
Köşede belirdi adam.
Elinde bir Sinan.
Kadının gözünden,
Geçmişi geçti an be an.
Korktu kadın baktı,
Parlayan bıçağa.
Aklı kızındaydı.
O da mı dönüşecekti bir kınalı kuzuya?
Vücudu sırılsıklam oldu terden.
Buz gibi havaya rağmen.
Artık ne gelirdi elden.
Yaşarsa yüzü bozulmamalıydı.
Ne yapsın işte!
Kadın yine kadındı.
Sakladı yüzünü elleriyle perdeleyerek.
Adam tam,
Yirmi yedi darbe vurdu gerinerek.
27 yaşında, yirmi yedi bıçak darbesi.
Bugün onun doğum günü.
Bıçak darbeleri, doğum günü hediyesi.
Kadın kırmızı severdi de bu kadarı fazlaydı.
Beyaz giyememişti kadın hiç
Ama gözü yine aldaydı.
Yığıldı, oluk-oluk akan kırmızının içine.
Al al içinde, kadın allar içinde.
Yaşamak bir umuttu.
Evlendiğinden beri yaşamayı unuttu.
İyi ki oğlum olmadı dedi gözleri kapanırken
Keşke kızım da olmasaydı dedi
Ona üzülürken.
Kapandı gözleri usul usul.
Bu adama ne yapacaktı ki;
Kanun ve usul.
Lanet olsun o bıçak tutan ele.
Çevirdi bir güzel tazeyi
Kurumuş, kıpkırmızı bir güle...




