YAZAN: Şule SEPİN İÇLİ
SESLENDİREN: Zeynep KILIÇ
Soğuk yüzünü gösterip bizi üşüten, sıcak yüzüyle içimizi ısıtan baharın habercisi mart ayından merhaba herkese. Bu sayımızın içeriği epey zengin. İçimize umut eken yazılarımızla sizlerle birlikteyiz. Sizleri çok bekletmeden başlayalım mı?
Tüm dünyada 8 Mart, kadınların önemli bir mücadele günü. Bu nedenle yazılarımız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ağırlıklı. Kurtlar Sofrası köşemizde, Emine Ortakaya 8 Mart’ın iki farklı anlamına değiniyor, “İki 8 Mart” yazısında.
Adını duyduğumuz Clara Zetkin’i biraz daha yakından tanımak isteyenler, 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını sağlayan bu mücadeleci kadının yaşamına vakıf olmak için, Tarihin Kadın Yüzleri köşesini ziyaret edebilir. Turhan İçli “Kadının Sesi Var-Yaşasın 8 Mart” diyor.
Biz kadınlar için böylesi anlamlı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında bakalım kadınlar neler üretmişler? Bu sanat haberlerini bizim için Selvet Bayraktar Tokat derledi. O halde “Sanatın Kadın Sesleri Mart” köşesine gidelim.
Şimdi de bir kadın mücadelesi kazanım öyküsünü okumaya var mısınız? Bu da 8 Mart anısına olsun. Şule Sepin İçli, “Türkiye Körler Federasyonunda Kadının Adı” yazısında anlatıyor görmeyen kadınların adlarını Federasyona nasıl yazdırdıklarını.
Tüm canlılar ölümlüdür. Fakat ölümden ölüme fark var. Yaşlanarak bu dünyadan gitmekle, işkencede cinsel tacize ve tecavüze uğrayarak gitmek aynı mı? Emine Ortakaya “Sen Gittin Ya” yazısında bakın nasıl anlatmış Garibe Gezer’i.
Dişiyle, tırnağıyla mücadele verip gelinlik atölyesi açan bir kadının öyküsüne kulak verelim hep birlikte. Emine Kamçı arayıp bulmuş ve Rol Modellerimiz köşesine konuk etmiş Emine Koman’ı.
Dergimizin adından ilham alıp ilk kez bize yazan bir arkadaşımız var. Zeynep Gürbüz, ilk yazı deneyimini paylaşıyor bizimle, hem de Deneyimlediklerim köşesinde. “Yumurtanın Sarısını Akından Nasıl Ayırıyoruz?” sorusunun yanıtını veriyor merak edenler için.
Her ne kadar aynı dünyada yaşasak da bir mesleğimiz olsa da bazı insanlar sanıyorlar ki engellilerin dünyası farklı. Aynur Yurtseven okurlarına adeta bir ders veriyor kendi yaşamından kesitler sunduğu, “İçinizden Biriyim İşte” yazısında.
Öyle insanlar girmiştir ki hayatımıza, çok yönlülükleriyle, insanlıklarıyla ve yaklaşımlarıyla derin izler bırakmıştır içimizde. Bu dünyadan bir mücadele sonucu gitmişse bu insanlardan biri, onun gidişi yaralar bizi ve fiziksel olarak aramızdan ayrıldığına inanırız. Sözlerin yetmediği bir yerden başlayalım Selvet Bayraktar Tokat’ın, “Hakkı Ödenmeyecek Bir Avukat Ebru Timtik” yazısını okumaya.
İyi olmak, iyileşmek, hemen hepimizin dilekleri arasındadır. Emine Kamçı iyileşmek-iyileştirmek kavramlarını irdeliyor, “İyileşmek-İyileştirmek” yazısında.
Adalet, hukuk, yasalar olmasa, nasıl arayabiliriz haklarımızı? Avukat Şadan Tutumlu, Hak mı, Hukuk mu, Lütuf mu köşesinde kadınların haklarını aramaları için bir giriş yapıyor, “Kadının İnsan Hakkı” yazısıyla.
Geçen sayımızda bir annenin yurt dışında eğitim alabilmek için nasıl mücadele ettiğini anlatan söyleşinin 1. Bölümünü yayımlamıştık. Devamı ve son bölümü bu sayımızda. Biz yine de bir hatırlatma yapalım. Eylem Yurtsever, Arı Kovanı köşesinde Ayten Gözipek’i ağırlıyor.
Çoğunluğunu mücadele ve başarı haberlerinin oluşturduğu, kadınlarla ilgili haberleri bizler için Selvet Bayraktar Tokat Derledi. Bakalım Kadının Güncesi Mart ayında neler var?
Sıra geldi öykü ve şiir dinlemeye. Selvi Boylum Al Yazmalım köşesinde, Emine Kamçı çok etkileyici bir öyküsünü paylaşmış bizimle. Konusunu öyküden izleyelim. Öykünün adı “Bir Kundak Bebek”
Aklı yeteli, eli kalem tutalı şiir yazan Gülderen Yetim, ne güzel anlatmış kadınları, “Kadınlar Gününe” şiirinde.
Umut Şarkıları köşesinden, Ychorus Kadınları Grubunun söylediği “Kadınız Her Yerdeyiz” 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için yazılmış şarkıyla veda edelim, tabi bir sonraki sayımızda görüşünceye kadar.



