YAZAN: Günay IŞIK
Günümüzde kadın cinayetleri azalacağı yerde ne yazık ki çok artmıştır. Kadın toplumun temel taşı, ana, bacı, üreten ve doğurandır. Bizim toplumumuzun eğitim düzeyinin düşük olması nedeniyle hak ettiği değeri görememektedir. Tüm canlılar yaptıkları her eylemde erkek dişisi ile hareket ederken; toplumumuzda kadın erkeğin gerisinde kalmaktadır. Oysa bu insan haklarına, bilime, doğaya aykırıdır. Kadına kültürel farklılıklara ve eğitim düzeyine göre değer verilmektedir. Ülkemizdeki eğitim düzeyi o bölgenin değer yargılarını, gelenek ve göreneklerini, canlıya verilen değeri belirler. Kadına verilen değere bakarak o toplumun eğitim düzeyini anlayabiliriz.
Cinsiyet ayrımı eğitimsiz, geri toplumlarda daha belirgindir. Tüm dünyada kadın hakları büyük mücadeleler sonucu elde edilmiştir. Ülkemiz kadın haklarına Atatürk sayesinde kavuşmuştur. Dünyada kadın haklarına birçok ülkeden önce erişmiş olmamıza rağmen; gerici düşüncelerden hala kurtulamamış ve kadın hakları mücadelesine devam eder konumdayız. Kadın okusa dahi cinsiyetçi bakış açısından kurtulamamıştır. Kadın hakları savunuculuğu ülkemizin hala birçok yerinde erkek düşmanlığı olarak görülmektedir. Oysa bir ülkenin aydınlığa çıkması kadın ve erkek eşitliği ile mümkündür. Erkeklerin bedensel güçlerinin üstünlüğü kadın üzerinde hak iddia etmeye dönüşmüştür. Bu kadın üzerinde şiddet hatta cinayetlere varan bir baskıya çevrilmiştir. Bedensel ve psikolojik şiddet görmemek hatta öldürülmemek için kadın susmaya mahkûm edilmiştir. Ülkemizde ekonomik sorunlar başta olmak üzere gelenek göreneklerin, dini inançların yanlış ve eksik yorumlanması, ata erkil yapıda yanlış yönlendirme sonucu kadın baskılara maruz bırakılmaktadır. Erkeğin evlendikten sonra kadını kendi malı gibi görmesi sonucu; kadın yaşadığı olumsuzluklara katlanmak istemediğinde, onun yaşamını elinden alma hakkına sahip olduğu düşüncesine kapılmalarına neden olabilmektedir. Hani Cennet anaların ayaklarının altındaydı? Evlendiklerinde evinin en kıymetli köşesinde onu biblo gibi koruyup kollayacaktı? Sevilen en nadide çiçekti? Kurulan ailenin temel taşıydı? Tüm vaatler birliktelik sağlanana kadardı….
Kadın cinayetlerinin artmasının altındaki en önemli neden adalete olan güvenin sarsılmasında yatmaktadır. Kadına şiddet uygulasam ya da öldürsem bile kaç yıl yatarım ki o benim malım, namusum görüşünün hâkim olduğunu düşünüyorum. Kadının mal gibi görüldüğü, erkek egemen bakış açısının olduğu, kadın emeğinin erkeğe hak olduğunu düşünen, hele hele dinin siyasete alet edildiği bir toplumda kadına yönelik şiddet de cinayetler de bitmeyecektir. Afganistan, İran gibi din ile yönetilen ülkelerde kadını susturmak, sindirmek, erkeğe köle etmek için eğitim haklarına müdahale edip, okula gitmemeleri sağlanmaktadır. Eğitim sistemimizi güçlendirdiğimizde, eğitim sisteminin içinde insan değeri işlendiğinde, kadının birey olduğu öğrenildiğinde, kadına ve emeğine saygı duyulacak, hak ettiği değer verilecektir.




