HAZIRLAYAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT
Merhabalar, değerli Umudun Kadınları Dergisi dostları. Bu köşemizde yine birbirinden güzel haberlerhazırladık sizlere. Haydi öyleyse önce başlıklar:
Edebiyat Dergisi Boleka Yayın Hayatına Başladı
İstanbul merkezli, üç aylık basılı edebiyat dergisi Boleka, 12 Ocak 2026 itibarıyla yayın hayatına başladı. Kadınlar tarafından kurulan ve kolektif bir editoryal anlayışla hazırlanan dergi, edebiyatı yalnızca bir anlatı alanı değil; tanıklık, hafıza ve sorumluluk mekânı olarak ele almayı hedefliyor.
‘Kadın bakışını temsili bir konumdan değil, kurucu bir yerden’ ele alan derginin ilk sayısı, “göz” imgesi üzerinden yazar Aslı Erdoğan’a odaklanıyor. Sayı, yalnızca Erdoğan’a adanmış bir dosya olmanın ötesinde, yazarın metinlerinden hareketle bakış, etik duruş ve tanıklık biçimlerini iz süren bütünlüklü bir çalışma olarak kurgulandı. Derginin ana imgesi olan “göz”, ilk sayıda bir metafor olmanın ötesine geçerek tanıklık, kırılganlık ve sorumluluk kavramlarıyla ilişkilendiriliyor.
Boleka’nın editoryal yaklaşımı; boşluklara, sessizliklere ve bastırılmış anlatılara alan açmayı hedeflerken, metinler arası diyaloglara ve disiplinler arası geçişlere özel önem veriyor. Öykü, şiir, deneme, çeviri ve görsel üretimleri bir araya getiren dergi, okuru yalnızca okumaya değil “bakmaya ve yeniden görmeye” davet ediyor.
Derginin adı ise Ursula K. Le Guin’in“Hep Yuvaya Dönmek” kitabındaki bir kavramdan esinleniyor.Çizer kadrosu
Boleka’nınilk sayısında yer alan isimler: A. Kadir Paksoy, AslıKotaman, Asuman Susam, Barbaros Altuğ, Barış Pirhasan, Bedia Büyükgebiz, Bengisu Günaydın, Çimen Günay Erkol, DavideMinotti, Deniz Gündoğan İbrişim, Esen Kunt, Ezgi Erel, Ezgi Hoşcan, Fatma Özer, Gültekin Emre, LaleperAytek, MargaretAtwood, Melike Koçak, Melisa Kesmez, Mert Tutucu, Nuray Önoğlu(Çeviri), Oğuzhan Akay, Orhan Pamuk, Özlem Ceylan Kanıpak(Çeviri), Özlem Öztürk, Pelin Özer, Pınar İlkiz, Rüzgâr Kabatepe,Şimaİmşir, Turgay Fişekçi, Turgut Baygın, ValeriaMiracapillo, Yelina Tayfur, Zeynep Oktay.
BolekaYayıncılık tarafından yayımlanan derginin genel yayın yönetmenliğini Fatma Özer üstlenirken, editoryal ekipte Hande Başpınar Karalar ve ÖzgeKaraçöl Özgür yer alıyor.
Sınırlı sayıda basılan dergi, bolekamag.com internet sitesi ve çevrim içi satış kanalları üzerinden okurlara ulaşıyor. Dergi, edebiyatın bugün hâlâ bir tanıklık alanı olup olmadığını “gözünü kaçırmadan” tartışmaya açmayı amaçlıyor.
Mor Şalvar Karşıyaka’da Perde Açıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İzBBŞT) tarafından sahnelenen “Mor Şalvar” oyunu, 19 Şubat’ta Hikmet Şimşek Kültür Merkezi sahnesinde perde açacak.
Ferhat Lüleci’nin kaleme aldığı, yönetmenliğini Ufuk Yaşar’ın üstlendiği oyun, Karşıyakalı sanatseverlerle ilk kez buluşacak. İzmir Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü, oyunun İzmirli seyircilerden büyük ilgi gördüğünü belirterek, “İyi, genç ve yerli bir yazarın kaleme aldığı bu oyun, tiyatromuzun sanatçılarının emeğiyle sahneye taşındı. Türkiye’de yaşamanın zorluklarını hisseden ancak kaderlerini değiştirmek için irade koyan kadınların hikâyesini anlatıyoruz. Seyircimizin bundan sonra da bizi yalnız bırakmayacağına inanıyoruz” dedi. Oyun toplumda kadının yerini sınıf kavramı üzerinden ele alıyor ve sosyoekonomik yapıyı sorguluyor. “Mor Şalvar”, yaşamlarındaki farklı sorunlar nedeniyle temizlik için gittikleri bir bankayı soyma fikrinde birleşen dört kadının trajikomik hikâyesini konu ediniyor.
Sahne tasarımını Anıl Işık’ın, kostüm tasarımını Deniz Bilgili’nin, ışık tasarımını Kaan Burmaoğlu’nunüstlendiği oyunundramaturjisiHalil Ünsal’a ait. Oyunda Şirin Saraçoğlu, Elçin Erdem, Nazlı Benan Özkaya, Ceren Demirel, BuketÖzkat, Özgür Molla, Dine Altıok, Mustafa Can Yılmaz ve Candaş Yılancı rol alıyor.
Nilüfer’de 2026 Yılının Yazarı Emeğin VeSokağın ŞairiSennur Sezer
Nilüfer Belediyesi, 2013’ten bu yana sürdürdüğü “Yılın Yazarı” projesinin bu yılki ismini Koza Kütüphane’dedüzenlenen basın toplantısı ile açıkladı. Sabahattin Ali ile başlayıp Rıfat Ilgaz ile devam eden edebiyat yolculuğunda, 2026 yılının yazarı, toplumcu gerçekçi şiirin önemli temsilcisi Sennur Sezer oldu.
Toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, SennurSezer’in eşi ve yazar AdnanÖzyalçıner, Yılın Yazarı Danışmanı ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nilay Özer ile Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve basın mensupları katıldı. Toplantının açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, edebiyatı kentin hafızası ve vicdanı olarak gördüklerini vurguladı. 12 yıldır süren bu projede seçilen her yazarın, yaşadığı döneme tanıklık ettiğine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi:
“Bu yıl kalbimizi ve sokaklarımızı, edebiyatımızın o devrimci ve şefkatli sesine, SennurSezer’e açıyoruz.SennurSezer, şiiri yalnızca kendisi için yazmadı; onun dizeleri işçilerin, kadınların ve görünmeyenlerin sesi oldu. Kendi ifadesiyle, ‘Konuştum, susmak anamın diliydi’ diyerek susulan ne varsa onu konuşmaya, görünmeyen ne varsa onu şiirle görünür kılmaya çalıştı. Biz de 2026 yılında Nilüfer’in fabrikalarında, okullarında ve meydanlarında; kadınların sessiz direncini ve emeğin sesini Sennur Sezer’in dizeleriyle selamlayacağız.”
Direnen Bir Kadının Hikâyesi
İstanbul Modern’de açılan “Tüm Renklerin Aryası”, SemihaBerksoy’un çok katmanlı yaşamını yansıtıyor. Yaşamı bitmeyen bir opera olan Berksoy, retrospektifi sesiyle ve resimleriyle direnen bir kadının hikâyesini anlatıyor. Osmanlı’nın son döneminde doğmuş, imparatorluğun yıkılışını, savaşları, Cumhuriyet’in kuruluşunu yaşamış bir sanatçının üretimlerinin yanında hayata karşı geliştirdiği tavrı da görünür kılıyor. ‘Tüm Renklerin Aryası’,SemihaBerksoy’u tutkularıyla, yaralarıyla, aşkla ve ısrarla kurduğu sanat evreniyleyeniden düşünmeye çağırıyor. Sergiyi hazırlayanlarsa müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak, küratör Deniz Pehlivaner ve asistan küratör Yazın Öztürk.
1910 doğumlu Berksoy’un yaşamı, Türkiye’nin modernleşme hikâyesiyle paralel ilerliyor. Küçük yaşta büyük bir kayıpla başlıyor her şey. Annesi, ressam Fatma Saime Hanım’ı, henüz sekiz yaşındayken, İspanyol gribinden kaybediyor. Dokuz aylık hamile olan annesiyle birlikte doğmamış kardeşi de gidiyor. Bu erken yas, Berksoy’un sanat pratiğine yerleşen temel duygulardan biri olmuş. Annesini anmadığı, onun gölgesini taşımadığı neredeyse hiçbir işi yok. Serginin biyografik duvarında, fotoğraflar ve belgeler eşliğinde bu hayat yolculuğuna bakarken bir kaderin izi sürülüyor âdeta.
Genç Semiha, erken yaşta ne istediğini bilen, dönemi için fazlasıyla cesur bir kadına dönüşüyor. 1930’larda Muhsin Ertuğrul’la tanışıyor, Türkiye’nin ilk sesli filmi İstanbul Sokaklarında ile Söz Bir Allah Bir’de rol alıyor. Rey kardeşlerle Lüküs Hayat’ta sahneye çıkıyor. İlk Türk operası Özsoy’da yer alıyor. Ardından, Atatürk’ün isteğiyle Berlin’e gidip Berlin Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’nü 1’incilikle bitiriyor. Avrupa’da sahne alan ilk Türk kadın opera sanatçısı oluyor ama bütün bu ‘ilk’lerin yanında, onu asıl tanımlayan şey bitmeyen üretme hâli. Hayatı boyunca resim yapıyor Berksoy. Sessiz sedasız, çoğu zaman sahnedeki kimliğinin gölgesinde. İstanbul Modern’deki bu serginin, uzun yıllar geri planda kalmış bu üretimi bütünlüklü biçimde görünür kılması bakımından özel bir yeri var. Erken dönem desenlerden geç dönem işlerine uzanan geniş seçki, Berksoy’un resimle kurduğu kişisel ve sezgisel ilişkiyi açığa çıkarıyor. Tuvalle yetinmiyor; çarşaf, karton, bulduğu her yüzey onun için bir ifade alanı. Kızı Zeliha Berksoy’un söylediği gibi, annesi resim yaparken sessizlik isteyip içine çekilirmiş. Malzemeyi düşünerek değil, hissederek seçermiş.
Sergi kronolojik bir anlatıyı bilinçli olarak reddediyor. Bunun yerine temalar arasında dolaşan bir yapı öneriyor. Bu yapının merkezinde sık sık tek bir çizgi görüyoruz. ‘Kader Çizgisi’ başlığı altında bir araya gelen resimlerde, kompozisyonu kesen bu çizgi bazen yüzlerden, bazen gözlerden geçiyor. Berksoy’a göre bu, hayatla ölüm arasındaki ince sınır. Onun yaşamla kurduğu ilişkinin görsel karşılığıdır belki de.
Portreler, serginin bir başka güçlü damarını oluşturuyor. Feriha Tevfik, Melek Kobra, Dikmen Gürün, Fikret Mualla, Zeliha Berksoy… Her biri bir yüzden çok bir hâli temsil ediyor. Ve elbette oto portreler. 17 yaşında yaptığı ilk oto portre ile 86 yaşında yaptığı son Oto portresinin yan yana gelişi izleyiciyi bir an durduruyor. Aynı yüz, başka bir zaman ama bakış değişmiyor. Sezilen aynı meydan okuma ve kararlılık.
Kurtlar Vadisi'ndeki Rolüyle Tanınan Oyuncu ŞılgaGerez Hayatını Kaybetti
Kurtlar Vadisi dizisinde 'Cerrahpaşalıların ablası' rolüyle tanınan oyuncu ŞıvgaGerezyaşamını yitirdi.
Gerez, bir süredir kanser tedavisi görüyordu.
Gerez, geçen sene sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Kanserle savaşımız başlamıştır. En güzel şekilde uğurlayıp göndereceğiz, bismillah” demişti.
Ekranlardan uzun süredir uzak olan ŞıvgaGerez, daha önce 'Metafizik ve Parapsikoloji Uzmanı' olarak bazı televizyon yayınlarına çıkıyordu.
Türkiye’de Bir Ilk: 15 Kadın Baterist Sahnede Buluştu
Türkiye’de ilk kez 15 kadın baterist, aynı sahnede, her biri kendi performansıyla yer alarak müzik tarihinde iz bıraktı.
"Baterist & SheRocks!" topluluğunun kurucusu LeyanSenay öncülüğünde gerçekleşen bu gece, beş yılı aşkın süredir yürütülen Hit Like a Girl Türkiye temsilciliğinin sahneye taşınmış yeni bir evresi olarak ortaya çıktı. Bu kez hedef; kadın bateristlerin kendi hikâyelerini sahnede seyirciyle birebir paylaşabilecekleri güçlü bir alan açmak ve müzikteki cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekerek bu algıyı dönüştürmekti.
Sahne, kadınların birbirinden güç aldığı; her bateristin kendi hikâyesini anlatırken aynı zamanda ortak bir hikâyeye katkı sunduğu bir buluşma alanına dönüştü.
Mor ve Ötesi’nin "Bir Derdim Var" şarkısıyla başlayan etkinlik, TheCranberries’in "Zombie" parçasıyla sürdü. Ardından Evanescence’ın "BringMetoLife",KatyPerry’nin "Roar" ve Bon Jovi’nin "It’s My Life" parçalarıyla gece devam etti. Gece, Sertab Erener’in "EverywayThat I Can" şarkısıyla sona erdi.
Hemen ardından ise, Özlem Tekin’in Hit Likea Girl Türkiye’ye armağan ettiği "Dağları Deldim" şarkısınıLeyanSenay, 15 kadın bateristle birlikte aynı sahnede seslendirdi.
Gelecek sayımızda sanata ve kadına dair dopdolu bir gündemle yeniden buluşmak üzere umutla kalın.
20.02.2026





