HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT
Merhabalar değerli takipçilerimiz, bahar aylarına girmeye hazırlanırken biz kadın mücadelesiyle ilgili haberleri sizlere ulaştırmak için çalışmaya devam ediyoruz.
Önce Başlıklar:
- 8 Mart’ta Binlerce Kadın Kadıköy’de Yürüdü
- Hataylı 17 Yaşındaki Öğrenci Nasa'dan Davet Aldı
- Direnen Dardanel Işçisi Kadınlar, 8 Mart’ta Da Ayakta:
- Tehdit Sadece Yakın Çevreden Gelmiyor, Israrlı Takip Bunun Içerisinde: Sessiz Şiddet!
- Çeşme’de Kadının İnsan Hakları Eğitimi
- Cezayir’de Yeni Seçim Yasası Tasarısı: Kadın Temsili Düşürülecek
8 Mart’ta Binlerce Kadın Kadıköy’de Yürüdü
8 Mart kadın Platformunun çağrısıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Kadıköy Boğa’da toplanan binlerce kadın ve LGBTİ+, İskele Meydanı'na yürüdü.
Kadınlar, saat 13:00'te başlayan yürüyüşte "Yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı kadınlar isyandayız" pankartı açtı. Eylemde, "Fatma Nur ve Hifa'ya ne oldu?", "Yoksulluk ve şiddet kaderimiz değil", "Aile yılı değil, mücadele yılı; katledilen kız kardeşlerimiz için buradayız", "Bizlere zammın ‘z’sini vermeyenlere karşı mücadelemizin mirasıyla geldik", "Bahar Taş’a ne oldu?", "İstismarcıları koruyan karanlık düzene karşı mücadelemiz var" ve "Kadın cinayetleri politiktir" yazılı dövizler taşıdı. Basın açıklaması öncesi katledilen ve ölümü şüpheli olan kadınların aileleri söz aldı. İzmir’de öldürülen Ceyda Yüksel’in annesi Filiz Demiral, "Bu 8 Mart'ta umut ediyorum ki bir kadın daha öldürülmesin. 6 yıldır kızımın kanı yerde kalmasın diye adalet mücadelesi veriyoruz" dedi. Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş için kurulan Rojin için Adalet Komisyonu da açıklama yaptı. Açıklamada, "Rojin için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Cezasızlık düzeniyle barışmayacağız. Şüpheli bir biçimde aramızdan alınan bütün kadınlar için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Gerçek adaleti sağlayacağız" dendi.
Ardından yapılan basın açıklamasında, kapitalist ve emperyalist sisteme meydan okudukları belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:
“Biz kadınlar yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı isyandayız. Eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam için mücadele ediyoruz. Açlık sınırın altında ücretler, hayat pahalılığı ve artan vergilerle yoksulluğa mahkûm ediliyoruz. Bütçeler ise emekçilerden ve kadınlardan kısılarak faiz ödemelerine, Yap İşlet Devret projelerine ve savaşa aktarılıyor. Aile ve iş yaşamının uygunlaştırılması adıyla kadınlar arasında esnek ve güvencesiz çalışma yaygınlaştırılıyor. Yoksulluk derinleşiyor. Yaşlı, hasta, engelli ve çocuk bakımıyla ev içi emek daha da büyüyor. Kadınlar, özellikle genç kadınlar artan kiralarla aile evlerine daha da mahkûm hâle geliyor. 2025 yılında Türkiye’de 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. O bir gecede feshedilen İstanbul Sözleşmesi vardı ya, onun standartlarına göre Türkiye’de yaklaşık 4 bin 200 sığınma yeri olması gerekiyor ama bu sayı sadece 150. Yaklaşık her 11 bin 400 kadına yalnızca bir sığınma yatağı düşüyor. Oysa kadınlar en çok aile içinde öldürülüyor. Kadın cinayetlerin yüzde 65’i evde gerçekleşiyor. Kadınlara ‘Aileyi koru’ diyenler, şiddetten kaçabilecekleri mekanizmaları kurmuyor. Asgari ücreti açlık sınırın altında bırakan iktidar, öte yandan Türkiye’de toplam doğurganlık hızının 1,5’in altına düşmesinden yakınıyor. Sermayenin ucuz iş gücü arayışının nüfus planlaması olarak sunulmasını, kadınlara ve çocuklara güvenli bir gelecek vadetmeyen bu sistemin Aile Yılı programını kabul etmiyoruz. Aile Yılı değil, mücadele yılı.
Hataylı 17 yaşındaki öğrenci NASA'dan davet aldı
Hataylı 17 yaşındaki lise öğrencisi Ayşe Naz Kara, ABD’nin Houston kentinde düzenlenen Uluslararası Copernicus Olimpiyatı’nda Doğa Bilimleri alanında “Absolute Winner” unvanını kazanarak dünya birincisi oldu. İlk aşamada yöneltilen tüm soruları eksiksiz ve doğru yanıtlayan Kara, bu üstün performansının ardından dünya finallerine 2 bin dolarlık tam bursla davet edildi. NASA ve Rice Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen final etabında da başarısını taçlandıran genç yetenek, mutlak birinci olarak adını zirveye yazdırdı. Madalyasını bir NASA profesörünün elinden alırken Türk bayrağını gururla açması ise salonda duygu dolu anlara sahne oldu. Ayrıca UNICEF tarafından Türkiye’den seçilen 14 BM Genç Lideri arasında yer alan Ayşe Naz Kara, bu büyük başarısıyla hem ülkesine hem de yaşıtlarına ilham kaynağı oldu. “Dünya birincisi olmak hem çok şaşırtıcı hem de inanılmaz bir his,” sözleriyle duygularını dile getiren Kara, azmin ve inancın sınır tanımadığını bir kez daha gösterdi.
Direnen Dardanel İşçisi Kadınlar, 8 Mart’ta Da Ayakta:
İstanbul Dudullu’da faaliyet gösteren Dardanel’de küçülme gerekçesiyle işten çıkarılan kadın işçiler, tazminat hakları için başlattıkları direnişi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde İstanbul Kadıköy’deki kadın yürüyüşünde sürdürdü. “Evde, işte, sokakta. Kadın mücadelesi her yerde, el ele olacak” diyen kadın işçiler, ortak mücadele çağrısı yaptı.
Şubat ayında yaklaşık 350 kadın işçinin işten çıkarıldığı fabrikada, 50 kadın emekçi haklarını almak için fabrika önünde direnişe geçti.
İşçiler, işten çıkarılırken kıdem ve ihbar tazminatlarının taksitler halinde ödeneceğinin söylendiğini ancak ilk taksitin ardından ödemelerin yapılmadığını belirtiyor. Şirketin kendi verilerine göre bünyesinde 1657 kadın çalışan bulunuyor.
Direnişin beşinci gününe denk gelen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Kadıköy’deki yürüyüşten seslenen işçiler hem tazminat haklarını hem de fabrikada maruz kaldıkları baskıyı gündeme taşıdı. İşçiler, çalışma sürecinde yoğun üretim baskısı ve mobbingle karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. İşten çıkarılan işçilerden Hanife, “Tazminat haklarımız için çıkışlarımız imzalatıldı ama Kasım ayından beri işten çıkarılan birçok işçi parasını alamadı. Sadece ilk taksitler yatırıldı, diğerleri ödenmedi” dedi.
Fabrikadaki çalışma koşullarına da değinen Hanife, üretim hızının sürekli artırıldığını belirterek “Sürekli ‘Hadi çabuk olun’, ‘Niye duruyorsunuz?’ gibi sözlerle baskı kuruluyordu. İnsan sonuçta, bir noktadan sonra yoruluyor” diye konuştu. Kadınların dayanışmasına vurgu yapan Hanife, mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek “Kadınlar el ele verdiğimiz sürece yenemeyeceğimiz hiçbir şey yok. 50 kişi direniyoruz ama üç kişi de kalsak direneceğiz. Gerekirse tek başıma da Dardanel’in önünde mücadele etmeye devam edeceğim” dedi.
Tehdit Sadece Yakın Çevreden Gelmiyor, Israrlı Takip Bunun İçerisinde: Sessiz Şiddet!
Son dönemde ısrarlı takip, kadınlara yönelik şiddetin görünmeyen ancak giderek yaygınlaşan biçimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), “İstatistiklerle Kadın 2025” verileri de bu gerçekleri ortaya koydu. Verilere göre, ısrarlı takibe maruz kalan kadınların yüzde 39.6’sı bu davranışın “yabancı biri” tarafından gerçekleştirildiğini belirtirken yüzde 32.1’i eşi, eski eşi ya da birlikte olduğu kişi tarafından takip edildiğini ifade etti. Sosyal çevreden gelen ısrarlı takip oranı ise yüzde 19.9 olarak kaydedildi.
Avukat Süreyya Kardelen Yarlı, “Israrlı takip 2022’den beri Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak tanımlanıyor. Daha öncesinde ısrarlı takip bir suç olarak sayılmadığı için ‘ısrarlı takip’ kavramına giren eylemlerle ilgili kadınlar ya da mağdurlar gidip şikâyetçi olduğunda savcılık takipsizlik kararı verebiliyordu. Suç olarak girmesine vesile olan da yine kadın mücadelesi.
Kadınların senelerdir bu konuyla ilgili hem uluslararası hukuk bağlamında hem de ulusal hukuk bağlamında yaptığı kamuoyu çalışmalar, aslında feminist mücadelenin ürünüdür” dedi. “Israrlı takip dediğimiz suç, takibi şikâyete bağlı bir suç” diyen Yarlı, “Bu konuyla ilgili mağdurun beyanının yanında elinde varsa delillerinin sunulması da çok önemli. Çünkü bunun ısrarlı takip olup olmadığını savcılar ve hâkimler değerlendirirken bir süreklilik olup olmadığına bakıyor” ifadelerini kullandı. “Bize yapılan eylemin içeriğinde tehdidin, hakaretin, tacizin veya başka ibarelerin olmasına gerek yok” diyen Yarlı, “Bunu kişi sürekli yapıyorsa, ısrarla bunu devam ettiriyorsa, bizden herhangi bir cevap ya da yanıt almadığı halde veya o hayır ret yanıtını aldığı halde devam ettiriyorsa artık biz ‘Burada bir ısrarlı takip var’ diyoruz. Israrlı takibi de sadece fiziksel takip olarak nitelendirmiyoruz. O yüzden aslında kadınların dijital mecralar üzerinden maruz kaldıkları siber saldırılarının birçoğu da ısrarlı takip kavramına girebiliyor. Birine hiç cevap vermediğiniz halde o kişinin sürekli mail atması da buna girer, sosyal medyanın herhangi bir mecrasından mesaj atması, yazması da buna girer veya sürekli üçüncü kişileri araya devreye sokarak sizle iletişimde kalma, iletişim kurma çabası da buna girer” dedi.
Yarlı, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Böyle bir durumda delillerle beraber en yakın karakola gidip şikâyetçi olabilirler ve gerekirse o müracaat savcılığından veya karakoldan 6284 sayılı kanun kapsamında ekstra bir faile karşı uzaklaştırma isteyebilirler. Şikâyetçi olmak istemeyip faile karşı bir uzaklaştırma kararı aldırabilirler. Bunu da aile mahkemesinden, savcılıktan, yakındaki bir karakoldan veya bunlara ulaşamıyorsa valilikten ya da kaymakamlıktan talep edebilirler.”
Çeşme’de Kadının İnsan Hakları Eğitimi
Çeşme Belediyesi, Kadının İnsan Hakları Derneği ve İzmir Kadın Dayanışması Derneği iş birliğiyle yürütülen Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı (KİHEP) başarıyla tamamlandı. Programı bitiren katılımcılar, Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli ile kahvaltıda bir araya geldi. Toplam 16 hafta süren eğitimlere birlikte başlayan 25 katılımcının tamamının programı başarıyla tamamlaması, kadınların hak temelli güçlenmesi adına önemli bir kazanım olarak öne çıktı. Eğitim süreci boyunca kadınların insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve dayanışma konularında bilgi ve farkındalıklarının artırılması hedeflendi.
Toplantıda konuşan Başkan Lâl Denizli, “Sizlerle bir arada olmak ve bu süreçte birbirimizi nasıl güçlendirdiğimizi görmek çok kıymetli. Kendi haklarınıza sahip çıktığınız, eşit ve özgür bir toplum için güçlendiğiniz önemli bir eğitim yolculuğunu tamamladınız. Hepinizi yürekten kutluyorum. Dilerim attığınız bu adımlar başka kadınlara da ilham olur; Çeşme’de ve ülkemizde kadın dayanışmasını birlikte daha da büyütürüz” dedi.
Başkan Denizli, bu sürecin hayata geçirilmesinde emeği geçen Kadının İnsan Hakları Derneği ve İzmir Kadın Dayanışması Derneğine, tüm eğitmenlere ve belediye çalışanlarına teşekkür ederek, Çeşme Belediyesinin kadınların eşit ve özgür bir toplumsal yaşamda daha güçlü yer almasını destekleyen çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı. Çeşme Belediyesi Kadın ve Aile Müdürlüğü, katılımcıların yüksek memnuniyet duyduğu KİHEP eğitiminin ardından kadınlara yönelik bilgi ve farkındalık eğitimlerinin çeşitlendirilerek devam edeceğini duyurdu.
Cezayir’de Yeni Seçim Yasası Tasarısı: Kadın Temsili Düşürülecek
Cezayir Parlamentosu’na sunulan yeni seçim yasası tasarısı, kadınların listelerdeki temsil oranını eşitlik sisteminden üçte bire düşürmeyi öneriyor. Tasarı, kadınların siyasi hayatta elde ettiği kazanımların geriye götürüleceği yönünde tartışmalara yol açtı.
Yeni düzenleme, 2021’de uygulanan parite sisteminin yerine geçiyor ve kadın temsilinin üçte bire indirilmesini öngörüyor.
Tasarı ayrıca, -Siyasi partilere listeleri düzenleme konusunda daha fazla esneklik tanıyor,
-Adaylık için gerekli imza sayısını azaltıyor,
-Her listede yer alacak aday sayısını seçim çevresindeki sandalye sayısının üzerine çıkarıyor.
Hükümet, tasarının seçim sürecinin etkinliğini artırmayı ve listeler içindeki rekabeti güçlendirmeyi amaçladığını belirtti. Kadın örgütleri ve bazı eski milletvekilleri, öneriyi “dengeli siyasi katılım ilkesinden geri adım” olarak değerlendiriyor. Tasarıyı destekleyenler ise eşit temsil uygulamasının sahada somut sonuç vermediğini savunuyor; son seçimlerde seçilen kadın sayısının düşük kaldığını örnek gösteriyorlar.
Gelecek sayımızda kadınlara dair yeni gelişmeleri sizlerle paylaşmak üzere umutla kalın.
24.03.2026





