SÖYLEŞİYİ YAPAN: Şule SEPİN İÇLİ
Şule: Merhaba Umudun Kadınları Dergisi izleyenleri. ‘Arı Kovanı’ köşemizin bugünkü konuğu Esra İnpınar. Kendisini ‘Görülmeyen Gazetesi’nin düzenlediği Uluslararası Satranç Turnuvası’ndan tanıyoruz. Hoş geldin Esra, bize kendini tanıtabilir misin?
Esra: Hoş bulduk. Öncelikle beni davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Ben satranç sporcusuyum. 31 yaşındayım. Aile Bakanlığı’nın Rehabilitasyon Merkezi’nde çocuk eğitimcisi olarak çalışıyorum. Aslen Çorum’luyum. Orada doğdum fakat Muğla’nın Milas ilçesinde yaşıyorum.
Şule: Görme engelin doğuştan mı?
Esra: Evet doğuştan. ‘Tavukkarası’. Eskiden daha iyi görebiliyordum ama şimdi sadece biraz güneşte görüyorum, karanlık yerlerde göremiyorum.
Şule: Körler okulunda okudun mu?
Esra: Hayır, hiç körler okuluna gitmedim.
Şule: Peki, nasıl okuma-yazma öğrendin?
Esra: Normal okulda ‘kaynaştırma öğrencisi’ olarak okudum, Tahtaya yaklaşarak okuyordum.
Şule: Zor olmuyor muydu?
Esra: Tabi zor oluyordu. Öğretmenim bana inanmazdı; “Dışarıda top oynuyorsun, tahtayı neden göremiyorsun,” diyordu. Ben de kendisine Dışarıda görmemin güneş ışığına bağlı olduğunu açıklayamıyordum.
Şule: Körler okuluna gidememe nedenin ne; Ailen mi göndermedi yoksa sen mi gitmek istemedin?
Esra: Körler okulunun varlığından haberdar değildim. Sonradan öğrendim bu camiaya yirmili yaşlarımda katıldığım zaman. Babama bu soruyu sorduğumda ‘Biliyordum böyle bir yer olduğunu ama senden ayrılamazdım,’ dedi. Eğer körler okuluna gitmiş olsaydım, daha iyi yerlerde olabileceğimi düşünüyorum. Artık yapacak bir şey yok.
Şule: Körlerle tanışman nasıl oldu?
Esra: Körlerle tanışmam 19 yaşında Ankara’daki rehabilitasyon merkezine gitmemle oldu.
Şule: Baston kullanabiliyor musun?
Esra: Evet, kullanıyorum.
Şule: Evlisin ve sanırım bir kızın var… Kaç yaşında?
Esra: Evet, sekiz yaşında bir kızım var.
Şule: Sen galiba başka işlere de ilgi duyuyorsun. Anlatır mısın?
Esra: ‘Hey Akademi’ diye bir sivil toplum kuruluşunda yönetim kurulundayım.
Şule: Ne zaman girdin?
Esra: Haziran’da.
Şule: Başka derneklere de üye misin?
Esra: Hayır.
Şule: Dernekte neler yapmayı planlıyorsun?
Esra: Ben Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda çalıştığım için başkan bana Sosyal Politikalar Sekreterliği görevini verdi. Yapılacak olan toplantılarda ihtiyaç duyduğun zaman seni yönlendirebilirim,’ dedi. Elimden geldiğince engelli haklarını savunacağım.
Şule: Satrançla tanışman nasıl oldu?
Esra: Satrançla da yine rehabilitasyon merkezinde Sinan Saltık Hoca sayesinde tanıştım. O aslında bilgisayar kursu veriyordu fakat ‘boş zamanlarımızda da satranç oynayalım,’ dedi. Birkaç kişiyi seçti, takım oluşturdu, satranç takımı aldırdı. Bu boş zaman etkinliği çok uzun sürmedi ama ben zaten taşların hareketlerini öğrenmiştim. Evlendikten sonra da Bodrum’da Seher Hocayla tanıştık ve birdenbire kursa başladık. Sonra da kendimi buralarda buldum.
Şule: Satrançta herhangi bir derecen var mı?
Esra: Kadınlar şampiyonalarında 2 Türkiye üçüncülüğüm var.
Şule: Şu anda hangi kulübe üyesin?
Esra: Ankara’da Çankaya Spor Kulübü sporcusuyum.
Şule: Satranç Millî takımı var mı?
Esra: Var fakat çok az kadın sporcu seçildiği için bizim oraya seçilmemiz çok zor.
Şule: Satrançla ilgili hayallerin neler?
Esra: Daha yüksek dereceler elde etmek istiyorum.
Şule: Demek ki satranca devam etmek istiyorsun çünkü insan oynadıkça kendini geliştirebilir.
Esra: Evet.
Şule: Genelde çeşitli spor dallarında kadın sporcunun çok az olduğunu görüyoruz; satranç için de aynı şeyleri söyleyebilir miyiz?
Esra: evet, öyle. Bunu da ben ev içinde eşit iş ve rol dağılımının olmamasına bağlıyorum. Örneğin ben bu müsabakaya gelirken çocuğumun benim yokluğumda ihtiyaç duyacağı bütün kıyafetlerini ütüleyip, eşleyip, günlere bölerek yerleştirip geldim. Erkekler çoğu sorumluluğu üstlerine almadıkları için kadının zihni bir türlü tam anlamıyla sürekli olarak yaptığı spor veya etkinlik üzerine odaklanamıyor. Onun aklı arkasında bıraktıklarında kalıyor ve bu da başarıyı etkiliyor.
Şule: Vallahi Esra sen kadınlarla ilgili durumu 1-2 cümleyle o kadar güzel özetledin ki; gerçekten nedenlerinden biri bu. Aksi halde çok aktif kadın olabilir ama aklımız bir yerde değil her yerde hatta çoğunlukla da maalesef evde ve çocuklarda oluyor. Erkekler her ne kadar iş bölümü yapsalar da işi paylaşmaya çalışsalar da gene toplumsal cinsiyet rolleri gereği bu durumla karşılaşıyoruz. Umarım aktif kadın sayısı daha da artar. Bu konuda ne yapılabilir sence?
Esra: Erkeklerin ortak yaşamla ilgili daha paylaşımcı olmaları gerekiyor.
Şule: Evet. Örneğin, ütüleri yapmana gerek kalmasaydı, eşin yapabilseydi senin için daha güzel olurdu. Sen belki o vakitte biraz daha fazla turnuvaya hazırlanma fırsatı bulurdun.
Esra: Evet, ayrıca benim ütüleri yapmam da meseleyi çözmüyor ki. Eşim çocuğu giydirdikten sonra mesela düğmelerini iliklemeyi unutabiliyor; o eksiği her zaman öğretmen tamamlıyor.
Şule: Başka bir spor dalıyla veya başka alanla ilgileniyor musun?
Esra: Hayır. İşe gidip geliyorum.
Şule: Hangi yüksek okul mezunusun?
Esra: Meslek lisesinde çocuk gelişimi okuduktan sonra Sosyal Hizmetler bölümünde iki yıllık ön lisansı bitirdim. Şimdi de sosyoloji bölümüne devam ediyorum. Oradan mezun olduktan sonra da görevde yükselme sınavına girip sosyolog olarak yoluma devam etmek istiyorum.
Şule: Çocuklarla ilişkilerin nasıl, çocuk gelişimi bölümünü isteyerek mi seçmiştin?
Esra: evet, isteyerek seçtim ama şu anda tam da istediğim işi yapmıyorum çünkü benim görev yaptığım yerdeki engelli bireyler 8-65 yaş arası. Zihinsel engelli olmalarınedeniyle çocuk diye adlandırılmışlar.
Şule: Tabi böyle bir durumda özel bir eğitim almak gerekiyor ama sen sanırım sahada bu işi öğrenmiş oluyorsun.
Esra: evet.
Şule: Kabartma yazı biliyor musun?
Esra: Kabartma yazı kursuna gitmiştim, kısaltmasız olarak biliyorum.
Şule: Ses tonun çok güzel; müzikle uğraşıyor musun?
Esra: Kendi kendime şarkılar mırıldanmak dışında herhangi bir ilgim yok.
Şule: Duygularını, düşüncelerini yazar mısın?
Esra: Yazma yeteneğim yok.
Şule: Bizimle paylaşmak istediğin aklına gelen başka bir konu var mı?
Esra: Benim için çok heyecan verici bir röportaj oldu. Çok teşekkür ederim.
Şule: Sevgili izleyenler, çok genç bir kadın sporcu arkadaşımızı size tanıtmak istedik. Kendisine yaşam yolunda başarılar diler, çok teşekkür ederiz. Böylece heyecanını da atmış olmasını umuyoruz.
10 Ekim 2025






