Pencere parmaklıklarının önünde dışarıya dönük duran iki çocuk ve bir yetişkinin silüeti. Ortada, kolları hafifçe yukarıda, yüzü dışarıya dönük bir çocuk silüeti; omuz hizasında kısa saçlı, üstünde koyu renk yelek ya da mont, kollarında daha açık tonda uzun kollu bir kıyafet. Çocuğun önünde, yere daha yakın konumda, uzun ve dalgalı saçları bel hizasına kadar inen, çömelen başı dışarıya dönük bir yetişkin silüeti. Solda, pencerenin kenarına yakın, boyu daha kısa başka bir çocuk silüeti duvara ya

YAZAN VE SESLENDİREN: Dünyanın Gölgesi

Geceler sustu.

Matem renginde sabahlar.

Beni benden alanlar.

Nadasa kalmayan bir yürek,

Yağmuru bol, gübresi acı,

Meyvesi, kabuk bağlamayan yaralar.

Ne zor şey;

En yakınının gözlerinde,

Bakışlarında

Tanımadığın, yabancı birini bulmak.

Manasız bir bakışın esiri olmak.

Oysa, oysa ben

Yüreğinde hasret büyüten.

Yok oluveriyor,

Var sandığım her şey gözlerimde.

Ben;

O garip ben.

Anladığım ama anlatamadığım.

Sustuğu yerde konuşmaya çalışan,

Başladığı yerde bitişi arayan.

Geceler sustu.

Söndü yıldızlar.

Matem renginde sabahlar.

Ne tezat şey, ölümle varoluşlar.

Ölmek ya da Varolmak.

Ama ölmenin başı varolmak,

Varolmanın sonu ölmek.

Ödül mü bu yoksa ceza mı?

Çırpınış mı yaşamak?

Ya yaşatmak.

Esaretin altında özgürlüğü aramak.

Ya bulursak.

Yalan, bu sadece

Umutsuz bir umut peşinde koşmak.

Zincirleri kırmak yürekten,

Silmek demek her şeyi,

Başlamak yeniden.

Ya boynumuza dolanan,

Yüreğimize kazılmış esaret izleri,

Özgür bırakır mı bizleri!

Yürek acısı.

Tanrım.

Mutluluğu bulsak,

Mutluluğun esiri olsak.

Acıyı özler miydik?

17.07.2001

YÜREK ACISI