
PİÇ
Çok kolay sarf ettiğimiz, kimi zaman küfür kimi zaman da hakaret etme şeklinde kullandığımız ‘Piç’ sözcüğünü duymayan yoktur. Ergür Altan, ‘Piç’ yazısında, insanlara hakaret etmeden, onları anlamanın yollarını gösteriyor.
1976 İzmir doğumlu. Öğretmen. Mardin, Tunceli ve Ankara`da görev yaptı. Son üç yıldır da İzmir`de meslek hayatına devam ediyor. Yazar olarak tanınması 2016 yılında yazdığı ve kağıt toplayıcı bir genci anlattığı Böyle Buyurdu Muhammet isimli öyküsüyle başladı. Bunu ağırlıklı olarak kadınları ve çocukları anlattığı öyküler perçinledi. Derviş`in Kavalı ve Felsefe Dersleri isimli bir öykü kitabı, Yanmış Kitap Kokusu isimli, senaryosu kendisine ait bir kısa filmi var.

Çok kolay sarf ettiğimiz, kimi zaman küfür kimi zaman da hakaret etme şeklinde kullandığımız ‘Piç’ sözcüğünü duymayan yoktur. Ergür Altan, ‘Piç’ yazısında, insanlara hakaret etmeden, onları anlamanın yollarını gösteriyor.

Bir insan, duyarlılığıyla farklı kesimden kişilere şifa olabilir. Ergür Altan, tam da bu dokunuşları nasıl yaptığını anlatıyor, ‘Şifacı’ yazısında.

Kadınların yaşadığı sorunları bilgi verici bir biçimde anlatmak başka, yaşadıkları duyguları hissetmek başka. Ergür Altan, kadınların yaşadığı duyguları hissetmiş ve bize de hissettirmiş, ‘Kadınlar Ve Mahzenler’ yazısında.

“Çaydanlıkla ilgili ne yazılabilir ki” deyip geçmeyelim. Bakın Ergül Altan, çay demlemeden çıkarak nasıl anlatmış bir kadını, ‘Gülsüm’ün Çaydanlığı’ yazısında.

Yaşlı bir babaanne değer verdiği torununun sevgisiyle rock müziğinin evrensel olduğunu deneyimleyebilir. Nasıl mı? Bunu da Ergür Altan’ın, ‘Seksen Yaşında Öğrendim Müziğin Evrensel Olduğunu’ yazısından öğrenelim.

Çocukluğumuzun markası Ören Bayan. Çoğumuzun bir öyküsü vardır belki bununla ilgili. Ergür Altan, neleri anlatmış, ‘Ören Bayan’ın Aşk Defteri’ yazısında.

Ayrımcılık, insanlara değer verme bu kadar mı hoş anlatılır? Ergür Altan, ‘Kadınlar, Gezegenler Ve Cüceler’ yazısında ruhumuzun derinliklerine sesleniyor.

Namus üzerine çok söz söylenir ve sürekli namus kuralları konulur önümüze. Ergür Altan, namuslu olmayı anlatmış öğretici örneklerle bize, ‘Bir Kadından Alternatif Namus Tarifleri’ yazısında.

Ergür Altan ‘Meryem ve Allah’ın Renkleri’ yazısında, emekçi bir kadının annesini nasıl hissettiğini anlatıyor, duygu dolu kaleminden dökülen sözleriyle.

Deneyimleriyle, birikimleriyle çevrelerine yararlı erkeklere bazı lakaplar yakıştırılır. İşte Ergür Altan, kadınlara duyarlı böyle bir adamı anlatıyor yine duygu katarak ‘Cevher Babanın Kadınlık Halleri’ yazısında.

Ergür Altan, yine o akıcı ve yaratıcı anlatımıyla, dünyaya gelen bir kız çocuğunun yaşadıklarını, duygularını paylaşıyor ‘Gülistan’ın Son Dansı’ yazısında.

Bu sayımızda sanki sözleşmiş gibi, birbirini tamamlayan yazılarımız var. Ergür Altan, ‘Yüreğimizden Taşanlar’ köşemizde Merve Dizdar için yazdığı ‘Bir Kadının Dünyaya Gelişleri’ şiiriyle bizlerle birlikte.

Sevgili Ergür Altan arkadaşımız, yine bir kadın diliyle sesleniyor bize, ‘Uyumsuz Kadınları İncitmeyiniz!’ adlı yazısıyla. Öyle ince, öyle kırılgan noktalara değiniyor ki bilmemiş olsak bu güzel yazının bir kadın elinden çıktığını sanabiliriz. Ergür Altan gibi kadınlarla empati yapabilen, onları içtenlikle anlayan erkeklerin çoğalmasını da umut ediyoruz.

Ergür Altan ‘Kestim Kara Saçlarımı’ adlı yazısında, “avucumdaki bir tutam saçı öperken usulca, dudaklarım kanıyor,’ derken yine bir kadın kimliğine bürünerek onun tüm yaşadıklarını, acılarını, gizlerini, gizlemediklerini, bir bir sorguluyor, dillendiriyor.

Yaşlı, yorgun, yüzünde lekeler olan bir kadınım ben. İlk kez gülümsedim lekelerime. “Gülümser” dedim, “sen dünyanın en güzel kadınısın...” diyerek Artık, ruhunun yaşlı, yorgun halini unutmaya çalışan Gülümser’in içten mektubuyla baş başa bırakıyor bizi Ergür Altan ‘Dünyanın En Güzel Kadınının Yazdığı Mektup’ yazısıyla.

Yeni sayımızda yepyeni bir yazarımızla birlikteyiz. Ergül Altan, ‘Gündelikçi Kadınlar’ adlı yazısıyla, bu kadınların karşılaşmış olduğu tüm sorunları, işlerinin bilinen veya bilinmeyen, fark edilen, edilmeyen yanlarını yine bir gündelikçinin ağzından aktarıyor bize. Bu erkek yazarımızın kadın duyarlılığıyla yazmasını çok önemli buluyoruz.

Ergür Altan, kayıpların nasıl kazanca ve umuda dönüştüğünü anlatıyor ‘Bir Kadının Yaşama Sevinci Notları’ yazısında.

Ergür Altan, kadınların evlenmeden öncesini, evlendikten sonrasını, anneliklerini şiirsel bir anlatımla canlandırarak gerçekleri gözler önüne seriyor, ‘Mum Hikayeleri’ yazısında.

Ergür Altan, ‘Kadınlar ve Yıldızlar’ yazısında, kadınlarla empati kurarak ne güzel anlatmış kadınlık hallerini onları kayan yıldızlara benzeterek.

Ruhumdaki çiçekli dalların kırılıverdiğini duyumsarım ölü bir ağacın yanı başında; gözyaşlarımı içime akıtıp gülümserim. Bazı kadınlar gülümser yas tutarken. Yas tutarken gülümseyen kadınları tabiat a

Ağlamak çok rahatlatır insanı. Hele omzunda ağlayacağınız bir dostunuz oldu mu, daha da çok ağlar rahatlarız. Peki kadınlar mutfakta sadece yemek mi yapar? Ayrıntıları gelin Ergür Altan’ın ‘Çatlak Bir Kadının Mutfağı’ yazısından öğrenelim.