Rol Modellerimiz 3

Okuma süresi
~6 dk

Şule: Merhaba umudun kadınları dinleyenleri. Rol modelleri köşemizin bu ayki konuğu İzmir’den; ben adını söylemeden kendisini tanıtmasını isteyeyim. Hoş geldiniz.

Kadriye: Hoş bulduk; adım Kadriye Akyazı. Aslen Eskişehirliyim, beş yıldır İzmir’de yaşıyorum.  İkiz çocuklarım var. 1993-98 yılları arasında Eskişehir Halk eğitim merkezinde usta öğretici olarak çalıştım.

Şule: Ne üzerine çalıştınız?

Kadriye: Branşım giyim. Çarşamba günleri El sanatları derslerimiz olurdu. Nakış, kumaş boyama, makrome gibi işler üzerinde çalışırdık.

Şule: İkiz çocukların olduğunu söyledin; erkek mi kız mı; kaç yaşındalar?

Kadriye: bir kız bir erkek; dokuzuncu sınıftalar, yaşları on dört.

Şule: Sevgili dinleyenler, aslında önce Kadriye ile tanışmamızın hikayesini  paylaşayım. Mart ayında olduğumuz için Bulgaristan’da Martuniçka diye bir olay var. Belki bir kahraman, bilemiyorum, Kadriye daha iyi anlatırdı herhalde; Ucunda nazar boncuğu ve çiçek olan bir bileklik. Onu bu ayda taktığımızda Marta nine bize uğur getiriyormuş. Baharda leyleği havada görünce dileğimizi tutup onu bir ağaca bağlıyormuşuz. Ben de arkadaşlara hediye almak için böyle bir arayış içine girdiğimde kızım bana Kadriye’yi buldu. Ben de “Böyle güzel şeyler yapıyorsan haydi gel, bizim rol modelleri köşemize konuk ol,” dedim. O da bunu seve seve kabul etti. Şimdi de bu hikâyeler nasıl, neden gerçekleşti, neler yapıyorsun;   bunlardan söz edelim istersen.

Kadriye: 93-98’lerde çalıştıktan sonra bu arada evlenip Sivas’ın Gürün ilçesine gittim. Eşim Devlet Demir Yollarında çalışıyordu. O nedenle bir buçuk iki yıl kadar orada yaşadım. Burası küçük bir yer olduğundan çalışma imkânım da olmadı. Daha sonra tayinimiz Samsun’a çıktı. 2007 yılında ikizlerim doğdu. Onları büyütürken de çalışmam mümkün olmadı. Ekonomik sıkıntılarımız olmasına karşın kendi olanaklarımızla onları büyütmeye çalıştık.2009 yılında bir yapı markette rengârenk görünen bir şeyler keşfettim. Bunların neler olduğunu anlamaya çalışırken keçeyi tanıdım. Sonrasında da keçe çalışmalarına başladım. Anahtarlı, telefon kılıfı gibi şeyler yapmaya başladım ve aile ekonomisine katkı olması için bunları pazarlamak istedim. Bu yaptıklarımı çevremde satma olanağım olmadı. Bunun ardından bir arkadaşımın ısrarı üzerine, sosyal medyada bir sayfa açtım ancak orada yalnızca bir tane telefon kılıfı satabildim. Bu arada nikâh şekerleri, bebek magnetleri bulunan bazı sayfaları takip ettim. Bu ürünlerin yoğun talep gördüğüne tanık oldum. Fakat bunlar için sermayeye gerek vardı. Doğaldır ki o da bende yoktu. Giderimiz çoktu çünkü. Takip ettiğim bir sayfaya mesaj atarak iletişime geçtim. Ben de o ürünlerden yapmak istediğimi, ancak sermayemin olmadığını söyledim. Şansımdan, karşıma çok iyi bir insan çıktı. Hem görselleri kullanmama izin verdi hem de bu işin nasıl yapılabileceğini öğretti. Bu nikâh şekerleri gibi şeyler yurt dışında çok pahalı olduğundan talepler daha çok yurtdışından geliyordu. Avusturya, Avusturalya, Belçika gibi ülkelerden sipariş alıyordum. Eşimle birlikte sabaha kadar uyumadan bu işleri yetiştirmeye çalışıyorduk. Ufak da olsa aile ekonomisine bu şekilde katkı koymak bana büyük mutluluk vermişti. Bu arada kendimi geliştirmeye devam ettim. Değişik magnetler, kapı süsleri, sepetler derken ürün yelpazem oldukça genişledi. Sanalda da olsa çevremi genişlettim. Örneğin, bir genç kız önce nişan tepsisi sipariş ettiğinde ürünlerimi beğenmesi üzerine evlenirken de nikâh şekerleri için talepte bulunması, daha sonra bebeği olunca da bebek için magnetler, doğum günü için çeşitli ürünler istenmesi çok sevindiriciydi. Böylece insanlarla olan ilişkilerim de gelişti. Şu an bile yüz yüze gelmediğim halde, güzel dostlarım, kardeşlerim, ablalarım var.

Şule: bu arada, eşin ne iş yapıyordu?

Kadriye: Devlet Demir Yolları Sinyalizasyon bölümünde memur olarak çalışıyor.

Şule: Sen, annelik durumunu anlatırken ben de “Tam da klasik bir annelik öyküsü!” diye düşündüm. Gerçekten bu koşullarda çok zor… Çalışsan kreş, bakıcı ücretleri çok yüksek; çalışmasan ekonomik olarak sıkıntı yaşanıyor. Kadınlarımız zaten evlerde de emek veriyor, çalışıyorlar. Sanıyorum, senin iletişim becerin de iyi olması bu yolda başaralı ve mücadeleci olmana daha çok katkıda bulunuyor; ne dersin?

Kadriye: Evet, kesinlikle. Hani şöyle bir söz vardır; “Allah taşıyamayacağın yükü vermez!”  diye. Demek ki Allah bu potansiyeli bu gücü bende görmüş ki bana ikiz çocuk vermiş, diyorum. biz gurbetçi eşler olduğumuzdan yanımızda yardımcı bir yakınımız yoktu; yardımcı tutmaya da gücümüz yetmiyordu. Benim günde sekiz saatim bebeklere mama yedirmekle geçiyordu. Yemek yapacak temizlik yapacak zamanım olmuyordu.

Şule: Geriye dönüş olsaydı ne yapmayı düşünürdün?

Kadriye: Geriye dönüş olsaydı kendimi o denli yıpratmaz bir yardımcı tutardım tabii ki.

Şule: Peki, yelpazen genişledikten sonra neler yaptın?

Kadriye: Gelişmeler sürerken her şey yolundayken birden sosyal medyada birtakım sorunlar çıkmaya başladı. Örneğin, haber kaynağında az kişi görünmeye başladı. Gelen mesajlar, yorumlar gösterilmez olmuştu İşlerim bu şekilde yavaşlayınca ben de network olayına girdim. Bu işi altı yedi ay takip ettikten sonra üye oldum. Çabuk sosyalleşen biri olduğum ve sosyal medyayı da iyi kullandığım için birkaç ekip arkadaşı buldum. Gayet başaralı bir şekilde yolumuza devam ettik. Maddi manevi kazançlarım oldu. Sonrasında liderlerimiz firmadan ayrılınca birtakım sıkıntılar yaşandı. Bizim de motivasyonumuz düştü. Network çok sevdiğim bir iş. Şu anda çok aktif olmasa da bir firmada çalışıyorum. Şu anki mesleğime gelince Pandemi başlayınca hepimiz evlerimize kapandık. Bu sırada sosyal medyayı takip ederken karşıma makrome çıkınca çok ilgimi çekti. İkizlerden biri olan kızıma düğüm atmasını öğrettim ama oralarda görmüş olduğum desenleri bir türlü anlayamamıştım. Bu kez de o desenleri kızım bana anlatmaya başladı. Bu konuda da kendimi geliştirdim. İnsanlar ürünlerimi çok değişik buluyorlar. Daha çok ürünlerim gençlere hitap ediyor. İzmir Karşıyaka’da yaşıyorum. Geçen yaz Egenin İncileri Kooperatifine dâhil oldum. Her hafta mahalle şenliklerimiz oldu. Oralarda stantlar açtık ve güzel kazançlar sağladık. Bu sayede de güzel dostlarım oldu. Karşıyaka Belediyesi’nden de kadınlar olarak çok destek gördük. İzmir’in festivalleri, stantları hiç bitmez. Doğuştan İzmirli gibi gerçekten burayı, İzmir’i çok seviyorum.

Şule: Anne-kız desteği gayet iyi olmuş. Senin yaratıcılığın kızının araştırıcı ruhu bir araya gelmiş. Kooperatife girince işler daha farklı mı oluyor; yani birlikte çalışmak bir ayrıcalık mı sağlıyor?

Kadriye: Kooperatiflerimiz, kırk-altmış yaşarası evli ve çocuklu kadınlardan oluşuyor. Kooperatifler, kadınları çalışma hayatına dâhil ederek iş sahibi olmalarını sağlayıp ekonomik anlamda güçlenmelerine katkıda bulunuyorlar. Bunu tek başınıza gerçekleştirmek kolay olmuyor. Ayrıca, kooperatiflerde kadınlarla bir araya gelerek sorunlarımızı ve deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Böylelikle kadınların sosyal ve psikolojik refahı artmış oluyor.

Şule: Kadınlara ne önerirsiniz? Kooperatif araştırmada neler yapabilirler?

Kadriye: bazı mevzuatlar bulunmakta. Bütün kooperatiflerde geçerli koşullar var, Örneğin benim bulunduğum yerde iki ayrı kooperatif çalışıyor fakat biri diğerine göre daha çok etkin ve olanakları daha fazla olduğunu bazı araştırmalarım sonucu öğrenince ben de bu kooperatifi seçtim.

Şule: O zaman insanlar kendi yakınlarındaki faaliyetlerini duydukları kooperatiflere katılabilirler diye özetliyorsunuz. Buradan şunu sormak istiyorum. Yaptığınız işlerin mutlaka zorlukları vardır;   sağlık açısından örneğin sizin eliniz, boynunuz, kaslarınız etkileniyor. Bunlardan da söz eder misiniz?

Kadriye: Kesinlikle. Bu işlere Pandemi döneminde başladığımı söylemiştim. Yani bu dönem beni meslek sahibi yapmış oldu. Tabii ki zorlukları var. Uzun uzun iplerle çalışmak zorunda kalıyorum; ipleri örerek bir şablona bakıp motifler çıkarıyorum. Sürekli öne eğilmek zorunda kaldığım için boyunda çıkıntılar, bazen baş dönmeleri oluşabiliyor. Çalışırken ters kol hareketleri sonucu çeşitli bölgelerimizde ağrılar meydana gelebiliyor. Üstelik bu ağrılar çok uzun sürebiliyor. Bu nedenle de son zamanlarda, uzun iplerle yapılan işleri tercih etmiyorum. Şu anda mayıs ayında teslim etmek üzere siparişlerim var ama bunları zamana yayarak etkilerini bu şekilde azaltmaya çalışıyorum. İşimi severek yaptığımdan zorlukları da pek ağır gelmiyor. Örneğin, geçen yıl çiçek festivaline katıldığım da ürünlerim çok ilgi görmüştü. Öyle ki daha standımı hazırlamadan göstermiş oldukları aşırı ilgi, yakınlık beni hem şaşırtmış hem de çok mutlu etmişti..

Şule: Peki, Geleceğe yönelik planların, hayallerin var mı?

Kadriye: İzmir’de yaşıyorum, demiştim. Bu kentin çeşitli tatil beldelerinde stant açmak istiyorum ama bu kez de kalma sıkıntısı yaşanıyor. Bu yüzden de bir karavanım olmasını hayal ettim; böylelikle hem kalma sorunumu ortadan kaldırmış olacağım hem de ürünlerimi üretmeye devam etmiş olacağım. Sonrasında da bir marka oluşturup kendi iş yerimi açmak istiyorum. Bu yolda elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Umarım bu hayallerimi gerçekleştirebilirim.

Şule: Biz de Umudun Kadınları Dergisi olarak bu hayallerinin gerçekleşmesini umuyoruz. Bu arada, söyleşimizin de yavaş yavaş sonuna gelirken dergimizi daha çok kadınlar izlediği için kendilerine önerilerin olabilir mi, bu konuda neler söylemek istersin?

Kadriye: Bence yalnızca kadınlara değil, tüm insanlara söylemem gereken şu: Herkesin bir hobisi olmalı. Bu hobiler insan için büyük terapi oluyor; kişinin hayal gücünü genişletiyor. Çünkü ben üretirken kendimi çok iyi hissediyorum. Bu işleri yapanlar da ister ihtiyaçları isterse hobi için çalışabilirler. Kadınlar “olmaz,” diye düşünmesinler. Hayallerinin peşinden inanarak koşsunlar. Çünkü inanmak başarının yarısıdır. Yaşım kırk dokuz olmasına karşın hayallerimin peşinden koşmaya devam ediyorum.

Şule: Gerçekten kadınlara umut verici, özgüven dolu  tavsiyelerde bulundun.  Son olarak verebileceğin, “şunu da unutmayayım,” diyebileceğin bir mesajın var mı?

Kadriye: Evliliklerde eş desteği çok önemli. Örneğin, ben işim için dışarı gideceksem, eşim de evde yapılması gerekenlere yardım etmesi, çocuklara bakması, yaptığım işleri desteklemesi, yetersiz kaldığımda yanımda olup yükümü paylaşması son derece önemli.

Şule: Rol modellerimiz köşemizin böylelikle sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bir sonraki köşemizde buluşmadan önce bize çok güzel mesajlar verdiği için ben Kadriye’ye çok teşekkür ediyorum. Özellikle eşler arası paylaşım, sorumluluk konusuna değindi. Kadınlara motivasyon, umut aşıladı. Başka bir söyleşide buluşmak üzere hoşça kalın diyorum. Tekrar teşekkürler.

Kadriye: Ben de teşekkür ediyorum.

Rol Modellerimiz 3