
YAZAN: Şule SEPİN İÇLİ
Bu sayımıza ne yazacağıma çoktan karar vermiştim. Son yaşanan olaylardan sonra, bırakın duygu ve düşüncelerimi nasıl anlatacağımı, ne yazacağımı bile unuttum. Hukuk kurallarının ve anayasanın yerle bir edildiği güzel ülkemin içinde bulunduğu durum, öyle kolay hazmedilecek bir olgu değil. Şu mutlak butlan olayından söz ediyorum. Bugün bir siyasi partiyi yok etmeye çalışan anlayış, buna mücadelemizle dur diyemezsek, gelecekte neleri yok eder düşünemiyorum bile.
Hepimizin bildiği üzere, mayıs ayının 2. Haftası pazar günü, Anneler Günü. Çocuklarımızdan önce bizi üretim firmaları, indirimler yaparak, devlet yetkilileri, çocuk doğurmamızı salık vererek ve özel sektördeki işverenlerin ayrımcı tutumlarına hiçbir önlem almadan doğum izni süresini artırarak hatırlatıyorlar. Anneler Günüyle ilgili indirimler, daha çok ev ürünleri üzerine. İyi de ev günü diye bir gün yok ki. Annelik ev üzerinden kurgulanıyor.
Bu konulara kafa yoran biri olarak, çoğu kadın gibi düşüyorum bu tuzağa. Çocuklar “Ne alalım sana anne?” dediklerinde, aklıma eksik olan ev eşyaları geliyor. Geçen yıl bir kahve makinası almışlardı. Bu yıl düşmedim bu tuzağa ve kendime özel hediye istedim. Bundan sonra da hep böyle yapacağım. Bizi öyle esir alıyorlar ki reklamlarla, cicili bicili süslemelerle, cebimizi rahatlatan indirimlerle, hemen düşüyoruz bu tuzağa. Bunun yanında bir anneye sorduğumuzda ne istediğini, uzun uzun düşünse de aklına kendi gereksinimiyle ilgili bir şey gelmiyor. Varsa yoksa evi, çocukları. Kendisiyle ilgili bir şey isterse, bencillik yapıyormuş gibi geliyor.
Son üç yıla kadar, anneler gününde heyecanlanırdım. Anne-çocuk ilişkisinde bir sevgi tazelenmesi yaşanıyordu ne de olsa. Artık anneler günü yaklaşırken bana hüzün veriyor. Hele bu yıl, okullarda yaşanan şiddet sonucu öğretmen annelerin ve küçücük ana kuzusu çocukların öldürülmesi bu hüznün üzerine tuz biber ekti. Sanki o şiddetin sorumlusu benmişim gibi, suçluluk duygusu hissetmeler. Sadece bu mu? Çocuklarından uzak haksız yere hapis yatan anneler ve çocuklar, kadın cinayetleri sonucu annesiz ve çocuksuz kalan anneler… Gençler arasında yaşanan şiddet sonucu, bir anda çocuklarından olan anneler… o kadar yıl emek ettiği çocukların yok olması, anneler gününün gururunu yaşatamıyor bizlere.
Bu arada kadınların çok sevdiği ve sonra itirazların geldiği bir reklamın tartışıldığına rastladım kadın gruplarında. Görsellik ağır bastığı için anlatmalarını rica ettim. Reklamda Kedilerin ve köpeklerin tüylerini çok iyi toplayan bir süpürge tanıtılıyormuş. Kedi ve köpeklerin annesi olduğunu belirten kadınlar varmış. Anneliğin yalnızca çocuk doğurmakla belirlendiğine inanan anlayış, köpürdü buna. Kimse köpeğin ve kedinin annesi olamazmış. İki kızımın da kedisi var. “Anneannesi” deyip duruyorlar. Eski kuşak olarak biraz garipsesem de itiraz etmiyorum, saygı duyuyorum. Sonuçta onlara da bir çocuğa emek verildiği gibi emek veriyorlar, bağ kuruyorlar. Beğenmediklerimizi yasaklamak ya da kaldırtmak da kötü bir gelenek haline geldi. Ayrıca son dönemde hayvanlara karşı oluşan bu düşmanlık ve tahammülsüzlükte içimizi acıtmıyor değil.
Kadınların çoğu bu reklamı beğendiklerini, babalar gününde de buna benzer bir reklamın tasarlanması gerektiğini dillendirdiler. Bana kalırsa, yine bir tuzağa düşürülüyoruz. Anneliğin sadece çocuk doğurmaktan ibaret olmadığını vurgularken, yine bir ev eşyasıyla annelik rolümüz belirleniyor.
Ev eşyalarına indirim yapan alış-veriş firmalarına, bilgisayar, telefon gibi ürünlerde de indirim yapılması gerektiğini yazanlar oldu. Yanıt gelmese de çok anlamlı bir savunuculuk ve mücadele biçimiydi bana göre. Böyle yaratıcı eylemlerin yapılmasının, farkındalığımızı artırdığını düşünüyorum.
Engelliler haftası, Anneler Günü gibi önemli günlere el koyanlara sesleniyorum: önce üzerinize düşen sorumlulukları ve yükümlülüklerinizi yerine getirin. Kadın cinayetlerini, çocuk şiddetini durdurmak için önlemler alın, eğitimleri ön plana çıkartın. Bizi bizimle bırakın. Annelikle ilgili söz söylemek, bizlere düşer. Tüketim ekonomisini bize dayatmayın ve çekin ellerinizi anneliğimizin üzerinden, zira kirletiyorsunuz.
23 Mayıs 2026


