YAZAN: Menekşe KOÇAK
Bu yazıda, “Engelli Bakanlığı'nın kurulması, eğitim alanında yaşanan sorunlara çözüm olabilir mi” sorusunun cevabı üzerinde duracağız.
Önce sorunların neler olduğunu belirleyelim ki çözüm önerileriyle ilgili fikrimiz olsun.
Eğitim alanındaki yaşanan sorunları üç ana başlık altında toplayabiliriz:
A. Kaynaştırma (Kapsayıcı ve bütünleştirici) eğitim hizmeti veren kurumlarda yaşanan sorunlar
B. Özel eğitim hizmeti veren kurumlarda yaşanan sorunlar
C. Hayat boyu öğrenme hizmeti veren kurumlarda yaşanan sorunlar
Bu kurumlardaki sorunları tek tek anlatmak çok yer tutacağı için ana maddeler halinde sıralayacağım. Sizden ricam, bu sorunları okurken şu soruyu cevaplamaya çalışmanız: “Engelli Bakanlığı kurulursa bu sorunlardan hangileri çözülür?”
• Okullarda fiziksel erişim ve altyapı sorunları var; asansör veya rampa yok. Tuvaletler çok yetersiz.
• Erişilebilir eğitim materyali eksikliği var. Mesela Braille kitap, dokunsal ve işitsel materyal bulmakta zorluk yaşanıyor.
• Destek eğitim hizmetleri, Özel Eğitim Yönetmeliğinde var. Ancak uygulamada öğretmen ve mekân eksikliği gibi mazeretlerle çoğunlukla verilmiyor.
• Öğretmenler, kaynaştırma eğitiminin amacı ve uygulanışıyla ilgili birikimden genellikle yoksunlar. Engelli bireyin sınıfta varlığını bir külfet gibi algılama anlayışı yaygın.
• Kalabalık sınıflarda engelli bireylerin kaynaştırma öğrencisi olarak eğitiminde ciddi sorunlar var.
• Maalesef gündemden düşmeyen akran zorbalığı, engelli öğrenciler için de büyük bir tehlike. Onları okuldan uzaklaştıran nedenlerden biri.
• Gölge öğretmen (Kolaylaştırıcı kişi), kaynaştırma eğitiminde öğretmeni rahatlatan çok önemli bir destek. Çünkü gölge öğretmen sınıfta engelli öğrenciye eşlik ederek onun sınıfa uyum sağlamasına yardımcı olmakla görevlidir. Ancak devlet kolaylaştırıcı kişinin maliyetini karşılamıyor. Bu nedenle çoğu aile çocuğuna bu imkânı sunamıyor.
• Kaynaştırma öğrencileri okullarında sorun yaşadığında, çözüm üretmek yerine uyum sağlayamıyor gerekçesiyle özel eğitim okullarına gönderiliyor. Bu engelli öğrencilerin akranlarından tecrit edilmesine yani toplumla bütünleşmesinin önünün kesilmesine neden olmaktadır.
• Eğitim programları engelli bireylerle ilgili farkındalık geliştirme yönünden çok yetersiz. Değerler eğitimi diye tarikatları okula sokan eğitim programında, engelli bireylere yönelik etkinliklere yer verilmiyor.
• Ergenlik ve yetişkinlik dönemine yönelik mahremiyet (cinsel) eğitiminde büyük bir boşluk var. Bu süreçte aileye ve engelli bireye rehber olacak uzman bulmak zor.
• Öğretmen ve yöneticiler Özel Eğitim Yönetmeliğini çoğunlukla bilmediği veya işine gelmediği için gerçek anlamda uygulamıyor. Mesela BEP (Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı) yasak savmak için yapılıyor ama uygulanmıyor.
• RAM (Rehberlik Araştırma Merkezi) randevularında, eğitsel değerlendirme ve tanılama süreçlerinde sorun yaşanıyor. Bu süreçte, Sağlık Kurulu raporlarına ihtiyaç duyulması ve rapor almada yaşanan sorunlar süreci tıkıyor.
• Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerindeki eğitimde ciddi sorunlar var. Mesela RAM‘daki görevli, yılda bir defa engelli öğrenciyi yarım saat içinde değerlendiriyor ve bir yıllık eğitim programı hazırlıyor. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi bu programı uygulamak zorunda
• Eğitim Programları hem içerik hem de uygulama açısından çok yetersiz. Mesela Özel Eğitim Uygulama okullarındaki Günlük Yaşam Becerileri Programında “Toplu taşım kullanabilir “kazanımı var. Ancak eğitimcinin bu beceriyi öğrenciyle birlikte uygulamalı çalışacağı bir alt yapı yok. Programda “drama ve görsel materyaller izleme “öğretim yöntemi olarak veriliyor. Bu programın kapağında bir sayfa dolusu akademisyen ve MEB görevlisinin ismi var. Bunların, “Engelli öğrenci oynayarak ve izleyerek otobüse binmeyi öğrenebilseydi bu programa gerek olur muydu?’ sorusuna verecekleri cevabı çok merak ediyorum.
• Engelli bireylere yönelik hayat boyu öğrenme ise sözde var uygulamada neredeyse yok. Çünkü Halk Eğitim Merkezleri ile verilmeye çalışılan bu eğitimde eğitimci, mekân ve denetim sorunları çok yoğun. Sonuç olarak örgün eğitimini tamamlayan engelli bireyler evlerde kapalı kalıyor.
Yazının başında Engelli Bakanlığı bu sorunların hangisine çözüm olabilir diye sormuştum. Bu soruyu birlikte cevaplamaya çalışalım:
Mesela erişim sorunlarının Engelli Bakanlığının görevi olduğunu düşünelim.
2024-2025 Örgün Eğitim İstatistiklerine göre Türkiye’de 74 bin 40 okul var. Engelli Bakanlığı’na binlerce okula asansör, rampa ve tuvalet yapacak maliyeti yüklemek doğru olur mu? Zira engellilerin sadece eğitim değil sağlık, istihdam, bakım gibi alanlarda da büyük desteğe ihtiyacı var.
Engelli Bakanlığına özel eğitim okullarının idaresi verildiğini düşünelim. Bu hizmeti vermesi mümkün mü? Var sayalım Engelli Bakanlığı, bu okulları gayet güzel yönetiyor... Kaynaştırma eğitimindeki tüm engelli öğrenciler bir bahane ile MEB tarafından özel eğitim okullarına gönderilmez mi? Mevcut uygulamada yasalara yönetmeliğe aykırı olduğu halde kaynaştırma öğrencileri dışlanarak okullardan uzaklaştırılmıyor mu? Ağzı olan “Engelli Bakanlığının engelliler okulu var oraya gitsinler.” demez mi? Bizler böylesine bir kutuplaşmayı ve acımasızca uygulanacak tecridi kaldırabilir miyiz? Tecrit edilerek yetiştirilen engellilerin topluma uyum sağlaması beklenebilir mi?
Peki Kaynaştırma eğitiminde Engelli Bakanlığı sorunların çözümüne nasıl müdahil olacak? İki ay önce Manisa Turgutlu’da okul müdürü otizmli bir öğrenciyi merdivenden itti ve öğrenci aşağıya yuvarlandı. Bu olayın videosunu televizyonlarda izledik. Soru şu: Engelli Bakanlığının bu okula müdahale etmesi ve sorunu çözmesi mümkün mü?
Amacım sorunlar çok ve çözümsüz algısını oluşturmak değil. Elbette çözüm her zaman vardır. Ancak bana göre Engelli Bakanlığı yerine Engelli Hizmetleri Üst Kurulu oluşturmak daha doğru.
Gelecek yazımızda bu konuyla ilgili birlikte düşünmek umuduyla...
KAYNAKÇA:
https://www.meb.gov.tr2024-2025 ÖRGÜN EĞİTİM
İSTATİKLERİ
08.02.2026