SÖYLEŞİYİ YAPAN: Şule SEPİN İÇLİ
Sevgili Umudun Kadınları izleyicilerimiz, bugünkü konuğumuz Fatma Durmuş. Kendisi görme engelli arkadaşımız Esra Durmuş’un annesi. Görülmeyen Gazetenin Düzenlediği Uluslararası Görme Engelliler Satranç Turnuvasında, yolda yürürken onunla karşılaştık. Görme engelli çocuğu olmanın duyarlılığıyla yaklaştığı için sohbet ederken, dergimizde konuk etmek istedik, o da sağ olsun kabul etti. Bize kendinizi kısaca anlatır mısınız?
Fatma: 1973 Malatya doğumluyum. Evliyim, üç çocuğum var. Ortanca kızım görme engelli.
Şule: Ne iş yapıyorsunuz?
Fatma: Ev hanımıyım. Alternatif tıp ve bitkisel tarzı konularla ilgileniyorum.
Şule: Ev hanımları ev işi yapmakla birlikte, her yerde olduğu gibi yine de üretmeye devam ediyor. Konuğumuzla söyleşi yapmamızın nedenlerinden biri de bu. Alternatif tıp merakınız nasıl başladı?
Fatma: Çok hastalanmıştım 50 metre yürüyünce dinlenmek istiyordum. Hiçbir iş yapamıyordum. Vitamin ve kan değerlerim düşüktü. Başka bir neden bulamadım. Doktorun verdiği ilaçlar yan etki yaptı. Böyle bir arayış içine girdim. Yemeklerde beslenmeme dikkat ettim yan etki yapmayan ilaçları kullandım. Kendime gelmem ve düzelmem için vitamin içeren besinleri almaya dikkat ettim. Bitkisel ilaçlara yöneldim. Yemek sırasında su içmenin mide için zararlı olduğunu öğrendim. Yemekten yarım saat önce su içmek gerekiyor. Çay kahveye gerek yok ama isteyen yemek öncesinde içsin. Ya da yemekten bir buçuk saat sonra sıvı almak gerekiyor. Böyle yapınca, midemin rahatladığını hissettim. Malatya’ya gittiğimde, kardeşlerimle birlikte doğal bitkileri topluyoruz. Kantaron yağı mide için çok yararlı. Dağlardan ilaçsız, doğal bitkiler topluyoruz.
Şule: Kantaron yağını içiyor muyuz?
Fatma: İki çeşidi var. Birini güneşte bekletiyoruz. Yanıklar ve yaralar için güneşte beklettiğimiz, karanlıkta beklettiğimiz mide için. Sabah ve akşam bir tatlı kaşığı içiyoruz.
Şule: Onların farklı renkleri var.
Fatma: Renk fark etmez. Bekletme yeri önemli.
Şule: Aktarlarda satılanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Fatma: Sirke dahil pek çok ürünü kendim yaptığım için oralardan alışveriş yapmıyorum. Çok satış olduğu için katkı madde olabiliyor. Sirkeyi sıcak ortamda üretiyorlar. Sirkeye, kardeşimin sıfır şeker ürettiği çiçek balından katıyorum. Doğal sirke katıyorum, başka hiçbir şey katmıyorum.
Şule: Göz kararı mı yapıyorsunuz? Bize bir tarif verebilir misiniz?
Fatma: Göz kararı yapıyorum. Beş litrelik cam kavanoz ya da şişenin yarısına kadar alıç ya da elma koyuyoruz. Elmalar olgun olacak. Doğal bulamazsanız, kurtlu olanların arasından seçin ki en azından yüzde 60-70 arası doğal olsun. Kuşbaşı şeklinde elmaları doğruyoruz. Elmanın çöp ve çiçeklerini atıyoruz. Çekirdekleri kurtlu değilse onları da alıyoruz. Onlar da ayrı bir şifa kaynağı. Üzerine arıtılmış temiz su ekliyoruz. Bir çay bardağı ya da bir su bardağı doğal sirke koyuyoruz. Varsa bir yemek kaşığı doğal bal. Yoksa koymamıza gerek yok. 20 gün boyunca sabah akşam karıştırıyoruz.
Şule: Kapağını kapatıyor muyuz?
Fatma: Kapak olunca alkole dönüşür. Bir bez kapatıp lastik geçiriyoruz. 20 günün sonunda, üste çıkan elmalar dibe çöküyor. Bir ay da öyle bekliyoruz.
Şule: Yine bez mi olacak?
Fatma: Evet. Sonra süzüyoruz ve serin bir yerde tutuyoruz. Sabah akşam iki kaşık içiyoruz. Bağırsaklara ve şişkinliğe iyi geliyor.
Şule: Beş litreden ne kadar sirke çıkıyor?
Fatma: Hiç ölçmedim. Ama bayağı çıkıyor. Çok fazla yapıyorum.
Şule: Alternatif Tıp Eğitimini biraz anlatabilir misiniz?
Fatma: İstanbul Kadıköy’de almıştım. Şimdi eğitim yerleri çoğaldı. Sadece eğitim almakla kalmıyorsun. Online olarak katıldım, farklı eğitimler aldım. Sertifikalarım olsa da her gün arayış içindeyim. Hangisi neye iyi gelir, temizliği ve sağlığımıza neler iyi gelir gibi konularda araştırıyorum.
Şule: Eğitimler daha çok beslenmeyle mi ilgili?
Fatma: Evet, daha çok beslenmeyle ilgili. Bağırsaklarımızın 2. Beynimiz olduğunu, bağırsaklarımıza çok iyi bakmamız gerektiğini öğrendik. Hacamat eğitimi de aldım. Bu uygulamaya karşı olanlar ve olmayanlar var. Çok faydasını gördüm. İlk öğrendiğimde, çok tuhaf gelmişti. Merdiven altı olmayacak. Temizlik ve hijyen çok önemli. Kullandığım malzemeler sıfır ve tek kullanımlık.
Şule: Dışarıya ücretli yapıyor musunuz?
Fatma: Etrafımdaki sevdiklerime, isteyenlere yapıyorum. Çok üzerinde durmadım bunun. Başkaları üç katı fiyat alıyorlar. Malzememi kurtaracak kadar ücret alıyorum.
Şule: Bir seansı ne kadar mesela?
Fatma: Seans şeklinde uygulamıyorum. Kişinin hakkına girdiğimi düşünüyorum. Hocamız bundan üç yıl önce, seansını 500 TL dan aşağı yapmamamızı söylemişti. İçim el vermiyor. Durumu uygun olmayanlardan nasıl ücret alabilirim? Şimdi en az 1500 TL olur. 2025 yılında, kupa başına 50 TL alıyordum. Durumu uygun olmayanlardan hiç ücret almıyordum.
Şule: Bir kez yaptırmak yetiyor mu?
Fatma: Bir kez değil, 21 gün arayla uyguluyoruz. Rahatsızlığıyla ilgili, kirli kanın ve toksinlerin gitmesi için sırt tarama yapıyoruz. Bacaklar ve dizlere de üç seans şeklinde yapıyoruz. Halsizliğine göre artırıyoruz. Kendimden örnek vereyim. Merdiven çıkarken, sanki diz kapağıma bir şey saplanıyordu. Dizin etrafına kendim yaptım. Tek seansta geçti.
Şule: İstanbul’da nerede yaşıyorsunuz?
Fatma: Eyyüpsultan’da yaşıyoruz.
Şule: Bizde bebekleri ‘Cızıcı’ dediğimiz insanlara götürürlerdi. Üç kez cızarlardı. Onu herkes yapamazdı. “Ocak” derlerdi. Bir sonrakine elini verirdi. Vücudun birkaç yerini çizip kan çıkarırlardı. Şimdi bunun daha gelişmişleri var. Eğitim alınması da çok kıymetli hangi malzemeler kullanılıyor?
Fatma: Anlattığınız, hacamata benziyor biraz: Sıfır kupa, pompa, temizleme pamuğu, kendi yaptığım kantaron yağı kullanıyorum. Kantaron yağını dışarıdan alamam. Güvenilir değil. Bir iş yapıyorsam, o kişinin sağlığı daha önemli. Ev hanımı olduğum için, harçlığımı da çıkarmak isterim.
Şule: Bunların masrafı var. Cam kupa mı kullanıyorsunuz?
Fatma: Mika olacak. Kalitesine göre fiyat değişir. En temizini, en iyisini daha uyguna mal etmek için araştırıyorum. Bazen sipariş veriyorum, bazen kendim alıyorum.
Şule: Diz ağrıları dışında başka hangi rahatsızlıklarda etkili oluyor?
Fatma: Ameliyat olanlara, kanser, kalp hastalarına yapılmıyor. Ameliyatın üzerinden en az 6 ayın geçmesi lazım. Önce hangi rahatsızlıklarının olduğunu soruyorum. Panik atağı olanlar, çok stres yapıyor. Rastgele yapılmaz. Önce alıştırmalar yapıyoruz. Yoksa biz de geriliyoruz. Hacamattan çok korkanlar var. Korkanlara bir kez yapıyorum. Çok hafif ve çok kolay geçtiğini söyleyerek devam ediyorlar. Çok korkan birine, çok küçücük bir yerden çizik atacağımı söylüyorum. Korkmamasını öğretmeye çalışıyorum.
Şule: Yapılmaması gerekenleri öğrendik. Hangilerine yapılıyor?
Fatma: Diz ve baş ağrılarına, özellikle migrene çok iyi geliyor. Yıllar önce migrenden dolayı yaşayan bir ölüydüm. Konuşurken nefes alıp vermekte zorluk çekiyordum. Karşımda Kuran var içim gidiyor okumak için ama alıp okuyamıyordum. Hacamat yaparken, niyet ediyorum. Dualarla destekliyorum. Üç gün önce haberleşiyoruz. Yiyecek ve içeceklerine dikkat etmelerini istiyorum.
Şule: Bağışıklık sistemi düşük olanlar, alerjik bünyesi olanlar çok sık grip ve öksürüğe yakalananlar için bir uygulama var mı?
Fatma: Covide yakalandığımda doğal bir antibiyotik yapmıştım. Aşı yaptırmadım zaten. Bir litrelik cam kavanoza iki baş soğan ve sarımsağı doğruyorum. Rende kullanmak yok. Bir yumurta büyüklüğünde taze zencefil, taze yoksa toz olabilir. Bir yemek kaşığı zerdeçal, 5 parça çubuk tarçın, 11 tane karanfil. İki limonun dışını karbonatla yıkadıktan sonra doğrayıp içine atıyorum. En üstü dolduracak kadar saf bal koyup karıştırıyoruz. 8 saat sonra istediğin gibi kullanabilirsin. Hatta durumun acilse hemen içebilirsin. Sabah akşam aç karnına içilecek.
Şule: Nerede saklıyoruz? Bir kavanozu bitiremeyeceğimize göre.
Fatma: 6 ay kadar gidebiliyor. Buzdolabında saklayacaksın. Covid olduğumda o kadar çok öksürüyordum ki ne kullanırsam kullanayım, geçmiyordu. Ben bir kavanozu bitirene kadar kullanmıştım. Çok faydasını gördüm.
Şule: Çok güzel bilgiler öğreniyoruz. Başta ne konuşacağız diye endişeleniyordunuz ve çok heyecanlıydınız. Çok güzel gidiyoruz. Başka tarifler varsa onları da alalım.
Fatma: Malatya’ya gittiğimde, anneciğim çok öksürüyordu. Doktora gitmiş ve verilen ilaçların hepsini kullandığı halde geçmemiş. Yaklaşık 10 tane, yani bir avuç kadar ceviz kabuğu ve içinin kalın zarını, 5-6 dakika kaynatıp içirdim. Öksürüğü geçti. Kendime de yapmıştım. Kalp hastası bir akrabama bu doğal antibiyotiği tavsiye etmiştim ve beni aradı, iki-üç gün kullanmış, çok fayda gördüğünü söylemişti.
Şule: Cevizin iç kabuğunu duymuştum ama bunu yeni öğreniyorum. Bu doğal antibiyotiği siz mi uydurdunuz?
Fatma: Aldığım farklı eğitimlerden öğrenmiştim. Hala hocalarımızla istişare yapıyoruz. Hacamatta güven çok önemli. Hem temizlik, hijyen hem de manevi yönü var.
Şule: Bunları paylaşmak için sosyal medya alanlarını kullanıyor musunuz?
Fatma: Kullanıyorum ama bunları paylaşmadım.
Şule: İnsanlar kanal açıp bunları paylaşıyorlar. Bunlar çok değerli bilgiler. Başka aklınıza gelen tarifler varsa, sizi bulmuşken alalım.
Fatma: Mide yanması, ağrısı ve bulantı olduğu zaman bir çay kaşığı karbonata limon sıkıp bir bardak suya katıp yudum yudum içerseniz, midenize iyi gelir. Her zaman karbonat kullanmak da yararlı değil. Miktarına dikkat etmek gerekiyor.
Şule: Kekik suyunu da önermiştiniz.
Fatma: Diş etlerine iyi gelir. Kekik suyu, antibiyotikten daha değerli çünkü doğal. Antibiyotiklerin yan etkileri var. Kekik suyunu ilk kez kullananlar, deneyecekler. Bazılarına dokunabiliyor. Damar otu, mide enfeksiyonlarına çok iyi geliyor.
Şule: İyi ki rastladık size. İnandığını hayata geçiren, tevekküllü insanları çok severim. İzleyicilerimize vermek istediğiniz bir mesajınız varsa, onu da alalım.
Fatma: Şu anda öyle bir ortamda yaşıyoruz ki ne yapacağımızı bilemiyoruz. Kirli bilgiler, düzgün bilgiler oluyor. Araştırma yapmamız gerekir. Doğal ürünler çok yararlı ama içeriğini araştırmak çok önemli. Her duyduğumuz bilgiyi hemen uygulamamalıyız.
Şule: Nasıl anlayacağız? Herkes pek çok yöntem öneriyor.
Fatma: Araştıracağız, soruşturacağız. İnternetteki her bilgi doğru olmayabiliyor. Herkese çok teşekkür ederim.
Şule: Biz de katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Fatma Durmuş arkadaşımızla birlikteydik. Çok güzel bilgiler paylaştı bizimle. Biliyorsunuz, bilgiler paylaştıkça çoğalıyor ve çok da yararlı oluyor. Umarım herkes için de yararlı olmuştur.
10 Ekim 2025





