Tarihin Kadın Yüzleri

FATMA REŞİT ARİF ATASAGUN

Siyah beyaz bir portre fotoğrafında, Fatma Reşit Arif Karasagun omzundan yukarı kadrajda. Yüzü hafifçe sağ tarafa dönük, bakışları uzağa yönelmiş. Ten rengi açık, yüz hatları ince. Gözleri büyük, kaşları ince. Dudakları kapalı, bir gülümseme ifadesi. Saçları koyu, ortadan ayrılmış, başın yanlarına doğru sıkıca geriye yatırılmış ve ensede toplanmış. Üzerinde desenli koyu bir hırka ya da ceket, içte açık renk bir giysi. Boynunda, yakayı birleştiren yuvarlak, ortası desenli bir broş.

HAZIRLAYAN: Zeynep KESKİN BAĞLAN

Türk tıp tarihinin tozlu sayfalarında kalmış, Cumhuriyet’in ilk yıllarında sessizce devrim yaratmış en cesur ve öncü figürlerden biri Dr. Fatma Reşit Hanım’dır. 1901 yılında Edirne’de dünyaya gelen Fatma Reşit Hanım, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Osmanlı İmparatorluğu’nun en çalkantılı, savaşlarla dolu son dönemlerinde geçirdi. Eğitim hayatına İstanbul Bezm-i Âlem Valide Sultanisi’nde başlayarak ilk gençlik yıllarında doktor olma hayalini zihnine kazıdı. Fakat o yıllarda Osmanlı’da Darülfünun Tıp Fakültesi henüz kız öğrencileri kabul etmiyordu. Karşısına çıkan bu büyük toplumsal engele ve dönemin tüm imkânsızlıklarına boyun eğmeyen genç Fatma Reşit, hayallerinin peşinden giderek okyanus ötesine, Amerika Birleşik Devletleri’ne doğru zorlu bir eğitim yolculuğuna çıktı.

​Boston’da bulunan Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde (TuftsUniversitySchool ofMedicine) son derece ağır ve disiplinli bir tıp eğitiminden geçerek başarıyla mezun oldu. O dönemde yurt dışında tıp eğitimi alıp doktor unvanıyla memleketine dönen pek az Türk kadından biri olarak, yeteneğini ve birikimini genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hizmetine sunmak amacıyla 1926 yılında yurda döndü. Yurt dışında edindiği birikimi kadın sağlığı, doğum ve klinik inceleme alanlarına yönlendirerek Türkiye’nin ilk kadın doğum uzmanlarından biri oldu. Soyadı Kanunu’nun çıkmasıyla "Atasagun" soyadını alan ve arşivlerde Fatma Reşit Arif Atasagun adıyla da anılan hekim, 1936 yılından itibaren İstanbul Kadıköy’e yerleşerek kendi muayenehanesini açtı. Burayı sadece bir tedavi merkezi değil, aynı zamanda bölgedeki kadınların ve çocukların güvenle başvurduğu bir şifa kapısı hâline getirdi. Dönemin kısıtlı imkânları dâhilinde doku incelemeleri, klinik teşhisler ve tıp laboratuvarı çalışmaları yürüterek modern tıbbın yaygınlaşmasına öncülük etti.

​Ömrünün büyük bir kısmını Edirne, Boston ve İstanbul üçgeninde bilime ve insan hayatına adayan Dr. Fatma Reşit Hanım, 1973 yılında aramızdan ayrıldı. Tıp eğitimine kadınların kabul dahi edilmediği bir çağda sınırları ve kalıpları aşarak hekim olmayı başaran bu mütevazı bilim kadını, cesareti ve azmiyle tarihe adını altın harflerle yazdırmış en güçlü değerlerimizden biridir.

Şöyle bir düşünüp iç çekiyorum da… Bugün sokaklarda canı yanan, şiddete uğrayan, hayatın tüm yükünü omuzlarında taşıyan ama buna rağmen her gün yeniden ayağa kalkma cesareti gösteren o sessiz kahraman kadınlarımız yok mu? İşte böyle Fatma Reşit Hanım gibi,öncü yürekler, bugün o kadınların karanlıkta kalan yollarına ışık tutuyor, cesaretlerine ayna oluyorlar.

O gün Amerika yollarında engelleri aşan o inatçı ruh, bugün bu ülkede hayatta kalma mücadelesi veren, hakkını arayan, evladını koruyan her bir kadının yüreğinde yeniden nefes alıyor. İyi ki geçmiş o yollardan Fatma Reşit Hanım ve bugünün kadınlarına umut olmuş.

Ruhu şad olsun!...

FATMA REŞİT ARİF ATASAGUN