Sanatın Kadın Sesleri

SANATIN KADIN SESLERİ HAZİRAN 2026

İç mekânda oturan Ece İrtem, açık tenli, kahverengi uzun saçları tepeden yarı toplanmış, uçları omuzlarına dökülüyor. Yüzünde hafif makyaj; kaşları belirgin, göz kapaklarında ince bir eyeliner, dudaklarında doğal tonlarda ruj. Kulağında yaprak formunda, altın renginde büyük küpeler takılı. Koyu mavi bir ceket veya takım üstü giymiş. Başını hafifçe sağa çevirmiş, ağzı az açık, sanki konuşuyormuş ya da bir şeye tepki veriyormuş ifadesi. Arka plan flu; raflar ve bazı dekoratif eşyalar ile sıcak ton

Hazırlayan: Selvet BAYRAKTAR TOKAT

Merhabalar kıymetli takipçilerimiz. Yazın sıcaklığını iyiden iyiye hissetmeye başladığımız bu günlerde yine kadınların üretimlerinden sanat dünyasına yansıyanlara yer veriyoruz köşemizde.

Önce Başlıklar:

Yaşam Hakkı Savunucusu Ve Aktivist Emel Yıldız Yaşamını Yitirdi
Fatmagül Berktay'a Kadın Hakları Ödülü
Yarının Kadın Yıldızları Sahnedeydi
'Kadın Aklı Erkek Aklı' Prömiyer Yapıyor
29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Sona Erdi: Fipresci Ödülü’nü Yo, Aşk Asi Bir Kuştur Kazandı
Psikeart100. Sayısını “Kadına Psikolojik BakışVeSinema” Sempozyumuyla Kutluyor
Kızılcık Şerbeti Dizisinin Oyuncusu Ece İrtem Hayatını Kaybetti

Yaşam Hakkı Savunucusu Ve Aktivist Emel Yıldız Yaşamını Yitirdi

Oyuncu, köşe yazarı ve hayvan hakları savunucusu 'Panter Emel' lakabıyla bilinen Emel Yıldız yaşamını yitirdi. 

85 yaşındaki Emel Yıldız'ın acı haberini oyuncu Tuna Arman, sosyal medya hesabından duyurdu. Bir dönem Yeşilçam'da sinema oyunculuğu da yapan Yıldız'ın 40 gün önce de kızı Elif Sofya’yı kaybettiği öğrenildi. Emel Yıldız, 18 Mayıs 1941 tarihinde Bulgaristan’ın Rusçuk kentinde dünyaya geldi. Genç yaşta adım attığı sanat dünyasında sergilediği yetenekle dikkat çeken Yıldız, sinema kariyerine 1959 yılında "Feryat" filmiyle başladı. Yeşilçam'da oyunculuk ve köşe yazarlığı yapan ünlü isim, asıl büyük mücadelesini sokak hayvanları için başlattı. Türkiye’de henüz hayvan hakları yasası, dernekleri veya toplumsal bir kamuoyu bilinci oluşmamışken Emel Yıldız tek başına mücadele etti. Televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde ve sokak eylemlerinde sert tutumu nedeniyle halk arasında ve medyada kendisine "Panter Emel" lakabı takıldı.

Fatmagül Berktay'a Kadın Hakları Ödülü

Siyaset bilimci ve yazar Fatmagül Berktay,PrestigeUluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu tarafından verilen 2026 Yaşama Değer Katanlar Ödülleri kapsamında Kadın Hakları Ödülü'ne layık görüldü. Ödül töreninde konuşan Berktay, kadın hakları mücadelesinin sürekliliğine dikkat çekerek, "Kadın hakları mücadelesi hiç bitmeyen bir süreçtir. Çünkü en kolay geri alınabilen, en kırılgan haklar her zaman kadın haklarıdır. Bugün bunu Türkiye'de somut olarak yaşıyoruz" dedi.

Kadınların hakları için mücadeleyi sürdürdüğünü vurgulayan Berktay, "Bu mücadele sadece kadınların meselesi değildir. Kadın haklarını korumak ve geliştirmek; eşitlik ve özgürlük mücadelesinin, yani demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ne yazık ki toplumun önemli bir kesimi, özellikle erkekler bunun yeterince bilincinde değil" ifadelerini kullandı.

Yarının Kadın Yıldızları Sahnedeydi

İstanbul Müzik Festivali’nin Türkiye Sınayi Kalkınma Bankası (TSKB) desteğiyle dokuz yıldır hayata geçirdiği, “Yarının Kadın Yıldızları: Genç Kadın Müzisyenler Destek Fonu” bağlamında düzenlenen Yarının Kadın Yıldızları konseri festival kapsamında 17 Haziran akşamı Süreyya Operası’nda gerçekleşti.

Bu yıl destek alan, çoğu eğitimlerini yurtdışında sürdüren, ödüller kazanan 18 kadın yıldızdan 12’si konserde yeteneklerini sergilediler.

Onlara bu yıl mentorluk eden flüt sanatçısı, MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Aslıhan AndSay da genç yıldızlar Ece Canay (keman), Berin Gökçe İlhan (çello), Elif Spor (piyano) ile birlikte C. P. Emanuel Bach’ın Flüt, Keman ve Sürekli Bas için Üçlü Sonat” eserini seslendirdi. Destek alan tek kompozisyon öğrencisi Nisan Dikeçligil’in “Obua, korno ve piyano için yeni eser, Asteria” eserinin ilk seslendirilişini İlayda Afşar (obua), Defne Erkan (korno), Elif Spor (piyano) üçlüsü yaptı.

Müzik eğitimine korno ile başlayan Dikeçligil, bestecilik eğitimini Prof. Hasan Uçarsu, müzik teorisi eğitimini Doç. Dr. Ali Yunus Gencer ile MSGSÜ Devlet Konservatuvarı’ndasürdürüyor.

Konseri gururla izleyen TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, "Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasında kadınların hayatın her alanında eşit fırsatlara sahip olmasını desteklemeyi öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz” diyerek konseri heyecanla izleyen küçük piyanist Asel Duru ile birlikte yıldızlara plaketlerini sundu.

'Kadın Aklı Erkek Aklı' Prömiyer Yapıyor

Kadınlar ne düşünüyor, erkekler ne anlıyor? Tiyatro Ak’laKara’nın yeni oyunu “Kadın Aklı Erkek Aklı”, kadın-erkek ilişkilerini mizahi bir bakış açısıyla sahneye taşıyor.

Uyarlama ve yönetmenliğini Savaş Özdural’ınüstlendiği yapım, ilişkilerin en tanıdık anlarını skeçler,stand-upperformansları ve müziklerle harmanlayarak seyirciyle buluşturuyor.  29 Haziran Pazartesi günü Trump Sahne'de prömiyeri gerçekleşecek oyunun kadrosunda televizyon ve tiyatro dünyasının sevilen isimleri Elçin Afacan, Yağmur Ün, Fatma Tezcan, Özgün Karaman, Sertan Erkaçan ve Kerem Poyraz Kayaalp yer alıyor. Kadın ve erkek ilişkilerinin gündelik hayatta karşılaşılan yönlerini sahneye taşıyan “Kadın Aklı Erkek Aklı”, izleyicilere hem eğlenceli hem de düşündürücü bir seyir deneyimi sunuyor. Farklı karakterler ve olay örgüleri üzerinden ilerleyen oyun, kadın ve erkeklerin birbirlerine dair beklentilerini, önyargılarını ve iletişim biçimlerini mizahın diliyle ele alıyor.

Yaklaşık iki saat süren yapım, seyirciyi yalnızca izleyen değil, anlatılan hikâyelerin içinde kendinden parçalar bulabilen bir konuma taşıyor. Günlük yaşamdan beslenen anlatımıyla dikkat çeken oyun, ilişkilerin evrensel dinamiklerini sahneye taşıyarak her yaştan izleyiciye hitap ediyor.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Sona Erdi: Fipresci Ödülü’nü Yo, Aşk Asi Bir Kuştur Kazandı

Uçan Süpürge Vakfı'nın düzenlediği 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Kült Kavaklıdere Sineması'nda gerçekleşen törenle sona erdi. Festivalin Her Biri Ayrı Renk başlıklı yarışmalı bölümünün Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü'nü Anna Fitch andBanker White'ın yönettiği Yo, Aşk Asi Bir Kuştur kazanırken,Enki'nin izleyici oylamalarına göre belirlediği film ise Lucia Murat'ın Yaşadığını Görmek Ne Güzel filmi oldu. 2-7 Haziran tarihleri arasında "Çiçek mi dediniz?" temasıyla düzenlenen festival, Kült Kavaklıdere Sineması, Etimesgut Belediyesi 100. Yıl Cumhuriyet Kültür Merkezi ve Mamak Belediyesi Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde gösterimlerini gerçekleştirdi. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Çankaya Belediyesi, Etimesgut ve Mamak Belediyeleri ile TBWA festivalin destekçileri arasında yer aldı. Programda ülkelerinden filmler gösterilen InstitutFrançaisdeTurquie, Kanada ve Brezilya Büyükelçiliği de festivale destek veren kurumlar arasında yer buldu. Festivalin kapanış töreni Kült Kavaklıdere Sineması'nda yapıldı. Kapanış gecesi yoğun ilgiyle karşılandı. Kadın emeğini ve dayanışmasını görünür kılan yapısıyla hem kültürel hem de toplumsal hafızada yer edinecek güçlü bir başlangıca sahne olan gece, festival tanıtım filmi kadın hareketinden Avukat Hülya Gülbahar'ın yazdığı festival metninin ünlü oyuncu Tilbe Saran tarafından seslendirildiği klibin gösterimiyle başladı. Festival, film gösterimleri ile birlikte birçok panel, söyleşi ve ustalık sınıfına da ev sahipliği yaptı. Uçan Süpürge Vakfı Başkanı Ayşe Ürün Güner'in konuşmasının ardından, festival süresince desteklerini esirgemeyen basın ve hizmet sponsorlarına teşekkür plaketleri verildi. Festival süresince etkinliklerin görünürlüğünü artıran, kadın odaklı haberciliğe alan açan ve kamuoyunun festivale olan ilgisini büyüten sponsorlar gecede alkışlarla sahneye davet edildi. Uçan Süpürge Vakfı, bu işbirliklerinin yalnızca bir sponsorluk değil, aynı zamanda kadınların hikâyelerini görünür kılma mücadelesine ortaklık anlamı taşıdığını vurguladı. Kapanış töreninde, yaşamını yitiren MarjaneSatrapianısına bir video gösterimi de gerçekleştirildi. Ardından konuşan FIPRESCI jürisi üyelerinden EceVitrinel, Satrapiiçin "Herkesin kafasına kazınan imgeler yarattı. Bu az sayıda sanatçının erişebildiği bir seviye. Bu nedenle hiçbir zaman unutulmayacak." ifadelerini kullandı. Gecenin devamında takdim edilen büyük ödül olan FIPRESCI Ödülü, "Yo, Aşk Asi Bir Kuştur" filmine verilirken, ödülün daha sonra filmin yönetmenlerine gönderileceği belirtildi. Mısır'danOmniaAdel, Fransa'dan NadiaMeflahve Türkiye'den EceVitrinel'den oluşan FIPRESCI Jürisi, Yo (Loveis aRebelliousBird) filmine verdikleri ödülün gerekçesini şu sözlerle açıkladı: "FIPRESCI Jürisi, sinemaya bir hatırlama/anma biçimi olarak saygı duruşunda bulunma yeteneğini takdir ederek ve anıların kendilerine ait bir yaşamı olduğunu kanıtlaması sebebiyle Yo (Aşk Asi Bir Kuştur) filmini ödüle layık görmüştür. Samimi bir belgesel ile sinematik bir düşsel anlatı arasında gidip gelen film, Yo'nun son anlarını Anna'nın kendi anılarından yaratarak kurduğu dünyalarla iç içe geçiriyor. Çağları ve kıtaları aşan hikayeler aracılığıyla, kendi özgürlüğünün rehberliğinde ehlileştirilemez/boyun eğmez bir kadının sesi yükseliyor. Geçmiş ve bugün birleştikçe, yaratım süreci yasın dönüştüğü ve aşkın akmaya devam ettiği bir buluşma yerine dönüşüyor." Dinletilerin ve sunumların ardından, festival süresince özveriyle çalışan gönüllü ekip sahneye davet edilerek kendilerine katkılarından dolayı teşekkür edildi.

Psikeart100. Sayısını “Kadına BakışVe Sinema” Sempozyumuyla Kutluyor

Psikeart dergisi, 100. sayısı kapsamında düzenleyeceği sempozyumda psikoloji, psikiyatri, sinema, edebiyat ve felsefe alanlarından isimleri bir araya getiriyor.

İki gün sürecek etkinlikte kadın temsilleri, toplumsal cinsiyet, şiddet, travma ve sinemadaki kadın karakterler farklı disiplinlerin katkısıyla ele alınacak.

27-28 Haziran tarihlerinde Beyoğlu Belediyesi Bilim Beyoğlu toplantı salonunda gerçekleştirilecek olan Psikeart100. Sayı Sempozyumu’nun teması “Kadına Psikolojik Bakış ve Sinema” olarak belirlendi.

Etkinlik, psikoloji ve psikiyatri ile sinema arasındaki ilişkiyi kadın temsilleri üzerinden tartışmaya açacak. Psikesinema Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. M. Emin Önder, sempozyumun amacının sinemanın anlatma, psikolojinin ise anlama çabasını ortak bir düşünsel zeminde buluşturmak olduğunu belirtiyor.

Önder, sinema ile psikoloji arasındaki etkileşimin insanı ve insan ruhunu anlamada önemli bir alan açtığını vurguluyor.

İki gün boyunca sürecek programda psikiyatri, psikoloji, sinema, edebiyat ve felsefe alanlarından çok sayıda akademisyen, araştırmacı, yazar ve sanatçı yer alacak.

Sempozyumun ilk gününde “Kadın ve Şiddet”, “Kadına Ayna Tutmak” ve “Edebiyattan Perdeye Kadınlık Halleri” başlıklı paneller düzenlenecek. Kadın cinayetleri, mobbing, gaslighting, Stockholm Sendromu, kadın kimliğinin gelişimi, Jung ve Freud’un kadınlık üzerine yaklaşımları ile kadınların toplumsal ve kültürel temsilleri tartışılacak.

İlk günün konferans bölümünde yazar Mine Söğüt, “Türkiye’de Kadın İmgesi” başlıklı konuşmasıyla katılımcılarla buluşacak.

Program kapsamında ayrıca 1944 yapımı Gaslightgösterilecek ve filmin ardından değerlendirme oturumu gerçekleştirilecek.

Sempozyumun ikinci günü ise sinema tarihinin önemli kadın yönetmenleri ve kadın karakterleri odağına alıyor.

Gazeteci Tuğçe Çelik’in Yeşim Ustaoğlu sinemasındaki kadın temsillerini ele alacağı panelde, ayrıca Luis Buñuel, Federico Fellini ve Agnès Varda sinemasındaki kadın karakterler farklı konuşmacılar tarafından değerlendirilecek. Belgesel sinemada kadın temsilleri de yönetmen Bingöl Elmas tarafından ele alınacak.

İkinci günün öne çıkan bölümlerinden biri de “AgnèsVarda Sinemasına Psikolojik Bir Bakış” paneli olacak.

Kaygı, ölüm korkusu, yalnızlık, sosyal izolasyon, travma, baş etme mekanizmaları ve toplumsal bellek gibi temalar Varda’nın sineması üzerinden tartışılacak. Program kapsamında Varda’nın başyapıtları arasında gösterilen Cléofrom5to 7 filminin gösterimi de gerçekleştirilecek.

Etkinlikte ayrıca “Kadın yok!!!” başlıklı konferans, müzik dinletisi ve film değerlendirme oturumları da yer alacak. Psikeart, sinema ve psikoloji üzerine düşünen, yazan ve tartışmak isteyen herkesi ücretsiz olarak düzenlenen sempozyuma davet ediyor.

Kızılcık Şerbeti Dizisinin Oyuncusu Ece İrtemHayatını Kaybetti

Kızılcık Şerbeti dizisinde hayat verdiği Işıl rolüyle akıllarda yer eden Ece İrtem hayatını kaybetti. 35 yaşındaki oyuncunun evinde sabah saatlerinde kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği öne sürüldü. İrtem'inavukatı UğurGökkoyunsosyal medyadan bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Müvekkilim Eceİrtem bugün saat 12.00 sıralarında vefat etmiştir. Olay kendi evinde annesi ile birlikte olduğu sırada gerçekleşmiştir. İlk belirlemelere göre kalp krizinden dolayı vefat ettiğini düşünmekteyiz. Soruşturma devam etmektedir. Kesin sonuç otopsi raporu ile açıklığa kavuşacaktır. Otopsi raporu açıklandığında kamuoyuna ayrıca bilgi verilecektir. Ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı dileklerimi sunuyorum" ifadeleri kullanıldı.

ECE İRTEM KİMDİR?

Ece İrtem 1991'de Sivas'ta dünyaya geldi.

Çocukluk dönemini Sivas'ta geçiren Ece İrtem ilk, orta ve lise öğreniminin ardından Yaşar Üniversitesi Opera / Şan Anasanat Dalı Bölümünden mezun oldu. İlköğretim döneminde ise lisanslı koşuculukyaptı. EceİrtemOyunculuk kariyerine ilk adımını 2014'te Kaçak Gelinler dizisi ile attı. Ardından çok sayıda dizide rol aldı. En son Kızılcık Şerbetinde oynadı. Eceİltemin cenazesi Kuşadası’nda toprağa verildi.

Gelecek sayımızda sanata ve kadına dair ne varsa yeniden sizlerle paylaşmak üzere umutla kalın.

22.06.2026

SANATIN KADIN SESLERİ HAZİRAN 2026