Turuncu-sıcak ışıkta bir kafede masada oturan genç bir kadın portresi. Uzun, dalgalı kızıl saçlı ve açık tenli; başını hafif yana çevirmiş, uzak bir noktaya dalgın bir ifadeyle bakıyor. Dirsekleri masada, iki eliyle yüzünü/çenesini destekliyor. Üzerinde koyu renkli uzun kollu bir üst var. Masanın ön kısmında bulanık bir saksı bitkisi ve yanında küçük bir cam kap. Arka planda yuvarlak ışıklar ve kahverengi-turuncu tonlarda bulanık bir ortam.

YAZAN: Neriman ÜN

Haftada bir gün ağlama günü ilan ettim kendime. Bomboş bir odaya, yaralandığım ne varsa attım. Oturdum, dayanak olmayanlara inat, sırtımı duvara yasladım. Yalnızlık döşeğime rahatça yayıldım. Hayatımı sarmalayan bencilliğin kollarını araladım, insan kalabilmek için. Kulağıma fısıldayan nankörlüğün iğrenç sesine kulağımı kapattım. Bütün kırgınlıklarımı, istemediğim, sevmediğim ne varsa… Yaptığım tüm hatalarımı, yanlış seçimlerimi de aldım, yer kalmayan odanın içine doldurdum. Bir yerde buluşmayı denedim. Onlarla da kendimle de.

“Geçinemiyorum sizlerle,” dedim. “Siz öylesiniz, ben böyle, uzatmayalım bu işi. Hadi sulh yapalım,” dedimağlayarak, gözümden dökülen günah damlalarıyla.

Bu iyi niyete karşılık, yine duygu sömürüsü diye baktılar. Anladım ki, toplasak da bir araya da getirsek, yok saysak da gitmeyecekler; iyileşmeyecekler, düzelmeyecekler. Ve artık hesaplaşmayı bıraktım. Çünkü bazı ağlamalar tek kişilik değil.

Sizi de beklerim bir gün, ağlama günü kutlamalarına.

HESAPLAŞMA