Rol Modellerimiz

NİTELİKLİ SOKAK MÜZİSYENİ OLMAK

Fatma Çiçek Çekiç, Açık tenli, sarı saçlı, kameraya yakın mesafeden çekilmiş bir selfie. Saçlar düz ve omuz hizasında, sağ taraftan yüzün bir kısmına düşmüş. Yüz ifadesi ciddi ve dudaklar kapalı. Göz kapakları yarı kapalı duruyor, göz altlarında hafif koyuluklar. Üzerinde kabartma desenli, oldukça canlı pembe renkte kalın bir kazak.

SÖYLEŞİYİ YAPAN: Şule SEPİN İÇLİ


Şule: Sevgili Umudun Kadınları Dergisi izleyicilerimiz, bu günkü konuğumuz, Fatma Çiçek Çekiç. Kendisini daha önce çeşitli gruplardan tanıyordum. Görülmeyen Gazetenin Uluslararası Satranç Turnuvasında bizzat tanıştık. Öncelikle kendini bize tanıtabilir misin?

Fatma: Evliyim, bir tane kızım var. İstanbul’da yaşıyorum.

Şule: Görme derecen nedir?

Fatma: %5 oranında görüyorum. Doğuştan göz tansiyonu nedeniyle görmüyorum.

Şule: Dernekte yöneticilik yaptın mı?

Fatma: Hiç yönetici olmadım. Zaman zaman yönetici arkadaşlarımın yanında, arka planda, onlara yardımcı olmak adına, elimden geleni yapmak için onların yanında oldum.

Şule: Müzik uğraşın hakkında konuşacağız. Müzik merakın nasıl başladı?

Fatma: Kilyos Körler Okulunda okudum. Orada korodaydım. Daha 1. Sınıftayken solistlik yapmaya başladım. Ondan sonra müziği daha çok sevdim. Enstrüman çalışmalarım oldu. Önce kavalla başladım. Org, akordeon, ut ve bağlamayla uğraştım. Kurslarına gitmeme rağmen, ut ve bağlamada çok iyi değilim. Piyano ve orgu daha iyi çalıyorum. Amatörden biraz daha iyiyim.

Şule: Enstrümanın var mı?

Fatma: Orgum var.

Şule: Sokak müziği yapmaya ne zaman başladın?

Fatma: Sokak müziği yapan arkadaşlarımın yanına misafir olarak gidiyordum. Bir-iki parça söyletiyorlardı. Eleman ihtiyaçları varmış. O zaman 18 yaşındaydım. “Bizimle beraber çalışır mısın?” dediler. Çok değerli abilerdi.

Şule: Kimlerle?

Fatma: Murat Dirice, Recep İnvan, İsmail Özcan, Süleyman Demirci.

Şule: Sen kör camiasındaki ağır toplarla birlikte çalışmışsın.

Fatma: Gerçekten öylelerdi. Bizim grup için, “İstanbul’da en kaliteli grup sizsiniz” diyorlardı. Sürekli değil de belli aralıklarla çalıştım. Şimdi kendim karaoke müzik yapıyorum. Çünkü cihazlar biraz sıkıntılı oluyor. Klavye kurduğumda, çok ses olmasa da otomatik olarak çok ses olduğunu düşünüyorlar.

Şule: Söylemek istediğin her şarkı için karaoke bulabiliyor musun?

Fatma: Çoğunlukla buluyorum. Bazıları sesime uymuyor. Bulamadığım şarkı sayısı azdır. Yüzde sekseni sesime uyuyor. İlk kez söyleşi yaptığım için çok heyecanlıyım.

Şule: İlkler her zaman heyecanlıdır. Sokak müziği yapmanın zorlukları neler?

Fatma: Tek başıma çalıştığım için bazı zorlukları var. Her türlü insanla karşılaşıyoruz. Bu insanlarla, bazan da belediyeyle mücadele etmek zorunda kalıyorum. Sesli program yapmanın yasak olduğunu söylüyorlar. Onların inisiyatifinde olunca, yardımcı oldukları zamanlar da oluyor. Yukarıdan emir geldiğinde, bunu ifade ediyorlar. Çalıştığım yerde tutmak istemedikleri zamanlar oluyor.

Şule: Günde kaç saat şarkı söylüyorsun?

Fatma: Üç saat söylüyorum. İki saat de olabiliyor, değişebiliyor.

Şule: Konserlerde bile aralar oluyor. Düğün salonlarında, eğlence yerlerinde molalar oluyor. Sokakta hiç durmadan, üç saat şarkı söylemek çok yorucu değil mi?

Fatma: Tabi çok yorucu. Dinlenmek zor oluyor. Yakınlarda çay kahve içecek bir yer buluyorum. O durumda da yerimi birinin alacağı endişesini duyuyorum, tek başına olunca. Dinlenme payı olmasa da vücut belli bir süreden sonra alışıyor. Üç saat rutine alıştıysam, dört saat program yaparsam çok yorulduğumu hissediyorum. Ama kendini alıştırıyorsun. 4-5 saat çalışan arkadaşlar var. Onlar dinleniyorlar da. Murat Dirice grubuyla çalışırken, 5-6 saat nöbetleşe program yapardık, hiç sıkılmazdık ve yorulmazdık. Zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık bile. Yanında kadın solist olunca, erkekler çalmayı ve kadınların söylemesini istiyorlardı. 4-5 saat program yaptığımı biliyorum. Bir şekilde zaman geçiyor. Tek başına olunca, zaman geçmiyor, yapabileceklerimiz sınırlı. Ekiple çalışırken, onlar enstrüman çalarken, çay kahve içmek için gidebiliyorsun. Kendin çalışınca durum farklı.

Şule: Ekip çalışması çok avantajlı tabi. Tek çalışırken, yanında su bulundurabilirsin.

Fatma: Çantamda su bulunduruyorum.

Şule: Sen az gördüğün için şanslısın. Hiç görmeyen program yaparken, insanların olmadığını fark edemez. Gören biri, insanların olmadığı durumlarda, şarkı söylemeyebilir ve dinlenebilir. Bir kadın olarak zorlukları var mı? Vatandaşlardan nasıl tepkiler alıyorsun?

Fatma: Rahatsız edici olayla çok karşılaşmadım. Görmediğimi anlasınlar diye yazı bulunduruyorum. Az gördüğüm için görmediğim anlaşılmıyor. Bahşiş kutusu olarak geçiyor. Kutunun üzerinde, ‘Görme engelli sokak müzisyeni’ yazısı bulunuyor. Görmediğimi bilerek yaklaşımda bulunmaları önemli. Kendimi bu şekilde koruyabiliyorum. Yoksa farklı yaklaşanlar olabilir.

Şule: Yıllar önce, sokak müzikleri, konser gruplarıyla ilgili istismar meselesi çok gündeme geliyordu. Fakat son zamanlarda sokak müziği yapan görenler de çok arttı. Yine de bazı insanların acıma duygularıyla yaklaştığı oluyor mu? Ya da çok beğenerek dinledikleri oluyor mu?

Fatma: Çok farklı insanlarla karşılaşıyorum. Geçenlerde bir kadın, vereceği parayı başından çevirerek, başının gözünün sadakası olmasını diledi. Bunu duyduğumda, parayı kutudan geri almasını, istemediğimi söyledim. Kutuda bahşiş yazmaz. Beğenirse para vermesi gerektiğini söyledim. Mecburen kutu kullanıyorum. Kutu kilitli olduğu için kazandıklarımı böyle koruyabilirim. Kilitli olmazsa, çalışamayız. Hırsızı da yolsuzu da yanımızdan geçebiliyor, bilemiyoruz. Açıklamamdan sonra özür diledi. Parayı iade ettim. Çok mahcup oldu ve kendisini belli etmeden yardımda bulunacağını söyledi.

Şule: Çok olgun davranmış. Bazıları daha ısrarcı olabiliyor.

Fatma: Beğenen insanlar çok fazla. Genellikle Silivri Sahilinde bulunuyorum. Belli bir kitlem oluştu. Hatta zabıta sıkıntı çıkardığı zaman, “Biz onu dinlemeye geliyoruz” diyerek sahip çıkıyorlar. Karşıda çay bahçesi var. Oraya çok kişi dinlemek için geliyor. Beni dinlemeye geldiklerini söyleyerek hâl hatır soruyorlar. Hep görmeye alıştıkları için birkaç gün gitmezsem, bir sıkıntımın olup olmadığını soruyorlar. Yaklaşımları çok iyi.

Şule: Ses güzel olunca acıma duygusunu kamufle edebiliyor insan belki.

Fatma: Acıyan insanlara bunu çok görmüyorum. Çünkü bu işi yapamayan insanlar ortaya çıktılar. İnsanlar işi dilenciliğe döktüklerini düşünüyorlar. Belli bir süre yapılan işi görüp kaliteli ya da kalitesizliği fark edince, bizi tanıyorlar. Bu işi bilmeden yapan insanlara, acıyanlardan daha çok kızıyorum.

Şule: Gerçekten, işi bilen, sesi uygun olan insanların yapması lazım. İnsanlar para kazanmak için yaptıklarından bunu istismar edebiliyorlar. Zamanla insanlar bunun farkında olabilir. Dinleyici kitlesi oluşturman, çok anlamlı olmuş. Çevrende bildiğin kaç görmeyen kadın sokak müzisyeni var?

Fatma: On kişi kadar var. Sayılar artmaya başladı çünkü azıcık müzik kulağı olan bu işi yapacağını düşünüp kendisini sokağa atmaya başladı. Ciddi anlamda sınav yapmaları gerekir. Belediye sınav yapıyor, ben belge aldım. Ama sınavı baştan savma yapıyorlar. Bilir kişilerin olması ve bunu süzmesi gerekiyor. Metro müzisyenlerinde süzme işlemi yapılıyor ama sokak müzisyenlerinde kesinlikle yapılmıyor. Bileni de bilmeyeni de sokakta ortaya çıkıp yapıyor. Sonuç bu şekilde oluyor. Silivri’de bu işi gönül rahatlığıyla yapıyorum. Küçücük çocuk yanımda duruyor, beni çok sevdiğini söylüyor. Ailesine hükmederek yanında durmak istiyor. Lara adında küçük kızımız var. Ben söylerken, önümde oynuyor. Ailesine hiç aman vermiyormuş ve beni görünce doğrudan yanıma gelmek istiyormuş.

Şule: Sokak müziklerinde hareketli parçaları mı seçiyorsunuz?

Fatma: Nadiren hareketli parçalar seçiyorum. Bazan tepkiler geliyor, “Abla sabahtan beri seni dinliyoruz, damara bağladın” diyorlar. Hareketli parçalar söyleyince, insanlar oynuyor ve belediye rahatsız oluyor. Kalabalık oluyor, her türlü sıkıntı olabilir o sırada. %90 slow ve Türk Müziği parçalar seçiyorum.

Şule: Sunuş yapıyor musun?

Fatma: Bazıları yardım için sunum yapıyor. Ben yardım için de şarkıyı tanıtmak için de kesinlikle sunuş yapmıyorum.

Şule: Sürekli aynı şarkıları söylemek yerine, farklı, yeni şarkıları öğrenme durumu oluşuyor mu sende?

Fatma: Genelde aynı yerde çalışıyorum. Telefonumda 400’den fazla karaoke müzik var. Aynı şarkı olmasın diye onları döndürüyorum. Gelip geçenler farklı ama orada esnaflar var, insanlar sıkılır, bunalır. Bir çalışma esnasında, istek gelmediği sürece o gün aynı şarkıyı asla söylemem.

Şule: İstek olunca, telefondan arama tuşuyla seçiyorsun. Karaoke mikrofonuna mı bağlıyorsun telefonu?

Fatma: Evet. İstek olduğu zaman isteyen kişiye, “Bu parçayı az önce söylemiştim. Farklı bir istek varsa, memnuniyetle söylerim” diyorum. Israr ederse, söylüyorum ama bu bile beni rahatsız ediyor. Kimileri döndürüp, döndürüp aynı şarkıyı söylüyor. Ben bunu asla yapmam. Amaç, halka hitap etmekse, gönül rahatlığıyla para kazanmaksa, böyle yapmak lazım. Başka mekânlarda çalışmak işime gelmiyor. Kendi yağımla kavrulmak daha iyi. Karışan görüşen yok, istediğin kadar çalışır, istediğin gibi hareket edersin. O konuda içim daha rahat ediyor.

Şule: Aynı yerde birden çok sokak müzisyeni olunca, bir rekabet oluyor mu?

Fatma: Oluyor tabi. Belli bir süreden sonra istenmeyen durumlar ortaya çıkıyor. “Sen neden geldin? Beni gördün de geldin değil mi?” gibi söylemler oluyor. Hiç tanımadığım, bilmediğim insanlar, beni görüp çalıştığım Silivri’ye geldiklerinde, “Ben burada çalışıyordum, sen niçin geldin?” diyebiliyorlar. Oysa o kişi hiç yoktu orada. Zaten kimse olmadığı için oraya gelmiştim.

Şule: Gören görmeyen fark etmiyor değil mi?

Fatma: Hayır, fark etmiyor.

Şule: İşin içine para girince, dayanışma gidiyor demek ki. YouTube kanalın var. Beklentin ne ve kaç abonen var?

Fatma: Bir beklentim olmadan, öylesine açtım. Şu anda 75 abonem var, çok fazla değil. Aboneye ihtiyacım var aslında. Bin abonem olursa, kanaldan para kazanmaya başlayacağım. Sokak müzisyenliğini yapsam da en azından bir gelirim olur. Çok üstüne düşmedim. Sürekli şarkı atmak gerekiyor.

Şule: Abone sayısını artırmak için buradan duyuru yapalım. Videonun açıklama bölümüne yazalım, YouTube bağlantı adresini.

Fatma: Fatma Çekiç Sultan olarak çıkıyor. Klavyeyle çalıp söylediğim ve daha çok karaokeyle söylediklerim var.

Şule: Daha çok klavyeyle çalıp söylediğin şarkıları kanala koyarak ve farklı şarkılar söyleyerek abone sayısını dilerim artırabilirsin. Sonuna kadar dinlenmesi gerekiyor tabi. Kanal açan çok sayıda insan olduğu için ne dinleyeceğimizi bilemiyoruz.

Fatma: Sibel Can’dan bir şarkı söyleyip yüklemiştim. İnsanların karşısına çıkıyordu ama çok abonem olmadığı için bunu bile değerlendiremedim.

Şule: Karaokelerde telif sorunu oluyor mu ve bu sorunu nasıl çözüyorsun?

Fatma: Telif sorunu oluyor. Bazılarında telif hakkı yazısı var. Bazan yoğun şikâyet olduğunda sesi kısıp kapatıyor kanal. Bende bir kez ses kapatma durumu oldu. Ses kapatılmayınca sorun olmuyor. Telif durumlarında başka bir şarkı seçiyorum.

Şule: Sakıncalı bir soru olacak ama yine de sorayım, ne kadar para kazanıyorsun?

Fatma: Hiç belli olmuyor. Yeri geliyor, çalıştığına hiç değmiyor, yeri geliyor, beklentimin üzerinde oluyor. Hava şartları, kendi psikolojik durumun, işe ne kadar hazır olduğun çok önemli. Olumlu tepkiler aldığımda, daha canlı çalışıyorum. Psikolojik durumum daha iyi oluyor. İşe odaklanıyorsun, bu bile fark ettiriyor.

Şule: Motivasyon olsa çalışmaya değer mi?

Fatma: Değer. İşi iyi layığıyla yapan olsun, yeter. Keşke 50000 TL kazansa.

Şule: Metrolarda öğrenciler çalıp söylüyorlar. İlk başta çok hoşuma gidiyordu ama şimdi irite oluyorum. Şarkının sonuna kadar çalmıyorlar bile. Bu konuda görüşlerin ne?

Fatma: Önceden konservatuar öğrencileri yapıyordu. Şimdi yapabilen de yapamayan öğrenci de sokakta ve metroda. Kalite düştüğü için insanlar duyarsız kalabiliyorlar.

Şule: Yasak olduğu halde izinsiz çalışıyorlar. Duraktan durağa inip başka bir yere geçiyorlar. Şarkı bitmemiş oluyor. Bir müziği sonuna kadar dinleyerek ücret ödemek istiyoruz, dinleyici olarak böyle bir hakkımız var.

Fatma: Onların derdi zaten müzik dinletmek olmuyor ki. Müzik yapan, olduğu yerde uzun kalır. İnsanların alışmalarını bekler ve beğenip beğenmediklerine bakar. Onların beğenilme gibi bir dertleri yok.

Şule: Çok değişik mikrofonlar var. Hangisi daha çok kullanılıyor? Şarjlı olması daha mı iyi? Bu konuda bir tavsiye verir misin?

Fatma: Bu işler için yaka mikrofonu, telsiz ve normal mikrofonlu olanları var. Telsiz mikrofon olanı çok beğenmiyordum ama şu anki aldığım cihazdaki telsiz mikrofon fena değil. Başka bir cihazımda yaka mikrofonu var, fena değil, değişiyor. Kablolu mikrofonu hepsine tercih ederim tabi.

Şule: Yağıştan etkileniyorlar mı?

Fatma: Hayır etkilenmiyorlar.

Şule: Hangi fiyat aralığında mikrofonlar?

Fatma: Değişiyor. Dolar bazında oluyor. On dolardan başlar, bin dolara kadar gider. Daha fazla olanlar da var. Kalitesine göre değişir.

Şule: Kilitli kumbarayı bir yere mi sabitliyorsunuz, birinin alıp gitmemesi için? Hiç görmeyen için bu çok sıkıntı.

Fatma: Görmeyen için riskli tabi. Bir yere bağlaması lazım. İlk başlarda, bir zincirle sabitliyordum. Birisi geldiğinde, görmezsem, en azından o zincirin sesi çıkar diye düşünmüştüm. Sonra alıştım, dizimin dibinde durur. Müdahale ettirmeyeyim diye bir önlem. Kilitli kutu olmazsa paranın alındığını fark edemeyiz. Para attığını zannedersin.

Şule: Satranca nasıl başladın? Satranç dışında başka konulara ilgin var mı?

Fatma: Atletizmle uğraşıyorum. Çok iddialı bir sporcu değilim. Artık yaş geçti ama okul zamanında Türkiye birinciliğim vardı, 100 metre, 200 metre ve uzun atlamada. Pandemiden önce, arkadaşlar bir satranç kursu olduğunu söylemişlerdi. Antalya’da turnuva olduğu zaman gezmeye gitmiştim. Neden oynamadığımı sorguladım kendi kendime. Arkadaşlarım bu iş için sabır gerektiğini, üç-dört saat oturmam gerektiğini söylediler, yapıp yapamayacağımı sordular. Düşündüm, oturabilirdim. Hazır kurs verilirken, denemek istedim. Taşların şeklini bile bilmiyordum. Çok hoşuma gitti. Hatta ilk turnuvamda 3 saat 40 dakika oturduğum oldu. Zamanın nasıl geçtiğini bile anlamamıştım ve çok şaşırmıştım.

Şule: Başka ilgi alanların var mı?

Fatma: Gözüm rahatsız olduğu için kendimi bir şeylere veremiyorum. Bir ara Gol bol ile uğraştım bir süre. Sonra retina ameliyatı oldum. Gol bol teknikleri olan bir dal. Düşme hamleleri var. Ondan dolayı uzak durmak durumunda kaldım.

Şule: Sevgili izleyicilerimiz, Fatma Çiçek Çekiç’le, YouTube kanalından takip edeceğiniz, Fatma Çiçek Sultan’la çok verimli, akıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. Heyecanını da attığını düşünüyorum. Başka bir ‘Rol Modellerimiz’ köşemizde buluşmak üzere hoşça kalın.

https://youtu.be/_yZ7yptcDqM?si=AfCXAsp4G98id0SO

10 Ekim 2025

NİTELİKLİ SOKAK MÜZİSYENİ OLMAK