Kadının Güncesi

KADININ GÜNCESİ - OCAK

Tarih
15 Ocak 2026
Okuma süresi
~6 dk

HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT

Yeni bir yıla başladık. Her ne kadar yeni yılın umut dolu haberlerle gelmesini dilesek de maalesef dileğimiz gerçekleşmiyor.

Bakalım bu sayımızın haberlerinde hangi başlıklar var:

Down Sendromlu Çocuğu Oyun Alanına Almayan İşletme İçin Karar Verildi!
Doğum İzni Düzenlemesinin Ayrıntıları Belli Oldu
İstanbul Barosu'ndan Kadın Mahpusların Hak İhlalleri Araştırması: 'Cezaevleri Kadınlar İçin Tasarlanmıyor
İtalya'da Kadın Cinayetlerine İlişkin Tarihi Karar: Faile Ömür Boyu Hapis Düzenlemesi Yasalaştı!
Akraba Evliliklerine Yasak Geliyor

Down Sendromlu Çocuğu Oyun Alanına Almayan İşletme İçin Karar Verildi!

Nisan ayında Etimesgut ilçesinde meydana gelen olayda down sendromlu M.A.Y., öğretmeni S.K.O ile birlikte gittiği alışveriş merkezindeki oyun alanına alınmadı.

M.A.Y.’nin oyun alanına alınmadığı anlara ilişkin video sosyal medyada yer aldı ve birçok kişi duruma tepki gösterdi.

TİHEK, görüntüler üzerine ve Türkiye Down Sendromlular Derneği ile ailenin başvurusuyla inceleme başlattı. İşletme, kuruma gönderdiği savunmada, olayın medyada yansıtıldığı gibi yaşanmadığını, top havuzunda 90-140 santimetre boy sınırı bulunduğunu, yetişkinlerin havuza girmesine izin verilmediğini ve çocuğun menfaatinin gözetildiğini ileri sürdü. TİHEK kararında, çocuğun öğretmeni S.K.O. ile birlikte alışveriş merkezindeki oyun alanına gittiğini, ancak işletme personelinin çocuğun özel gereksinimli olduğunu fark edince top havuzuna girişine izin vermediğini belirtti.

Videoya da yansıyan tartışmada, görevlilerin çocuğun 'diğer çocuklara zarar verebileceğini veya zarar görebileceğini' söyleyerek içeri almadığının tespit edildiğine vurgu yapıldı. Ayrıca dosya kapsamında boy ölçümü yapıldığına dair hiçbir delil bulunmadığı, oyun alanında boy sınırına ilişkin uyarı levhasının da yer almadığı belirtildi. Kararda, çocuğun yalnızca engelliliği nedeniyle dışlanmasının ayrı tutma niteliğinde olduğu belirtilerek, "Olayda somut ve ölçülebilir bir risk değerlendirmesi yapılmadığı, personelin açıklamalarının genel varsayım ve ön yargılara dayandığı anlaşılmıştır. Engelli bir çocuğun diğer çocuklardan ayrılması çocuğun üstün yararı ilkesine aykırıdır" denildi.

TİHEK, olayda engelliliğe dayalı ayrımcılık yapıldığına hükmederek işletmeye üst sınırdan 204 bin 285 TL idari para cezası uygulanmasına karar verdi. Türkiye Down Sendromlular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gün Bilgin TİHEK’in kararını değerlendirerek, "Yaşanan uygulama, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 30. maddesine ve ayrımcılık yasağına açıkça aykırıdır. Her çocuğun akranlarıyla birlikte oyun oynama hakkı vardır. TİHEK’in aldığı kararı memnuniyetle karşılıyoruz. Bu kararın benzer ihlallerin önüne geçmede güçlü bir caydırıcı olmasını diliyoruz. Türkiye Down Sendromu Derneği olarak bu tür hak ihlallerinin karşısında durmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Doğum İzni Düzenlemesinin Ayrıntıları Belli Oldu

Nüfus artış hızının azalmasından şikâyet eden AKP doğum izninin artırılmasını öngören düzenlemeyi Meclis’e getiriyor.

Düzenleme konusunda Aile Bakanlığı ve AKP Grubu’nun çalıştığı söyleniyor. Düzenlemeyle memur anneler için doğum izni neredeyse ikiye katlanıyor, bebekle geçirilen süre 4 aydan 6,5 aya çıkıyor. 

SGK Uzmanı İsa Karakaş’ın Türkiye Gazetesi’nde yazdığı yazıda yer verdiği ayrıntılar şöyle:

"Tek çocukta şu anda 8+8=16 hafta olan izin, yeni yasayla +8 hafta daha uzuyor. Doğum öncesi 8 hafta +doğum sonrası 16 hafta=Toplam 24 Hafta! Yani tam 5,5 ay evde, maaşınız kesintisiz yatmaya devam edecek.

Çoğul gebelikte zaten doğum öncesi 10 haftaydı. Yeni +8 hafta eklenince: 10+16=26 Hafta!

Doktor “Sağlığın yerinde” derse, doğuma sadece 3 hafta kalana kadar görevde kalabileceksiniz.

Bu süreçte fiilen çalıştığınız her gün (tekilde en fazla 5 hafta, çoğulda 7 hafta) doğum sonrası iznine otomatikman ekleniyor.

Doktor “40. hafta” dediyse ama bebek 42. haftada geldi; aradaki her gün doğum sonrası iznine eklenir, hiçbir hakkınız kaybolmaz.

Ölü doğum yapan memur, sağ doğum yapan memura verilen doğum öncesi ve doğum sonrası analık izninden aynı şekilde yararlanacaktır.

Doğum sırasında ya da izin sürecinde annenin vefat etmesi hâlinde, memur baba kalan tüm izni kullanabilecek.

Memur babalar hâlâ 10 günlük babalık izni hakkına sahip bulunmaktadır.

Fakat işçi babaların 5 gün olan izninin 10 güne çıkarılması için çalışma başlatılacak.”

İstanbul Barosu'ndan Kadın Mahpusların Hak İhlalleri Araştırması: 'Cezaevleri Kadınlar İçin Tasarlanmıyor

İstanbul Barosu’nun düzenlediği programda, kadın mahpusların cezaevlerinde karşı karşıya kaldığı hak ihlalleri çok yönlü biçimde ele alındı.

ılış konuşmalarının ardından belgesel gösterimi ile başlayan etkinlikte, avukatlar cezaevlerindeki mevcut uygulamaları hukuki çerçeve ve toplumsal cinsiyet perspektifinden değerlendirdi. Forum bölümünde ise avukatların saha deneyimleri ve çözüm önerileri tartışıldı.

Etkinliğin konuşmacılarından Avukat İlayda Gedik Saysal ve İstanbul Barosu Genç Avukatlar Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi Avukat Lütfiye Nalan Ermiş, kadın mahpusların cezaevlerinde yaşadığı yapısal sorunları örneklerle aktardı. Kadın Cezaevlerinde Uygulamalar, Hak İhlalleri ve Mevzuat başlıklı konusuyla Avukat İlayda Gedik Saysal, Türkiye’deki cezaevlerinin kadınlar düşünülerek tasarlanmadığını vurguladı, “Türkiye'de maalesef ki her ne kadar ismi kadın cezaevleri olsa da kadınlara özgülenmiş, kadınlara özel olarak yapılmış cezaevleri mevcut değil. Bakırköy kadın kapalı ya da Gebze kadın desek de bunların hiçbiri kadınların temel ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş cezaevleri değil.” dedi.

Gedik, hijyen ürünlerine erişimden ped ve tampon dağıtımına, depolama alanlarının yetersizliğinden ücretsiz ürün verilmemesine kadar birçok alanda ağır ihlaller yaşandığını belirtti. Saysal, “Durumu olmayanlara ped ayda sadece 10 adet verildiğinde mutlu olunan bir durumla karşı karşıyayız. Vitamin desteği dahi yok. B12 eksikliği yaygın ama vitamin verilmediği gibi ücret alınıyor” diye konuştu. Cezaevlerinde kapasite aşımı nedeniyle kadınların yerde yatmak zorunda bırakıldığını anlatan Saysal, bunun insan onuruna aykırı olduğunu söyledi:

“Aynı koğuşta normalde 40 kişinin kalması gerekirken 60 kişi kalıyor. Bu eşittir yerde yatak demek oluyor. Cezaevlerinde yerde yatan kadın mahpuslar vardır.” Saysal, hamile mahpuslar ve cezaevinde doğan çocuklara ilişkin ağır tabloyu şu sözlerle aktardı:

“Hamile kadınlar için özel paketlerin verilmesi, yiyecek içecek düzenlemelerinin yapılması gerekir. Çocuk dostu alanlar yapılmalı. Ancak bunlardan hiçbirine erişim yok.”

Saysal, ayrıca yabancı uyruklu kadın mahpusların daha ağır koşullara maruz kaldığını belirterek, “Yabancı kadın mahpuslarda telefon görüşmeleri daha pahalı. Kıyafet kargosu gelmiyor, aileler burada olmadığı için görüş yapılamıyor.” Dedi. Uluslararası standartlara uyulmadığını ifade eden Saysal şöyle devam etti:

“Cezaevlerinde içme suyu bile parayla satılıyor. Mandala Kuralları ve Bangkok Kuralları uygulanmış olsa hijyen paketleri ücretsiz olur, hamile kadınlar için özel tedbirler alınır, çocuk dostu alanlar oluşturulur. Kadınlara özgü cezaevleri yapılması gerekir. Yerde yatan kadınlara bir an önce son verilmeli. Kadınların ihtiyaçlarına göre cezaevi inşa edilmesi artık zorunluluktur.” İstanbul Barosu Genç Avukatlar Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Lütfiye Nalan Ermiş, cezaevlerinin görünmezliğinin hak ihlallerini derinleştirdiğini belirterek “Türkiye’de cezaevi meselesi artık başka bir gerçeklik haline geldi. Kadın mahpuslar çok ciddi hak ihlalleri, işkence koşulları ve ayrımcılıkla karşı karşıya. Cezaevlerinin gözlerden ırak olması, erkek egemen toplum düzeninde buralara dair söz üretmemizi de zorlaştırıyor.” dedi.

Ermiş, etkinliğin amacını şu sözlerle özetledi:

“Bu meseleyi görünür kılmak, hukuksal ve siyasal düzlemde kalıcı çözümler üretmek elzem. Genç avukatlar olarak savunmanın yarını için bu meseleler üzerine düşünmeyi önemsiyoruz.”

İtalya'da Kadın Cinayetlerine İlişkin Tarihi Karar: Faile Ömür Boyu Hapis Düzenlemesi Yasalaştı!

İtalya Parlamentosu, tarihi bir karar aldı. Kadın cinayetlerini ayrı bir suç olarak tanımlayan ve faile ömür boyu hapis öngören düzenlemeyi oybirliğiyle kabul etti.

Böylece Ceza Kanununa eklenen yeni madde, bir kadının yalnızca 'kadın olduğu için' nefret veya baskı amacı taşıyan eylemlerle öldürülmesi halinde failin doğrudan ömür boyu hapse mahkûm edilmesini öngörüyor.

Tasarı, Senato’dan geçtiği temmuz ayının ardından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alt mecliste de onaylanarak yürürlüğe girdi.

Başbakan Giorgia Meloni, yasayı 'kadınlara yönelik şiddete karşı siyasetin ortak iradesi' olarak nitelendirdi. Bu arada İtalya'da bu yıl 1 Ocak20 Ekim arasında 85 kadın katledildi.

Akraba Evliliklerine Yasak Geliyor

Dünyada meydana gelen sağlık sorunlarının önemli bir bölümü akraba evlilikleri nedeniyle ortaya çıkmakta. 
Dünya Sağlık Örgütü ve yerel kuruluşların ısrarlı uyarılarına rağmen akraba evlilikleri günümüzde hala yaygın olmaya devam ediyor. Türkiye'de en çok 'kuzen evliliği' olarak ortaya çıkan durum, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2022 yılında açıkladığı verilere göre ülke genelindeki evliliklerin yüzde 3.9'unu kapsamakta. Avrupa'nın bazı ülkelerinde kan bağı bulunan şahısların evliliğini kısıtlayan yasal düzenlemeler bulunurken, son tartışma İngiltere kamuoyunda yankı uyandırdı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın hükümet yetkilileriyle birlikte üzerinde çalıştığı taslak yasaya ilişkin detaylar Haftalık İngiliz dergisi The Spectator'da tartışmaya açılırken, söz konusu makalede engelleme çalışmalarının yalnızca sağlıkla ilişkili olmadığı, aynı zamanda mafya ve çete sorununun kökenlerinde de akraba evliliklerinin yattığına dikkat çekildi. Son yıllarda Avrupa'da artış gösteren mülteci akını, özellikle akraba evliliklerinin en yaygın olduğu Orta Doğu'daki bu alışkanlığın Batı ülkelerine de sıçramasına neden oldu. İsveç'te yapılan araştırma, son 5 yıl içerisinde akraba evliliklerinde %100'ün üzerinde artış görüldüğünü ortaya çıkarırken, toplumsal olarak hoş görülmeyen bu durum için kanuni düzenlemelerin hazırlandığı öğrenildi. Harvard Üniversitesi'nde evrimsel biyoloji profesörü olan Joseph Henrich, kuzen evliliklerinin yalnızca aile yapısına zarar vermediğini, toplumları yeniden şekillendirdiğini belirtti. Avrupa'da kuzen evliliklerinin azalmasıyla birlikte liberal eğilimlerin arttığına dikkat çeken uzman isim, söz konusu durumun yasalarla teşvik edilmesi gerektiğini savundu.

Gelecek sayımızda yine gündemi oluşturan haberlerle sizlerle olacağız. Daha umutlu haberlerde buluşmak dileğiyle.

15 Ocak 2026

KADININ GÜNCESİ - OCAK