Kadının Güncesi

KADININ GÜNCESİ EYLÜL

Açık renk duvar önünde duran Elif Eralp, Omuz hizasından yukarı kadrajlanmış. Açık tenli, düz ve omuz hizasını biraz geçen koyu kahverengi-siyaha yakın saçları alnına kadar inen düz kaküllü. Yüzü hafif sola dönük, doğrudan kameraya bakmıyor. Gözleri açık renk, kaşları orta kalınlıkta. Üzerinde parlak turuncu balıkçı yaka bir kazak ve onun üzerinde düz kesim siyah bir palto. Boynunda kısa, kalın halkalı altın renkli bir zincir kolye ve kulaklarında küçük, yuvarlak, altın renkli küpeler.

HAZİRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT


Merhabalar, değerli Umudun Kadınları Dergisi dostları. Sonbahar Eylül ayıyla başlangıcını yaptı. Biz yine dur durak bilmeden çalışmaya devam ediyoruz. Kadına ve mücadelesine dair haberlerden oluşan bir köşe hazırladık sizlere.    

Önce Başlıklar:

  • Cumhuriyetin Kızları Kadın Voleybolcularımız Yine Avrupa Şampiyonu
  • İstanbul Tabip Odası'ndan 'Ailem Güvende' Operasyonlarına Tepki
  • Kürtaj Yapan Hekimlere Tutanak Tutulmasına Ttb’den Açıklama
  • Memişoğlu’nun Hpv Açıklamasına Kadınlardan Anlamlı Protesto
  • Ev İşçileri Sendikasından Rapor
  • İran’da Tahran Maratonu Organizatörleri Hakkında Soruşturma Başlatıldı
  • Almanya Da Solu Zirveye Taşıyan Kadın

Cumhuriyetin Kızları Kadın Voleybolcularımız Yine Avrupa Şampiyonu

İlk kez 2023'te Belçika'da düzenlenen organizasyonun finalinde Sırbistan'ı 3-2 mağlup ederek Avrupa şampiyonu olan milli takım, 3 yıl sonra bu kez İstanbul'da kupaya uzandı.

Türkiye, organizasyon tarihinde 2 altın, 2 gümüş ve 3 bronz madalyayla Avrupa Şampiyonası'ndaki toplam madalya sayısını da 7'ye çıkardı.

Ayrıca A Milli Kadın Voleybol Takımı, Avrupa şampiyonalarında üst üste 5. kez madalya sevinci yaşadı. Sevinmeye, mutluluğa, gurur duymaya yönelik özlemimizi “Cumhuriyetin bize açtığı bu yolda Türk kadınlarının neler başarabileceğini bir kez daha gösterdik” diyerek kendimize inanmamızı sağlayarak dindirdi. Üstelik bu inancı, cinsiyete dayalı eşitsizliğin derinleştiği bir dönemde pekiştirerek daha bir anlamlı kıldı.

İstanbul Tabip Odası'ndan 'Ailem Güvende' Operasyonlarına Tepki

İstanbul Tabip Odası, 12 Eylül'den bu yana devam eden "Ailem Güvende"soruşturmaları kapsamında LGBTİ+ hak örgütleri ve aktivistlerin yanı sıra HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile sağlık örgütlerine yönelik işlemlere ilişkin açıklama yaptı.Operasyonlarda 17 Eylül itibarıyla 116 kişi gözaltına alınırken, 82 kişi tutuklandı. Operasyonların kapsamına yedi LGBTİ+ hak örgütünün yanı sıra HIV ile yaşayan kişilerle çalışan iki örgüt de girdi.

Çok sayıda dernek ve kişinin internet sitesi ile sosyal medya hesabına da erişim engeli getirildi.

İstanbul Tabip Odası, son olarak Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği'nin (CETAD) sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesine ve Türkiye Psikiyatri Derneği'nin (TPD) resmî X hesabına yönelik erişim engeline dikkat çekti. İTO açıklamasında şu ifadeleri kullandı:    

"Ailem Güvende" adı verilen soruşturma kapsamında LGBTİ+ hak savunucusu örgütlerin yanı sıra, HIV ile yaşayan insanların haklarını ve sağlık hizmetlerine erişimini destekleyen sivil toplum kuruluşlarının da hedef alınması; kuruluşların sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi ve hak savunucularına yönelik adli süreçlerin yürütülmesi kaygı vericidir.

Süreç kapsamında önce Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği'nin (CETAD) sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmiş, ardından Türkiye Psikiyatri Derneği'nin (TPD) resmî X hesabı için de erişim engeli talep edilmiştir. TPD, 7.138 üyesi bulunan, ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı alanında faaliyet gösteren yasal bir uzmanlık derneğidir. İstanbul Tabip Odası, soruşturma ve erişim engellerinin sağlık hizmetlerine erişim bakımından da sonuç doğurabileceği görüşünü dile getirdi:

"Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği çeşitliliğinin bir suç unsuru ya da toplum açısından tehdit gibi sunulması, LGBTİ+ bireyleri toplum nezdinde açık hedef haline getirme ve ayrımcılık ile nefret söylemlerini artırma riski taşımaktadır.

Bunun sağlık alanında da doğrudan sonuçları vardır. Ayrımcılığa, fişlenmeye veya kötü muameleye maruz kalma endişesi, LGBTİ+ bireylerin hastane ve sağlık kuruluşlarına başvurmaktan kaçınmasına; koruyucu sağlık hizmetlerinden, tanı ve tedaviden uzaklaşmasına neden olabilir. Aynı zamanda HIV ile yaşayan kişilerin haklarını ve sağlık hizmetlerine erişimini destekleyen, HIV'den korunma ve cinsel sağlık alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının işlevsizleştirilmesi, halk sağlığı açısından ciddi riskler yaratabilir."

"Ailem Güvende" soruşturmalarının ilk günlerinde LGBTİ+ örgütlerinin ofislerinde aramalar yapılırken, soruşturma kapsamında HIV ile yaşayan kişilerle çalışan iki örgüt de yer aldı. Tutuklananlar arasında LGBTİ+ dernekleriyle bağlantılı kişilerin yanı sıra HIV alanındaki derneklerden kişiler de bulunuyor. İstanbul Tabip Odası, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2025-2030 kapsamındaki hedeflere de işaret etti.

Oda, programda insan haklarının gözetilmesi, HIV ile yaşayan kişilerin tanı, tedavi, bakım ve desteğe eşit biçimde ulaşması ile ayrımcılık ve damgalamayla karşılaşan gruplara erişimin önemsendiğini belirtti.

"Dolayısıyla bilimsel sağlık bilgisini topluma ulaştıran ve sağlık hakkını savunan meslek örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının faaliyet alanlarının daraltılması, kamu politikaları açısından da ciddi bir çelişki yaratmaktadır.

LGBTİ+ bireylerin ve HIV ile yaşayan insanların sağlık hakkı korunmalı; ayrımcılık ve damgalamayla mücadele güçlendirilmelidir.

Bilimsel bilgiye, meslek örgütlerine ve sağlık hakkına yönelik kısıtlamalara son verilmelidir."

Kürtaj Yapan Hekimlere Tutanak Tutulmasına Ttb’den Açıklama

Türk Tabipleri Birliği (TTB), İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün kadın hastalıkları ve doğum uzmanı 20 hekimin muayenehanesini denetlediğini ve muayenehane şartlarında kürtaj yapılmasının yasak olduğunu ileri sürerek haklarında tutanak tutulduğunu açıkladı. Söz konusu hekimlerin cezalandırılacağına ilişkin açıklama yapıldığını bildiren TTB, "Kürtaj, Türkiye’de yasal bir tıbbi uygulamadır, kürtaj yapan hekimler sadece bu uygulama nedeniyle soruşturulamaz ve cezalandırılamaz. Kürtaj yapan hekimlere bu ve benzeri hukuki dayanağı olmayan gerekçelerle ceza uygulanmasına izin vermeyeceğiz, her zaman meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.

Daha önce de benzer şekilde, muayenehanede kürtaj yapılması sebep gösterilerek muayenehane kapatma cezası verilen bir hekim için İstanbul Tabip Odası Hukuk Bürosu tarafından kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali için açılan davanın hekim lehine sonuçlandığını hatırlatan TTB, "İl Sağlık Müdürlükleri, muayenehane hekimlerini denetlerken, başta Anayasa olmak üzere, kanun, tüzük gibi üst hukuk kurallarına uygun işlemler yapmalı, diploma ve uzmanlık belgelerinin hekimlere  verdiği yetkileri kısıtlayıcı kararlardan kaçınmalıdır" dedi.

Memişoğlu’nun Hpv Açıklamasına Kadınlardan Protesto

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun, ‘bazı bilim insanlarının Türkiye’de ulusal HPV aşılama programına gerek olmadığı yönünde görüş bildirdiğini’ ifade etmesi ve ‘Türkiye’de HPV profilinin diğer ülkelerden farklı olduğunu’ söylemesi sağlık emekçilerinin ve kadınların tepkisine neden oldu.

Kadın Dayanışma Komiteleri, Memişoğlu’nun HPV aşısı açıklamalarına karşı Sağlık Bakanlığı önünde toplandı. “Daha dün üretileceği ve programının başlatılacağı söylenen HPV aşısına neden gerek yok?” sorusunu yönelten kadınlar, “Kadınların yaşamı şirketlerin karından daha değerlidir. Kadınların sağlığı üzerinden geri adım atamazsınız. Bilimi bir gün söyleyip diğer gün inkâr edemezsiniz. HPV aşısı ücretsiz olmalı ve aşı takvimine alınmalıdır” çıkışında bulundu. TKP Ankara İl Başkanı Banu Ünver de burada bir konuşma gerçekleştirdi. Yaşam hakkı için buluştuklarına dikkat çeken Ünver, “Bu ülkede kadınlar ve sağlık emekçileri bir mücadele ördüler. Bu mücadele HPV aşısında kazanımla sonuçlandı. Binlerce kadın HPV virüsü yüzünden kanser oldu ve yaşamını yitirdi. Sözler verdikleri bir konuda bilim dışı açıklamalarla elde ettiğimiz kazanımımızı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

Her yıl 2 binden fazla kadın kanser oluyor. Binin üzerinde kadını yitiriyoruz. Basitçe, aşıyla önlenebilir bir hastalıktan neden binlerce kadını yitiriyoruz? Bu düzen kadınların sağlığını değil patronların kârını önemsiyor. Çünkü hastalıkların önlenmesi değil tedavi edilmesi patronlar için daha kârlı. Bugün yaptıkları her şeyi paraya dökmek değil; halkın sağlığını gasp etmektir, bu suçtur ve bu suçun hesabını soracağız. Sağlıkta piyasacılığa da gericiliğe de izin vermeyeceğiz” dedi.

Ev İşçileri Sendikasından Rapor

Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) “Ev İşçileri İçin İnsana Yakışır İşler: Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacize Sıfır Tolerans” başlıklı araştırma raporunu yayınladı. Rapora göre, ev işçilerinin yüzde 96,5'i şiddet ve tacize maruz kaldı. Şiddet istisna değil, ev işçilerinin çalışma koşulu hâline geldi. Rapor, şiddet ve tacizin yalnızca hakaret veya fiziksel saldırıdan ibaret olmadığını; aşırı çalıştırma, dinlenme hakkının engellenmesi ve sürekli erişilebilir tutulmanın da şiddetin bir parçası olduğunu ortaya koydu. EVİD-SEN Genel Başkanı Gülhan Benli, raporun sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Ev işçileri yaşadıklarının şiddet olduğunu biliyor. Ancak şikâyet ettiklerinde işlerini, ücretlerini ve barınma imkânlarını kaybetmekten korkuyorlar. Başvurabilecekleri güvenilir ve sonuç alınabilir bir mekanizma bulunmuyor. Dolayısıyla ev işçilerinin sessizliği rıza değil, güvencesizliğin sonucudur.” Sendikanın taleplerinden biri, Türkiye'nin ILO’nun 189 Sayılı Ev İşçileri Sözleşmesi ile 190 Sayılı Çalışma Yaşamında Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’ni onaylaması.

İran’da Tahran Maratonu Organizatörleri Hakkında Soruşturma Başlatıldı

İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen 10 kilometrelik maratonun ardından organizasyon yetkilileri hakkında soruşturma başlatıldı. Tahran Başsavcılığı, etkinlikte “dini ve hukuki” kurallara uyulmadığını savundu.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre, Tahran Başsavcılığı etkinliğin düzenlenmesinde görev alan kişiler ve organizasyon sorumluları hakkında suç duyurusunda bulundu.

Yetkililer hakkında adli işlem sürecinin başlatıldığı bildirildi. Parkta düzenlenen 10 kilometrelik koşuya çok sayıda kişi katıldı.

Etkinliğin ardından başörtüsü takmayan bazı kadın koşucuların görüntülerinin yayımlanması, İran’da bazı kesimlerin tepkisine neden oldu.

Almanya Da Solu Zirveye Taşıyan Kadın

Berlin’de bir dönemin bittiğini 20 Eylül 2026 akşamı herkes anladı. Sandıklar açıldığında birinci parti Die Linke (Sol Parti) çıkmıştı. Ve o zaferin yüzü, 45 yaşında, Münih doğumlu, Türkiyeli göçmen bir ailenin kızı Elif Eralp oldu. Elif Eralp, 14 Ocak 1981’de Münih’te doğdu. Ailesi, Türkiye’den gelen sosyalist ve sendikacıydı; 12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra annesi, karnında Elif’e sekiz aylık hamileyken, Almanya’ya sığınmak zorunda kalmıştı. İki yıl sonra siyasi iltica hakkı aldılar.

Babası doktor, annesi feminist yazar Hülya Eralp. Münih, Dortmund ve Hamburg-Altona’da büyüdü. Hamburg Üniversitesi’nde hukuk okudu; stajını Hamburg Mahkemesi’nde, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği‘nde ve Almanya‘nın Ottawa Büyükelçiliği‘nde yaptı. 2010’da Berlin’e taşınıp Sol Parti’nin Federal Meclis grubunda haklar ve demokrasi üzerine danışmanlık yaptı.

2017’de partiye üye oldu ve ilk işi, “Migrantische Linke / Links Kanax” çalışma grubunu kurmak oldu. Mesajı netti: Almanya’da göçmenler artık misafir işçi değil, bu ülkenin sahibidir. Alman solu yıllarca kimlik tartışmalarında boğulurken Eralp rotayı değiştirdi. Seçim kampanyasındaki tek bir cümlesi Berlin’deki her kiracının kalbine dokundu: “Büyük emlak şirketlerinin şehrimizin nereye gideceğine karar vermesini istemiyorum. Birçok insan zar zor geçinirken, utanmaz ev sahipleri servetlerine servet katıyor.”

Vaadi çok basitti: Büyük konut şirketlerini kamulaştırmak, devlet evlerine kira tavanı getirmek, okullara ve ucuz toplu taşımaya yatırım yapmak.

Bu vaatler, Berlin’de kirası yüzde 200 artmış, evinden atılma korkusu yaşayan orta sınıfı da Kreuzberg’de yıllardır dışlanmış göçmeni de aynı mitingde buluşturdu.

Bu buluşmada en görünür dayanışma ise Berlinli Kürt ve Alevi toplumundan geldi. Yıllardır hem Türkiye kökenli siyasetin içinde hem de Alman siyasetinde kendine alan arayan Kürt ve Alevi seçmen, Eralp‘in dilinde kendi hikâyesini buldu. Neukölln’den Wedding’e, Kreuzberg’deki derneklerden cemevlerine kadar kurulan o gönüllü ağ, kapı-kapı dolaşarak kampanyayı mahalle mahalle büyüttü. Eralp için bu sadece bir oy desteği değil, yıllarca görünmez kılınmış bir emeğin ve kimliğin siyasette yer bulmasıydı.

Eralp’in en büyük başarısı, kutuplaşmış Almanya’da dili zehirlememesi oldu. Seçim konuşmasında şunu dedi: “Avrupa’nın en büyük Filistin toplumunun burada, Berlin’de yaşamasından memnunum; Almanya’da, Berlin’de yeniden Yahudi yaşamı olmasından da memnunum. Kippa taktığı için kimsenin saldırıya uğramaması gerekiyor.”

7 Ekim 2023’teki Hamas katliamını “kırılma noktası” olarak tanımladı; aynı anda Gazze’deki acıya da sahip çıktı. Bir acıyı diğerine karşı yarıştırmamayı başardı. Bu denge, Alman solunun yıllardır yapamadığı şeydi.

Kilise ve dinle ilgili resmî bir aidiyet açıklamıyor ama Caritas ziyaretlerinden, bir kiracı olarak ev arama hikâyelerini paylaşmasına kadar siyaseti hayatın içinden kuruyor.

Elif Eralp’in zaferi sadece bir kadının, bir göçmen kızının zaferi değil. Almanya’da solun, kira, geçim, onurlu yaşam gibi somut meselelere döndüğünde nasıl yeniden zirveye çıkabileceğinin kanıtı.

Gelecek sayımızda dopdolu bir kadının güncesiyle yeniden buluşabilmek umuduyla sevgiyle kalın.

26.09.2026

KADININ GÜNCESİ EYLÜL