YAZAN: Fatma Berin KÜÇÜKKAYA
Bir gece Fatma, her zamanki gibi uyumadan önce pencerenin önüne gitti. Başını cama yaslayıp yıldızlara bakmak istedi. Her gece orada olan o küçük ışıkları aradı ama bulamadı. Gökyüzü karanlıktı; yine de sanki bir şeyler eksikti. Fatma önce gözlerini ovuşturdu, sonra bir daha baktı. Yıldızlar hala yoktu.
“Belki bulutların arkasındadır,” diye düşündü. Ama içindeki o hafif huzursuzluk geçmedi. Yatağına girdi ve düşüncelerle uykuya daldı.
Sabah uyandığında gökyüzü aydınlıktı ama Fatma’nın aklı gecede kalmıştı. Yıldızlar neden yoktu? Her gece gördüğü şey, bir gecede nasıl kaybolabilirdi? Bu düşünce onu rahatsız etti. Fatma, bunun sıradan bir gece olmadığını o an hissetti. İçindeki sıkıntı azalmamıştı, biraz daha büyümüştü.
Dayanamadı, hemen Filiz’i, Baha’yı ve Merve’yi çağırdı. Birlikte dışarı çıkıp gökyüzüne baktılar. Kimse hemen konuşmadı. Çünkü bazen insan ne hissettiğini anlatamaz, sadece hisseder.
Bir süre sonra Baha sessizliği bozdu.
“Bu sadece yıldızların kaybolması gibi gelmiyor bana,” dedi. “Sanki içimizde bir şey eksilmiş gibi. Yıldızlar hep yolumuzu bulmamıza yardım ederdi. Belki de bizim içimizdeki ışığı gösteriyorlardı.”
Bu sözler Fatma’nın içine dokundu. Kalbinde ağır ama tanıdık bir his oluştu. Eğer yıldızlar yoksa, gerçekten bir şeyler eksilmiş olmalıydı. Ve bunu bulmaları gerekiyordu.
Böylece kaybolan yıldızları bulmak için araştırma yapmaya karar verdiler.
Ama bu, bildikleri yollardan biri değildi. Bir yere gitmiyor gibiydiler; daha çok kendilerine yaklaşıyorlardı. Öğrendiklerine göre, her yıldızın kendine ait bir sesi vardı. O sesi duymadan, yıldızlar geri gelemezdi.
Günler ve geceler geçtikçe garip şeyler yaşadılar. Bazen çok sessiz oldu, bazen de korkular ortaya çıktı. Tam vazgeçmek üzereyken, karanlığın içinden bir ses yükseldi; benim adım Yıldız Tutucu. Sesi sakin ve yumuşaktı.
“Yıldızlar aslında kaybolmaz,” dedi.
“İnsan üzgün olduğunda, korktuğunda ya da içine kapandığında görünmez olurlar. İçinizde birikenleri temizlemeden gökyüzü yeniden aydınlanmaz.”
O gece herkes sessizce düşündü.
Fatma, korkularını ilk kez kaçmadan düşündü.
Baha, her zaman güçlü görünmek zorunda olmadığını fark etti.
Merve, içinde biriktirdiği kırgınlıkları bırakmanın iyi geleceğini anladı.
Filiz ise bazen konuşmanın susmaktan daha doğru olduğunu öğrendi.
Bir şeyler değişmişti.
Ama bu değişiklik dışarıdan görünmüyordu.
Akşama doğru gökyüzü yavaş yavaş karardı. Yıldızlar tek tek geri döndü. Eskisinden daha parlak görünüyorlardı. Sanki sadece ışık saçmıyor, bir şey anlatıyorlardı.
Fatma gökyüzüne baktı ve gülümsedi.
Artık biliyordu…
Yıldızlar sadece gökyüzünde değildi.
İnsan isterse, en karanlık anda bile içindeki ışığı bulabilirdi.


