HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT
SESLENDİREN: Ecem ZAFER
Merhabalar değerli umudun kadınları takipçileri, yine dopdolu bir köşeyle beraberiz.
Önce başlıklar:
Otizmli kişiye işkence’ davası sonuçlandı: Mahkemeden skandal karar
AİHM: Türkiye’de boşanmış kadınların yeniden evlenmek için 300 gün beklemesi ayrımcılık
EŞİK: Milli Eğitim Bakanı’nı Anayasal görevini yapmaya, yapmayacaksa istifa etmeye çağırıyoruz
İstanbul büyük şehir belediyesinden kadınlara marangozluk eğitimi
KYK Kadın Dayanışma Ağı kuruldu
Otizmli kişiye işkence’ davası sonuçlandı: Mahkemeden skandal karar
Otizmli birey Sinan Gündoğdu, 20 Nisan 2020’de Pendik Engelsiz Yaşam Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’nde Hayri Bereket’in şiddetine maruz kaldı. Aile, bakımevinde yaşanan işkenceyi yargıya taşıdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Pendik Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’nde şiddete maruz bırakılan otizmli Sinan Gündoğdu'nun İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesi'nde karar duruşması görüldü.
Mahkeme kendisini savunamayacak kişiyi kasten yaralama suçundan sanık Hayri Bereket’e bilirkişi raporlarına rağmen 2 bin 700 lira para cezası verdi.
Karara tepki gösteren İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği Başkanı Avukat Sedef Erken, Cumhuriyet'e açıklamalarda bulundu.
Erken, "Öncelikle belirtmem lazım buna bir yargı sistemi demek mümkün değil. Bu karar bize bu sistemde siz boş yere adalet aramayın demek anlamına geliyor. Ben artık Ceza Hukuku kitaplarımı yükselti olarak kullanayım demek istiyorum. Burada bir eziyet olduğu çok açık, bilirkişi raporu var, kurumun kamera görüntüleri var, mahkemenin tanık olarak çağırıp dinleyebileceği kişiler görüntülerde açıkça mevcut. Kurumun o geceye dair tuttuğu tutanaklardaki hiçbir görevliyi mahkeme çağırıp dinlemedi. Ben bunun sebebini anlamakta zorlanıyorum" dedi. Duruşma salonunda Sinan’ın annesi Ayfer dışında onlarca otizm annesinin duruşmayı izlemek için geldiğini belirten Erken, "Tek talepleri adaletti. Hâkimin böyle ağır bir suçu tahkikat yapmadan basit yaralama ile 2 bin 700 TL ile kapatması hepsini hem çok şaşırttı hem de umutsuzluğa sürükledi. Biz hayattayken bile durum buysa, bizim çocuklarımız bizden sonra ne hallere düşer kim bilir dedi herkes. Birilerinin korunduğunu, konunun örtbas edilmek istendiğini söylediler bana. Anne Ayfer zaten büyük hayal kırıklığı yaşıyor, emsal olsun diğer çocuklar yanmasın diyordu olmadı. Biz kurumdaki tüm sorumlular hakkında başka bir suç duyurusu yapmıştık zaten, bu aşamada artık onu takip edeceğiz" ifadelerini kullandı.
AİHM: Türkiye’de boşanmış kadınların yeniden evlenmek için 300 gün beklemesi ayrımcılık
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye’de boşanmış kadınların yeniden evlenmek için bekledikleri 300 günlük sürenin ayrımcılık olduğuna hükmetti.
Nurcan Bayraktar’ın davasındaki kararda, bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiği belirtildi.
AİHM’nin oy birliğiyle aldığı kararda, uygulamanın sözleşmenin özel hayata saygı hakkını düzenleyen 8. Maddesi ile ayrımcılığı yasaklayan 14. Maddesini ihlal ettiği görüşüne varıldı. Türkiye’de yasalar kadınların eski eşlerinden farklı biriyle evlenmek için boşanmalarının kesinleşmesinden sonra asgari 300 gün beklemelerini şart koşuyor.
İddet süresi olarak da adlandırılan bu süreyi beklemek istemeyen kadınların hamile olmadıklarını tıbbi testlerle ispatlamaları gerekiyor.
Türk Medeni Kanunu’nun 132. Maddesinde iddet süresinin çerçevesi şöyle çiziliyor. Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe evlenemez. Doğurmakla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
AİHM 300 günlük bekleme süresinin ve bu sürenin kısılması için hamile olunmadığının ispatı amacıyla tıbbi belge talep edilmesinin haklı görülemeyeceğine, dolayısıyla davacının özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Mahkeme ayrıca, bu uygulamanın doğrudan bir cinsiyet ayrımcılığı anlamına geldiğini ve doğacak çocuğun babasının kim olduğu üzerindeki belirsizliği önlemek amacıyla alınan bir tedbir olduğu savının bu ayrımcılığı haklı gösteremeyeceğine hükmetti.
Davacının cinsiyeti nedeniyle gördüğü muamelenin gerekli olmadığı ve hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemeyeceği ifade edildi.
Ayrıca "soy kütüğünde karışıklık olmasını" önlemek gibi bir amacın, yani biyolojik babanın kim olduğunu tespit etme niyetinin, modern toplumda yerinin olmadığı belirtildi.
AİHM’nin ön kararının ardından tarafların nihai bir karar alınmasını talep etmek için üç ay süreleri bulunuyor.
EŞİK: Milli Eğitim Bakanı’nı Anayasal görevini yapmaya, yapmayacaksa istifa etmeye çağırıyoruz
Eşitlik İçin Kadın Platformu EŞİK, "Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz" açıklaması yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e tepki gösterdi. EŞİK açıklaması şöyle:
"Eğitim devletin yürütmesi ve denetlemesi gereken asli görevlerindendir. Devlet eğitim alanında; nitelikli, ücretsiz, yoksul çocukların ihtiyaçlarını dikkate alan bilimsel, laik, eşitlikçi bir eğitim hakkı anlayışını herkes için erişilebilir şekilde yaşama geçirmek zorundadır."
"Bu Anayasal görev göz ardı edilerek, her türlü denetimden muaf tutulan; çocuk haklarının gözetilmediği hatta çocukların çeşitli şekillerde istismar edildiği, Anayasanın eşitlik ve laiklik ilkesine aykırı faaliyet yürüten bazı devlet dışı kurumlara, dini yapılara çocukların teslim edilmeye devam edileceği söyleniyor. Üstelik de Milli Eğitim Bakanı tarafından. Milli Eğitim Bakanı’nı Anayasal görevini yapmaya, yapmayacaksa istifa etmeye çağırıyoruz."
"Milli Eğitim Bakanı işini kişisel siyasi tercihlerine göre, ülkeyi eski, yeni diye kendince ikiye ayırarak değil Anayasaya uygun olarak yapmak zorundadır. Özellikle kız çocuklarını örgün eğitimin dışına iten, küçük yaşta zorla evlendirmelerin ve çocuk işçiliğinin önünü açan 4+4+4 parçalı eğitim sistemine son verilmesini, 12 yıl kesintisiz ve parasız eğitime geçilmesini istiyoruz. Eğitim müfredatının eşitlikçi, insan haklarına saygılı, ayrımcılıktan arındırılmış bir içerikte, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten, bilimsel yaklaşımlarla hazırlanmasında ısrar ediyoruz."
"Ayrıca MEB’in eğitimi taşeronlarla yürütmesi nedeniyle şimdiye dek çocuklara karşı işlenmiş suçların failleri başta olmak üzere bu suçlara dâhil olan herkes hakkında derhal soruşturma başlatılmasını tüm sorumlulara hatırlatıyoruz. Laik, bilimsel, karma eğitimden vazgeçmiyoruz."
İstanbul Büyükşehir Belediyesinden kadınlara marangozluk eğitimi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlamayı amaçlayan İBB Kadın Marangoz Atölyesi projesini hayata geçirdi.
Eğitimler tek gün, saat 10.00-15.30 arasında olacak şekilde veriliyor.
4 ayrı başlıkta verilen dersler kapsamında;
-Temel Malzeme Tanıtımı (Ahşap, MDF, Sunta vb.), Farkları ve Kullanım Alanları-Temel El Aletleri ve Kullanım Becerileri Geliştirme (Dekupaj, İşkence, Freze vb.)-Temel Uygulama Teknikleri (Birleştirme, Cilalama, Yapıştırma, Çizme, Tadilat vb.) (Dolap kulp – menteşe montajı)-Basit Ahşap Yapımı (Tabure, Raf, Ayakkabılık, Çerçeve vb.) eğitimleri veriliyor.
Atölye sonunda kadınların gündelik yaşamda ihtiyaç duydukları basit ahşap onarım ve yapım becerilerine sahip olması amaçlanıyor. 4 Ekim’den bu yana düzenlenen 8 atölyeye toplam 85 kadın katıldı. Eğitime katılan kadınlara, Temel Marangozluk Becerileri Giriş Eğitimi belgesi veriliyor. Kadın Marangoz Atölyesi’ne, ‘İstanbul Senin’ uygulaması üzerinden başvuru yapılabiliyor.
Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Kadın Dayanışma Ağı kuruldu
KYK Kadın Dayanışma Ağı, yurtlarda kalan genç kadınların sorunlarına çözüm için yola çıktı.
KYK yurtlarında yetersiz yatak kapasitesi ile oluşan barınma krizinin yanı sıra niteliksiz beslenme, hijyen, güvenlik koşullarıyla karşı karşıya olduklarını belirten KYK Kadın Dayanışma Ağı, “Genç kadınlar olarak bunları daha ağır deneyimliyoruz. ‘Genel ahlaka uygun olmadığı gerekçesi ile yaşam alanlarımızda giyimimize müdahale ediliyor, yurtta ve çevresinde çokça kez sözlü ve fiziksel tacize maruz kalıyoruz. Giriş-çıkış saatlerinde cinsiyetçi ayrımlar yaşıyoruz, saat 23'ü geçtiğinde tutanak ve aile aramaları ile tehdit ediliyoruz. ‘Neredeydin, kiminleydin?’ sorgusuna çekiliyoruz ve bu yolla yaşam tarzımıza müdahale ediliyor. Işıksız yollar ve ulaşım, sorunlarımızın başını çekiyor” diye seslendi.
Sorunların çözümsüz olmadığını Gençlik Spor Bakanlığı, KYK Yurt Müdürlükleri, il ve ilçe belediyelerinin pek çok sorunu çözebileceğine dikkat çeken KYK Kadın Dayanışma Ağı, “Bunu ise ancak mücadelemiz ile kazanabiliriz diyerek yan yana geldik. Yurtlarda yaşanan sorunları giderecek bir talep listemiz var. Bu maddelerin tamamını kabul ettirmek için çalışmaya başlıyoruz” dedi.
KYK Kadın Dayanışma Ağı, taleplerini şöyle sıraladı:
"Erkek personellerin katlara giriş ve çıkışları kadınların mahremiyeti gözetilerek düzenlenmelidir, katlara çıkmadan önce anons yapılmalıdır.
Yurt binaları-bahçesi-çevresi ve yol güzergâhı ışıklandırılsın.
Kadın öğrenciler için güvenlik sorunu yaratan yurt çevrelerindeki metruk binalar denetlensin.
Tüm yurtlarda kadın öğrencilerin başvurabileceği cinsel tacizi önleme birimleri kurulsun. Bu birimler yurt yönetimindeki kadınlardan ve kadın öğrencilerden oluşturulsun.
Tüm asansörlerin bakım ve onarımları düzenli yapılmalı ve denetlenmeli.
Yurtlardaki güvenlik önlemleri (güvenlik personel sayısı kameralar) kadınların yaşam tarzına müdahale için değil kadınlara güvenli alanlar yaratmak için arttırılsın.
Yurtlarda her katın ders çalışma alanları kurulsun, mimarlık ve güzel sanatlar öğrencileri için uygun çalışma alanları oluşturulsun.
Ücretsiz ve yurdun her alanından erişilebilir altyapısı güçlü internet ağları kurulsun, şebeke sorunu kalıcı olarak çözülsün.
Çamaşırhanelerde, makine sayıları arttırılsın, haftanın her günü yıkama hakkı olsun.
Temizlik ve hijyen malzemeleri yurt yönetimi tarafından sağlansın."
Gelecek sayımızda adaletsizliklerin azaldığını, hak kazanımlarımızın fazlalaştığını, mücadelenin güçlendiğini anlatan haberlerle görüşmek dileğiyle umutla kalın.
20 Aralık 2023





