MEMLEKETTEN KADIN HİKAYELERİ -2-

Basamaklı ahşap bir oturma alanında yan yana oturan bir kadın ve küçük bir erkek çocuk. Kadın hafif açık renkli, bol, pijama tarzı bir takım giymiş, koyu renk uzun saçlı ve beyaz tenli. Yan tarafında oturan çocuğun ağzına iki eliyle uzun bir sandviç tutarak yediriyor. Çocuk sarı saçlı, açık tenli, siyah tişört ve koyu pantolon giymiş, ayaklarında gri spor ayakkabılar. Sol elinde kapaklı, karton bir içecek bardağı tutuyor; içecek büyük boy görünüyor. İkisi de aynı yöne dönük, çocuk otururken bira

YAZAN: Kıvanç HALDIZ


Merhaba değerli okurlarım, Anadolu’nun cefakâr kadınlarının gün yüzüne çıkmayan, aman el duymasın diye diye gizlenen ve sonsuz acılar bırakarak biten hikayeleri…

Her biri  adeta bir roman olan gizli kalmış dramların acılı kadınları ya öldürüldüğünde fark edilir ya da acılarla yaşamadan sessiz sedasız yaşamadan ölür giderler.

 Peki kadınların mutluluklarının cellatları kimdir?

Kimdir onların hayatlarını karartan?

Kimdir düşlerini kan kırmızı ölüme çalan?

Kimdir pişirdiği yemeği, kurduğu sofrayı darmadağın eden?

Kimdir başını yasladığında huzur aradığı omzun ömrünü bitiren sahibi?

Kimdir henüz çocukken onu kadın yapan, ana yapan?

Kimdir gözlerinden sevgi, ellerinden şefkat beklenirken şiddet ve acı veren?

Kimdir sadakat beklerken ihanet eden?

Kimdir eşindir hem döver hem sever diyen?

Kimdir her yaptığı çirkinliğe ‘elinin kiridir’ diyen?

Kimdir gönlünü, tüm umudunu kırıp, ömrünü çalan?

Kimdir? Kimdir? Kimdir?

Aslında her kadın ya kendi katilini doğurur ya kendini sultan yapacak adamı.

Biliyor musunuz bir ata sözü vardır ki tam da bu konuya cuk oturur. Başka söze gerek yok. Nedir bu kıymetli söz?

BEŞİĞİ SALLAYAN EL DÜNYAYI DA SALLAR…

Yani kadın doğurur, kadın besler büyütür, kadın öğretir, kadın yetiştirir. Çocukken aşırı şımartıp yüzsüz, şefkatsiz erkek evlatla böbürlenilir. Her şeye izin verilir, her şeye hakkı varmış gibi davranmasına göz yumulur. Peki sonra ne olur? Ergenlik döneminde asilikler başlar, ergenliktendir denir tüm başkaldırıları, taşkınlıkları. Gitgide anne babasının kontrol edemediği hoyrat, asi bir delikanlı olur. Bu sefer aman evlendirelim de durulsun denir. Bir anne kuzusu körpe bir çiçek gibi eş bulunur. Güzel olmalı, becerikli olmalı ki; ana babasının zapt edemediği delifişek oğul sanki birden uysal, şefkatli bir aile reisi olması beklenir. Derken narsist yetişen bu sözde adamlar can yakmaya başlar. Aldatır, döver, içer ama evde yaprak oynamasın ister. Dayanamayıp yolunu ayırmak isteyen kadınlar için daha büyük bir kâbus başlar. Kimi boşanmaz, kimi boşandıktan sonra da rahat bırakmaz. Ya bir sokak ortasında ya özür dilemek bahanesiyle geldiğinde kuş gibi canını alır kadının. Ya paçayı kurtarmak için namus meselesi der az ceza alırlar. Ya tahrik etti kendimi kaybettim derler. Ömrünün baharında solup giden çiçekler gibidirler. Memleketinde öldürülen bilmem kaçıncı kadındır, yani bir sayıdan ibarettir bundan sonraki hikayesi…

Bir de evlerinde yaşayan ölüler gibi ömür tüketen ruhları öldürülmüş, bedenleri yaşayan nice çileli kadınlar var hiç kimsenin haberi olmayan. Sessiz sedasız yaşarlar acılarını.

Değerli anneler erkek ya da kız fark etmez ahlaklı, vicdanlı, adil ve sevgi dolu evlatlar yetiştirin. Ayrıcalık tanımadan, sağlam karakterli, hükmeden değil, sarıp sarmalayan, şefkatli insanlar yetiştirin. Gelecekte ne siz ağlayın ne başka anneler ağlasın. Her şey kadınların, annelerin elinde bunu hiç unutmayın. Sizin adam edemediğiniz çocuklarınızı kimse adam edemez. Kimsenin günahına girmeyin.

UNUTMAYIN Kİ BEŞİĞİ SALLAYAN EL DÜNYAYI SALLAR. GÜZEL YÜREKLİ, SEVGİ VE SAYGIYI BİLEN İNSANLAR YETİŞTİRİN!

MEMLEKETTEN KADIN HİKAYELERİ -2-