Rol Modellerimiz

KADIN BEYNİ DEHLİZLERİ OLAN FARKLI BİR YAPI

Tarih
01 Ocak 2026
Okuma süresi
~5 dk

SÖYLEŞİYİ YAPAN: Emine KAMÇI

Emine: Merhaba, sevgili Umudun Kadınları dinleyicilerimiz. Bu ayki ‘Rol Modellerimiz’ köşemizde yeni bir konuğumuz var. Birazdan onu tanıyacağız. Hoş geldiniz, Hilâl Hanım. Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Hilâl: Tabiî, hoş bulduk. Öncelikle beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Bir umut ışığı olabildiysem size, ne mutlu bana. Hilâl Yıldırım, ben. Şu anki mesleğim: organizatör. Menajerlik yapıyorum.

Emine: Kadın girişimci diyebiliriz.

Hilâl: Kadın girişimciyim. İzmir’de yaşıyorum. İzmir’in enerjisine kendi enerjimi de kattığım bir çalışma sürdürüyorum. Cesur girişimler olduğunu düşünüyorum. Kadın olarak büyük ekip çalışmalarını yönetmek biraz cesaret gerektiriyor.

Emine: Ben Hilâl Hanıma Şöyle ulaşabildim. Bir konser izledik, ben o konserdeki kişilerden çok etkilendim. Konserdeki koronun adı ‘İyilik’ Korosuydu. Ben Yasemin Hanım’a sordum. Yasemin Hanım’ı dinleyicilerimiz hatırlayacaklardır. Onunla da röportaj yapmıştık. Kütüphaneyi tanıtmıştı. “Bu koroya nasıl ulaşabilirim?” diye kendisine sorunca bana Hilâl Hanım’ı adres gösterdi. Ona bir şekilde ulaştım. Tanışmak istedim. Şimdi de karşınızda.

Hilâl:Koronunşefi Ahmet Baran, bir kanun virtüözü. Kanunuyla ülkemizi yedi kıtada temsil etmiş çok değerli bir sanatçı. Benim de arkadaşımdır. Ben onu ilk kez bir videoda kanun çalarken izlemiştim. İşini kalbiyle yapanlardan biri. Potansiyelinin üstünde bir iş yapıyordu. Telefon edip, “Seni tanımıyorum ama ruhunu tanıyorum. Kendimden biliyorum” demiştim. Ben de işime gönlümü katıyorum. Tanıştıktan sonra birbirimizi severek ve sayarak güzel işler yaptık. Koro onun korosu. Mersin’de iki yüz kişilik bir iyilik gönüllüleri ordusu toplamış. Onlarca kişi, farklı mesleklerden kadın ve erkek bir koro oluşturmuşlar.

Emine: Biz de sizin sayenizde tanıdık onları. Yaptıkları iyilikler neler? Oradan alıyorlar adını. Onlardan da bahseder misiniz?

Hilâl: Öğrencilere burs veriyorlar. Barınaklardaki hayvanlara yardım ediyorlar. Depremzedelere çok büyük yardımları dokundu. Şehirlerini güzelleştiriyorlar. Kendi şehirlerinin dışında yardım konuları belirleyip pozitif fayda sağlıyorlar. Gönüllülük esasına dayalı, güzel bir çalışma yaptıkları, enerjileri de yüksek olduğu için buraya çağırdık, enerjileri bize de yansıdı.

Emine:Enerji birbirimize geçti.

Hilâl: Üç saat sürüyor konser. Umut yorgunluklarımızı bırakabildiğimiz bir an yaşıyoruz. Buna ihtiyacımız var insan olarak. Ben yaptığım etkinliklerde buna dikkat ediyorum. Yani yorgunluklarını bırakıp eski, masum anlarına geri dönmelerini sağlamaya çalışıyorum. Orada o kadar çok güzel anıları var ki insanların, Gündemsel olaylardan o kadar yoruluyorlar ki, hayat sadece akıp geçiyormuş gibi geliyor. İki üç saat için bunlardan kurtulup sakin bir vakit geçirmelerini istiyorum. Başarılı olduğumu da düşünüyorum. Arkasından, “İyi ki yapmışız” diyorum. İyi bir iş aslında yaptığımız.

Emine: Daha önce konuşmuştuk. İzmir dışında da çalışmalarınız var. Bunlardan da biraz bahseder misiniz?

Hilâl: Firmamızı İzmir’de kurduk. Mayaladık. Maya tuttu. İzmirli popüler sanatçılarla çalıştık. Konserlerde ve etkinliklerde insanların iyi hissetmesini amaçlıyorum ben. İz bırakmak yani. Bunu yapabildiğimizi gördükten sonra başka illere de açıldık. Ankara’yla çalışıyoruz her hafta orada bir konser oluyor. Hatta önümüzdeki hafta üç konser yapacağız. İşin güzel yanı, Ankara’daki konserleri İzmirli sanatçılarla yapıyoruz. Onlar zaten tanınıyorlar ama Ankara’daki izleyicileriyle buluşuyorlar. Ankara izleyicisi de bizi kanıksamış durumda. Davet olursa başka illere de gidiyoruz. Türkan Hanımla yaptığımız konseri görenler davet ediyorlar. Umarım ulaşabildiğimiz her yerde güzel işler yaparız.

Emine: Peki, bu işlere nasıl başladınız? Size ilham veren ne oldu?

Hilâl: Benim asıl mesleğim tekstil işiydi. Yirmi yıl bu işi yaptım. Ama gördüm ki, benim ruhum psikoloji, eğitim işlerine daha yatkın. Okurdum, araştırırdım. Eğitimlere, seminerlere giderdim. Analiz etmeyi çok sevdiğimi anladım. Gittiğim, okuduğum, gördüğüm şeyler zihnimden uçup gitmiyor, analiz ediyorum, zihnimde kalıyor.

Emine: Gözlemliyorum, inceliyorum, diyorsunuz. Bana yazarlığı da çağrıştırdı. Yazma yönünüz de var mı?

Hilâl: Yok. Meselâ, bir semineri izledikten sonra, uyuyup uyanıp aklında hiçbir şey kalmayanlardan değilim. Bende kalıcı olur. Kitaplar benim için okunup bitmez. Tekrar döner bakarım. Mesleğimi yirmi yıl sürdürürken İletişim konusuna ilgili olduğumu fark ettim. Mesleğimi değiştirmeye karar verdiğimde, kervan yolda düzülür hesabı, o kadar çok anılar biriktirmişim ki, karşıma dizildiler.

Emine: Ben inatla bunları yazabileceğinizi düşünüyorum.

Hilâl: Psikoloji ve eğitim seminerleri düzenlemeye başladım, sonradan müzik de eklendi bu kervana. Şimdi yüzde doksanı müzik oldu.

Emine: Peki, bütün bu işlerin dışında, Hilâl Yıldırım kimdir?

Hilâl: Kimliğimle ve karakterimle uyumlu yaşadığım için bunlar başıma gelmiştir. Şu an ben, kimlik ve karakter özelliklerimi bilen, bunlar doğrultusunda yoluna devam eden bir yoldayım. Ne istediğini bilen bir kişiyim. Anneliği, bir kızım var. Kendi yaşamımı, mesleğimi dengeli bir şekilde sürdürüyorum. Dönemimin karakterini ve kişilik özelliklerini taşıdığımı düşünüyorum. Kendimi ve sınırlarımı biliyorum. Profesyonel olmadığım bir mesleği sürdürebilmemin tek nedeni networkten azade samimiyet. Bizim dönemin masum samimiyeti. Birbirimize dokunabildiğimiz., samimiyetimizi birbirimize geçirebildiğimiz, böyle işler yapabildiğimiz sürece de enerjisi asla taklit edilemeyecek bir işi sürdürüyoruz. İnsan koca bir maneviyat. Bunu es geçtiğimiz için toplumumuzda kötü olaylar yaşanıyor. İnsanca şeyleri çok unuttuk. Bizi insan yapan özellik, duygularımız. Değerli hissetmek, iyi hissetmek, bir aradayken iyi hissetmek… O yüzden konserlerin ve paylaştığım şeylerin sonunda hep söylüyorum. Biz beraber çok güzeliz. Ben bu işi yapıyorum, sahne işini yapıyor, siz geliyorsunuz, birlikte yapıyoruz. Onlar bana teşekkür ediyor, ben onlara. Bu dört bacaklı bir mesele. Birinde bir aksaklık olsa güzel olamayız.

Emine: Aslında olması gereken de bu. Bunu unutuyoruz, değil mi?

Hilâl: Dünya unutturmuş, ticaret unutturmuş, bunları unuttuğumuz zaman hiçbir şey bize mutluluk vermiyor. İzleyiciler benim için sadece müşteri değil. Hoş geldiniz ile, güle güle ile daha sonra da devam eden bir iletişim doğuyor. Bunu İstanbul gibi büyük bir şehirde yapamazdım. İzmir’de bu akımı yakaladığım için çok mutluyum. Sahnede ağırladığım kişilerin de böyle olmasına özen gösteriyorum.

Emine: İyi ki sizi tanımışız. Bunların dışında söylemek istedikleriniz var mı? Bir de kadınlara neler yapmalarını önerirsiniz? Neler söylersiniz?

Hilâl: Kitapların da söylediği gibi, kadın beyni, dehlizleri olan, farklı bir yapı. Becerikli insanlarız biz. İstediğimizde başarılı olabiliriz her işte. Bunu kadın becerisi, kadın vizyonu, kadın kibarlığında, kadın enerjisinde yapmak önemli. Kadının düşünebilme, becerebilme yetisi varken bunu hayata geçirebilenler candır. Birbirine destek olmak isteyenler daha da candır. Halden anlamak var biraz da hayat böyle güzelleşmiyor mu?

Emine: Aslında konuşulacak çok şey var ama zaman kısıtlı. Bugünlük bu söyleşiyi burada bitiriyoruz. İnşallah yaptığınız etkinliklerde yine birlikte oluruz. Çok teşekkür ederim.

Hilâl: Ben teşekkür ediyorum. Derginizin adı da çok güzel. “Umudun Kadınları”. Beni de buraya lâyık gördüğünüz için çok teşekkür ediyorum. Hem umut hem kadın toplumun taşıyıcı kolonu gibi olmuş.

Emine: Hoşça kalın.

Hilâl: Görüşmek üzere.

KADIN BEYNİ DEHLİZLERİ OLAN FARKLI BİR YAPI