Yüreğimizden Taşanlar

MISRALAR TAKIYORUM ANKARA’NIN BULVARLARINA

Yuvarlak bir ada etrafında dönen araç yolu. Beton bir duvarla çevrili adanın üstü yoğun yeşil ağaçlar ve çalılarla kaplı, küçük bir koruluk gibi duruyor. Ada etrafındaki asfalt yol tek şeritli, duvarın iki yanında trafik levhaları.

YAZAN : Ayşe GÜLÇİN İLHAN


Uzun ve derince süzülen bulvarlar açılır Ankara’nın en işlek semtlerinden birine.

Kış ayazı, nisan yağmuru yahut temmuz sıcakları basmıştır aynı yerde aynı dalları

İşte ben o dallara mısralar tutturuyorum ve senin adının geçtiği bir sürü şiirle beziyorum kaldırımları…

Ah o kaldırımlar!

Eskimiyorlar ama adımlarımı eskitiyorlar

Eksilen insan oluyor, iki kişiden biri gidince geriye yalnızlık kalıyor…

Sensizlik zamanla bencilik sonra da bencillik oluveriyor! Alışıyor insan, nelere alışmadık ki!

Babamızın mezarına çiçekler dikmiyor muyuz?

Özlemeyi unutup, yıldönümlerine hatırlatma koymuyor muyuz takvimlere?

Kulaktan dolma şarkılar söylüyorum sen aklıma gelince ve aşina olduğumuz o mekânda birer çay söylüyorum ikimize

Aradığım vezni yine bulamıyorum şiirime,

Sıkılıyorum, özgürlükten bahsediyorlar yan masada

O zaman çıkın sokaklara diyorum içimden! masalarda konuşmakla olmaz bu işler!

Devrim’miş kırık sandalyedeki kıvırcık saçlı oğlanın adı! Deniz’i de ben yakıştırdım yanındaki kıza…

Bir şey düğümleniyor boğazıma, burnumun ucuna kadar geliyor gözyaşı

Tam o sırada her zamanki gibi çocukluğum geliyor yanıma…

Kocaman açılmış iri bir çift göz, sorgucu bakışlı ve tedirgin ve ürkek ve korkmuş… Hayli azar işitmiş yine belli.

Annesinin istediği kadar temiz silememiş yerleri.

Korkunç şikayetler edilmiş akşam babasına,

Zıvanadan çıkmış bu kız, aklı hep kitaplardaki hayaller ülkesinde. Oysa yaşı sekiz daha!

İşte o kız çocuğunun elinden tutup yürümeye başlıyorum Emek mahallesinde.

Canın ne istiyor hadi alalım diyorum, kız sessiz.

İstersen dondurma yiyelim,

İstemeyi öğretmemişler, kız yine sessiz…

Ben seni anlatıyorum,

Maksat mevzu açılsın, ses seda olsun

Ankara diyorum!

Ankara diyorum da başka bir şey demiyorum…

Gülümsüyorum, bak diyorum çocukluğuma

Neler yaşadık, neleri aştık, çoğunu sildik

Ruhumuzu uçurtmalara süs yaptık

Herkese ve her şeye rağmen gülmeyi unutmadık!

Dünyaya kafa tutmayı çok sevdik ikimiz!

Mısralar takıyorum şimdi Ankara’nın bulvarlarına!

Yedinci caddede gün batmaya başladı, Bahçelievler’den Beşevler’e doğru çevirdik yolumuzu …

Şiire kafiye ararken Ankara’yı yazdım yine en başa

Sen benim hatıralarım

Hatalarım

Babam

Çocukluğum

Çocuklarım

Pencere önünde beklemelerim

Kalemimsin Ankara …

04/04/2026

MISRALAR TAKIYORUM ANKARA’NIN BULVARLARINA