HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT
Merhabalar değerli Umudun Kadınları Dergisi dostları, yine sizlere Bilim Dünyası’nın gelişmelerini kısmen de olsa yansıtabilmek için buradayız.
Önce Başlıklar:
- Genç Kadın Girişimciden Önemli Çalışma
- Çocuklar Bilim İnsanını Artık Daha Sık Kadın Olarak Çiziyor
- Yaşlanma Hakkında Negatif Düşünceler Yaşlanmayı Hızlandırıyor
- Aralıklı Oruç Mu Klasik Diyet Mi Daha Etkili?
Genç Kadın Girişimciden Önemli Çalışma
Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu 27 yaşındaki genç girişimci Aleyna Yıldız ve ekibi, tıp dünyasında umut ışığı olabilecek çarpıcı bir yeniliğe imza attı. DEÜ Teknopark çatısı altında yürüttükleri çalışmalar sonucunda, kötü huylu beyin tümörü olan Glioblastoma’yı vücut sıvılarından dakikalar içinde tespit edebilen yerli ve yenilikçi bir elektrokimyasal biyosensör geliştirdiler.
Bu ileri teknoloji ürünü sensör; kan, idrar, tükürük ve beyin-omurilik sıvısından alınan örnekleri analiz ederek tümör varlığını kısa sürede ortaya koyabiliyor. Geleneksel yöntemlerle en az iki haftayı bulan klinik tanı sürecinin, bu buluş sayesinde yaklaşık iki dakikaya kadar indirilebildiği ifade ediliyor.
Patent başvurusu yapılan biyosensörün, insan deneylerinin tamamlanmasının ardından hastanelerde aktif olarak kullanılması hedefleniyor. Uzmanlar, özellikle glioblastoma gibi son derece agresif seyreden tümörlerde erken tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Bilimin ışığında atılan bu cesur adım, yalnızca bir teknolojik başarı değil; aynı zamanda umutla yazılan yeni bir hayat hikâyesinin başlangıcı niteliğinde.
Çocuklar Bilim İnsanını Artık Daha Sık Kadın Olarak Çiziyor
Science’de yayımlanan bir araştırmaya göre, ABD’de okul çağındaki çocuklar ‘bilim insanı’ çizdiklerinde artık geçmişe kıyasla çok daha fazla kadını tasvir ediyor.
Araştırma, 5 ila 18 yaş arasındaki öğrencilerin son 50 yılda çizdiği toplam 20 bin 860 resmin incelenmesine dayanıyor. Bulgular, çocukların bilim insanlarına dair algısının zaman içinde önemli ölçüde değiştiğini ortaya koyuyor.
Çalışmaya göre 1960’lı ve 1970’li yıllarda öğrencilerin %1’den azı bilim insanlarını kadın olarak çiziyordu. Ancak yıllar içinde bu oran giderek arttı.
Araştırmacılar, “bilim insanı çiz” etkinliğinde kadın figürlerin oranının 2016 yılına gelindiğinde yaklaşık %34’e ulaştığını belirtiyor. Bu değişim özellikle kız öğrencilerin çizimlerinde daha belirgin görülüyor.
İlk iki on yılda kız öğrencilerin yalnızca yaklaşık %1’i bilim insanını kadın olarak resmederken, son on yılda bu oran %50’nin üzerine çıktı. Bulgular Child Development dergisinde yayımlandı.
Araştırmaya göre çocukların bilim insanlarına ilişkin algısındaki bu dönüşüm, bilim alanlarında çalışan kadın sayısındaki artışla paralel ilerliyor.
1960 ile 2013 yılları arasında kadınların bilim alanlarındaki payı belirgin biçimde yükseldi. Buna göre, biyolojik bilimlerde kadın oranı %28’den %49’a, kimyada %8’den % 35’e, fizik ve astronomide ise % 3’ten % 11’e çıktı.
Araştırmacılar, bu değişimin çocukların bilim insanı imgesini daha kapsayıcı biçimde hayal etmelerine katkı sağladığını belirtiyor.
Yaşlanma Hakkında Negatif Düşünceler Yaşlanmayı Hızlandırıyor
Yaşlanmaya yönelik olumsuz tutumların, bireylerin daha hızlı yaşlanmasına yol açabileceği bilimsel çalışmalarla ortaya kondu. Araştırmalar, kişinin yaşlanmaya dair beklenti ve inançlarının sağlık üzerinde doğrudan etkili olduğunu gösteriyor.
ABD’de 50-80 yaş arası 1915 kişiyle yapılan bir çalışmaya göre katılımcıların büyük çoğunluğu farklı biçimlerde yaş ayrımcılığına maruz kalıyor. Katılımcıların üçte ikisi yaşlılara yönelik stereotiplerle sık sık karşılaştığını belirtirken, yaklaşık yarısı sosyal ilişkilerinde doğrudan ayrımcılık deneyimlediğini ifade etti.
Araştırmada en dikkat çekici bulgu ise “içselleştirilmiş yaş ayrımcılığı” oldu. Katılımcıların %80’inden fazlası, yaşlandıkça zihinsel ve fiziksel olarak kötüleşeceğine dair olumsuz beklentiler taşıdığını belirtti. Yale Üniversitesi’nden Becca Levy’ye göre, yaşlanmaya yönelik olumsuz inançlar doğrudan yaşlanma sürecini hızlandırıyor. Harvard Üniversitesi öncülüğünde yürütülen bir araştırma da yaşlanmaya daha olumlu bakan bireylerin fiziksel, zihinsel ve bilişsel olarak daha yavaş gerilediğini ortaya koydu.
Araştırmada ayrıca bu kişilerin daha sağlıklı beslendiği ve daha fazla hareket ettiği belirlendi. Uzmanlar, bu durumun yalnızca yaşam tarzıyla değil, doğrudan zihinsel tutumla bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Çalışmalara göre, hafif bilişsel bozulma yaşayan 65 yaş üstü bireylerin, yaşlanmaya olumlu yaklaşmaları durumunda iyileşme ihtimalleri de artıyor. Bu bulgu, psikolojik tutumun biyolojik süreçler üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koyuyor. Araştırmalar, içselleştirilmiş yaş ayrımcılığının yalnızca bireysel düşüncelerle sınırlı olmadığını, toplumdaki yaygın stereotipler ve kurumsal yapılar tarafından da beslendiğini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü, bu durumu “kurumsal yaş ayrımcılığı” olarak tanımlıyor.
Uzmanlara göre yaşlanmaya dair olumlu bir bakış açısı geliştirmek, bireysel düzeyde süreci yavaşlatabilecek önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Aralıklı Oruç Mu Klasik Diyet Mi Daha Etkili?
İngiltere merkezli bağımsız sağlık araştırmaları kuruluşu Cochrane tarafından yapılan araştırmada, aralıklı oruç uygulamalarının kilo verme üzerindeki etkileri değerlendirildi. Araştırmacılar, 2016 ile 2024 arasında Kuzey Amerika, Avustralya, Çin, Danimarka, Almanya, Norveç ve Brezilya'da 1995 yetişkin hastanın dahil edildiği 22 klinik çalışmanın verilerini analiz etti. Fazla kilolu veya obez kişilerde aralıklı oruç yöntemlerinin sonuçlarını geleneksel diyetlerle karşılaştıran araştırmacılar, haftada iki gün oruç tutmayı temel alan 5:2 diyeti ve zaman kısıtlamalı beslenme gibi aralıklı oruç yöntemlerini uygulayan kişilerin, geleneksel kalori kısıtlaması içeren diyetleri uygulayanlarla benzer düzeyde kilo kaybettiğini tespit etti.
Aralıklı orucun yaşam kalitesini diğer diyetlere kıyasla belirgin biçimde artırdığına dair güçlü kanıta ulaşılamayan araştırmada, bu yöntemin bazı bireyler için sürdürülebilir olabileceği ancak mevcut bilimsel verilerin diğer diyetlere göre açık bir üstünlük göstermediği belirtildi. Çalışmanın başyazarı ve Arjantin'in Buenos Aires kentindeki İtalyan hastanesinde bulunan Cochrane Associate Centre'ın direktörü Dr. Luis Garegnani, "Aralıklı oruç mucizevi bir çözüm değil ancak kilo yönetimi için birkaç seçenek arasından biri olabilir. Aralıklı oruç, kilo kaybı için geleneksel diyet yaklaşımlarına benzer sonuçlar verebilir. Açıkça daha iyi görünmüyor ancak daha kötü de değil." ifadelerini kullandı.
Gelecek sayımızda yepyeni bilimsel gelişmelerle buluşmak dileğiyle umutla kalın.
25.03.2026





