KADIN VE ÇOCUK YOKLAMASI

Tarih
01 Mart 2026
Okuma süresi
~5 dk

YAZAN: Emine ORTAKAYA


Biz, henüz 28 Şubat’ta Katil ve emperyalist ABD ve kendi elleriyle yarattığı uydusu katil Siyonist İsrail’in yaptıkları okul saldırısında İran’da hayatını kaybeden 168 kız çocuğunun katliamının şokunu atlatamamışken Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler 2 Mart’ta İstanbul Zeytinburnu sahilinde ölü bulundu. Duyarlı kamuoyunun dikkatini epey zamandır çekmeye başlamışlardı. Pek çok yayın organında benzer şekilde aktarılan olayların gelişimi özetle şöyle:

Fatma Nur Çelik cinsel saldırıya uğradığı A. Ş. adlı kişiyle evlendirilir. Zorla gerçekleştiği apaçık belli olan bu evlilikten bir kız çocuğu dünyaya gelir. Anılan şahsın “Kur’an’a Hizmet Vakfı” yöneticisi ya da üyesi olduğu belirtilir.

Fatma Nur eşinden şiddet görmekle kalmaz, kızları da 3 yaşından başlayarak babasının cinsel istismarına uğrar. Eşinden boşanır, ancak sorun devam eder.

Fatma Nur Çelik 2025 yılının ocak ayında kızının güvenliği için hukuk mücadelesine başlar. Ancak eldeki tüm delillere karşın savcılık takipsizlik kararı verir. Bu karar kamuoyu baskısı sonucu kaldırılır ve baba hakkında dava açılır. Yargılama sırasında Çelik mahkeme başkanı tarafından azarlanıp hırpalanır.

Bu gelişmeler yaşanırken Hifa İkra depresyona girer, yemeden içmeden kesilir, yataktan çıkamaz hale gelir. Devlet hastanelerinden tıbbi yardım alamayan Çelik bir hayırseverin yardımıyla kızını özel hastaneye yatırır. Çocuk burnundan beslenir ve taburcu edilir; ancak psikolojik tedavi için hastanenin donanımı yoktur. Kısacası depresif ruh durumu devam eder.

Ailenin yakını da olan Avukat Buse Naz Güneş’in aktardığına göre Çelik çocuğunun sağlığıyla ilgilenmek zorunda olduğu için çalışamaz ve ancak sağdan soldan yardımlarla yaşamaya çalışır.

Avukat Güneş’in bildirdiğine göre çocuğun ölmek üzere olduğu ve ivedi tıbbi bakıma gereksinim duyduğu yolundaki başvurulardan sonuç alınamaz.

Tüm bu yaşananlar karşısında çaresiz kalan anne Fatma Nur Çelik haftalar süren, onun ve kızının ölümüyle sona eren adalet nöbetine başlar. Basına yaptığı açıklamalarda kendisinin ve kızının yaşamlarının tehlikede olduğunu, “intihar etti” diye bir haberle karşılaşılırsa buna asla inanılmaması gerektiğini ısrarla belirtir.

Sonrası, 2 Mart’ta bulunan cansız bedenler, Adli Tıp morgu, her zamanki gibi savcılık talebiyle verilen yayın yasağı, kadınların omuzlarında taşınan tabutlar, tutucu aileyle feministler arasında arbedeye varan gerginlik, protestolar, protestolar…

Bir de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’mız var elbet. Ona da bakmalı. Dehşet verici sonun ardından Bakanlık kamuoyunu duyarlı ve özenli davranmaya davet eder. Aynı Bakanlık, kendi üzerine düşeni yaptığını, çocuk için sağlık ve danışmanlık önlemi kararı aldırdıklarını, ancak annenin olumsuz tutumu nedeniyle uygulamaya geçemediklerini ileri sürer.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ne göre ise Bakanlık bu açıklamasıyla sorumluluğu üzerinden atmaya çalışmaktadır. Adalet ve yardım çağrılarına hatta çığlıklarına kulaklar sonuna kadar tıkanmıştır.

Yetmemiş gibi farklı bir kurumda, farklı bir sebeple fakat aynı vurdumduymazlıkla gösterilen yaklaşım sonucunda aynı gün, aynı isimde bir başka kadın daha toprağa düştü ve biz kadınlar o faillerin açık adlarını bile bilmiyoruz. Bu da son zamanların faili gizleme; suçu ört pas etme ve hafifletme eğiliminin bir parçası olmasın sakın?!

İstanbul Çekmeköy'deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görev yapan 44 yaşındaki öğretmen Fatma Nur Çelik, 2 Mart'ta düzenlenen bıçaklı saldırıda hayatını kaybetti.

Gözaltına alınan şüpheli 17 yaşındaki lise öğrencisi F.S.B. emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adalet Sarayı'na götürüldü.

Savcılıkta ifadesi alınan 11. sınıf öğrencisi şüpheli, tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

F.S.B 3 Mart'ta "görevi başındaki memuru kasten öldürmek" ve "kasten yaralama" suçlarından tutuklandı.

Çelik'in hastanede hayatını kaybettiği bıçaklı saldırıda, 52 yaşındaki bir diğer kadın öğretmen Z.A. ile 15 yaşındaki öğrenci S.K de yaralanmıştı. Millî Eğitim Bakanlığı yaralıların hayati tehlikelerinin olmadığını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada; idari yönden inceleme ve soruşturma başlatıldığı ve müfettiş görevlendirildiği duyuruldu:

“Bahse konu okulumuzda öğrencilerimize yönelik rehberlik ve psikolojik destek hizmetleri yürütülmektedir. Eğitim ortamlarının güvenliğinin sağlanması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için gerekli çalışmalar kararlılıkla sürdürülecektir."

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın olayla ilgili soruşturma başlattığını açıkladı. Sürecin çok yönlü ve titizlikle yürütüldüğünü belirten Gürlek, "Sorumlular hukuk önünde hesap verecektir" dedi. (Yani bol hamaset)…

Fatma Nur Çelik 3 Mart'ta okulunda düzenlenen kalabalık bir törenle uğurlandı.

Törene öğrencileri, velileri ve meslektaşları katıldı.

Ajanslara göre, 2 Mart'ta sabah saatlerinde okula gelen F.S.B doğrudan Çelik'in bulunduğu sınıfa girdi.

F.S.B önce Çelik'e saldırdı ve araya girmeye çalışan 15 yaşındaki öğrenci S.K'yı da bıçakladı.

Bu sırada 52 yaşındaki bir diğer kadın öğretmen Z.A. da omzundan yaralandı.

Tutuklanan öğrenci F.S.B.'nin psikiyatrik tedavi altında olduğu, velisinin isteğiyle tedavi gördüğü hastaneden çıkarıldığı iddia ediliyor.

Öğrencinin, kendisini bir yıl önce disiplin kurulunda şikâyet eden öğretmenleri hedef aldığı ve psikolojik sorunlarıyla ilgili olarak rehber öğretmeniyle yaptığı görüşmelere dair tutanaklar olduğu öne sürülüyor.

Saldırı sonrası Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eğitime bir gün ara verildi.

Okuldaki cinayete tepki gösteren eğitim sendikaları ise ülke genelinde bir günlük iş bırakma kararı aldı. Ankara'da Millî Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yapan sendika başkanları, okullarda artan şiddet eylemlerine dikkat çekti.

Bir araya gelen Eğitim Sen, Eğitim İş, Hürriyetçi Eğitim Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Anadolu Eğitim Sendikası, Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası ve Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası yöneticileri, bakanlıktan, okullarda güvenliği tehlikeye atan risklere karşı harekete geçmesini talep etti.

Eğitim Sen Başkanı Kemal Irmak, okullarda şiddetin hız kesmeden sürdüğünü ve önüne geçilmesi gereken çok büyük bir sorun haline geldiğini söyledi. İstanbul'daki saldırının münferit olmadığını vurgulayan Irmak, olayın okullardaki güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Irmak, okullarda şiddeti önlemeye yönelik bağlayıcı bir eylem planının hazırlanması gerektiğini söyledi. Bu vesileyle, ayrıca okullarda rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve her okulda yeteri kadar uzman personel görevlendirilmesi gerektiğini de vurguladı.

 Okullardaki güvenlik personellerinin, okul aile birliğinde toplanan parayla istihdam edildiğini belirten Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay, kontrol mekanizmasının sağlanamadığını savundu. Eğitim sendikaları, öğretmen Çelik'in okulda geçen sene yaşanan başka bir bıçaklama olayı sonrasında yönetimi uyardığını da belirtiyor. Özbay, "İstanbul'da yaşanan olayda rehber öğretmenlerimizin tutanakları var, tespitleri var. Öğretmenimiz daha önce uyarmış. Göz göre göre öldürüldü" dedi.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya yaptığı açıklamada, "Fatma Nur Çelik geçen yıl yaşanan bıçaklama olayının ardından 'Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz' demiştir. Riskli görülen öğrencilerin isimleri disiplin kuruluna bildirilmiştir. Yani tehlike bilinmektedir" dedi ve ekledi:

"Fatma Nur öğretmen, Millî Eğitim Bakanlığı'nın bu çığlığı duyması için daha ne yapmalıydı?"

Şimdi biz bu durumda Millî Eğitim Bakanlığı’nın ve adlî mercilerin açtıklarını iddia ettikleri soruşturma ve kovuşturmalara başımızda olduğunu düşündüğümüz aklımızı nereye bırakıp da inanalım, güvenelim? “Geç gelen adalet, adalet değildir!” mottosu da önümüzde dururken İki ‘Fatma Nur Çelik Olayında da vaktinde görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen idarî ve adlî makamların yükümlülüklerini zamanında ve doğru şekilde yapmaları için daha kaç kadın ve savunmasız çocuk ölsün ve en önemlisi bizim burada durmamız gereken nokta ne ve daha etkili nasıl olabiliriz?

KAYNAKÇA: BBC News Türkçe

KADIN VE ÇOCUK YOKLAMASI