YAZAN: Şule SEPİN İÇLİ
Yıl 2024, günlerden 27 Eylül. Van YüzüncüyılÜniversitesi Çocuk Gelişimi 1. Sınıf öğrencisi RojinKabaiş, hava almak için kaldığı yurttan çıktı ve kayboldu. Cansız bedeni 18 gün sonra bulundu. Suda boğulmuştu. Açıklama gecikmeden geldi. Rojinintihar etmişti. Araştırılmadan, soruşturulmadan, kaybolan bir genç kıza intihar etme bahanesini yakıştırmak bu kadar mı kolaydı? Erkek şiddeti sonucu işlenen kadın cinayetleri o kadar çok artıyor ki hangisinin adını anacağımızı şaşırıyoruz. Birinin adını eksik bıraksak, kendimizi suçlu hissediyoruz. Ama öldürenler, bu suçluluk duygusunun zerresini bile hissetmiyor. Neden? Hükumet tarafından korunuyorlar da ondan. Hele öldüren, nüfuzlu birilerinin yakınıysa, deliller yok ediliyor. Emine Bulut, AyşeTokyaz, Gülistan Doku, Şule Çetgibi kadın isimleri en çok duyduklarımız arasında. Peki ya duyamadıklarımız! Bahane nedenler, suçlamalar ve karar hazır. ‘Yüksek bir yerden düştü. Bunalımdaydı ya da tecavüze uğradı intihar etti.’ ‘Geç saatte orada ne işi vardı? Issız ortamlara gitmemeliydi. Alkollü ortamda ne işi vardı. ‘İyi hal ve haksız tahrik indirimleri, en sonunda çok az bir ceza ya da tutuksuz yargılanma.’ Okullarda eğitim yok, aile çocuk eğitimlerine yasak, toplumda öfke saçan bir dil, kutuplaşma, şiddet davranışlarını görmezden gelme. Tüm bunların sonucunda artan kadın cinayetleri, kadınların kaybolması, şüpheli ölümleri…
Rojin ve birçok şiddet mağduru kadınla ilgili haberleri medya aracılığıyla duyuyoruz. Hatta dergimizde bu tür haberlere yer veriyor, zaman zaman da bu kadınlara özel yazıyoruz. Bu olayları duymak ve yorumlamakla, yakından tanıklık etmek çok farklı. Duyduğumuzda çok üzülüyor, öfkeleniyoruz ama öldürülen kadınların yakınlarını ziyaret ettiğimizde, günlerce etkisinden kurtulamıyoruz.
İşte bir kez daha böyle bir yoğun duygu anını yaşadım. 30 ocakta, Rojin’le ilgili Ankara’da bir toplantı yapılıp ardından da Adalet Bakanlığı önünde basın açıklamasıgerçekleştirilecekti. Toplantı salonu çok büyüktü ve yaklaşık 300 kişi katılmıştı. Öldürülen kadınların resimleri koltuklara yerleştirilmiş ve o koltuklar boş bırakılmıştı. Onlar bedenen yanımızda değillerdi ama varlıklarını ruhumuzun ta derinliklerinde hissettik. Cinayet işlenmesi sonucu öldürülen kadınların yakınları da vardı. Toplantı Rojin’leilgiliydi. Bu tür toplantılarda, pek çok kişinin gözü telefon ekranlarında, kulaklar telefon zilinde olur ama bir tek zil, kendi aralarında konuşma bile duymadım.Salonda çok ağır ve duygusal bir hava vardı. Rojin’inbabası Nizamettin Kabaiş konuştu. Annesinin konuşmalarının da bulunduğu bir belgesel gösterildi. ‘Rojinİçin Üret’ adında bir oluşum kurmuşlardı.Rojin’ianlatan yazılar, şiirler yazmışlar ve besteler yapmışlardı. Ardından bir form yapıldı ve insanlar bundan sonra yapılması gerekenleri paylaştılar.
Bırakın canlı birini, bir eşyamızı kaybettiğimizde bile kaygı eşiğimiz yükseliyor. Çocuklarını kısa bir süre kaybeden aileler için on dakika gibi kısa bir süre, sanki bir ömürmüş gibi gelir onlara. 18 gün bir genç kızdan haber alamamayı hayal etmek bile çok zor. Öldüğünü öğrenince, belirsizlik, yoğun kaygı ve bekleyiş, tarifi mümkün olmayan acıyla yer değiştiriyor. Nedenler, niçinler, ihmaller kafada dönüp duruyor. Tam yasını yaşamadan, mücadelenin içinde buluyorlar kendilerini. Rektör intihar ettiğini açıklamış. Ailesi, arkadaş çevresi anlamaz mı Rojin’inson halinden? En iyi onlar bilir, bunalımda olup olmadığını. Babası, olayın olduğu günden beri mücadeleyi elinden bırakmıyor. Televizyon programlarına çıkıyor, anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor. İnsanlar eleştiriyorlar bu tür programa çıkmasını. İnsan bu durumda aklına ne gelirse yapar. Nitekim mücadele sonuç verdi. İntihar olmadığı anlaşıldı. Adli Tıp Kurumu bulguları ısrarla gizledi. Neden? Mahkemede dayısı olanları korumak için. İki farklı DNA örneğiRojin’inbedeninde bulundu, göğsünde ve vajinasında.Bu, apaçık cinsel şiddet ve cinsel saldırı. Kolu bacağı kesilmiş. Teknoloji o kadar gelişmiş durumda ki kapalı telefonların yeri bile tespit edilebiliyor artık. Gülistan Doku için okyanus bilimcisi araştırma yapmış, baraja atlamadığını ortaya çıkarmış. Neden bilim insanlarına resmi olarak başvurulmuyor? Araştırma, soruşturma yerine, delilleri karartmak. Bunun adı sahte adalet.
Form sırasındaki paylaşımlar çok çarpıcıydı. Sadece olay örnekleri üzerinden gideceğim, özel bilgilerin verilmemesi adına. Tecavüze uğrayan kadın, bunu erkek arkadaşına anlattığında, duygularını anlamak yerine, ‘Sen de zevk almaya baksaydın.” Diyebiliyor. Halk arasında ‘Tecavüz kaçınılmazsa, zevk alacaksın.’ Sözü. Tecavüzü normalleştiren itici bir söylem.
Suçluların cezalandırılması, gideni geri getirmiyor ama nefes aldırıyor insana. Tecavüze uğradıktan sonra ölesiye dövülen bir kadın, öldü zannedilerek orada bırakılıyor. Hastanede gözlerini açan kadın için, “Acaba kendi isteğiyle ilişki kurdu da kızlığı gittiği için mi bunları uyduruyor?” diyenlerin çıktığını duyduk. Tecavüz edenler olay sonrası trafik kazasında tanınmaz hale gelerek ölüyorlar. Bunu duyunca kadının içi soğuyor. Yaraları kapanıyor mu? Hayır. Sadece biraz nefes alma hali. Aynısını toplantı sonrası Rojin’inkardeşleri Elif veMizginde söylemişti. “Acımız hep içimizde. Katiller bulunsa, biraz nefes alacağız. Biz şu an nefessiz kaldık” demişlerdi.
Bu tür durumlarda ailenin yanına bile gidemiyor insan. Toplantıda söz alarak, bu duygumu paylaştım. Arada yanıma gelip bana sarılmak istediklerini söylediler. Birbirimize sarıldığımızda, Rojin, yaşadığımız tanıdık acılar ve tanımadığımız kadınların kayıplarından dolayı hissettiklerimiz birbirine karıştı. Birbirimize mücadele gücü verdik, hepsi o.
Sahne, fuayedeki alan, Rojin’inpankartlarıyla doluydu. Tahir Elçi’nin öldürüldüğü yerde insanlar kuyruğa girmiş resim çektiriyorlardı. Çok yadırgamıştım bunu. Ama böyle bir günde,Rojin’in yakınlarıyla birlikte resim çektirmek, onlara biraz olsun güç katmak gibi geldi bana.
Basın açıklamasında, babasının, ‘Rojin sadece benim kızım değil, sizin, hepinizin kızı o” deyince, içimden büyük bir parça koptu. Lafa gelince, “Bizim çocuklarımız” deriz ya. Uygulamaya gelince rektör de dahil DNA testi yapılması kararını vermekten aciz oluruz.
Rojin’inrozetini kıyafetimize taktık. İnanılır gibi değil, insanlarRojin’inresimlerini duvarlardan söküyorlarmış. Yaşamdan koparılmış genç bir kadının resimlerine bile tahammül edememek nasıl bir şey? O gün bu gündür, rozet hep üzerimde. Öldürülen kadınların rozetlerini bulup farklı zamanlarda taşımaya söz verdim. Bir deRojin’ianlatmaya. Bu etkinliklerden sonra sankiRojin’i daha önce tanıyormuşum duygusuna kapıldım. Hele haber alınamayan Gülistan Doku gibi kadınlar sürekli rüyalarıma giriyor.
Toplantıda, “Bu hükumetin örtülemeyecek bir ayıbı. Erkekler bir eylem yapsalar, adliyenin önünde DNA testi vermek istediklerini söyleseler, kamuoyunda dikkati çeker mi?” demekle yetindim. Rojin’le birlikte şüpheli kadın ölümlerini, kadın toplantılarında gündem yapmaya söz verdim.
Sadece verdiğim sözleri tutmakla yetinebiliyorum sevgili Rojin ve diğer kadınlar.
Vazgeçelim artık bizi kuşatan sözlerden ve yargılardan. Çevremizdeki kadınlara temkinli olmalarını önerebiliriz. Ama devletin görevi, her yerde güvenli bir ortam sağlamak. Ekonomik durumu iyi olan aileler, öğrencilerin okullarına yakın yerlerde ev tutarak çocuklarını koruyabilirler. Bu yeterli değil. Çocukları güven vererek yetiştirmek ailelerin görevi. Güvenli bir ortamda insanların özgürce yaşamalarını sağlamak ise devletin yükümlülüğüdür.
Biliyoruz ki biz susup otursaydık, aileler yılmadan mücadele etmeselerdi, şimdi bu noktaya bile gelemeyecektik. Seni mumla arıyoruz gerçek adalet.
22 Şubat 2026



