BİR ENGELLİYE RASTLAYINCA

Tarih
01 Mart 2026
Okuma süresi
~3 dk

YAZAN: Hande KEYKUBAT


Bir gören bir kör görmeyegörsün, hemen başlar şikâyete, başlar sızlanmaya: "Kardeşim geçen gün de senin gibi biriyle karşılaştım, karşıya geçirmek istedim, bana çok kızdı yahu! Oysaki benim art niyetim yoktu. Evli barklıyım, öğrenciyim, babayım (farklı mazeretler). Neden bana bu kadar kızdı anlamıyorum..." Ben de neden kızmış olabileceğine dair o kişiyle fikir alışverişinde bulunmayı tercih ederim. Bugün de bindiğim bir takside taksici aynı şikâyette bulundu. "Ben üniversitede okurken üniversitedeki görme engellilerden birini karşıya geçiriyordum, bana çok güçlü tepki verdi. Halbuki ben de öğrenciydim ve kötü bir niyetim yoktu..." Bunun üzerine ben de sordum. "Peki siz ona yardım etmeden önce onunla konuşarak iletişim kurmaya çalıştınız mı, yoksa teklifsizce gidip ona dokundunuz mu?" Bereket versin dürüst davrandı taksici: "Evet konuşmadan dokundum. Ama kötü niyetli olmadığımı anlamalıydı. Üniversitede kim ona kötülük yapabilirdi ki!" Ben de bu durumda defalarca söylemekten bıkmadığım şeyi yineledim: "Engelli olmayan bir insana gidip teklifsizce dokunabilir miydiniz? Ya da tanımadığınız bir kişi siz farkında değilken gelip size teklifsizce dokunsa boş bulunmaz mıydınız? O görme engellinin kızması normal, çünkü engelli de olsa, ona gidip konuşmadan, yardıma ihtiyacı olup olmadığını bile sormadan dokunmanız yanlış olmuş. Boş bulunmuş olabilir, ya da kendisine saygısız davranıldığı için kızmış olabilir..." Adam anlamış göründü ama yolda yine bir kör görse nasıl davranır bilmem... Bazen yollarda ya da sosyal ortamlarda bize uygunsuz davrananlara kızıp kızmamamız gerektiği konusunu biz engelliler de bir araya geldiğimizde tartışırız... Çoğu engelli, uygunsuz da yardım etseler insanların iyi niyetlerinin takdir edilmesi ve onlara kızılmaması gerektiği düşüncesini benimser. "Biz kızarsak, yardıma bizden daha fazla ihtiyaç duyan engelliye kimse yardım etmek istemez" klişesini de pek çok engelli tekrarlar. Kendi engelsiz ebeveynlerimiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız ya da toplumda ilişki kurduğumuz diğer engelsiz kişilerin dayattığı bu sağlamcı yaklaşımla hayatımız boyunca o kadar fazla kuşatılıyoruz ki, ben engelli insanların bu tür düşüncelerini anlayabiliyorum. Ama anlıyor olmam, bu düşüncelere katıldığım anlamına gelmiyor elbette... Aramızdaki tartışmalarda hep tekrarladığım savı buraya da aktarayım... Bir insan bir engelliye nasıl yardım edeceğini bilmeyebilir. Üstelik yardım etme yöntemleri, farklı engel grubuna mensup kişiler arasında, hatta aynı engel grubuna mensup farklı kişiler arasında bile değişiklik gösterebilir çünkü herkesin almak istediği ya da alması gereken yardım farklı olabilir... Benim yardım istediğim bir konuda bir başka kör yardım istemeyebilir... Tam da bu nedenledir ki, bireysel ilişkilerde her şeyden önce önemli olan, iletişim kurmaktır. Konuşmak, sormak, hatta bilmediğini kabul edip öğrenmeye istekli olmak... Kendisine saygı duyulduğunu, ciddiye alındığını, iletişimin bir tarafı haline getirildiğini hisseden bir birey kendini mutlu ve özgüvenli hissedecek, bu nedenle de artık kızmayacaktır. İster engelli olsun ister engelsiz, ister çocuk olsun ister yetişkin, ister erkek olsun ister kadın, hiçbir birey üsttenci, saygısız, pasifleştirici, tutsaklaştırıcı davranışları sırf o saygısız kişi iyilik yapmaktan caymasın ya da motivasyonu bozulmasın diye sineye çekmemeli, o kişiyi kendisine yapılan kaba muameleyi hak etmeyecek yumuşak muamelelerle ödüllendirmemelidir bence. Benimle konuşmadan gelip beni çekiştiren, bana arkadan sarılan, kucağına almaya çalışan ya da kolumu sıkan kimseye kibar davranmam ben. Bana nasıl yardım edebileceğini bilmediği için değil öğrenmeye çalışmadığı için, benimle konuşmadığı, bana desteğe ihtiyacım olup olmadığını sormaya bile tenezzül etmediği için, kendi hayırsever bakış açısıyla, benim bedenimin bir mahremiyeti olabileceğini göz ardı ettiği için, beni bir hayır, bir yardımseverlik nesnesi olarak kullanmaya kalktığı için, benim beden bütünlüğümü, özsaygımı, haysiyetimi sırat köprüsü yaparak üzerine saygısızca basıp geçtiği için kibar davranmam. Sırf ben kibar davranmadım diye başka bir engelliye yardım etmekten mi cayıyormuş, caysın kardeşim! Önce engelli de olsa bir bireye saygı göstermesi, biraz zahmetli olabilirse de onunla iletişim kurması gerektiğini öğrensin... Gerektiğinde nasıl yardım edebileceğini biz ona seve seve, sabırla ve nezaketle öğretiriz o zaman... Ama nezaket görmek isteyen, saygı ve nezaket gösterecek ve bizi istediği zaman kafasını sevebileceği tatlı bir evcil hayvan gibi görmeyecek...

BİR ENGELLİYE RASTLAYINCA