
ÇEVİREN: Nihal İŞCEL
O, Avustralya’daki bir üniversitede bahçıvandı. 1974 yılında bir gün öğle yemeğinde, iki tarihçi ona ailesinin altı bin yıldır sahip olduğu adanın hukuken kendilerine ait olmadığını söyledi. O da şöyle dedi: “Olmaz öyle şey. O onların değil, bizim.” On yıl sonra bu cümleyi ülkenin en yüksek mahkemesine taşıdı ve öldükten beş ay sonra davayı kazandı.
Onun adı Eddie Koiki Mabo’ydu ve Avustralya’nın en eski yalanını sonunda parçalayan adam oydu.
Asıl adı Edward Koiki Sambo idi. 29 Haziran 1936’da Mer Adası’ndaki küçük Las köyünde doğdu. İngilizcede Murray Adası olarak bilinen bu ada, Avustralya ana karasının kuzey ucu ile Papua Yeni Gine arasındaki turkuaz denizde, volkanik kaya ve mercan resiflerinden oluşan Torres Boğazı’nın en doğudaki adalarından biridir. Halkı Meriam halkıdır. En az altı bin yıldır, belki çok daha uzun süredir Mer’de yaşamaktadırlar. Eddie’nin annesi doğumundan kısa süre sonra öldü. Meriam geleneğine göre dayısı Benny Mabo ve teyzesi Maiga tarafından evlat edinildi. Onların soyadını aldı. Halkının dili olan Meriam Mir dilini konuşarak büyüdü ve adadaki küçük misyoner okulunda İngilizce öğrendi.
Yürümeye başladığı andan itibaren adanın ailesine ait olduğunu biliyordu. Meriam geleneklerinde Mer’deki her toprak parçası haritalanmıştı her bahçe alanı, her mercan resifi, her balıkçılık bölgesi belirli bir klana aitti ve Avrupa’daki herhangi bir mahkemeden daha eski bir miras sistemiyle ebeveynden çocuğa aktarılırdı. Babası öldüğünde Eddie’nin toprağı Eddie’ye geçecekti. Bu bir teori değildi. Onun için yıldızlar kadar açıktı.
On altı yaşındayken Queensland hükümeti onu sömürge misyon yasasının küçük bir ihlali nedeniyle Mer’den sürgün etti. Evine dönmesine izin verilmedi. Hayatının geri kalanını kendi ülkesinden sürgün edilmiş biri olarak geçirdi, inci teknelerinde çalıştı, şeker kamışı kesti, demiryolu döşedi, kuzey Queensland boyunca kasabadan kasabaya dolaştı. 1959’da ana karadaki Townsville kasabasında, Bonita Neehow adında Avustralya Güney Deniz Adalı bir kadınla evlendi. Birlikte yedi çocukları oldu ve üç çocuk daha evlat edindiler.
Otuzlu yaşlarının başında Townsville’deki James Cook Üniversitesi’nde bahçıvan olarak işe başladı. Çimleri biçti. Çitleri budadı. Kampüsteki gülleri kesti. Ve boş bulduğu her dakikada üniversite kütüphanesine gidip kendi halkı hakkında bulabildiği her kitabı alıp okudu.
Eddie Mabo’nun üniversite diploması yoktu. Sadece ilkokul eğitimi vardı. Ama 1970’lerin ortasına gelindiğinde James Cook Üniversitesi’ndeki profesörler ve lisansüstü öğrenciler bahçıvanı derslerine konuk konuşmacı olarak davet ediyorlardı, çünkü binadaki hiç kimse Torres Boğazı Adaları hakkında ondan daha fazla şey bilmiyordu. İki genç tarihçi Noel Loos ve Henry Reynolds ile arkadaş oldu. Kampüs banklarında birlikte öğle yemeği yediler. Tarih, toprak ve Avustralya’nın ilk halklarına yapılanlar hakkında konuştular.
Ve 1974 yılında bir gün, Noel Loos’un hayatı boyunca unutamayacağı bir şey oldu.
“Öğle yemeği yiyorduk,” diye hatırladı Loos sonradan, “Koiki Mer’deki toprağından söz ediyordu. Henry ile ben onun gerçekten o toprağın sahibi olduğunu düşündüğünü fark ettik. Birbirimize baktık ve ona bunun kendisine ait olmadığını, Kraliyet toprağı olduğunu söyleme gibi zor bir sorumluluğumuz vardı.”
Eddie yemek yemeyi bıraktı.
“Olmaz öyle şey,” dedi. “O onların değil. Bizim.”
İki tarihçi ona 186 yıldır Avustralya’yı yöneten hukuk doktrinini açıklamıştı: Terra Nullius kimseye ait olmayan toprak. 1770’te Teğmen James Cook Avustralya’nın doğu kıyısını Britanya adına ilan ettiğinde, Britanya hukuku kıtanın hukuken boş olduğunu savunmuştu yani altmış bin yıldır orada yaşayan Aborjin ve Torres Boğazı Adalı halkların Avrupa mahkemelerince tanınan hiçbir toprak sahipliği yoktu. O günden itibaren Avustralya’daki her karış toprak Britanya Tacı’na, sonra da Avustralya devletine ait sayılmıştı. Buna Mer de dahildi. Eddie’nin bahçesi de. Atalarının mezarları da.
Eddie Mabo o bankta oturdu ve ilk kez Avustralya hukukunun ailesini kendi adalarında işgalci saydığını anladı.
Ve orada otururken buna karşı savaşmaya karar verdi.
Bir yol bulması yedi yıl sürdü. Eylül 1981’de James Cook Üniversitesi’nde bir toprak hakları konferansı düzenlendi. Eddie, Meriam halkının toprak miras sistemi hakkında bir konuşma yaptı. Mer’de kimin neye sahip olduğu, bunun nasıl kuşaktan kuşağa geçtiği ve sayısız nesildir nasıl sürdüğü hakkında. Dinleyiciler arasında Perth’li Avukat Greg McIntyre vardı. Konuşmadan sonra Eddie’nin yanına geldi ve bir öneride bulundu: Bunu Yüksek Mahkeme’ye taşısalar nasıl olurdu? Hakimlerden, Avustralya hukuk tarihinde ilk kez, terra nullius doktrininin gerçekten doğru olup olmadığını incelemelerini isteselerdi?
20 Mayıs 1982’de Avustralya Yüksek Mahkemesi’nde dava açıldı. Davacılar beş Meriam kişiydi: Eddie Koiki Mabo, Rahip David Passi, Sam Passi, James Rice ve Meriam kadını Celuia Mapo Salee. Mahkemeden, Murray Adaları’nın kendi hukuklarına göre kendilerine ve halklarına ait olduğunun ve bu mülkiyetin hiçbir zaman ortadan kaldırılmadığının tanınmasını istediler.
Dava on yıl sürdü.
Queensland hükümeti her adımda onlara karşı çıktı. Dava ilk kez 1986’da görülürken Queensland geriye dönük etkili acil bir yasa çıkardı: 1985 Queensland Coast Islands Declaratory Act. Bu yasa Torres Boğazı adalarının 1879’dan beri başka tüm hak, çıkar ve taleplerden arındırılmış şekilde Kraliyet’e ait olduğunu ilan ediyordu. Eddie ve avukatları bu yasaya itiraz etti. Aralık 1988’de Yüksek Mahkeme yasayı geçersiz saydı. Bu dava bugün Mabo No.1 olarak bilinir.
Geriye Mabo No.2 kaldı yani Avustralya’da yerli mülkiyet hakkı (native title) diye bir şeyin var olup olmadığı sorusu.
On yıl boyunca otuz üç Meriam insanı ifade verdi. Dört bin sayfa tutanak oluşturuldu. Eddie Mabo günlerce tanık kürsüsünde durup atalarının topraklarını, her mercan resifini, her bahçe alanını, her klan sınırını hafızasından hem Meriam dilinde hem İngilizce anlattı.
Beş davacıdan ikisi dava sürerken öldü. Sam Passi öldü. Celuia Mapo Salee öldü.
1991’e gelindiğinde davanın yükü Eddie’nin sağlığını açıkça bozuyordu. Bitkin düşmüştü. Yetişkin hayatının çoğunu Mer’e dönemeden geçirmişti. Dava arkadaşlarının öldüğünü görmüştü. Townsville’de Aborjin Hukuk Servisi’nde saha görevlisi olarak çalışıyor, boş zamanlarında adasının suluboya resimlerini yapıyordu.
1991 sonlarında kendisine kanser teşhisi kondu.
21 Ocak 1992’de Eddie Koiki Mabo, Brisbane’de 55 yaşında öldü. Yüksek Mahkeme Mabo No.2’de son sözlü savunmaları sekiz ay önce dinlemişti. Hakimler henüz karar vermemişti. Eddie Townsville’deki Belgian Gardens Mezarlığı’na gömüldü. Ailesi on yıllık mücadelenin kazanılıp kazanılmadığını bilmiyordu.
Beş ay sonra, 3 Haziran 1992’de Avustralya Yüksek Mahkemesi kararını açıkladı.
Yedi yargıçtan altısı Meriam halkı lehine karar verdi. Mahkeme şöyle dedi: “Meriam halkı, Murray Adaları topraklarının mülkiyetine, kullanımına ve yararlanmasına karşı tüm dünyaya karşı hak sahibidir.”
Karar daha da ileri gitti. Terra nullius doktrininin mahkemenin kendi sözleriyle hukuki bir kurgu olduğu ilan edildi. Yerli Avustralyalılar hiçbir zaman topraklarında yok olmamıştı. Britanya Tacı egemenliği almıştı, ama mülkiyeti değil. Yerli mülkiyet hakkının hukuken ortadan kaldırılmadığı her yerde hâlâ var olduğu kabul edildi. Kıtanın her yanında.
Avustralya hukukunun iki yüz dört yıllık doktrini tek bir öğleden sonra yıkılmış oldu.
On iki ay sonra federal hükümet 1993 Native Title Act yasasını çıkardı. Bu yasa Avustralya’daki tüm Aborjin ve Torres Boğazı Adalı topluluklara atalarının on binlerce yıldır sahip olduğu toprakları geri talep etmek için hukuki yol açtı. Sonraki yıllarda milyonlarca kilometrekarelik alanda yerli mülkiyet hakkı tanındı.
Bunların hiçbiri bir üniversite bahçıvanı, bir sandviç ve bir cümle olmadan gerçekleşmezdi: “Olmaz öyle şey. O onların değil. Bizim.”
Ama hikâye kararla bitmez.
3 Haziran 1995’te kararın üçüncü yıldönümünde Eddie’nin ailesi Townsville’deki mezarında siyah granit mezar taşının açılışı için anma töreni düzenledi. Yüzlerce kişi geldi. Başbakan Paul Keating saygı mesajı gönderdi. Tören güzeldi ve ağırbaşlıydı. Mabo ailesi yıllar sonra ilk kez babalarının hak ettiği şekilde onurlandırıldığına inanarak eve gitti.
Gece biri mezara geldi. Mezar taşına gamalı haçlar sprey boya ile çizdi. Eddie’nin adının üzerine kırmızı boyayla ırkçı hakaretler yazdı. Yüzünün bronz portresini söküp çaldı.
Bonita Mabo ertesi sabah mezarlıkta durup ağladı.
Aile karar verdi. Eddie böyle bir yerde yatmayacaktı. Onu eve götüreceklerdi.
18 Eylül 1995’te Eddie Koiki Mabo yeniden Mer Adası’nda, Las köyü mezarlığında, atalarının mezarlarının birkaç metre yanında, hayatı boyunca kendisine ait olduğunu kanıtlamaya çalıştığı toprağa gömüldü.
O gece Torres Boğazı’nın yıldızları altında Meriam halkı onun için seksen yıldır Mer’de yapılmamış bir tören gerçekleştirdi, yalnızca Meriam krallarına ayrılmış geleneksel defin töreni.
Kızı Gail Mabo, Avustralya’nın en saygın görsel sanatçılarından biridir. Eşi Bonita, 2018’de ölümünden sadece günler önce James Cook Üniversitesi’nden fahri doktora aldı. Büyük yeğeni Patty Mills, Avustralya’nın gelmiş geçmiş en büyük basketbolcularından biridir. Üç kez Olimpiyat madalyası kazanmış ve Eddie’nin hikâyesini NBA kariyeri boyunca gururla taşımıştır.
Bugün Southern Cross takım yıldızında Koiki adı verilen bir yıldız vardır; 2015’te Sydney Gözlemevi tarafından resmen adlandırılmıştır. Torres Boğazı halklarının binlerce yıldır denizde yön bulmak için kullandığı takımyıldızın içindedir. Eddie’nin adı artık yıldızlar var oldukça adasının göğünde görülecektir.
Townsville’deki James Cook Üniversitesi’nde, bir bahçıvanın öğle aralarında kendi halkı hakkında bulduğu her şeyi okuyarak zaman geçirdiği kütüphane artık Eddie Koiki Mabo Kütüphanesi adını taşır.
3 Haziran Avustralya’da ulusal anma günüdür: Mabo Günü.
Bazı adamlar davalarını kendi yaşamlarında savunur ve kazanırlar.
Çok azı daha zorunu yapar. Hayatlarının on yılını bir davaya taşırlar, dava arkadaşlarının yarısını mezara uğurlarlar, karar çıkmadan kendileri ölürler ve yine de öldükten sonra kazanarak ülkelerini sonsuza dek değiştirirler.
Eddie Mabo zaferini hiç görmedi.
Ama zafer ona geri döndü. Mer’de yeniden gömüldüğü gece, Meriam bayrağı onarılmış mezar taşının üzerinde dalgalanırken adalılar Avustralya’dan daha yaşlı bir ilahi söylediler. Çevrildiğinde sözleri şöyle başlıyordu: “Halkını kölelikten çıkarması için kulun Musa’yı gönderdin.”
Bazen bir halkı özgürlüğe götüren kişi, o toprağa asla ulaşamayan kişidir.
O sadece yolu gösterir.



