6–7 ŞUBAT DEPREMİ: TOPARLANMA KİMİN İÇİN?

Güneş ışığında çalışan büyük bir sarı ekskavatör, moloz ve taş yığınlarının üzerinde duruyor ve kepçesi yukarıda, bir şey kaldırıyormuş gibi havada tutulmuş. Üzerinde “SUMITOMO” yazısı bulunan uzun kolu. Sağ tarafta, kasası paslı ve kirli görünen büyük bir kamyonun arka ve yan kısmı yer alıyor; kasanın içi görünmüyor. Ortada yerde, düzensiz yığılmış beton parçaları, taşlar ve inşaat molozları. Arka planda, çok katlı apartman binaları sıkışık şekilde yan yana duruyor; bazı pencerelerde klima ünit

YAZAN: Emel MEMİŞ


Üç yıl geçti. On bir ilde elli bini aşkın can kaybı, yüz binlerce yaralı, yaklaşık iki buçuk milyon evsiz... Bugün genel kanı hayatın normale döndüğü yönünde. Ancak rakamlar bu görüşü ne ölçüde destekliyor? Daha da önemlisi, bu toparlanma kimin gerçekliğini temsil ediyor?

Deprem sonrasında politika gündemine giren kavramlar tanıdık: iyileşme, dayanıklılık, yeniden yapılanma. Ekonomik canlanma ağırlıklı olarak ihracat odaklı sanayi, geniş ölçekli konut projeleri ve inşaat teşvikleri etrafında şekillendi. Bu yazıda farklı bir soru sormak istiyorum: afet sonrası toparlanmayı bakım hizmetleri açığı üzerinden okursak ne görürüz? Afetler, piyasaların işlevsiz kaldığı ve kamusal hizmetlerin yetersiz düştüğü koşullarda, bakım altyapısındaki boşlukların en görünür biçimde açığa çıktığı kırılma anlarıdır.

İşyeri Verileri Ne Söylüyor?

SGK işyeri verileri, toparlanmanın nasıl okunması gerektiğine dair önemli bir ayrımı gün yüzüne çıkarıyor. Toplam işyeri sayısı 2022 düzeyini aştı; ancak bu artışın kaynağına bakıldığında tablo önemli ölçüde değişiyor.

En çarpıcı örnek Adıyaman. 2022'de 1.309 olan geçici işyeri sayısı 2025 sonunda 3.380'e yükseldi; üç yılda % 158 artış. Bugün Adıyaman'da her üç işyerinden biri geçici. Türkiye genelinde bu oran % 9. Öte yandan kalıcı işyeri sayısı aynı dönemde Adıyaman'da % 8,7, Hatay'da % 4,9, Malatya'da % 4 geriledi. Görünen canlanmanın büyük bölümü inşaat şantiyelerine ve mevsimlik faaliyetlere dayanıyor; kalıcı ekonomik yapı güçlenmiyor.

Bu geçici genişleme ne kadar sürdürülebilir? İstihdamdaki artışın % 30'a varan bölümü doğrudan inşaat sektörüne bağlı. Şantiyeler kapandığında bu işler de sona erecek. Nitekim esnaf, sanatkâr ve kendi hesabına çalışanların sayısı hâlâ 2022'nin altında seyrediyor.

Sigortalı çalışan sayılarına bakıldığında da dört ilde bir toparlanma göze çarpıyor: Hatay'da % 18,9, Kahramanmaraş'ta % 12,9, Malatya'da % 12,1, Adıyaman'da % 12,5 artış var. Ancak bu rakamların önemli bir bölümü, 2023'te başlatılan İŞKUR Kamu Yararı Çalışma Programı'ndan ve mevsimlik tarım kayıtlarından kaynaklanıyor. Program 2024 sonunda sona erdi. Aylık verilere bakıldığında Adıyaman'da yılsonuna doğru istihdam belirgin biçimde geriliyor; bu eğilim diğer üç ilde gözleniyor.

Toparlanma Cinsiyete Göre Ayrışıyor

TÜİK işgücü verileri toparlanmanın cinsiyete dayalı niteliğini açıkça ortaya koyuyor. Deprem yılında Türkiye genelinde kadın istihdamı artarken afet bölgesinde tam tersi bir eğilim yaşandı ve istihdamdaki cinsiyet farkı genişledi.

TRC1 bölgesinde (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) istihdam oranlarındaki cinsiyet farkı % 44 puana ulaşarak ulusal ortalamanın belirgin biçimde üzerine çıktı. 2022'den 2025'e kadın işsizliği 2,7 puan artarken erkeklerde 2,2 puan azaldı. TR63 bölgesinde (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) erkek istihdamı yaklaşık 44.000 iş artarken kadın istihdamı yalnızca 9.000 iş büyüdü. TRB1 bölgesinde (Malatya, Elazığ, Bingöl) kadın istihdamı hâlâ 2022 seviyesini yakalayamadı. Üstelik bu bölgede kadın işsizliğindeki düşüş yanıltıcı: arkasında toparlanma değil, kadınların işgücü piyasasından çekilmesi yatıyor.

Kayıt dışılık da derinleşti. Hatay bölgesinde çalışan kadınların % 49,2'si kayıt dışı; tarımda bu oran % 97,5'e ulaşıyor. Kayıt dışılıkta cinsiyet farkı 19 puana yükseldi. Bölgede gelir getiren bir işte çalışan her iki kadından biri sosyal güvenceden yoksun. Yüksek kayıt dışılık yalnızca sosyal güvencesizliğe değil, bakım emeğinin özellikle ücretsiz aile işçiliği biçiminde görünmez biçimde sürdüğüne de işaret ediyor.

Bakım Krizi Gündemde Yok

Kreşlerin ve okulların kapanması, sağlık ile ulaşım hizmetlerinin sekteye uğramasıyla birlikte bakım yükü yeniden hanelere yüklendi. Deprem nedeniyle artan engelli nüfusu bu yükü daha da ağırlaştırdı; bakım ihtiyacı hem sayısal hem de yoğunluk bakımından büyüdü. İnşaat sektöründeki hızlı büyüme erkek istihdamını artırdı; ancak kadınlar için artan bakım yükünü hafifleten istihdam koşulları yaratılmadı. Bu koşullar altında kadınlar ya güvencesiz ve kısa süreli işlere yöneldi ya da işgücünden tamamen çekildi. Kadın işsizlik oranlarındaki düşüşler bu nedenle dikkatle yorumlanmalı: bu düşüşün arkasında çoğu zaman toparlanma değil, işgücü piyasasından çekilme yatıyor.

Afetler bakım altyapısındaki kırılganlıkların en sert biçimde açığa çıktığı kırılma anlarıdır. Bakım hizmetlerine yatırım hem hanelerin taşıyamaz hale geldiği ihtiyacı karşılar hem de özellikle kadınlar için kalıcı istihdam yaratır.

Toparlanma kimin için gerçek sorusunun yanıtı değişmiyor. Bakım ihtiyaçları yeniden yapılanma gündemine dahil edilmediği sürece bu toparlanma bazıları için gerçek, bazıları için ise yalnızca bir umut olarak kalacak.

Kaynakça

Emel Memiş (2026). Afet Sonrası Toparlanma: Kimileri İçin Gerçek, Kimileri İçinse Bir Umut. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19501726

6–7 ŞUBAT DEPREMİ: TOPARLANMA KİMİN İÇİN?