan bırakmayan bu güç birliği maalesef ruh halimi derinden etkiliyor. Mobbinge uğradığı iddia edilen öğretmenimiz Irmak Ayşe Koparan’ın hayatını kaybetmiş olması da yaşananların benzer olması bakımından beni kaygılandırıyor. İlçe Milli Eğitim Müdürü Şen dilekçemi işleme koymayarak bana engel olmuş, İlçe Şube Müdürü Mehmet Nuri Akkuş ise usulsüzce görev yerimin değiştirilmesini, iki okulda birden görevlendirilmemi sağlayarak beni iş yapamayacak hale getirmiştir. Eğitim Bir Sen Doğubeyazıt Temsilcisi Deniz Yiğit ise soruşturmaya doğrudan müdahale etmiştir.”

Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi: "Bu Karar Erkeği Kayıran Sistemi Pekiştirmektedir

Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) nafaka konusundaki son iptal kararına karşı tepki gösterdi.

Yapılan basın açıklamasında, kararın kadınların kazanılmış haklarına yönelik sistematik saldırıların bir parçası olduğu vurgulanırken, evlilik birliği içinde ekonomik olarak bağımlı kılınan kadınların mutlak yoksulluğa itilmek istendiğine dikkat çekildi.

Konak Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Avukat Sibel Güneş tarafından okunan açıklamada, 2015 yılından bu yana kadın hakları bütününde geriye gidişe neden olan süreçler hatırlatıldı.

Boşanma Komisyonu kurulması İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkılması ve 6284 sayılı Kanun’un etkisizleştirilmeye çalışılması gibi adımların ardından gelen bu AYM kararının, ataerkil düzeni pekiştiren bir tezahür olduğu ifade edildi.

Açıklamada, mevcut eril sistemde evlilik içi tüm sorumlulukların kadının üzerine yıkıldığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

"Siyasi iktidarca kadının sosyal hayattan izole edilmesi, çocuk veya yaşlı bakımı ile ev içi emek kıskacından çıkamamasının amaçlandığı açıkça görülmektedir. Erkek eşin baskısı nedeniyle iş hayatına devam edemeyen ve ekonomik açıdan bağımlı kılınan kadınların, boşanma sonrası maddi açıdan adeta sudan çıkmış balığa döndüğü bu sistemde, yoksulluğun süreyle sınırlandırılması hayatın olağan akışına tamamen aykırıdır."

Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi, kadını mutlak yoksulluğa sürükleyecek ve ekonomik bağımsızlığını engelleyecek her türlü gerici politikanın karşısında duracaklarını belirterek açıklamayı şu sözlerle noktaladı: "Anayasa Mahkemesi'nin mevcut iptal kararının gerekçesinin açıklanmasını takiben sürecin hukuki ve sosyal olarak takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla saygıyla paylaşıyoruz. Kadınların kazanılmış haklarından tek bir adım bile geri atmayacağız."

Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı Verileri Açıklandı: Failler Yine En Yakındaki Erkekler!

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’nın Mayıs 2026 raporu açıklandı.

Rapora göre, acil yardım hattına mayıs ayında 245 çağrı geldi. Yeni kayıt açılan 49 vakanın 40’ı ev içi şiddet olarak kayda geçerken şiddete maruz bırakılanların yüzde 97.8’ini kadınlar oluşturdu. Vakalarda en sık fail ise yüzde 51.5oranıyla eşler oldu.

Yeni kaydedilen vakaların 28’inin kadınların evli olduğu erkekler tarafından maruz bırakıldığı şiddet olayları olduğu belirtildi.

Aynı dönemde beş kişi sığınma evi talebinde bulunurken bir vaka için acil müdahale gerektiği kaydedildi.

Hatta başvuran 45 kişiye hukuki bilgilendirme yapıldı, 25 çağrı karakollara ve 18 çağrı barolara yönlendirildi.

Mayıs ayında bildirilen vakalarda şiddete maruz kalanların yaşları 17 ile 66 arasında değişti.

Şiddete maruz bırakılanların yüzde 97.8’ini kadınlar, yüzde 2.2’sini ise kız çocukları oluşturdu.

Şiddet türleri incelendiğinde fiziksel şiddet yüzde 41.43ile ilk sırada yer aldı. Fiziksel şiddeti yüzde38.57 ile psikolojik şiddet izledi.

Sosyal şiddet yüzde 10, ekonomik şiddet yüzde 7.14ve cinsel şiddet yüzde2.86 oranında kaydedildi.

Taliban, Kadınların Direnişine Silahla Yanıt Verdi

Afganistan’ın Herat kentinde Taliban’ın kadınlara yönelik baskılarına karşı sokağa çıkan halk, silahlı müdahaleyle karşılaştı. Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu’nun(UNAMA) 10 Haziran tarihli açıklamasına göre Taliban’ın ahlak polisi ve güvenlik güçleri, 6-7 Haziran tarihlerindeHerat’ta en az 30 kadını “kıyafet kurallarını ihlal ettikleri” iddiasıyla gözaltına aldı. Onlarca kadına da sözlü uyarı yapıldı.

Kadınlar 8 Haziran’da serbest bırakılırken, gözaltılara tepki olarak (9 Haziran) Herat’ın Cebrail bölgesinde protesto düzenlendi. UNAMA, Taliban güvenlik güçlerinin protestoculara karşı aşırı güç kullandığını, en az bir çocuğun ateşli silahla öldürüldüğünü, bazı kişilerin ise sopalarla dövülerek yaralandığını açıkladı. BM, ikinci bir ölüm iddiasını da araştırdığını duyurdu. UNAMA açıklamasında, kadınların serbest bırakılmış olmasının keyfi gözaltıların yarattığı zararı ortadan kaldırmadığı vurgulandı. BM Genel Sekreteri’nin Afganistan Özel Temsilci Yardımcısı ve UNAMA Başkan Vekili GeorgetteGagnon, “Afganistan’da bir kadının gözaltına alınması büyük bir damgalanma yaratır; serbest bırakıldıktan sonra dahi aile ve toplum içinde daha fazla şiddet ve izolasyon riski doğurabilir” dedi.

Gagnon, Taliban yönetiminin uluslararası hukuk uyarınca tüm Afganların ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliğini korumakla yükümlü olduğunu hatırlattı. UNAMA, Taliban’a kadınların hareket, ifade, eğitim, istihdam ve kamusal yaşama katılım haklarını kısıtlayan tüm politika ve uygulamalardan vazgeçme çağrısı yaptı. Herat kentinde yaşananlara tepki gösteren Afgan kadın hakları savunucusu WazhmaTokhi, Taliban’ın değiştiği yönündeki uluslararası söylemlere sert çıktı. Tokhi, “Bu 2001 yılı değil. Bu, 2026 Afganistan’ı. Taliban’ın değiştiğini, artık 1996-2001 dönemindeki Taliban olmadığını söyleyenleri hatırlayın” dedi.

Bugünkü Taliban yönetiminin geçmiştekinden daha sistematik bir baskı rejimi kurduğunu belirten Tokhi, “Taliban reforme olmadı. Baskıyı daha sistematik uyguluyor, zulmünde daha acımasız davranıyor ve kadınları kamusal yaşamdan silmek konusunda her zamankinden daha kararlı” ifadelerini kullandı.

Afgan kadınlarının yalnızca eğitim, çalışma, özgürlük, onur ve insan olarak var olma hakkı talep ettiğini vurgulayan Tokhi, “Verilen cevap ise kurşunlar, hapishaneler ve korku oldu” dedi. Tokhi, Herat’taki saldırının yalnızca Taliban’ın kadın düşmanı politikalarının değil, uluslararası toplumun Taliban’la kurduğu normalleşme ilişkisinin de sonucu olduğunu belirtti.

“Normalleşme, angajman ve tanınma politikaları; baskı ve kadınların kamusal yaşamdan silinmesi üzerine kurulu bir sistemi aklamaya yardımcı oldu” diyen Tokhi, Afganistan’da güvenlik ve istikrar sağlandığı yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Tokhi, “Kadınların konuştuğu için cezalandırıldığı bir yerde güvenlikten söz edilemez. Temel insan haklarının suç sayıldığı bir yerde barış olmaz” dedi.

Gelecek sayımızda kadınlara dair bütün gelişmeler ve haberlerle yeniden görüşmek üzere umutla kalın.

22.06.2026

KADININ GÜNCESİ HAZİRAN 2026