HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT
Hepinize kadının güncesinden kucak dolusu sevgilerle merhaba değerli takipçilerimiz. Dopdolu bir köşe hazırladık sizlere.
Önce Başlıklar:
Ayfer Tunç, “Edebiyat Engel Tanımaz” Buluşmasında Okurlarıyla Bir Araya Geldi
Altı nokta Körler Derneği İstanbul Şubesi, Ayfer Tunç’u konuk etti. Etkinlik 6 Şubat tarihinde gerçekleşti. “Edebiyat Engel Tanımaz” temasıyla düzenlenen buluşma, engelli bireyler ile gönüllüleri edebiyatın birleştirici gücü etrafında bir araya getirdi. Benim de katıldığım etkinlik son derece akıcı geçti. Söyleşinin sonunda bolca sorular soruldu. Dernek başkanı Hülya VURAL ve eğitim kültür sekreteri Ziya ÖZDEM Ayfer TUNÇ’A dernek adına çiçek ve teşekkür plaketi sundular. Etkinliğe dair dernek sosyal medya hesaplarından şu açıklamayı yaptı “Bugün, çağdaş edebiyatımızın en güçlü kalemlerinden Sayın Ayfer Tunç’u Altı nokta Körler Derneği İstanbul Şubesi’nde ağırlamanın mutluluğunu ve onurunu yaşadık.
Değerli vaktini bizlere ayırarak, samimi sohbeti ve eşsiz birikimiyle dünyamıza yeni pencereler açan Ayfer Hanım’a, bizleri yalnız bırakmadığı için gönülden teşekkür ederiz. Ayrıca bu anlamlı günde yanımızda olan; Varlıklarıyla gücümüze güç katan kıymetli üyelerimize, Emeklerini ve kalplerini ortaya koyan değerli gönüllülerimize,
Bu güzel buluşmaya ilgi gösteren tüm dostlarımıza,
en içten şükranlarımızı sunuyoruz. Birlikte daha nice kültür ve sanat dolu günlerde buluşmak dileğiyle.”
İstanbul Büyük Şehir Belediyesinden (İbb) Kadınlara Spor Desteği
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) kadınların spor alanlarına erişimini artırmayı hedefleyen “Kadınlara Özel Gündüz Seanslarında 1 TL’ye Spor Desteği” kampanyasının lansmanı, Haliç Su Sporları Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep NeyzaAkçabay, Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk, İBB yöneticileri, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen ile çok sayıda davetli katıldı.
Uygulamadan yararlanan ev kadınları, emekli kadınlar ve anneler ise BirGün gazetesine yaptıkları değerlendirmelerde, sporun hayatlarına girmesiyle birlikte hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissettiklerini ifade etti. Kadınlar, ev içi bakım yükü ve ekonomik koşullar nedeniyle spora erişimin uzun yıllar mümkün olmadığını belirterek, “Ev, çocuk, eş, temizlik, iş derken kendimize vakit ayıramıyoruz. İBB’nin sağladığı bu hizmetle ekonomik durumumuz iyi olmasa bile spor yapabiliyor, hayatın koşuşturmacasında nefes alabiliyoruz” dedi. İBB, geçtiğimiz yıl emekliler ile 65 yaş ve üzeri yurttaşlara gündüz seanslarında 1 TL’ye spor yapma olanağı sağlamıştı. Yeni kampanyayla birlikte bu uygulamanın kapsamı kadınları da içine alacak şekilde genişletildi.
Yeni yılla birlikte SGK ve Bağkurgüvencesi bulunmayan kadınlar ile Anne Kart sahibi kadınlar; yüzme,fitness ve grup egzersizi branşlarının gündüz seanslarından yalnızca 1 TL karşılığında yararlanabilecek. Akşam seanslarında ise yüzde 50 indirim uygulanacak.
Denizli De Üreten Kadınlar Festivali
Denizli de kadın emeği festivalle taçlandı. 13- 15 Şubat arasında DBB Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Büyükşehirle Üreten Kadınlar Festivali”, hem üretici kadınların pazar ağını genişletmeyi hem de sosyal bir paylaşım platformu oluşturmayı hedefliyor. Festivalde 258 stant kuruldu. Festivalin açılış konuğu oyuncu ve sunucu Berna Laçin oldu. Laçin, festivalin ilk gününde hem açılışa katıldı hem de akşam saat 20.00’de “Hayal Satıcısı” adlı tek kişilik tiyatro oyunuyla Mehmet Gazi Salonu’nda sahne aldı. Pazar günü ise ebeveynlerin yakından takip ettiği Eğitim Bilimci ve Yazar Doç. Dr. Özgür Bolat’ın, “Mutlu ve Başarılı Çocuk Nasıl Yetiştirilir?” konulu söyleşisi yapıldı.
Yargıtay’dan Emsal Karar: Lohusa Psikozu Araştırılmadan Verilen Müebbet Bozuldu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hamileliğini fark etmeden evinde doğum yaptıktan sonra bebeğinin ölümüne neden olduğu gerekçesiyle müebbet hapse mahkûm edilen bir kadına ilişkin kararı, emsal nitelikte gerekçelerle bozdu. T24’ten Asuman Aranca’nın haberine g HYPERLINK "https://t24.com.tr/haber/yargitay-dan-bebek-olumu-tartismasi-lohusa-psikozu-cezasizlik-nedeni-olabilir,1292608"öre, olay 2021 yılında İzmit’te yaşandı. Üç çocuk annesi Merve T., bel ağrısı şikayetiyle gittiği hastaneden ağrı kesici ve kas gevşetici iğne yapılarak eve gönderildi. Ağrılarının artması üzerine duş almak için banyoya giren kadın, burada ani bir doğum yaptı. Eşi tarafından banyoda şok hâlinde bulunan Merve T.’ninyanında, yaşamını yitirmiş bir bebek vardı.
Kadın ifadesinde, hamile olduğunu bilmediğini, bebeğin kordonunu kesmeye çalıştığını ve sonrasını hatırlamadığını söyledi. Olayın ardından bebeği kurtarmak için eşiyle birlikte hastaneye gittiklerini, büyük bir pişmanlık ve üzüntü yaşadığını anlattı. Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan ve sanığın cezai ehliyetinin tam olduğunu belirten rapora dayanarak Merve T.’yi müebbet hapis cezasına çarptırdı. İstinaf mahkemesi de bu kararı onadı.
Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, temyiz aşamasında kritik bir itirazda bulundu. Başsavcılık, ani ve habersiz doğumun kadınlarda ağır psikolojik travmaya yol açabileceğini, panik, hafıza kaybı ve bilinç kaybı hâllerinin literatürde açıkça yer aldığını hatırlatarak, sanığın bir psikiyatri servisine sevk edilmesi ve lohusalık psikozu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na geldi. Kurul, lohusalık psikozunun TCK 34. maddesinde açıkça sayılmasa da madde gerekçesi ve bilimsel veriler ışığında “geçici nedenler” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Kararda, Dünya Sağlık Örgütü’nün de lohusalık psikozunu ciddi bir ruhsal bozukluk olarak tanımladığı, ani ve istenmeyen doğumlarda annenin panik, korku ve konfüzyon hâliyle bilinç dışı davranışlar sergileyebileceğinin bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğu vurgulandı.
Ceza Genel Kurulu, sanığın hamileliğini fark etmediğine ilişkin savunmasının tanık beyanları ve tıbbi kayıtlarla desteklendiğini, olay sonrası delil gizleme çabasına girmediğini, aksine bebeği kurtarmaya çalıştığını hatırlattı.
Kararda, yalnızca “cezai ehliyeti tamdır” şeklindeki genel bir Adli Tıp raporuyla yetinilmesinin yeterli olmadığı belirtilerek şu tespit yapıldı:
“Sanığın eylem anında lohusalık psikozu etkisi altında olup olmadığının, algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini geçici olarak kaybedip kaybetmediğinin, tüm tıbbi belgeler ve psikiyatrik değerlendirmeler ışığında belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile mahkûmiyet kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.” Yargıtay’ın bozma kararıyla dosya yeniden yerel mahkemeye gönderildi. Yenilenecek yargılamada, sanığın lohusalık psikozu yaşadığı tespit edilirse beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı çıkması mümkün.
Karar, kadınların doğum süreçlerinde yaşadığı ruhsal travmaların ceza yargılamasında nasıl ele alındığına dair önemli bir emsal olarak kayda geçti.
Kadınlar, "Büyük Kadın Mitingi" için Ankara'da buluştu: Susmuyoruz, boyun eğmiyoruz, vazgeçmiyoruz!
Kadınların hayatlarına, özgürlüklerine ve kazanılmış haklarına yönelik saldırılar her geçen gün derinleşirken kadınlar, düşman politikalara karşı Ankara’da sokağa çıktı.
SOL Feminist Hareket, Ankara Barosu KadHYPERLINK "https://www.birgun.net/etiket/kadin-791"ın Hakları Merkezi, Ayrımcılık ile Mücadele ve Eşitlik Derneği, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, TMMOB Kadın Çalışma Grubu ve KESK Kadın Meclisi'nin de aralarında olduğu bileşenlerin çağrısıyla 10 Ocak sabahı erken saatlerde Atatürk Kültür Merkezi önünde toplanmaya başlayan kadınlar Tandoğan Meydanı'na yürüdü.
Ülkenin dört bir yanından Ankara'ya gelen kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinden nafaka ve Medeni Kanun tartışmalarına, 6284’ün uygulanmamasından kadın cinayetlerindeki artışa kadar süren topyekûn saldırılara karşı ses yükseltti. Mitinge, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP Ankara Milletvekili Aliye TimisiErsever ve Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu da katıldı. Kadınların meydana ulaşmasının ardından ortak açıklamayı KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher okudu. Açıklamadan bir kısmı şöyle: Sevgili Kadınlar, Geçenyıl kadınlara “aile” paketleri sundular. Bu yıla ise şiddet faillerini, tecavüzcüleri, kadın katillerini cesaretlendiren düzenlemelerle girdik.
Buradan açıkça söylüyoruz: Cezasızlık öldürür. Cezasızlık, şiddeti büyütür. Cezasızlık, kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde gasp edilmesidir. Kadınlar korunmadıkları için öldürüldüler. Şikâyetleri dikkate alınmadığı için öldürüldüler. Uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürüldüler. Ve birçok kadın ölümü “şüpheli” denilerek dosyalardan düşürüldü. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de görünmez kılınıyor.
Bir kadın defalarca başvuru yapmışken, bir kadın açıkça tehdit altındayken, bir kadın korunma talep etmişken öldürülüyorsa; bunun adı ihmal değil, sorumsuzluktur.
Sorumsuzluktur çünkü; İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkıldı. 6284 sayılı yasa etkin biçimde uygulanmıyor. Kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor.
Bu iktidar Anayasa’yı yok sayıyor. Uluslararası sözleşmelerden doğan haklarımızı gasp ediyor. Buradayız çünkü; Temel hak ve özgürlükler yok sayılıyor, güçler ayrımı yok edildi. Yargı iktidar tarafından aparat olarak kullanılıyor. İkili hukuk uygulanıyor.
Laiklik ilkesi yok sayılıyor. Kadınların yaşam tarzı ve demokratik hakları hedef alınıyor. Karma eğitimden vazgeçiliyor. Kadınlar karanlığa mahkûm edilmek isteniyor. Kadınlar için hayat her geçen gün daha güvencesiz hale getiriliyor. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Kadınlara yaşam borcunuz var. Şiddeti önlemediğiniz, hukuku işletmediğiniz, yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz, taleplerimize kulak tıkadığınız müddetçe kadınların katledilmesinin, şiddete maruz bırakılmasının sorumlusu sizsiniz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır! 6284’ü derhal ve eksiksiz uygulayın!
Buradayız; Rojiniçin, Gülistan için, AyşeTokyaziçin ve niceleri için adalet istiyoruz. “Şüpheli” denilerek kapatılmak istenen her dosyanın takipçisiyiz.
Şüpheli kadın ölümlerini normalleştirmenize izin vermeyeceğiz. Her kadın ölümü kamusal bir sorumluluktur.
Buradayız çünkü Evlerimizde güvende değiliz. Sokaklarda güvende değiliz. Kampüslerde güvende değiliz. Okullarda güvende değiliz. İşyerlerinde güvende değiliz. Kadınlara “güvenlik” vaat ediliyor, ama yaşamlarımız korunmuyor. Çünkü güvenlik, kadınları korumak üzerinden değil; kadınları denetlemek üzerinden tarif ediliyor.
Bu da yetmiyor; Toplumu birbirine karşı konumlandıran bir siyasetle; haklarında ısrar edenleri, eşitlik ve özgürlük için mücadele edenleri hedef gösteriyorlar.
Nafaka hakkı tartışmaya açılıyor. Boşanma arabuluculuğa tabi kılınmak isteniyor. Arabuluculuk adı altında kadınlar yeniden şiddetin içine itiliyor.
“Biyolojik cinsiyet” dayatması ile LGBTİ+’ların varlığı hedef alınıyor. Nefret dili, devlet politikası haline getiriliyor.
Buradan açıkça söylüyoruz: Şiddete, nefrete ve yok saymaya boyun eğmeyeceğiz! Diyoruz ki: Yaşamak istiyoruz! NEFRETE İNAT YAŞASIN HAYAT!
Buradayız çünkü. Düşük ücretler, sigortasız çalışma ve iş güvencesinin olmaması kadınların sosyal güvenceye ve emekliliğe erişimini engelliyor.
Güvenceli iş istiyoruz! Güvenli bir gelecek istiyoruz!
Emeğimizi değersizleştiren, kadınları kamusal yaşamdan dışlayan politikalara razı değiliz. Hayat pahalılığı artıyor. İşsizlik büyüyor. Gençler umutsuzluğa itiliyor.
Buradayız çünkü; kadın yoksulluğu derinleşiyor. İşe girebilen kadınlara güvencesizlik dayatılıyor. Bize “evde kalın, bakım emeğini üstlenin” deniyor. Bakım emeği kadınların kaderi değildir! Kreş haktır! Sosyal destek haktır! Güvenceli iş haktır. Fedakârlık çağrılarını reddediyoruz. Yoksulluğu yönetmeyi değil, ortadan kaldırmayı talep ediyoruz. Erkek şiddetinin yanında denetimsizlik ve aşırı kar hırsıyla yaşamlarımız yok sayılıyor. Dilovası’nda yaşananlar bu düzenin aynasıdır. Çocuklar işyerlerinde öldü, öldürüldü. Kadınlar güvencesiz ve denetimsiz çalışma koşulları nedeniyle yaşamını yitirdi.
Yoksul çocukları ucuz işgücü olarak gören, kadın emeğini güvencesizliğe mahkûm eden bu düzene karşı buradayız.
KHK’lerle bir gecede işsiz bırakılan, mesleklerinden koparılan KHK’li kadınların yaşamlarını yeniden kurma hakkını savunmak için buradayız. Buradayız çünkü;
Bu düzen engelli kadınları yok sayıyor. Bakım ihtiyacı olan kadınları görünmez kılıyor. Engelli kadınlar şiddete uğruyor ama çoğu zaman anlatamıyor.
Erişilebilir sığınak yok, erişilebilir adalet yok, erişilebilir yaşam yok.
Engelli çocukların bakımı kadınların omzuna yıkılıyor. Kadınlar yalnız bırakılıyor. Buradan soruyoruz: Devlet neden sorumluluğunu kadınlara yüklüyor?
Talebimiz açık: Bakım sigortası haktır! Erişilebilir yaşam haktır!
Buradayız çünkü, Belediyelere el konulmasına, irademizin gasp edilmesine, seçilmiş belediye başkanları ve eş başkanlarının tutuklanmasına, kayyum atanmasına karşı irademize ve seçme seçilme hakkımıza sahip çıkmak için buradayız.
Afgan Kadınlara Yönelik Eğitim yasağı Kalıcılaştı!
Afganistan’da 2021 yılında yönetime gelen köktendinci Taliban, kadınları sosyal hayatın her noktasından silmeye yönelik hamlelerini sürdürüyor. İktidara geldikleri günden itibaren kad HYPERLINK "https://www.birgun.net/etiket/kadin-791"ın hakları konusunda "ılımlı olacaklarını" iddia eden Taliban, attığı her adımda ülkeyi kadınlar için cehenneme çevirmeye devam etti. Yükseköğretimden çalışma ve sosyal hayata kadar kadınlara her alanı yasaklayan köktendinci zihniyetin Afganistan'da uygulamaya koydukları, gerici örgütlerin iktidara geldiği ülkelerde yaşatacaklarının bir yansıması. Burka zorunluluklarıyla başlayan ardındansa önce medreselere sıkıştırılan ve tamamen yasaklanan eğitim ile sosyal hayattan koparacak bir dizi yasaklamaları adım adım hayata geçiren bu örgütlerin uygulamaları kadınlara biçtikleri hayatın değişmeyen şablonu.
Bunun son örneği ise kadınların ve kız çocuklarının eğitime erişiminin tamamen engellenmesi oldu. Taliban'ın Eğitim Bakanlığı'nca alınan kararla birlikte yıllardır kadınlar ile kız çocuklarının ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarına erişimini engelleyen eğitim yasağı sabit politika hâline getirildi. Taliban yönetimi ise yasağın "uygun ortam sağlanmadan eğitim verilmemesi gerektiği" ifadeleriyle gerekçelendirdi. UNESCO ve UNICEF tarafından 24 Ocak Uluslararası Eğitim Günü'nde yapılan açıklamada, ülkede yaklaşık 2,2 milyon kız çocuğunun eğitimden mahrum kaldığı belirtildi. Açıklamada, ülkedeki ilkokul son sınıfta olan çocukların yüzde 93’ünün hâlâ temel okuma becerisine sahip olmadığı vurgulandı. Yasak kararının ardından sosyal medya üzerinden tepki gösteren Afgan kadınlar, "Eğitimimiz bizim hayalimiz değil, hakkımız" dedi. Kadınlar yaptıkları açıklamalarda özetle şu ifadeleri kullandı: "Dünya genelinde kız çocuklarının eğitime erişiminin yasak olduğu tek ülke Afganistan. Bu kültür değil, bu inanç değil. Bu utanç!”
Gelecek sayımızda bakalım kadının güncesine ülkemizden ve dünyadan neler yansıyacak. Sizler için kadına dair haber takibi yapmaya durmaksızın devam edeceğiz. Sevgiyle kalın.
20.02.2026





