AKBELEN DİRENİŞÇİSİ KADINLAR

Ağaçlık bir alanda yan yana dizilmiş bir grup kadın. Çoğu başörtülü ve desenli şalvar giymiş, bazıları ağız ve burnunu kapatan bez maske takmış. Hepsi birlikte önlerinde tuttukları uzun bir pankart taşıyor. Pankartın üzerinde büyük harflerle “KARAR ÇIKTI DUR ARTIK LİMAK!” yazıyor. Arkada sık ağaç gövdeleri ve ormanlık bir arka plan. Kadınların yüz ifadeleri ciddi ve kararlı.

YAZAN: Günay IŞIK


Ankara’dan gelen konuklarımız, Akbelen Köyünü ziyaret etmek isteyince, biz de onlara büyük bir mutlulukla eşlik ettik. Öyle güzel bir günde gitmişiz ki size anlatamam. Direnişleriyle ilgili açılan davada yürütmeyi durdurma kararının alındığını, çoğunluğu kadınlardan oluşan köylülerin bir araya geldiği büyük bir kalabalığın önünde açıkladılar. Üreten kadınların kararlılığını televizyondan izliyorduk ama o coşkuya, o mücadeleye tanık olmak çok güzel duygular yaşattı bizlere. Böyle anlamlı bir günde, köylülerin yanında olmak, çok gurur vericiydi.

İkizköy Muhtarı Nejla Işık, köyünü, köylüsünü desteklemeye gelen misafirlerine gururla baktı. “Biz her şeye sıfırdan başladık. Anlatacağım hikâye sizleri çok duygulandıracak’’ diyerek anlatmaya başladı.

“Büyük büyük dedem Çanakkale’ye savaşa giderken ardında beş çocuğu ile büyük ninemi bırakmış. Evdeki yiyecek ve erzak bitince üç gün aç kalınca; ninem ‘Çıkayım da civar köylerden yiyecek bulayım.’ demiş. Yavrularını Allah’a emanet edip düşmüş yollara. Civar köyleri dolaşmış ama bir lokma ne ekmek ne de un bulabilmiş. Köylüler de haklılarmış. Herkes kıtlık yaşıyor, kimisi aç kimisi de erzağını çocukları için saklıyormuş. Üç gün dolaşan ninem yiyecek bulma umudunu yitirince; ‘Bebelerim üç gündür açtı, üç günde böyle geçti; ne haldeler Allah bilir’ diyerek bir kuyunun başında durmuş. ‘Kendimi bu kuyuya atayım da kuzularımın açlıktan öldüğünü görmeyeyim’ diye düşünmüş. Kuyunun başında kara kara düşünen ninemi gören oradan geçen o yörenin beyi derdini sormuş. Ninem, çocuklarının altı gündür aç olduklarını, yiyecek bir lokma, ne azık ne de un bulduğunu, çocuklarının açlıktan öleceğini görmektense kendini kuyuya atacağını anlatmış. Bey cebinden eşinin işlediği mendili vererek ‘Hanımımın yanına var, bu mendili göster sana erzak versin. Bu günler geçecek, yavrularına sahip çık’ demiş.

‘Ninem konağa varıp, beyin dediklerini hanıma anlatmış; mendili de vermiş. Hanım ekmek, un ve buğday vermiş. Köye dönen ninemi çocukları yolun başında karşılamışlar, yırtık elbiseleri ve çıplak ayaklarıyla. Ekmekleri çocuklarına pay etmiş. ‘Eve gelinceye kadar ekmekleri yemişler.’ dedi gözlerine dolan yaşı silerken.

Ninem hemen tarlaya varıp bizim yörenin otlarından toplamış. Otları bir güzel yıkayıp doğramış. Bugünkü adı otlu ekmek olan çaykama yapmış. Çocuklarının karnı doyunca rahatça uyumuşlar; tok olmanın verdiği huzurla derin derin. Çocukları uyurken o da değirmen taşında buğdayı öğütmüş, ekmek, aş yapıp çocuklarına yedirmiş. Büyük ninemler böyle açlık, yoklukla büyütmüş çocuklarını.” diye boğazında düğümlenen düşünceleri yutkunarak içine attı.

1956’lı yıllarda burada maden aranmaya başlayınca dedemin köyü Sekköyü kamulaştırılınca; dedemlere Milas çevresinden verilen köylere yerleşmeleri için bilgi verilmiş. Dedem, “Ben topraklarımdan başka yerde yapamam” demiş; civarda kamulaştırılmayan yerlerden birine kiraya çıkmış. Çocukları civar köylere yerleşmişler. ‘Canım dedem benim kirada yaşarken vefat etti’ diye anlatırken içindeki hüznü, direnci yüzüne vuruyor; oturdukları yerin mis kokan çam ve çiçek kokularını duymadığı gibi çevrenin zümrüt yeşilini de görmüyordu.

‘Bana da çok dediler,’ diye devam etti. ‘Boşuna İkizköye düzen kurmayın, paranızı yatırmayın, mal edinmeyin diye ama buralar bizim toprağımız, bırakılır gidilir mi hiç.’ dedi, gözleri yine doldu. ‘Ben bu topraklar da gururla söylüyom çobanlık , çiftçilik yaptım, iki çocuğumu büyüttüm. Kızım Esra, Psikolojik danışman. Oğlum üniversite de okuyor. Kocam şehirde oto boyacısı. Bu topraklar bize atalarımızdan miras. Bu yerlerde asırlık ağaçlar var. Maden zaten Akbelen Ormanı’nı yok etti. Biz de 2019’dan bu yana hakkımızı mahkemeler de arıyoruz. Benim ve köylünün direnişini kırmak için, “Acele Kamulaştırma” kararına karşı çıktığı için, gösterdiği haklı toprağına sahip çıkma gayretine düştüğü için, “Görevi yaptırmamak için direnme’’ suçlamasıyla kızım Esra tutuklandı’ dedi gözündeki yaşı göstermeme gayreti ile. Onun gösterdiği gayreti oradaki misafirler gösterememiş; bunun kızgınlığı içinde içleri bir ananın feryadı, özlemi, direnişi ile dolu kadına duydukları inanılmaz saygı, gurur ve destekle gözlerindeki yaşı bırakıvermişlerdi.

‘Öyle güzel bir günde geldiniz ki, bizi desteklemeye, inanılmaz.’ dedi muhtar umutla. ‘Yedi yıllık mücadelemiz nihayet umutlarımızı yeşertti. Yeniköy Termik Santraline kömür sağlamak amacıyla Akbelen Ormanı’ndaki ağaçların kesilmesi ve arazinin maden ocağına dönüştürülmesine karşı çıktık köylülerimizle. Bölgede uzun süredir süren hukuk mücadelesinde zaman zaman yürütmeyi durdurma kararı alınsa da 2023 yılında başlayan yoğun ağaçları kesim çalışmaları nedeniyle direnişimiz daha da büyüdü. Danıştay bugün itibariyle “Acele Kamulaştırma” kararına yönelik yürütmeyi durdurma kararı verdi. İkizköylüler, zeytinliklerini, sağlıklarını ve yaşam alanlarını korumak için yıllardır 7-24 nöbetlerini ve hukuki mücadelelerini sürdürüyor. Mücadele sürecinde rahmetli Zehra Nine, ‘Kızım Esra Işık gibi direnişin sembol isimlerine tutuklanmalar ve tepkiler yaşandı. "Ama biliyoruz ki mesele yalnızca Akbelen değil; bugün ülkenin dört bir yanında enerji, maden ya da başka şirket politikaları adı altında köylülerin toprağına, emeğine, suyuna ve yaşam hakkına el konuluyor. bu ülkenin kalkınmasını en çok biz isteriz ama bu projeler kalkınma değil, bu memleketin geleceğinin adım adım yok edilmesi demek. Bizim mücadelemiz yalnızca birkaç ağacı değil, tarihimizi, emeğimizi, geleceğimizi ve memleketimizi savunma mücadelesidir" diyerek sözlerini, misafirlerine ikram edilen kınalı çay eşliğinde tamamladı, sıfırdan başladıkları yaşam mücadelelerine onurlu direnişlerini sürdürerek.

Bunları ben anlatsaydım, bu kadar doğal olmazdı. Nejla Işık’ın ağzından dinlemek, içimizdeki umut ışığını yeniden yaktı.

7 Mayıs 2026

AKBELEN DİRENİŞÇİSİ KADINLAR