KADIN MİTİNGİ

Tarih
25 Ocak 2026
Okuma süresi
~4 dk

YAZAN: Şule SEPİN İÇLİ

Kadınlara yönelik her türlü şiddet vakaları kontrolden çıkacak şekilde artıyor. Yaşam hakkımız tamamen elimizden alınmaya çalışılıyor. Bunun yanında şeriatın ayak seslerini giderek daha çok hissediyoruz. Bin bir mücadeleyle kazandığımız haklar elimizden gidiyor. Konuşmamıza, kıyafetimize, özel yaşamımıza müdahale ediliyor. Bunu yaptıranlar da gerici bir kesim. Fetvalarla kendilerini gösteriyorlar. Bir de bakıyoruz ki sessizlikten sonra hak ihlalleri, yasa değişiklikleri birbirini izlemiş.

Başta kadınların yaşam hakkına saldırılar nedeniyle, bir ‘Kadın Mitingi’ düzenleme fikrini geliştirdi ‘29 Ekim Kadınları Derneği’. Temmuz ayından beri her hafta salı günü toplanıyoruz. Önce bir whatsapp grubu kuruldu. Kadın örgütlerine, kadın çalışma grupları olan meslek örgütlerine, sendikalara çağrı yapıldı. Yaklaşık 37 çağırıcı örgüt olduk. Yaklaşık diyorum, sonradan fikir ayrılıkları nedeniyle ayrılanlar oldu. Bazı örgütler de kendilerini katılımcı olarak görmek istediler.

Kadın Mitingi önerisinin arka planında, 15 Şubat 1997 yılında düzenlenen ‘Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü vardı. O yürüyüşe 50000 kişi katılmıştı. Bu kadar kalabalığı bulmak, gerçekten çok büyük bir emekti. Üstelik katılımcılar kadınlardan oluşuyordu. Destekleyen erkekler arkada durmuşlardı. Ben de katılmıştım o yürüyüşe. Sonradan şu anki 29 Ekim Kadınları Derneği Başkanı ŞenalSaruhan’ın anlatımına göre hiç de kolay olmadığını öğreniyoruz. Konuşmasını yapmak üzere tam mikrofonu eline alıyormuş ki bir telefon gelmiş. ‘Konuşmaya başladığın an, seni vuracağız” diye. O zaman bütün televizyonlar bu yürüyüşü duyurmuşlar.Şenal Saruhan bu tehdide boyun eğmemiş.

O zamanın zorlukları ayrı bir yana, günümüzde bu tür organizasyonlar yapmanın çok farklı zorlukları oldu. Sosyal medyaya daha çok hakimiz. Pek çok yerden bu mitingi duyurmak mümkündü. Ama insanların üzerinde kurulan baskı, korku, katılımı engelleyen unsurlardan bazılarıydı. Mitingin yapılacağı günlerde, Işid'in bomba atma olasılığı gündemdeydi. Bu da insanların daha çok korkmasına neden oldu.

Kadın Mitingi, 10 Ocak’ta, Ankara Tandoğan Meydanında gerçekleşti. Daha önce yapılacaktı ama “Emekli Mitinginin” öncelik kazanması zorunluluğu nedeniyle ertelendi ve kışın en soğuk günlerinden birine denk geldi. Katılımı hava koşulları da etkiledi tabi.

Her ne kadar farklılıklarımızla bir arada olmanın önemini vurgulasak da ortak noktalarda buluşmak kolay olmuyor. Erkeklerin mitinge katılmaması, miting konuşma metnininKürtçe ve Arapça gibi farklı dillerde okunması, siyasi parti kadın temsilcilerine söz verilmemesi gibi faktörler kırmızı çizgilerdi.

Toplantıda ilkeler meselesi çok fazla gündeme geliyordu. İlkeleri koymak ve bu ilkelere bağlı kalmak çok anlamlı. Ama kırmızı çizgilerin fazla olması, katılımı zayıflattı. Toplantılarda küçücük konular çok büyütülüyordu. Örneğin, birine abla diye hitap etmek bile feminizmin konusu oluyor, bu konu üzerinde uzun uzun tartışılıyordu. Yatay örgütlenme, yani insanların hiyerarşi olmadan görüşlerini dile getirmesi çok güzel evet ama oylama yapılmaması çok önemli bir zaaf bana göre. Bu durumda da ağzı çok iyi laf yapan biri bir görüşe karşı çıkıyor, birkaç destekçi buldu mu, sanki o görüş çoğunluk tarafından kabul ediliyormuş hissi yaratılıyor. Gerçekte durum öyle değil. Toplantı sonrasında, pek çok kadın arkadaşın sonuçtan rahatsız olduklarını, kendilerinde söz alıp konuşma cesaretini bulamadıklarını, sessiz kalmayı tercih ettiklerini anlıyoruz. Bu da hiyerarşinin başka bir boyutu olmuyor mu?

‘Ev Hanımı, Ev Emekçisi’ ne dersek diyelim, bu kadınları yeterince katamadık. Kadınların yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri konuşmada yer almıştı ama evin içinde yaşamının büyük bir bölümünü geçirmek zorunda olan kadınlar için bu konuşmalar çok önemsenemiyor. Cumartesi Annelerini, ev emekçilerini, çocukları tutuklu olan aileleri temsil eden kadınlar konuşsaydı, daha açıklayıcı ve renkli olurdu. Buna da sorun yaşayan pek çok kesimin olduğu, bir kesimin temsil edilememesi halinde dışlanma olacağı savunması getirildi.

Politikada görünür olan kadınların ne kadar değiştiklerine tanık oldum. Eğer bürokrasiye yakın bir konumda görev yapıyorsa, konum ne kadar kadın haklarını savunmakla ilgili olursa olsun, ibre bürokratik kurallardan yana. Bir gazetede ya da kadın örgütünde aktif görev alırken, son derece anlayışlı, kapsayıcı olan kadınların, politikada aktif olduklarında ne kadar havalı olduklarını üzülerek deneyimledim. ‘Bize daha önce neden haber vermediniz?’ sitemi üzerinden yürüyüp temsili düzeyde katılanların olduğunu gördüm. Bunun yanında kadın duyarlılığını koruyan, insanları içtenlikle kucaklayan kadın Milletvekilleriyle tanışma fırsatını buldum.

Toplantılara katılan kadınlar olarak deyim yerindeyse, bizim tuzumuz kuru. Böyle bir mitinge katılmamamız ayıp olurdu. Sanki bizler hiç ev içinde toplumsal cinsiyet kalıplarından çıkmakta zorlanan, kendimizi haldurhuldurev işi yapmakta, çocuk bakmakta bulan kadınlar değildik de başka bir dünyadan gelmiş gibiydik. Kadın mücadelesinde çok kadına katkısı olan, rahmetliFatdimTopçubaşı’nın, ‘Kadın mücadelesi evde başlar’ sözünü hatırlamamak elde değil. Ev hanımlarını katmak için daha çok kafa yormalıydık.

Yeri gelmişken, bildiri dağıtımı sırasında tanık olduğum bir olayı paylaşayım. Karı-koca mutlu mesut sokakta yürüyorlardı. Bildiriyi kadına doğru uzattık. Kâğıdı alıp almamakta kararsızdı. Sonra eşinin yüzüne baktı. Ondan al onayı gelince aldı. İşte bizim meselemiz tam da burada yatıyor. Sokakta bildiri dağıtmak çok iyi bir propaganda örneği. Daha çok kadının sesini sokağa taşımak istiyorsak, evlere girmenin yollarını arayıp bulmalıydık.

Hep olumsuzlukları dillendirmeyelim. Mitingin olumlu yönleri de vardı. Bu kadar soğuğa, baskıya ve korkuya karşın, yine de hiç azımsanmayacak bir kalabalık vardı. Birbirlerini tanımayan pek çok kadın, İl dışından örgütlenerek Ankara’ya geldiler. Erkeklerin gelmesi sadece bir bilete bakar. Kadınlar öyle mi? Eşlerini, çocuklarını düzene sokacaklar, bir sürü işten sonra harekete geçecekler.

Kadınlar doyasıya eğlendiler, müzik eşliğinde coştular, dans ettiler, şarkılar söylediler, halay çektiler.

Engelli kadınlardan toplantılara katılım olmadığı için konuşma metnine ekleme yaptırmakta çekingen kaldım. Sonra hem miting öncesi yapılan basın açıklamasında hem de miting konuşmasında, engelli kadınların sorunlarına yer verildi. Sağır kadınların katılımını örgütledik ve işaret dili tercümanı eşliğinde mitinge katılabildiler.

Mücadelemiz bitmemeli. Kırmızı çizgilerimizi azaltabildiğimiz, ortak noktalarda eşit sözlerimizle buluşabildiğimiz örgütlenmelere çok gereksinimimiz var. Biz çoğalmadıkça daha çok üzerimize gelecekler. Güçlerini ayrışmalardan aldıkları muhakkak. Bize de bu noktalar üzerinden mücadeleyi büyütmek düşüyor.

25 Ocak 2026

KADIN MİTİNGİ