ÇÖZÜM VAR AMA YOL UZUN

Tarih
21 Ocak 2026
Okuma süresi
~2 dk

YAZAN : Funda UYSAL

Hazzı Erteleyebilme Yeteneğinin Cinsiyetle İlişkisi Var Mıdır?

Çocukluğum geniş bir ailede geçti. Büyük sofralar kurulur, kadınlar sürekli hizmet ederdi. Önce erkekler doyurulur, kadınlar ve kız çocukları sonra yerdi. O zamanlar benim çocuğum olursa ilk önce onun karnını doyuracağım diye söz vermiştim kendime. Kızım büyürken de buna hep dikkat ettim.

Akşamları eşinizle ya da babanız/erkek kardeşiniz ile yemek yerken dikkat edin, genelde yemeği hazırlayan kadın henüz çorbasından bir yudum almadan erkekler ikinci yemek için tabağını uzatır. Siz bulaşıkları yıkarken onlar dinlenmeye geçmiştir bile. Siz yatmadan önce evin dağınıklığını toplamaya çalışırken onlar rüya görmeye başlamıştır. Neden? Çünkü dürtülerini kontrol etme becerileri gelişmemiş, bu eylemlerden duyacakları hazzı erteleyemiyorlar ve açıkçası umurlarında bile değil.

İnsan dürtülerinin yanında, düşünme, muhakeme etme, sabretme gibi yeteneklere sahip bir varlık olarak yaratılmıştır. Diğer canlıların aksine, dürtü kontrolü insana hazzı erteleyebilme yeteneğini de bahşetmiştir: öfkelendiğinde sakinleşebilmek; acıktığında, uykusu ya da tuvalet ihtiyacı geldiğinde sabredebilmek; cinsel ihtiyacını bastırabilmek gibi. Bununla ilgili yapılan bir çalışma ya da sosyal deney var mıdır bilemem; ancak, günlük hayatta etrafımızı birazcık gözlemlersek genelde geleneksel tarza sahip ailelerin çoğunlukta olduğu toplumumuzda oğlan çocuklarının dürtü kontrolü olmadan, kız çocuklarının ise bastırılarak büyütüldüğünü fark ederiz. Çok basit küçücük bir örnek vermek gerekirse; aynı arabanın içinde bir kız, bir oğlan çocuğunun olduğunu düşünelim. İkisinin farklı zamanlarda tuvalet ihtiyacı doğmuş olsun ve uzunca bir süre yol üzerinde herhangi bir tuvalet bulunmuyor olsun. Gardınızı almadan cevap verin: Hangisi için benzinlikte durmayı bekler, hangisi için arabadaki pet şişeyi kullanır ya da yol kenarında durursunuz?

Hayatın doğal akışına uygun olarak her yeni nesil bir öncekinin yaptığı hataları görüp çocuklarını farklı yetiştirmeye uğraşsa da çocuklukta ihmal ve istismarın izi ne yazık ki sonraki nesillere aktarılıyor. Bir taraftan bilinç düzeyinde bir şeyleri düzeltmeye uğraşıyoruz, diğer taraftan öğrenilmiş davranış kalıpları bilinçaltımızın paçalarından aşağı çekiyor. Bu noktada her eylemimizi, her sözümüzü kendi kulaklarımızla duyup, dinleyip bunları aslında kimin söylediğini fark etmemiz gerekiyor.  

Çözüm yok değil aslında ama yol uzun. Erkek egemen toplumların çağdaşlaşmak adına yapabileceği en büyük yatırım, eğitmek üzere okullara topladıkları çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren değerler eğitimi vermektir. Bu değerlerin arasında en önemlisi toplumsal cinsiyet eşitliğine büyük katkısı olacağını düşündüğüm dürtü kontrolü ve hazzı erteleme eğitimidir. Küçükken bunu öğrenemeyen insan, bırakın karşı cinse saygıyı, market kasasında sıra beklerken bile zorlanacaktır.

21.01.2026

Ankara

ÇÖZÜM VAR AMA YOL UZUN