SÖYLEŞİYİ YAPAN: Şule SEPİN İÇLİ
Şule: Sevgili izleyicilerimiz, sizlere Şile’den, Görülmeyen Gazetenin düzenlediği Uluslararası Görme Engelliler Satranç Turnuvasından sesleniyoruz yine. Konuğumuz, Esra Durmuş. Sohbetimize kendisini tanıtmasıyla başlayalım.
Esra: Doğuştan görme engelliyim. Önceleri %10 civarında görüşüm vardı. Ama ilerleyen bir hastalık, şu anda %5’in altında görüyorum. 1995 doğumluyum. Bir kamu kurumunda memur olarak görev yapıyorum. 2015 yılında atandım. Sosyoloji mezunuyum. Şimdi 2. Üniversiteyi okuyorum açıktan. Masaj üzerine eğitim aldım. Hem hobi olarak hem de kendimi geliştirmek açısından fırsat buldukça masaj uygulamaları yapıyorum. Bundan keyif alıyorum. İnsanlara iyi gelmek, ağrılarını dindirmek çok hoşuma gidiyor. Satrançla ilgileniyorum. 2023 yılında, görme engelli kadınlar kategorisinde Türkiye şampiyonu oldum. Hatta İstanbul’da sık sık turnuvalara katılıyorum. Görenlerle yarışıyorum. Şu an sosyal medyada farkındalık içerikleri üretiyorum. Görme engelli biri neyi, nasıl yapar, nelerde zorlanır gibi konularda farkındalık içerikleri üretiyorum.
Şule: Esra kendisini bir çırpıda anlattı ama bizim onu hemen bırakmaya niyetimiz yok. Körler okuluna gittin mi?
Esra: Hayır gitmedim ama gitseydim iyi olurdu diye düşünüyorum. O zamanlar ailemin körler okulları olduğundan haberi yoktu ve ne öğretmenim ne okul müdürü; kimse yönlendirmedi.
Şule: Öğrenme sürecin nasıl oldu? Zorlukları nasıl aştın?
Esra: O zamanlar biraz iyi görüyordum ama tahtayı yine göremiyordum. Önde oturuyordum ama yine yetmiyordu. Tahta kalemi ve keçeli kalemlerle yazıyordum, bayağı zorlanıyordum. Başarılı oldum ama biri bir saat çalışıyorsa, ben beş saat çalışarak başarıları elde edebildim. Artıları da eksileri de vardı. Görme engelliler okulunda okumak isterdim açıkçası.
Şule: Körlerle tanışma sürecini paylaşır mısın?
Esra:19 yaşındayken, görme engelliler için bilgisayar kursunun olduğunu duydum. Oraya gittim ve ilk görme engelli arkadaşlarım orada oldu. Görme engelli arkadaşların olduğu bazıwhatsapp gruplarına üye oldum. Yatılı rehabilitasyon merkezine gittim. Satranca başlayınca orada da görme engelli arkadaşlar edindim.
Şule: Baston ve bilgisayar kullanmayı rehabilitasyon merkezinde hallettin diyebilir miyiz?
Esra: Bilgisayarı kursta biraz öğrenmiştim bir buçuk yıl önce rehabilitasyon merkezine gidince de tekrar bilgisayar eğitimi aldım. Baston kullanmayı öğrenmeye orada başladım.
Şule: Bastonu bağımsız bir biçimde kullanabiliyor musun?
Esra: Evet şu an kullanıyorum.
Şule: Burada annenle tanıştık. Sana çok destek olduğunu gözlemledik. Ailelerin çocuklarını rahat bırakamama gibi durumları oluyor.
Esra: Ailemin çevresinde daha önceden görme engelli kimse yoktu. Doğal olarak benim de yoktu. Ben de onlar da baston kullanma taraftarı olamadık. Körler okulunda okusaydım, tanıdık arkadaşlarım olurdu, birlikte dolaşırdık. Süreç biraz daha kolay olabilirdi. Daha çok başkalarıyla bir yerlere gittim.
Şule: Nerelisin ve nerede yaşıyorsun?
Esra: Aslen Malatyalıyım. Doğma büyüme İstanbul’da yaşıyorum.
Şule: Kardeşlerinde görme engelli olan var mı?
Esra: Bir ablam ve bir kardeşim var. Akrabalarım da dahil hiç kimsede yok.
Şule: Masörlük eğitimini nerede aldın ve ücretli mi uyguluyorsun?
Esra: Eskiden aklımda böyle bir şey yoktu. Bir insan yapabileceği kadar yapmalı ve öğrenmeli. Rehabilitasyon merkezinde öğrenmiştim. Masaj, dokunarak uygulanıyor ve biz görme engelliler bunu daha iyi yapabiliriz. Çünkü biz nesnelere dokunarak hissetmeye alışmışız. Aileme, akrabalarıma ve arkadaşlarıma ücretsiz olarak çok uygulama yaptım. İş yoğunluğum ve sosyal paylaşımlarımdan arda kalan zamanlarda, çok isteyenlere az bir ücretle yapıyorum.
Şule: Kabartma yazı biliyor musun?
Esra: Evet, onu da lisedeyken bir özel eğitim merkezine gittiğimde birebir öğrenmiştim. Hatta kursuna katılarak sertifika aldım.
Şule: Satrancın dışında başka sporlarla ilgileniyor musun?
Esra: Hayır şu an sadece satrançla ilgileniyorum.
Şule: Satranç konusunda bundan sonraki hayalin neler?
Esra: Elimden geldiği kadar kendimi geliştirmek istiyorum. Ne kadar olur onu bilmiyorum. Küçük yaşta başlayanlar çok fazla var. Ben yaklaşık üç yıl önce başladım. Üç yıllık çalışmaya göre yine bayağı iyiyim. 30 yıllık deneyimle aynı değil. Elimden geldiği kadarıyla kendimi geliştirmek için zorlayacağım.
Şule: Satrançla nasıl tanıştın?
Esra: Görme engellilerle çok çevrem olmadığı için nasıl satranç oynadıkları hakkında bir fikrim yoktu. Belki daha erken başlayabilirdim. Bir arkadaşımla konuşurken, satranç turnuvasından geldiğini söyledi. 2022 yılıydı sanırım. Oradan ilgimi çekti. Nasıl olduğunu, nasıl yaptıklarını sormaya başladım. O bilgi verdi. Sonra başka arkadaşlara sordum. İnternetten araştırmalar yaptım. Nasıl oynandığını öğrendim özel tahtalar vs. Sonra kendi kendimi geliştirdim. 2023 yılında Görme Engelliler şampiyonasına katıldım. İlk deneyimim o şekilde olmuştu.
Şule: Gelelim sosyal medya farkındalık meselesine. Bunu bize biraz daha ayrıntılı anlatabilir misin?
Esra: ‘Gözle Göremezsin’ adıyla bir hesap açtım. İnsanlar sayfamı gördüklerinde, amacımı anlayabilmeleri için göze aldırmaları gerekiyordu. Hem YouTube’dahem deinstagramda video ağırlıklı paylaşımlar yapıyorum. Pek çok kişinin görme engellilere karşı çok önyargısı var. Bir şeyler yaptığımızda, bir yerlere tek gittiğimizde, her şeyi çok garipsiyorlar. Birçok şeyi, birçok kişi gibi yapabiliyoruz. Bunları göstererek yanlış bilinen gerçekleri, sık karşılaştığımız sorunları, mizah katarak anlatmaya çalışıyorum. Bazan da görme engelli birinin günlük hayatını, neyi, nasıl yaptığını, nerede zorluk yaşadığını, nerede önyargıyla karşılaştığını ciddi biçimde ele alarak içerik üretmeye çalışıyorum.
Şule: Kaç abonen var?
Esra: İnstagramda9200 takipçim var.YouTube’da daha yeniyim. Sadece 150 abonem var.
Şule: 9200 takipçiyi bulmak çok önemli bir başarı. Dergimiz henüz bu sayıyı yakalamış değil. Bunu neye borçlusun?
Esra: Bu videolarımı zorunluluktan değil de severek çekiyorum. Sayfayı açalı yaklaşık üç ay oldu. Video atmanın etkisi oluyor. Videoyu görünce kişi kendisine daha yakın hissediyor. Anlatıma çok dikkat ediyorum. Anlatımlarımda, eleştirel ve sert yaklaşmıyorum. Kişiler anlatım tarzımı çok beğendiklerini söylüyorlar.
Şule: Videonun süresi ne kadar?
Esra: Şu anda kısa videolar atıyorlar. İnsanlar maalesef uzun videoları izlerken çok sıkılıyorlar. Bir, bir buçuk dakika ya da daha kısa oluyor. O kadar kısa sürede vermek istediğim mesajı mutlaka veriyorum.
Şule: Video çekerken hangi aracı kullanıyorsun?
Esra: Kendi telefonumu kullanıyorum çoğunlukla.
Şule: Görmen biraz azalınca çekimlerde zorlanıyor musun?
Esra: Açıkçası çok zor oluyor. Genelde yanımda biri varsa o çekiyor. Müzik ekleme gibi ufak tefek şeyleri kendim yapabiliyorum. Video üzerine yazı yazma, ses efekti ekleme gibi konularda destek almam gerekiyor. Video düzenleme uygulamaları çok görsel. Ekran okuyucu da işe yaramıyor. Bulanık mı, net mi çıkmış, o konuları mutlaka danışıyorum.
Şule: Danışmanın kimler?
Esra: Annem, olursa ablam, işyerindeysem arkadaşlarım, kim varsa onu değerlendiriyorum.
Şule: Videoları haftalık mı yayımlıyorsun?
Esra: Genelde günlük yayımlıyorum. Arada boşluk verdiğim oluyor ama üç gün, beş gün ara vermemeye çalışıyorum. O zaman etkileşim düşüyor.
Şule: Dışarıda video çekiyorsun. Genellikle neleri çekiyorsun? Şu anda neyi çekmek isterdin?
Esra: Şu an aklımda iki şey var. Genellikle görme engellilerle karşılaştıklarında, ‘Ben kimim? Beni tanıdın mı? Beni hatırladın mı?’ gibi sorular soruyorlar ve ben buna çok sinirleniyorum. Pek çok arkadaş bundan çok rahatsız. Öncelikle kim olduğunu söyleyebilirsin. Belki gürültülü bir ortamda olduğu için kişi kim olduğunu çıkaramayacak ve tanımadığı için kendini psikolojik olarak garip hissedecek. İnsanları garip hissettirmeye gerek yok. Bir bunu ele almayı düşünüyordum. Bir de bir arkadaşımın talebi olmuştu. Kafeye gittikleri zaman, garson şu şekilde yaklaşıyormuş: “Durun çayınıza biz şeker atalım, karıştıralım, pipeti biz takalım.” Görmedikleri için hiçbir şey yapamadıklarını düşünüyorlar. Bu durumdan çok rahatsız olduğu için paylaşım yapmamı istemişti. Fırsat bulursam bununla alakalı bir video çekmek istiyorum.
Şule: Çok güzel. Yazma deneyimin var mı? Bu kadar içerik ürettiğine göre.
Esra: Yazmak ilk ve orta okulda çok hoşuma gidiyordu. Senarist olmayı düşünüyordum. Şu an konuşma üzerine daha çok odaklıyım.
Şule: Dergimizin söyleşi bölümleri var. İstersen bu konularda içerik üretebilirsin. Biz de seve seve yayımlayarak seni konuk ederiz. Böylesine çok takipçisi olan bir genç aracılığıyla dergimizi daha çok tanıtmış oluruz. Kadınların genelde satrançta olsun, sosyal medya aktivitelerinde olsun, sayıca daha geri planda olduklarını görüyoruz. Bu düşünceye katılıyor musun? Katılıyorsan, bunu neye bağlıyorsun?
Esra:Kadınların sorumluluklarından ve insanların kadınlara yüklediği sorumluluklardan dolayı bu durumun olduğunu düşünüyorum. Ailelerimiz bile bunu yapabiliyor bazan. Evde karı-koca olsun. Hafta sonu misafir gelecek ama adam evde yok. “Eşin nerede?” dese, “Satranç turnuvasına gitti” dese, garipsenmez. Tersi olduğunda, “Nasılçocuğunu ve eşini bırakıp satranç turnuvasına gidiyor? Ev işleri dururken oraya mı gidiyor?” şeklinde söylenir. Kadın olunca otomatikman aile, akraba bunu yapabiliyor. Bu önyargılı bakış açısı olduğu sürece daha zor. Ufak ufak bunlar aşılmaya başlandı ama yine de zor. Sosyal medyadan örnek vereyim. Erkek video attığı zaman, çok mesaj gelmiyor. Bir kadın video attığında bir sürü insandan mesaj gelebiliyor. Bu durumda aileler ve eşler kadınları kısıtlayabiliyor. Aslında kişi kendini bildikten sonra kendini rahat koruyabilir. “Kadınsın, neden bu kadar kendinle ilgili paylaşım yapıyorsun?” görüşleri çok olduğu zaman, kimi etkilenip bırakıyor, kimi etkilenmiyor, yoluna devam ediyor. Tamamen bunlarla alakalı bir durum.
Şule: Satranç, masörlük, sosyal medyaya farkındalık içeriği üretmek dışında başka yaptığın bir şey var mı?
Esra: Fırsat buldukça sesli kitap dinliyorum. Çalıştığım için günümün çoğu mesaide geçiyor. Yapmak istediklerim var ama şu an zamanım olmadığı için mümkün olmuyor.
Şule: Uğraşılarınla ilgili bundan sonraki hayallerin neler?
Esra: Sosyal medyaya biraz daha ağırlık verirsem, daha çok kişiye ulaşacağım. Pek çok kişinin sesini daha çok duyurabileceğim. Kişilerin bakış açısını değiştirebileceğim. Paylaşımlarıma en çok gelen yorumlardan birini söyleyeyim size: “Telefonu nasıl kullanıyorsunuz? Görmüyorsanız, nasıl mesaj yazıyorsunuz?” Biri yorum yaptığında, “Bu kız görmüyor ki neden yorum yazıyorsunuz?” diyorlar. Telefonu kullanamadığımızı düşünen o kadar çok insan var ki belki 200 mesajı cevaplamışımdır telefonu kullanmakla alakalı. Çok büyürsek, belki daha çok kişiye ulaşacağız. İnsanlara bu şekilde farkındalık kazandırmak bana çok iyi geliyor. Çok güzel bir röportaj oldu, çok keyif aldım. Çok teşekkür ediyorum.
Şule: Biz de çok akıcı bir söyleşi izledik. Hiç soru sormasam da kısacık yanıtlarınla pek çok konuya değinecektin. Biraz daha ayrıntılandırmak istedim. Katıldığın için çok teşekkür ediyoruz. Başka video çekimlerin var, yoğunluğunun olduğunu biliyoruz.
Sevgili Umudun Kadınları Dergisi izleyicilerimiz, Esra Durmuş arkadaşımızla birlikteydik. Umarım onun bu yoğun çabaları, uğraşları, başka insanlara bir motivasyon, bir umut olur.
10 Ekim 2025





