Tarihin Kadın Yüzleri

DOSTLARIN İÇİN DİKİLİ AĞACINI BİLE DÜŞÜNMÜŞSÜN SEVNA!

Tarih
18 Aralık 2023
Okuma süresi
~3 dk

YAZAN: Seniye Nazik IŞIK

nyisik@gmail.com

SESLENDİREN: Seniye Nazik IŞIK

Ananları çok olsun, kocaman sesli bir kadındı Sevna.

Küt diye söylerdi söyleyeceğini, nezaketin ardına sığındığını hiç görmedim.

Açık iletişimden yana, açık sözlüydü yani.

Sınıfıma gelip sosyal hizmet öğrencilerine film izleme ve analiz etme konusunda bilgi verdiğinde, Mahmut Tali Öngören’in bulunduğu toplantılardan tanık olduklarımda küfrettiğini görmedim.

Benim de küfürlerinden korktuğumu bilir, benimle konuşurken bu halime güler ama ağzından küfür kaçmamasına da dikkat ederdi. Sırf beni üzmemek, ürkütmemek için.

Ama çok küfürbazdı; yakası açılmadık türden küfürleri rahatlıkla kullandığına tanık olmuşumdur.

Aslında iri yarı bir kadın değildi ama heybetliymiş gibi bir izlenim bırakırdı hep.

Bedeninden taşan bir özgüveni vardı.

Ağız dolusu gülmeyi bilirdi, kahkahası kalın sesli ve sarsıcı!

Cesurdu; fikren ve bedenen cesur kadınlardandı.

Yaratıcı fikirler geliştirmek de cesaret ister ya hani.

Sürüden ayrılabilmek cesaret gerektirir ya hani.

İşte öyle türden, okyanusa atlamaktan çekinmeyen.

Tabii iyi yüzme bildiğini bilmediğiniz için de ürkütücü bulduğunuz cesaretteki kadınlardan.

Yine de gölde balık yetiştirmeyi çok mu bilirdi de bu işi yaptı bir ara, emin değilim doğrusu.

Bedenini bilir, severdi diye düşünüyorum.

Bedenini anatomi öğrencilerine kadavra, araştırmacılara alan olarak açacak kadar cesur kadınlardandı.

Sosyal çevremde, sol kültür içinde kendine yer bulmuş, yer açmış kadınlardan; bedenini tıp bilimine, tıpta insan yetiştirmeye ve araştırmaya hediye eden Şirin Tekeli, Emine Sözüdoğru, Canan Can gibi kadınlardan olmak istediğini, vasiyet ettiğini bilmiyordum. Anmasında öğrendim.

Kendisiyle konuşmaya, dertleşmeye devam etmek isteyen kızına, yakınlarına, dostlarına ziyaret edebilecekleri bir mezar bırakmadığını bilerek, dikili bir ağaç bırakmayı da düşünmüş; evinin bahçesine bir salkımsöğüt diktirmiş. Gelir burada beni anar, benimle konuşmak, dertleşmek isteyen bu ağaca gelir yarenleşir demiş.

Dedim ya, hayat dolu, şaşırtıcı bir kadındı.

Diktiği ağaç da salkımsöğüt!

Suya varmayı bilen, çok dal olmayı beceren, her bir yaprağında farklı bir sesin tünemesine olanak tanıyan türden bir ağaç!

Nazım Hikmet’in şiir ağaçlarından biri, salkımsöğüt!

Evet, Sevna Somuncuoğlu’ndan söz ediyorum.

Kısa bir süre önce kaybettiğimiz Sevna’dan.

1962 doğumlu, TED Ankara Koleji ve Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuydu.

İnsan Hakları alanındaki çalışmalarını 1980 sonrasında kadının insan hakları alanında sürdürmüştü. Film festivallerinin önemli kadınlarındandı; Ankara Film Festivali, Avrupa Filmleri Festivali ve Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nin ağır toplarındandı. Yönetmenliğini yaptığı kısa filmleri de var.

Ben Sevna’yı Uçan Süpürge’de Kadın Filmleri Festivali çalışmaları içerisinde tanıdım.

Çok da bilmediğim bir alandı Kadın Filmleri Festivali, hatta film festivali ve festival işleri.

Hep şaşkınlıkla bakmışımdır Halime gibi, Sevna gibi “deli kadınlara”, neden bu kadar stresli bir işi seçiyorlar diye. Para yok, pul yok, dünya bugünkü kadar iletişimde ve ulaşımda gelişmemiş; sen kalk, dünyanın her yerinden kadın filmlerini getir, festival düzenle, yürüt, yönet! Türkiye’nin en büyük dörtlüsü Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit’i aynı sahneye çıkartmayı becer... Ve daha neler neler: Unutulmuş isimleri hatırla, an; kadınların her alanda var olabildiğini sinemadan anlat, hatırlat, göster!

Evet, Sevna bu işe emek veren kadınlardandı.

Ben de ilk 4-5 festivalde katalogların editörlüğünü yapmıştım.

Öyle tanıştık, öyle tanıdık birbirimizi.

Uçan Süpürge’den sonra Türk Kadınlar Birliği’nde uzun süreli proje yöneticilikleri oldu.

Demir Leblebi’de de 2015 sonrasında başkanlık yaptı.

MG İletişim Stratejileri Ajansı’nda yöneticilik ve danışmanlık da yaptı.

Çok yönlü feministlerdendi Sevnamız.

Demir Leblebi’den önce başlayan barış çalışmalarına katkıları, Uçan Süpürge’de Patikalardan Yollara gibi projelerde Anadolu’yu turlayanlardan olması, Yerel Muhabirler Ağı çalışmalarına katkısı gibi benim de yakından hatırladığım çalışmaları var.

Hacettepe Sosyal Hizmetler’deki Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Hizmet derslerime gelip “sinema filmi analizi nasıl yapılır?” anlatacak denli alçak gönüllüydü mesela.

İş dünyasından kadınlara ablalık, danışmanlık da yapmış, bilmiyordum; anmasında öğrendim.

Size komik gelecek ama tarot falı da bilirdi, bana hiç bakmadı ama!

Gazetelerde para kazanmak için müstear isimle fal köşesi de yazmış...

Revnak takma adını kullanırmış o köşeyi yazarken, bunu da anmasında duydum.

Kat kat, katman katman insandı Sevna.

Gerçekten Revnak’tı, yani güneşin suda bıraktığı pırıltı.

Sevna, kısa bir süre önce, Aralık ayında bu dünyadan geçişini tamamladığına kanaat getirmiş, ilaçlarını kesmiş, gitti.

Ablalarının anlattığına göre iki aydır yürüme zorluğu da çekiyormuş.

Kızı Su ne der bilmem ama kendi deyişiyle Sevna’nın, akciğer kanserinin nedenini çok sigara içmesine bağlayanlar çok.

Ardından bakakalanlardan biri de benim.

Yıllardır hasta olduğunu bilsem de, haberlerini izlesem de, konduramadığımdan.

Hani bazı insanlar hep bir yerlerde durur, vardır sanırsınız ya; Sevna işte öyle biri olduğundan.

Ananları çok olsun.

Pırıltısı çok kadına saçılsın, yeni yeni pırıltılar saçan kadınlarda parlasın Sevna.

Dostları için bir dikili ağaç bırakmayı bile düşünmüş kızkardeşimiz Sevna, ruhun şad olsun!

18 Aralık 2023