
YAZAN VE SESLENDİREN: Nursel DEMİR
Erkeklik, Rıza ve Kadınların Cevap Vermeme Hakkı Üzerine
Erkek egemen düzen, erkeklerin konuşmasını doğal, kadınların susmasını ise problemli görür.
Bir erkek saatlerce konuştuğunda yaralı, duygusal, seven adam olur. Bir kadın sustuğunda ise soğuk, acımasız, kibirli ya da vicdansız ilan edilir.
Oysa bazen bir kadının sessizliği, kendini koruyabilmesinin son yoludur.
Bu metin bir ayrılık hikâyesi değil, bir kadının artık açıklama yapmama kararının neden politik olduğunu anlatıyor. Çünkü erkek egemen düzen sadece kadınların sevgisini değil, erişilebilirliğini de hak sanıyor. Her mesaja cevap vermeyi, her duyguyu taşımayı, her vedayı yumuşatmayı kadınların görevi gibi görüyor.
Kadın sustuğunda ise erkeklik çatırdamaya başlıyor.
Erkeklik Krizi
Rızanın geri çekilmesi, erkekliğin yalnızca bireysel bir kimlik olmadığını söyler. Erkeklik aynı zamanda toplumsal bir iktidar biçimidir. Ve bu iktidar, çoğu zaman kadınların görünmez rızasıyla ayakta kalır.
Kadın artık o ilgiyi göstermediğinde, açıklama yapmadığında, duygusal bakım emeğini çektiğinde erkeklik bir kriz yaşamaya başlar.
Bu kriz çoğu zaman aşk diliyle gizlenir. Özlemle, kırgınlıkla, ‘ben sadece konuştum’ cümleleriyle örtülür.
Ama gerçekte kaybedilen şey çoğu zaman sevgi değil, kontroldür.
Çünkü erkek egemen düzen erkeklere bir kadın seni dinliyorsa, seni açıklıyorsa, sana dönüyorsa hâlâ bir hakkın var der.
Kadın cevap vermediğinde ise erkek sadece sessizlikle değil, kendi merkezinde olma hissinin kaybıyla karşılaşır.
Birçok kadın bu duyguyu çok iyi tanır. Telefonun ekranı ışıldar, uzun mesajlar gelir.
Neden böylesin?
‘Bunu hak edecek ne yaptım?’
‘Bu kadar mı kolay silinir insan?’
Ve kadın bazen hiçbir şey yazmaz.
İşte tam da o an, ataerkinin beklediği şey bozulur.
Erkek mağduriyeti ve duygusal baskı, erkek egemen düzende erkekleri yalnızca güç sahibi olarak değil, aynı zamanda mağdur olarak da üretir. Erkek, kendi sınır ihlallerini çoğu zaman sevgi diliyle anlatır. Oysa insanın sürekli açıklama beklemesi de bir baskıdır. Sürekli ulaşmaya çalışması da. Kadını suçluluk duygusuyla cevap vermeye zorlaması da. Fiziksel şiddet olmadan da tahakküm kurulabilir.
Bazı erkekler ‘Ben bu kadar üzülürken nasıl sessiz kalabiliyorsun?’ diye sorar.
Ama bu soru çoğu zaman masum değildir. Çünkü altında gizli talep vardır. ‘Ben acı çekiyorsam sen bana cevap vermek zorundasın.’
Kadının özgürlüğü, erkeğin acısını hafifletmek için askıya alınmak istenir. Oysa hiçbir kadın bir erkeğin duygusal düzenleyicisi olmak zorunda değildir.
Hediye, Emek ve Görünmeyen Borçlandırma
Feminist ekonomi tartışmalarında kadın emeğinin nasıl görünmez hale getirildiği anlatılır. Bu mesele yalnızca ev işiyle, bakım yüküyle sınırlı değildir. İlişkilerin içinde de işler. Bazı erkekler verdikleri şeyi gerçekten ‘hediye’ olarak vermez. İlgi, emek, para, destek, zaman…
İlişki bittiğinde bunların hepsi görünmez bir muhasebe defterine dönüşür. Bir anda kadın kendini borçlu hissettirilirken bulur.
‘Bunca şeyi senin için yaptım.’
Bu cümle aslında ‘Sana yatırım yaptım, karşılığını bekliyorum’ der.
Oysa sevginin senedi olmaz. Yakınlığın faturası kesilmez.
Kadın bir ilişkiyi bitirdiğinde, verilen her şeyin geri ödeme baskısına dönüşmesi erkek egemen kültürün en tanıdık reflekslerinden biridir.
Sessizlik Bir Öz Savunma Biçimi Olabilir
Kadınların sessizliği her zaman güçsüzlük değildir. Bazen tam tersidir.
Bir kadın konuşmamayı seçtiğinde bazen sadece kendini koruyordur. Çünkü bazı erkekler cevabı kabul etmek istemez. Her açıklamanın ardından yeni bir açıklama ister. Her sınırı yeniden müzakereye açar.
Kadın yorulur. Bir süre sonra mesele artık ilişki olmaktan çıkar, kadının kendi sinir sistemini koruma çabasına dönüşür.
‘Hayır’ dediğinde anlamayan, mesafe koyduğunda daha çok yaklaşan, sessizliğini bile kendine yönelik saldırı gibi okuyan bir erkeklik hali vardır.
İşte bu yüzden bazen cevap vermemek bir kaçış değil, bir sınırdır.
Kadın burada, erkeğin duygularını sürekli onarma görevini, sonsuz açıklama yapma yükünü, nazik olmak zorunda bırakılmayı, vedayı bile erkek için kolaylaştırma sorumluluğunu reddeder.
Ve bazen kadın ilk kez gerçekten derin bir nefes alır.
Erkeklik ve Düşüş
İktidar sadece yasaklarla değil, sürekli konuşma üretimiyle de işler. Erkek egemen düzen de tam böyle çalışır. Sürekli konuşur, açıklama ister, cevap talep eder, kadınları duygusal erişime zorlar.
Kadının sessizliği ise bu döngüyü kesintiye uğratır.
Bu yüzden bazı erkekler vedayı bile kontrol etmek ister. Son sözü söylemek, son mesajı atmak, son açıklamayı almak ister. Çünkü sessizlik onların alıştığı iktidar dilini bozar.
Ama feminist açıdan bakıldığında kadının sessizliği bazen yenilgi değil, kurtuluştur.
Kıssadan hisse;
Bir kadının cevap vermeme hakkı vardır.
Bir kadının engelleme hakkı vardır.
Bir kadının yok sayma hakkı vardır.
Bunlar yalnızca kişisel tercihler değildir.
Kadınların kendi sınırlarını koruma hakkıdır.
Çünkü erkek egemen düzen kadınları sadece sevmeye değil, ulaşılabilir olmaya da zorlar.
Ve bazen bir kadın sustuğunda, ilk kez gerçekten kendine döner.



