Kadının Güncesi

KADININ GÜNCESİ - EKİM 2024

Kalabalık bir grup insan bir sokakta yürüyüş yapıyor. ellerinde çeşitli pankartlar taşıyorlar. En önde, büyük pembe bir pankart üzerinde "ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN!" yazıyor ve altında "CHP KADIKÖY GENÇLİK KOLU" ifadesi yer alıyor. Arkada, CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) bayrakları ve flamaları görülüyor. Katılımcılar, genellikle kadınlardan oluşuyor ve çeşitli sloganlar içeren pankartlar taşıyorlar.

HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT


Merhabalar değerli Umudun Kadınları okuyucu ve dinleyicileri. Gerek ülkemizde gerek dünyada kadına dair ne varsa yine bu köşede paylaşıyoruz sizlerle. Önce başlıklar:

Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’dan özel hayatıyla ilgili iddialara sert yanıt

İş hayatında karanlık tablo... Dört kadından biri cinsel şiddete uğruyor

Denizli'de kız öğrenciler için konukevi açıldı

Diyarbakır’da kadınlardan ROJİN için sessiz yürüyüş

Kadıköy'deki kadına şiddet eyleminde 'hükümet istifa' sloganları

Alihsa Lehmanndan maaş isyanı: 'Yüz kat daha fazla'

Avrupa ülkesinde 'taşıyıcı annelik' evrensel suç sayıldı: Hapis ve para cezası uygulanacak

Hindistan'da hükümetten evlilik içi cinsel şiddete yeşil ışık

Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah DURBAY’dan özel hayatıyla ilgili iddialara sert yanıt

Cumhuriyet Halk Partili Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah DURBAY özel hayatına ilişkin hakkında ortaya atılan söylentilere yaptığı açıklamayla tepki gösterdi.

Gülşah Durbay’ın açıklamasının tamamı şöyle:

"2 Ağustos günü, 2008 yılından beri yaşadığım bir bağırsak rahatsızlığı nedeniyle İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde Doçent Doktor Tayfun Bişkin tarafından yapılan bir bağırsak operasyonu geçirdim. Operasyondan sonra yaşadığım sıkıntılardan kurtuldum, görevimin başına eskisinden daha iyi bir şekilde döndüm. Fakat geçtiğimiz ay, 4 Eylül günü, gelen patoloji raporunda kolon kanseri olduğumu öğrendim. Gerek ameliyatım gerekse ameliyat sonrası sağlık durumumun iyi olması nedeniyle sonuç ne benim ne de doktorlarımın beklediği bir şey değildi. Zira az önce de belirttiğim gibi doktorumun da oluruyla son derece sağlıklı bir şekilde hiçbir şikâyetim olmadan görevime başlamıştım.

Teşhis sonrası tüm uzman kadrolarla hem görevimi en güçlü şekilde devam ettirmek hem de en iyi tedaviyi alabilmem adına değerlendirmelerde bulunduk. Tüm süreci şeffaf bir şekilde sizlerle paylaşmak istiyordum fakat kız kardeşim riskli bir hamilelik geçirdiği ve erken doğum riski olması nedeniyle açıklama yapmayı onun ve doğacak olan yeğenimin sağlığını etkilememesi adına erteledim. Bana alçakça iftiralar atanlar yüzünden dün İzmir Medicana Hastanesinde ilk kemoterapimi alırken, ailem bu haberler nedeniyle apar topar İstanbul’a kardeşimin yanına gidip durumu açıklamak zorunda kaldı. Kendi hastalığımı karnı burnunda bebek bekleyen kardeşime kendim açıklayamadım. Kendisiyle konuşamadım. Bunun acısını asla unutmayacağım, asla affetmeyeceğim. Ameliyat olduğum günden bu yana, organize olmuş hazımsız bir grup tarafından, planlı bir şekilde pek çok iftiraya ve yalana maruz kaldım. Geçtiğimiz gün ise bir alçak tarafından son derece çirkin, ipe sapa gelmez, baştan sona yalanlarla dolu bir yazı dolaşıma sokularak ben, ailem ve Sayın Genel Başkanım hedef gösterildi, iftiraya uğradı. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki dünden beri 100’den fazla kişi ve kurum tarafımca mahkemeye verildi. Bu alçaklardan hukuk önünde hesap sorup, hepsini tek tek mahkûm ettireceğim. Mahkemeye verildiğini öğrenen bazıları derhal yazılarını kaldırdı ve benimle iletişim kurmaya çalışıp özür mesajları gönderdiler. Bu saatten sonra hiçbir özrün benim ve ailem nezdinde kıymeti yoktur. Hakkımda bu adice iftiraları atanlar, mahkûm olacaklardır. Ne acıdır ki biz kadınlar, bu toplumda sadece fiziki şiddet, taciz ve cinayetle karşı karşıya kalmıyor. Böylesi vicdansız erkek egemen siyasi hesaplaşmalarla da hedef alınıyoruz. Herkes bilsin, herkes duysun ki, bu kirli ve hastalıklı zihniyet yenilmeye mahkûmdur.

Dün itibari ile tedavim 2 haftada 1 kez olacak şekilde başlamış durumda. Bir yandan bu hastalık illetiyle mücadele edip tekrar sağlığıma kavuşacak, bir yandan da bu ne idüğü belirsizlerden bu yaptıklarının hesabını soracağım. Siyasi hırsları için böylesine seviyesiz ve aşağılık yalanları yayanlara ve bundan medet umanlara meydanı boş bırakmayacağım.

Partimi ve beni böyle çirkin iftiralarla karalamak isteyenler günün sonunda bunun hesabını yargı önünde ve daha da önemlisi milletin vicdanında çok ağır bir şekilde verecekler. Dünden beri telefonuma, sosyal medyama, binlerce arama ve mesaj geldi. Bana ulaşamayanlar arkadaşlarımı aradı. Hepsi sonsuz desteklerini iletti, yanımda olduklarını söyledi. 36 yıllık hayatımda hep doğru insanlarla tesadüf etmişim, kendimle gurur duydum. Bu çirkin iftiraya paye vermeyip, bana güç verdiniz, hastalığımı bilmeden bana büyük moral oldunuz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

En büyük teşekkürüm de hastalığımı öğrendiği günden itibaren bana en büyük desteği veren, yıllardır beraber yol yürümekten onur ve gurur duyduğum değerli Genel Başkanım Sayın Özgür Özel ve kıymetli eşi Didem Ablama. Desteklerinizi ömrümün sonuna kadar kalbimin üzerinde taşıyacağım.

Değerli dostlarım, kıymetli hemşerilerim, sizlerin destekleriyle Manisa tarihinde bir ilki başardık, 36 yaşındayken Manisa’nın ilk kadın belediye başkanı olma gururunu yaşadım. Yine sizlerin destekleriyle bu illeti de atlatacağım. Şu an kendimi çok daha iyi ve güçlü hissediyorum, beyaz kâğıda yazılı test sonuçlarının bana ‘hastasın’ demesini umursamadan, Şehzadelere hizmet edecek, destekleriniz ve sevginiz sayesinde bu hastalığı yeneceğim.

Birlikte iyileşecek, birlikte güçleneceğiz. Hepinizi çok seviyorum!”

Bizler de Umudun Kadınları Dergisi yayın kurulu üyeleri olarak kadın belediye başkanımız Gülşah DURBAY’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, erkek egemen acımasız siyasi hesaplaşmalarda sonuna kadar yanında olduğumuzu belirtiyoruz.

İş hayatında karanlık tablo... Dört kadından biri cinsel şiddete uğruyor

Özyeğin Üniversitesi ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ortaklığıyla gerçekleşen "İş Yerinde Şiddet ve Tacize İlişkin Algı ve Deneyimleri” araştırması kamuoyuna sunuldu.

İş hayatındaki kadın ve erkeklerin yüzde 60'ının ekonomik şiddete cinsel şiddete maruz kaldığı, cinsel şiddete uğrama oranının kadınlarda erkeklerin yaklaşık 2 katı fazla olduğu ortaya çıktı. Projenin bulguları yapılan basın açıklamasıyla kamuoyu ile paylaşıldı.

Geçen nisan ayında başlayan araştırma kapsamında, 39 ilçeden rastgele seçilen 188 mahalleden 3 bin 7 katılımcı ile görüşmeler yapıldı. Yapılan hane halkı anketinde demografik bilgiler, işe adanmışlık ve iş yerinde taciz ve şiddet türlerine yönelik sorular soruldu. Çalışmada soru yöneltilen kişiler yarı yarıya kadın ve erkek olacak biçimde belirlendi. Kadınlar daha çok cinsel şiddete uğrarken erkekler ise ayrımcılığa maruz kaldı. Ekonomik şiddet ise cinsiyet fark etmeksizin en çok maruz kalınan şiddet türü oldu. Çalışma yaşamındaki kişilerin yüzde 60'ının ekonomik şiddete maruz kaldığı ortaya çıktı.

Kamu sektöründe fiziksel şiddet daha fazla görülürken özel sektörde ise cinsel ve ekonomik şiddet oranı daha yüksek oldu. Çalışmada hem algılanan hem de maruz kalınan şiddet ölçüldü. Özyeğin Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı ve Proje yürütücüsü Prof. Dr. Canan Sümer "Ne kadar farklı şiddet türüne maruz kalınırsa algılanan şiddet oranı düşüyor. Yani şiddete maruz kaldıkça farkındalık azalıyor"dedi. Araştırmada daha az eğitimli olmanın daha fazla şiddete maruz kalmaya sebep olduğu belirtildi. Çalışmanın ortaya koyduğu ilginç bulgulardan biri ise katılımcıların genellikle din, milliyet veya etnik köken sebebiyle ayrımcılığa uğradıklarını belirtmesi oldu. Cinsiyet ise ayrımcılığa uğrama sebepleri arasında çok düşük oranda yer aldı. Sümer, bu bulgunun cinsiyet eşitsizliğinin normalleşmesine işaret edebileceğini belirtti. Bulgulara göre şiddet faillerinin çoğu erkek. Kadınlar genelde psikolojik şiddet uygularken, erkekler daha çok fiziksel ve cinsel şiddet uyguluyor. Cinsel şiddette faillerin yarıya yakını birinci derecede amir olanlar. Yine cinsel şiddette faillerin yüzde 60'ı evli.

Cinsel şiddete uğrama oranı ise, kadınlarda erkeklerin yaklaşık iki katı. Çalışmada soru yöneltilen her dört kadından biri daha önce cinsel şiddete uğradığını ve bu şiddetin münferit olmadığını ifade etti.

Denizli'de kız öğrenciler için konukevi açıldı

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun eğitim camiasına kazandırdığı ve Kınıklı Mahallesi’nde konukevi olarak hizmet verecek Denizli Büyükşehir Belediyesi Zübeyde Hanım Kız Konukevi törenle açıldı. Programa, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Başkanvekili Ali Marım davetliler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşması yapan Başkan Çavuşoğlu, güzel bir hayal ile yola çıktıklarını belirterek, herkesin mutlu olduğu bir şehir inşa etmek için sosyal belediyecilik anlayışıyla gayret ettiklerini söyledi. Denizli’de her sektörün ayağa kaldırılması için dayanışmanın geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Başkan Çavuşoğlu, “Dayanışma yolculuğumuzu her geçen gün arttırarak sürdürüyoruz. Denizli’de yaşayan emeklilerimizden yeni doğum yapan kadınlarımıza, öğrencilerimizden kendisini idame ettiremeyen bakıma muhtaç insanlarımıza, her kesimin derdiyle dertlenip, herkesin sorunuyla hallenmek diye bir görevimiz vardı ve bu yolculuğumuzu beraber sürdürüyoruz” diye konuştu. Yapısal belediyeciliğin ötesinde sosyal belediyecilik ve dayanışmayı şiar edindiklerini vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, “Uzun zamandan beri görülmeyen, fark edilmeyen ya da kendisine ulaşılmayan kesimler öncelikli kesimlerimiz oldu. Bugün de özellikle şehrimize üniversite eğitimi için geldikten sonra zorda ve darda hissedecek olan genç kızlarımızın, kardeşlerimizin de başlarını sokabileceği, gelecekle ve Denizli ile ilgili kaygı taşımamaları için yol arkadaşlığı yapma ihtiyacımız ve görevimiz vardı. Denizli'de bir ilki daha hep birlikte başarıyoruz. Özellikle kızlarımızın bu okuma isteklerinin törpülenmemesi, sorunlarını ortadan kaldıralım diye ilk olarak kızlarımıza ait konukevimizi bugün hep birlikte faaliyete açacağız. 44 kız öğrencimiz ile başladığımız bu yolculuğumuzu umut ediyoruz ki erkek öğrencilerimizle de devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır’da kadınlardan ROJİN için sessiz yürüyüş

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1'inci sınıf öğrencisi DiyarbakırRojin Kabaiş, kaldığı yurttan 27 Eylül akşam saatlerinde dışarı çıkmış ve bir daha haber alınamamıştı. Çok sayıda ekibin katılımıyla sürdürülen arama çalışmalarında Rojin’in cansız bedeni, 15 Ekim günü Van Gölü Molla Kasım köyü sahilinde bulundu.

Sabah saatlerinde Diyarbakır’daki Yeniköy Mezarlığı’nda toprağa verilen Rojin için kadınlar sessiz yürüyüş düzenledi. Aralarında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal ile çok sayıda kadının katılımıyla Bağlar ilçesindeki Göletli Park’tan Rojin için taziyelerin kabul edildiği Abdurrahman Enç Taziye Evi’ne kadar sessiz yürüyüş yapıldı.

Yürüyüşün ardından kadınlar, Kabaiş ailesine taziye ziyaretinde bulundu.

Kadıköy'deki kadına şiddet eyleminde 'hükümet istifa' sloganları

Kadın örgütleri, kadına yönelik şiddeti ve cezasızlığı protesto için Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya geldi. CHP Kadıköy İlçe Örgütü'nün de destek verdiği eylemde kadınlar, cinayete kurban giden kadınların fotoğraflarıyla birlikte "Kadınlar ölüyor iktidar susuyor", "Narinler okula, mezara değil", "AKP seyretme yasayı uygula", "Bir kişi daha eksilmeyeceğiz" sloganları atarak, Kadıköy İskele Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sonu, iskele Meydanı'nda toplanan kadın örgütleri adına açıklamayı Güneş Fadime Akşahin yaptı. Açıklama sırasında "Hükümet istifa" sloganlarının atılması üzerine Akşahin şöyle konuştu:

"Gör AKP gör, Erdoğan gör! Bu ülkenin kadınları sizi istemiyor. 19 yaşında iki genç kadın güpegündüz öldürülüyor, ülkenin cumhurbaşkanı sorunu çarpıtıyor, saçma sapan açıklamalar yapıyor. Sorun uyuşturucu falan değil, sorun erkek egemenliği, sorun AKP'nin ta kendisi. Bu da böyle bilinsin. Cumhurbaşkanı diyor ki; 'milli ve manevi değerlerimiz bizi ayakta tutacak.” Hangi manevi değer kadın cinayetlerini durduracakmış? Sizin manevi değer diye anlattığınız şey, kadın düşmanlığının ta kendisi. Cumhurbaşkanı bir açıklama yapmış, 'cezasızlık algısını ortadan kaldırmak bizim boynumuzun borcudur' diye. Bu ülkenin size güveni kalmadı artık. Safi yalansınız. Gerçekten inandırıcıysanız, bizim anlattığımız her şeyi uygulamak zorundasınız. Çünkü çözüm bizim mücadelemiz, çözüm bizim fikirlerimizde. Çocuklar için Lanzarote Sözleşmesi'ni, kadınlar için 6284'ü uygulatacağız. İstanbul Sözleşmesi'ni yeniden kazanacağız. Vazgeçtik sanmasınlar, elbette İstanbul Sözleşmesi için mücadelemiz devam ediyor. Buradan kamu kuruluşlarına sesleniyorum. 6284'ü ya uygulayacaksınız ya uygulayacaksınız. Çünkü İkbal, ısrarlı takip suçu sonucu öldürüldü. 6284 madde 1, ısrarlı takip suçuna maruz kalanlar bu kanundan faydalanırlar. İkbal'in ki ısrarlı takip değil de ne? Siz görmediniz, görevinizi yerine getirmediniz. Ali Yerlikaya olaydan bir hafta sonra İkbal ve Ayşenur'un ailesini ziyaret etmiş. O da diyor ki “sapkın akım”... Ali Yerlikaya, İkbal'in ailesine ne dedin? “Benim bünyemde çalışan polisler, senin kızını dikkate almadı' dedin mi? 6284 uygulansaydı İkbal yaşayabilirdi. Biz yaşatmayı seçmedik” dedin mi?” Akşahin'in konuşmasının ardından mikrofonu Büyükçekmece'de denizde elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılı halde cansız bedeni bulunan Sedef Güler'in annesi Gülizar Sezer aldı. Adalet isteyen Sezer şöyle konuştu:

"Ben adalet aramaktan yasımı tutamadım. Resmen devlete dileniyoruz. Ben yavrumu büyütürken siz neredeydiniz? Katledilirken yanında olun bari. Ben çocuğum katledilirken, yanımdan gittikten bir zaman sonra karakola gittiğimde, bana 24 saat süresini uyguladılar. Hiçbir şekilde benim ifademi beyan almadılar. Bana söyledikleri tek kelime şuydu; “Çocuğun erkek arkadaşıyla buluşmaya gitmiştir, tatile gitmiştir...” “Benim çocuğum gitmedi” dedim. Ama 'gitmiştir' dediler kaybımı esas bile almadılar. Ben çocuğumu devlet kollarında aramaya çırpınırken, benim çocuğum orda katledilerek, karşısına geçilip iki gün cesedinin başında beklendi. Ben yavrumun cenaze haberini basın mensuplarından aldım. Karakola gittiğimde, 'Senin çocuğum değil' dediler bana. Ben gittim baktım ki, benim çocuğummuş. Benim çocuğumun ölüsü bile yapayalnızdı. Adalet neredesin? Ben sonuna kadar buradayım.”

Alihsa Lehmanndan maaş isyanı: 'Yüz kat daha fazla'

Juventus Kadın Futbol Takımı'nda forma giyen Alisha Lehmann, kadın ve erkek futbolu arasındaki ücret dengesizliğine isyan etti. Juventus'ta forma giyen erkek arkadaşı Douglas Luiz ile bu konuda konuştuğunu söyleyen İsviçreli oyuncu, "Herkes aynı maaşı almak ister. Bu konuyu evde Douglas ile sık sık konuşuyorum ve ona bunun doğru olmadığını söylüyorum. Aynı işi yapıyoruz ama o benden yüz kat daha fazla maaş alıyor" ifadelerini kullandı. Söz konusu durumun kendisini rahatsız ettiğini söyleyen Lehmann, "Bu bana dokunan bir şey çünkü ben bir kadınım. Açıkçası, yürüdüğümüz yolda daha gitmemiz gereken uzun bir mesafe var çünkü hiçbir zaman eşit ücret olmayabilir. Bu yönde bir değişim yaratmak için çok güçlü bir irade gerekecek" dedi. Kadın futboluna yönelik eleştirilere tepki gösteren Lehmann, "Biri bana bu tarz sözlerle gelirse, 'Hiç maç izlemedin mi?' diye sorarım. Muhtemelen hayır çünkü kadın futbolunda bir maç izlediğinizde ne kadar iyi ve tutkulu olduğunu fark ediyorsunuz" diye konuştu. Kişisel hayatına da değinen Lehmann, "Bir yıldız gibi değil, herkes gibi yaşıyorum. İnsanlar sizi sosyal medyada gördüklerinde farklı bir hayat yaşadığınızı düşünüyorlar ama öyle değil. Normal bir hayat yaşıyorum. Eve geliyorum, yemek yapıyorum, herkes gibi yaşıyorum. İnsanların sizi sokakta tanıması da elbette güzel bir şey" dedi. Alisha Lehmann, yaz transfer döneminde erkek arkadaşı Douglas Luiz ile birlikte Aston Villa'dan Juventus'a transfer olmuştu.

İtalyan basınında yer alan haberde, Douglas Luiz'in Juventus'tan haftada yaklaşık100 bin sterlin kazandığı belirtildi. Alisha Lehmann'ın ise İtalyan ekibinden senelik kazancının 200 bin sterlin olduğu öne sürüldü.

Avrupa ülkesinde 'taşıyıcı annelik' evrensel suç sayıldı: Hapis ve para cezası uygulanacak

İtalya Başbakan Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümetinin büyük ortağı İtalya'nın Kardeşleri (FdI) partisinin hazırladığı, ülkede hâlihazırda suç olan taşıyıcı anneliğin, 'evrensel suç' sayılmasına yönelik teklif, 1,5 yılı aşan parlamentodaki onay sürecini tamamladı.

Sputnik'in aktardığına göre, ülkede ilk olarak 26 Temmuz 2023'te parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen kanun teklifi, bugün de Senato'da oylandı.

200 sandalyeli Senato Genel Kurulunda yapılan oylamada, 58 'hayır' oyuna karşılık, 84 'evet' oyuyla İtalya'da taşıyıcı anneliğin evrensel bir suç sayılmasına ilişkin kanun teklifi kabul edildi ve yasa halini aldı.

Taşıyıcı anneliğin, İtalya'da 2004'ten bu yana suç olması dolayısıyla bu yasa tasarısının amacının, bu uygulama için yurt dışına gidilmesini engellemeyi amaçladığı belirtiliyor. 

Yeni yasayla, farklı ülkelerde taşıyıcı annelik uygulamasına başvuran İtalyanların 2 yıl hapis ve 1 milyon Euro’ya kadar para cezasıyla yargılanmasının önü açılacak.

Senato'daki oylamada 'hayır' oyu kullanan muhalefetteki sol partiler ve aktivistler, yasalaşan teklifi 'Orta Çağ’dan kalma', 'Anayasaya aykırı' olarak nitelendiriyor ve karşı çıkıyordu.

Hindistan'da hükümetten evlilik içi cinsel şiddete yeşil ışık

Hindistan’da cinsel saldırının suç sayılması yönündeki dilekçelere Yüksek Mahkeme bunun "evlilik kurumunu etkileyebileceğini" ve "aşırı derecede sert" olacağını belirterek karşı çıktı.

BBC'nin aktardığına göre, Federal İçişleri Bakanlığı, bir erkeğin eşini cinsel ilişkiye zorlama "hakkına sahip olmadığını" ancak evli kadınları cinsel şiddete karşı koruyacak yasaların yeterli olduğunu savundu.

Yüksek Mahkeme, İngiliz sömürge döneminde kalan bir erkeğin evlilik içi cinsel saldırı nedeniyle yargılanamayacağını söyleyen yasanın değişmesi yönündeki dilekçeleri inceliyor.

1860'tan bu yana yürürlükte olan Hindistan Ceza Yasası'nın 375. Maddesinin iptali için çok sayıda dilekçe sunuldu. Yasada, çeşitli "muafiyetler" arasında, kadının reşit olmadığı evlilikler de yer alıyor.

Yakın zamanda hükümetin yaptığı bir araştırmaya göre her 25 kadından biri kocası tarafından cinsel şiddete uğruyor.

Gelecek sayımızda buluşa bilmek umuduyla, sevgiyle kalın.

21 Ekim 2024

KADININ GÜNCESİ - EKİM 2024