Yüreğimizden Taşanlar

MEVZULAR DERİNDİ ANKARA’DA

Açık havada bir kafede ahşap masanın etrafında oturan üç genç. Ortada, sarı saçlı, beyaz tenli bir kadın şapka ve siyah-beyaz çizgili tişört giymiş, sağ elinde kapaklı karton kahve bardağı tutuyor, diğer kolunu yukarı doğru açmış, konuşurken canlı bir jest yapıyor ve yukarı doğru bakıyor. Sağ tarafta, kısa koyu saçlı, beyaz tenli bir erkek mavi gömlek giymiş, gülümseyerek ortaya bakan kadını dinliyor; boynunda büyük kulaklıklar asılı. Sol tarafta, kameraya arkası dönük, koyu tenli bir kişi; önün

YAZAN VE SESLENDİREN: Ayşe Gülçin İLHAN


Mevzular derindi Ankara’da!

Komşu kapıları çoktan kapanmış, hırsız dadanmıştı iyi niyetlere…

Mevsimin huyu değişmiş, Haziran sanmıştı kendini Ekim’in solgun güneşi.

Memleketin kalbi kırık gibi, Mülkiyeliler hararetli,

Çok konuşuyorduk ve hepimiz biliyorduk sona varması meçhul tümcelerin akıbetini.

Çoğunlukçuya geçeli çok olmuştu bizim kanadı kırık çoğulcu demokrasi…

O çoğul bu çoğunluğun muydu yoksa devrim miydi lazım olan en sahisinden?

Bunları ayak üstü tartışadururken

Yüksel caddesinde akşam oldu bile en sessizinden…

Yani yine

Mevzular derindi Ankara’da!


Şemsiyeli gökyüzü icad ettiler Selanik caddesinde,

Gazete okumuyordu eskisi gibi hiç kimse,

Ara sıra heyecanlandırsa da Cumhuriyet’in köşesi; matbaa kokusu çabucak uçuyordu demek ki!

Leb demeden anlarken her şeyi, sinir uçları açıkta kaldığından mıydı bu milletin bir kıvılcıma öfkesi?

Kim açtı derseniz uçları, kimlik sorup baba adına bakarlar kaldırımda

Yani yine

Mevzular derindi Ankara’da!


Sonunda her şeyi bilen oluyordu Atatürk Bulvarı.

Adından bilinir de şimdilik susulur saadetin tek adresi…

Bulvar demişken; ne güzeldi ağaçların yeşili ve sevinçliydi kuşların bile öfkesi.

Ağırdı siyaset! Aman içimiz karardı değiştirelim lafı! Masum olanı mı konuşsak biraz yoksa masum kalanı mı?


Aşkı icat etmeyi severdik kırık iskemleli masada

Şiirler yazardık bazen, hep aynı kadını severdi adam havada denizde ve karada,

Şiir bu ya bir de mutluluk koyardık sonuna

Yani yine derindi mevzular Ankara’da!


Az sevmesi yoktu bu kentin

Sevdası bedbaht, aşkı hayal, sevmesi enteresandı.

Kahve falında deniz çıkardı Ankara’da ve her aşk ilk aşk gibi yaşanırdı karasal bir yakamozda.


Siyaseti sızılı, yazgısı karalı, öfkesi kabarık

Beter mi beter günlerin içinden ayağında prangalarla geçerken;

Bir Hüdayda çalar, iki Seymen güvercini uçuruverirdi…

El kızı yahut el oğlu değil miydi?

Söz verir de gelmez miydi? Yoksa sevip de kaçar mıydı?

Giden unutmaz, kalan beklemezdi!

Eylül’ün yağmuru Ekim’den sorulurdu.

Geçiniz turuncuya çalan parklarını!

Aslında;

Yapım ekiydi sonbaharda bu kentin yeşil parkaları…

Yani yine

Mevzular derindi Ankara’da

Ankara derindi tüm mevzularda!

10/10/2024

MEVZULAR DERİNDİ ANKARA’DA