SÖYLEŞİYİ YAPAN: Selvet BAYRAKTAR TOKAT
KONUK: Zülal TANNUR
Selvet: Merhabalar değerli Umudun Kadınları Dergisi takipçileri. Bu defa gerçekten hepimize örnek olabilecek, bütün görme engellilerin ufkunu genişletecek bir rol modelimiz var. Kendisi de bizim gibi görme engelli Zülal Tannur, hoş geldiniz, kendinizi tanıtır mısınız?
Zülal: Hoş buldum. Zülal Tannur. From Your Eyes şirketinin kurucu ve CEO’suyum. Aynı zamanda Microsoft’un teknolojiye yön veren kadın liderlerinden birisiyim. Microsoft’un teknoloji elçisi olarak önce Türkiye’de daha sonra da global tarafta sorumluluklar almıştım. Seeing AI gibi görüntü işleme teknolojilerini ülkeye getiren ekiple beraber çalıştım. Onlarla birlikte sorumluluklar aldım. Bir Microsoft partneri şirkette 59 ülkeyi yönettiğim bir dönem geçirdim. Bunların akabinde From Your Eyes’ı kurmaya karar verdim. Bir yandan da Boğaziçi Üniversitesinde dünyanın görme engelli ilk nörobilimcisi olmak için çalışıyorum.
Selvet: Zülal Hanım görme engeliniz doğuştan mı? O süreçleri de bizimle paylaşabilir misiniz? Çok büyük başarılar elde etmişsiniz. Bu noktalara geliş sürecinizle ilgili bilgi almak isteriz.
Zülal: Az gören bir çocuk olarak doğmuşum. Yüzde beşin altında bir görüşüm vardı. Erken doğan bir bebektim çünkü. İnsanların yüzlerini, renkleri, nesneleri tanıyamıyordum gördüğümde. On yaşına kadar bu böyle devam etti. Bunları bilgisayarda tanımayı bu süre içerisinde yaptım. Orada küçük hallerini görüyordum. Sonra kendilerini görünce tanıyabiliyordum. Bu sayede organik makina öğrenmesi dediğim bir süreci deneyimledim. On yaşında görmemi tamamen kaybedince de bunları bilgisayarın yapabileceğini sorgulamaya başladım. O noktada görüntü işleme görüntüleriyle tanıştım. Henüz bu teknolojiler yoktu. Zamanla Be My Eyes, Seeing AI Look Out gibi teknolojiler hayatımıza girdi. Bunlarda önce kullanıcı, sonra geliştirici, daha sonra da profesyonel anlamda işi büyütmede, globalleşmede sorumluluklar alan bir hale geldim. Bir kullanıcı olarak beni neyin tatmin edip neyin tatmin etmediğini fark ettim. Bir geliştirici olarak neyi geliştirebiliyorum, neyi geliştiremiyorum ve neden. Daha iyi olabilecek bir teknoloji hayal ederek From Your Eyes’ın süreci başladı.
Selvet: Çok güzel. Eğitim süreciniz nasıl oldu? Görme engelliler okulunda bulundunuz mu? Örgün eğitimde görenlerle birlikte mi eğitiminize devam ettiniz? O süreçleri paylaşmak ister misiniz? Çünkü o alanlarda da sıkıntı yaşıyoruz.
Zülal: Eğitim sürecime kaynaştırma öğrencisi olarak başladım ve hep öyle devam etti. Harici kurumlarda zaman zaman özel olarak desteklendim. Bunun faydası, beni erken hayata hazırlayan bir süreç olmasıydı. İnsanın akranlarıyla beraber olması, belirli noktalarda onlar neler yapabiliyorlar, ben neleri daha iyi yapabilirimi görebilmesi iyi geliyor. Kaynaştırma eğitimi öğrencisi mi olmalı, yoksa çocuklarımız görme engelli okulunda mı başlamalı diye soruyorlar. Bu konuda çok kesin bir şey söylemekten kaçınmakla beraber benim yolumun böyle olduğunu söylüyorum.
Selvet: Sizin bu deneyiminiz çok değerli. Belki ilkokulu görme engellilerle birlikte okumalı ama ortaokul ve lise kaynaştırma olmalı bence.
Zülal: Büyüme sürecinde birbirimize daha benzeme eğiliminde oluyoruz. Birbirimize yaklaşıyoruz. Birinin bir şeyi senden daha iyi yapabildiğini gördüğünde, sen de nasıl yapabileceğinin yolunu arıyorsun. Bazen de tam tersi olabiliyor. Bir artı olarak ne olabilirdi sorusuna yanıtım, bağımsız hareket eğitimini kendisinin yapması, eğitimi dışarıdan alması, kendisini bu konuda geliştirmesi gerektiği. Görme engelli okullarında bu tam olarak, nasıl veriliyor bilmiyorum. Verilmiyorsa da verilmeli.
Selvet: Oralarda da verilmiyor. Ancak sonradan rehabilitasyon eğitimiyle veriliyor. Çoğu zaman görme engelli okulları olsa bile bağımsız hareket eğitiminin verildiğini söyleyemem.
Zülal: Aslında en gerekli olan, temelde kazanmamız gereken bu.
Selvet: Aileniz destek verir miydi her zaman? Çünkü bu da önemli bir kazanım.
Zülal: Bu çok önemli. Her zaman destekçilerimdi. Öğretim hayatımın tüm süreçlerinde oradalardı. Bunun çok büyük artıları var kesinlikle.
Selvet: Kabartma yazıyı, el yazısını kendiniz öğrenmişsiniz. Hiçbir şey başarınızın, azminizin önüne geçemez ama o da destekleyici bir unsur oluyor.
Zülal: Kesinlikle çok yol açıcı. Küçük bir çocuksunuz. Bir potansiyeliniz var ve bu potansiyeli ailenin fark edip yönlendirmesi gerekiyor. O olmadığında var olan potansiyel ya çok geç ortaya çıkıyor ya da çıkamıyor. Ben şanslıydım. Bu sayede benimki erken ortaya çıktı. Ailem tarafından doğru yönlendirildi. Zaman kaybetmememi, daha çok gelişmemi sağladı. Adaptasyon becerimi güçlendirdi. Aile içi süreçler çok zor. Bazen orada nasıl hissettiklerini, neyin daha iyi olması gerektiğini düşündüklerini konuşuyoruz. Ben 2001 doğumluyum. O zamanlar görme engelli çocuklar için kuruluşlar da yok. Annemler de bu yüzden Parıltı derneğinin kurucuları arasında yer aldılar.
Selvet: From Your Eyes uygulamasından söz edelim, hayatımıza kattıkları konusunda izleyicilerimizin bilgi sahibi olmalarını istiyorum. Ben de kullanıyorum, oldukça verimli bir uygulama.
Zülal: Bu uygulamanın ortaya çıkış sürecinin nereden başladığını söylemek gerekir. Teknolojileri kullanırken, hızlı ve kapsamlı görsel tanımaya ulaşamadığımızı fark etmiştim. Çünkü yapay zekâ eğitilemiyordu. Bizi tanıyıp bize göre betimlemeler veremiyordu. Bunu hızlı yapamıyordu ve nitelikli olamıyordu verdiklerinde. Burada ne yapabiliriz konusunu düşünürken, From Your Eyes uygulamasını geliştirmeye karar verdim. Bir mobil uygulaması ve bir APIı var. Artık yeni uygulamasının adı “FYE”.’ Videoları, fotoğrafları ve belgeleri betimliyor. Bunu kullanıcılarımızın kendi kimliklerine ve kişisel tercihlerine göre yapabiliyor. Bu ne demek? Ben yürüyorum ve yürürken de bir video çektim. Bu videoyu From Your Eyes’a gönderiyorum ve bu videonun bana nasıl betimlenmesi gerektiğini seçebiliyorum. Daha önceki tercihlerime göre beni tanıyıp mı bunu yapmalı, yoksa herhangi bir yapay zekâ asistan atayarak mı yapmalı? Düşünün ki İstanbul Boğazı’nda yürüyorsunuz ve bir video çektiniz. Bunu birisi size betimlesin istiyorsunuz. Bu tarihsel bir figür de olabilir. Mesela Atatürk gibi ya da belki de çok yakından tanıdığınız, çok sevdiğiniz birisi. Eşiniz ya da arkadaşınız. Bunu yaparak kendinize öğretebiliyorsunuz. Kendi karakterlerinizi atayıp kendi asistanlarınızı yaratabiliyorsunuz uygulama içerisinde. Öte yandan belge tarama özelliği sayesinde belgeleri üç saniyede yazıya çevirebiliyorsunuz. Hem hızlı hem de doğruluk oranı çok yüksek bir OCR yani metin okuma veriyoruz burada. İkinci bir nokta da düşünün ki içerisinde hem görsel hem de yazı olan bir menü çektiniz. Sadece yazıya ulaşmak istiyorsunuz. Bunu da filtreleyebiliyorsunuz. Yapay zekâdan bir çıktı aldınız ve bu sizi tatmin etmedi diyelim. Daha gelişmiş bir betimleme almak istiyorsunuz. O zaman bunu geliştirmesi için uygulama içerisindeki insan betimleyicilere gönderebilirsiniz. Onlar da geliştirip size geri gönderdiğinde, yapay zekâ algoritmanız şunu anlıyor? Siz ne tür betimlemelerden hoşlanıyorsunuz ve ne tür betimlemelerden hoşlanmıyorsunuz? Yapay zekânızı nasıl geliştirmem gerekiyor konusunu öğrenebiliyor. Bu zamana kadar 15 milyon görsel veriyle yapay zekâmıza bu doğruluk oranını öğrettik. Yüzde 98.03 doğruluk oranı var ki normalde dünya standartları yüzde 90’dır. Uygulamamız 865 farklı rengi tanıyabiliyor. Dünya üzerinde video betimlemesini yapan ilk ve tek uygulama. Bu çok anlamlı. Real Time de bunun habercisi. Aralık ayında Real Time videoyu kullanıcılarımızla buluşturacağız.
Selvet: Çok değerli bir uygulama. Oldukça da hızlı sonuç veriyor. Hem sesli hem yazılı kaydedilen bir metni de ayırabiliyor o zaman?
Zülal: Yazıyla görseli ayırıyor, sesi değil. Eski uygulamamızda yapay zekâ o kadar fazla detay veriyordu ki kullanıcılar, “Ben bu kadar detay istemiyorum. Sadece işimi halledip çıkacağım oradan. Yazıya ulaşmak istiyorum” diyorlardı. Biz bunu sağladık. Uygulama içerisindeki diğer segmentlerden bahsetsek iyi olacak. Bu bir ekosistem uygulaması. Sadece görme engelli ekosistemini değil, gören görmeyen herkesi bir araya getiren bir ekosistem. İçinde insanların kendi içeriklerini paylaşabildiği bir sistem. Belki bu röportaj yayımlandığında, uygulamada da paylaşırız. Kendi akıllı cihazlarıyla; arabaları, akıllı saatleri ve kameralarıyla entegre edebildiği bir uygulama. Bütün belgelerini, fotoğraflarını, videolarını ya da daha farklı içeriklerini arşivleyebilir. Tam uçtan uca yaşayan bir uygulama. Şu anda 37'den fazla ülkede kullanılıyor. 15 farklı dili destekliyor uygulama. Betimlemelerini de 180 farklı dilde verebiliyor. Bizim nihai hedefimiz, Real Time betimleme. Kameranızı açtığınızda, video çekmeden de betimlemenizi alabiliyorsunuz. Aralık ayının sonunda, Ocak ayının başında dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı CES’te Real Time yani anlık görüntü işlemenin lansmanını yapacağız.
Selvet: Bu uygulamayı kullanmak isteyenleri nasıl yönlendirebiliriz? Uygulamayı nasıl kurabilirler? Bu konularda da bilgi alalım sizden.
Selvet: From Your Eyes hep yanımızda o zaman. Sizin ‘We Walk’ akıllı baston projesinde çalıştığınıza dair bilgimiz var. Bu konuda da açıklama yapmak ister misiniz?
Zülal: İlk üç yılı gönüllü olarak, bir yılı da profesyonel olarak çalıştığım uzun bir süreçti. Şu an kendi şirketim olduğu için herhangi bir bağımız kalmadı. Onların bu teknolojiyi anlatması daha uygun olur.
Selvet: Bu akıllı baston görme engellilerin kullanımında işine yarıyor mu, nasıl bir katkı sağlıyor? Bunları konuşabiliriz.
Zülal: Bir kullanıcı gözüyle söyleyebilirim. Ben hala kullanıyorum. Hep inandığım ve gelişimine ortak olduğum bir ürün. Çok da fazla özellik ekleyerek yollarına devam ediyorlar. Ben Danış’ı kullanıyorum. Kendi yapay zekâmızı Real Time ile istediğimiz noktada hizmet vermeye başlayana kadar insan tarafıyla yapay zekâyı ayırt edebilmek adına kullanmaya devam edeceğiz. Navigasyon almak, toplu taşıma özelliklerine ulaşmak için mobil uygulama tarafını kullanıyorum. Bir kullanıcı olarak da öneririm. Akıllı baston tarafı mutlaka daha farklı özelliklerle gelişecek bir taraf. Mobil uygulamasından memnunum.
Selvet: Mobil uygulaması öyle ama akıllı baston tarafında farklı değerlendirmeler var, onun için sormuştum.
Zülal: Ergonomik anlamda biraz ağır olduğu kanaati var. Ele bir tık oturmuyor. Ergonomik olmayan bir bastonla telefon nasıl kullanılabilir? Bu çekinceleri paylaşıyorum. Bir hardware ürünü. Gelişim süreci de mutlaka olacaktır. Bu gelişme olana kadar ihtiyacım olan mobil uygulamayı kullanmaya devam edeceğim.
Selvet: Uygulamayı siz kurdunuz ve siz geliştiriyorsunuz. Destekçileri kimler? Mikrosoft’a mı bağlı?
Zülal: FYE tamamen bağımsız bir yapay zeka teknolojileri firması. Kendi ürününü hiçbir tarafa bağlı kalmadan üretmeyi hep benimsiyor. Nasıl diyoruz tam bağımsız ülke, tam bağımsız ekonomi, bununda ürünleri tam bağımsız olmalı. Be My Eyes Open AI’a bağımlı bir servis. Open AI servisi kapattığında, ellerinde kalacak özellik bir noktada yok. Be My Eyes’ın CTO’su Jasper ile görüşüyoruz. “Biz video işleyemiyoruz, video betimlemesi veremiyoruz.” diyorlar. Temel sebebi, Open AI’ın bunu verememesi. FYE’ye ihtiyaç duyduklarını söylüyorlar. Be My Eyes’i FYE’e entegre eder miyiz bilmiyorum. Bir API her yerde de entegre olabilir. Bunlar iş modelleri, şirket politikaları noktasında anlaşabilirsek neden olmasın? Pazar paydaşı olmak çok önemli. 2024 yılına gireceğiz. Biz görememe sorununu konuşuyorsak, burada kimse iki karşıt teknoloji değil. Bütün şirketler birbirini desteklemeli.
Selvet: Entegre olsalar ne güzel olur. Bağımsız olması da çok değerli. O zaman gelişim potansiyeli daha çok artıyor çünkü. Daha hızlı ilerliyor.
Zülal: Kesinlikle katılıyorum. Partnerlerimiz var, bunlar olanaklarda bizi destekleyici kuruluşlar. Microsoft’un bir parçasıyız. Sebebi de iyi bir teknoloji olmamız. Orada aldığımız bir teknoloji kredisi var. Dünyanın en iyi hızlandırma programı, bir İTÜ çekirdeğin parçasıyız. Bu zamana kadar satış, iş geliştirme anlamında kendimizi geliştirme şansını bulduk. Çok kıymetli ödüller aldık. 2022’nin iki kez en iyi girişimi seçildik. Nisan 2022 yılında prototipleme sürecinde ben Microsoft’ta bir elçiyken başlamıştık. 18 farklı ülkeye uzanan bir deneyim ekibi kurmuştuk. Biz kullanıcılarımıza ürünü götürüyorduk. Onlar tatmin olmadığında revize ediyorlardı ve bu süreç hiç bitmiyordu. Çünkü görme engelli insanlar için bir teknoloji üretiyoruz bakış açısı hep vardı. Görmeyen insanlarla birlikte üretiyoruz. Bu problemi sonradan keşfetmedim. İçine direkt doğduğum için ne yapmamız, nasıl yapmamız, kimlerle yapmamız gerektiğini biliyordum bu noktada. Global tarafta Türkiye de dâhil, hep bu hikâyeyi paylaşarak yola çıktım. Çok kısa bir şekilde, böyle bir dert var ve bu benim de derdim, birlikte çalışmamız gerekiyor dedim ve 18 farklı ülkeye uzandık. Bu insanlar uygulamamızın ilk marka elçileri oldular. Bizi geliştirdiler ve birlikte geliştik. Sonra ürünümüzü ben mezun olurken Microsoft’ta gerçekleşen bir kapalı lansmanla duyurduk. Ağustos ayında dünyanın en iyi hızlandırma programı İTÜ Çekirdek’e kabul aldık. İstanbul Ticaret Odasının kurduğu BTM’ye kabul aldık. İşimizi büyüttük. Eylül ayında 2022’nin en iyi girişimi seçildik. Ekim ayında uygulamamız canlıya çıktı. Aralık ayında Türkiye’nin en büyük girişimcilik sahnesi Big Bang’i kazandık. Microsoft’la olan organik bağımızı inorganiğe çevirmek için bir Microsoft Partneri şirketlerinden biri olduk. 150 bin dolar bir kredi aldık. Biz milyonlarca veri işliyoruz. 15 milyon görsel veri işleyerek yapay zekâmıza ekliyoruz. Bunlar server’ler yani sunucular dediğimiz sistemlerde depolanıyor. Bunlar burada eğitiliyor. Normalde sunucuların alabildiğinden fazla veri işliyoruz. Google ile yaptığımız bir görüşmede, “Size kırmızı bayrak açmak zorundayız.” dediler. Biz verilerimizin Google üzerinden eğitilmesine izin vermedik. Bunu bir risk olarak gördük. Microsoft’ta da öyle oldu. Teknolojik anlamda limitleri zorlayan bir yapay zekâ eğittik. Bunu parça parça eğittik. Şimdi bütün süreci anlatırken, sanki bir çırpıda, kolay olmuş gibi geliyor. Dünyanın ilkini yapıyoruz. Anlattığımızda, çok ayakları yere basmayan, hayalperestmişiz gibi duyuluyordu ilk başta. Gerçekleştirdiğimizin daha iyisini yapacağız. Microsoft’ta iki kez lansman yapmamızın nedeni buydu. İkincisini Open AI ile Microsoft’un işbirliğinin duyurulduğu sahnede yaptık geçtiğimiz mayıs ayında. Sabancı Vakfı tarafından 2023’ün fark yaratan girişimlerinden biri seçildik. Avrupa’nın en büyük teknoloji etkinliği VivaTech’e katılma hakkını kazandık. 16 Türk girişiminden birisi olduk. Otomotiv sektörüne girdik. Kapsayıcılık anlamında kullanıcılarımız için yolu da betimliyoruz. Dünya üzerinde ilk defa görüntü işleme teknolojisi, erişilebilirlik teknolojisi arabaya girdiği için bu önemli. Togg müşterilerimizden bir tanesi oldu. Arabanın bütün bileşenleriyle birlikte çalışıp kaza tahminlemesi, araç içi entertaintment dediğimiz sektöre katkı sağladık. Hava limanı sektöründe İGA ile beraber ilerliyoruz. Uçtan uca görüntü işleme teknolojimizi hava limanı süreçlerine entegre ediyoruz. Şu an demo sürecindeyiz. Bunu yakında canlıya alacağız. Deneyimlemenizi çok istiyoruz gerçekten nasıl olacak diye.
Selvet: Çok hızlı sonuç veren, başarılı bir uygulama olduğunu gördüm. Burada şunu görüyoruz: İçimizden biri bu gelişimleri sürdürürse, bizler gibi görme engelli insanlar bu süreçlerde üreten ya da tamamen parçası olursa, biz o zaman daha olumlu, daha başarılı sonuçlar alıyoruz. Bizim için bir şeyler yapılması değil, bizler bir şeyler yapmış oluyoruz. Engelliliğin içinden geldiğiniz için çok daha verimli bir sonuç elde ediliyor aslında.
Zülal: Kesinlikle doğru. Bir noktada benzer teknolojileri birlikte kullandık, benzer umutları birlikte paylaştık belki. Bazen de hayal kırıklığına uğradık. Bunu hem kullanıcı hem de geliştirici şapkamla söylüyorum. Sürecin başından beri bu zamana kadar neyi doğru yaptık, neyi daha iyi yapabiliriz, buradaki teknolojiden ne bekliyoruz ne istiyoruz konularını paylaşıyorum. Ekibimde hiç kimsenin daha önce bir görme engelliyle çalışma deneyimi yoktu. Görmeyen bir lider de zaten hiç olmamıştı. Bunun dışında tanıdıkları, arkadaşları, aile bireyleri yoktu. Ekip dediğiniz şey değişkendir ve sürekli yeni birileri geliyor. Bir şirket olmak, böyle bir yapıya bürünmektir. O insanlarda benim bakış açım çok etkili oluyor. En başta ben görmeyen biri için bir şeyler üretiyorum, şirket bunu yapıyor diye bakmayıp biz birlikte bir şey üretiyoruz bakış açısıyla baktığımda, ekip de buradan başlıyor. Bu, işi ileriye taşıyan taraflardan bir tanesi oluyor gerçekten. Erişilebilirlik tarafını anlarken parçaların ne olduğunu, teknoloji geliştirirken defalarca revize ettiğimde birçok şeyde zorlanıyorlar. Hep daha iyisini yapıyorlar. O umudu hep koruduğum için gelişim alanlarını şeffaflıkla paylaşırız. Ekip şu an görüşünü kaybetse, eminim ki kolay bir şekilde adapte olur. Çünkü teknolojileri kullanmayı, üretmeyi çok iyi öğrendiler.
Selvet: Bu çok güzel bir çalışma dinamiği. Kollektif çalışmaya da örneksiniz üretim alanında.
Zülal: Kesinlikle öyleyiz. O kadar fazla bilgisayar başında kalıyorlar ve ekrana çok bakıyorlar ki hepsinin göz numaraları büyüdü. Gözlükleri çıkarınca görmüyorlar.
Selvet: FYE’i ticaret sitelerine ekleyebilmek mümkün mü? Hepsi Burada, Trendyol gibi uygulamalarda bunu kullanabilirsek çok güzel olur. Çok olumlu sonuçlar alırız. Görseller, kıyafetler, eşyalar betimlense.
Zülal: Örneğin, Çiçek Sepeti’nden bir ürün alıyoruz. Ürünleri aldıktan sonra bile “Emin misiniz? Bakın bunu aldınız” diye onay mesajı görüntülü geliyor. Bunu oradan al, harici bir uygulamaya at, bu olmasın diye ürün görsellerini betimleyelim istiyoruz. FYE’nin api entegrasyonu konusunda yola çıkışlarından ilki E-Ticaret platformlarıydı. Önümüzdeki hafta Hepsi Burada yöneticileriyle bir araya geliyoruz. Biz apimizi entegre edelim. Bunu pilot uygulamalarda yapıp başarılı sonuçlar aldık. Şimdi de büyük uygulamalara doğru ilerliyoruz. Bazı moda uygulamalarıyla entegre oldu, Modivu gibi. Benzer platformlarla da bir araya gelip ne yapabiliriz konularını değerlendireceğiz.
Selvet: Biz de size kolaylıklar ve başarılar diliyoruz bu süreçlerde. Destek ve taktirle takipteyiz. Engellinin önünde istediği zaman engel yok diyebilir miyiz? Boğaziçi’nde eğitiminize devam ettiğinizi ve nöro bilimci olmak istediğinizi söylemiştiniz.
Zülal: Çevre, içine doğduğunuz aile, gittiğiniz okullar gibi etmenler var. Çok fazla potansiyele sahip olup da potansiyelini açığa çıkaramayan, fırsatlara sahip olamayan insanlarla birlikte çalışıyoruz. Hem daha önce çalıştığım yerlerde hem de FYE’de bunu gördüm. Bunlar insanları biraz zorluyor ama Microsoft’ta Hasan Özdemir gibi bir örnek de var mesela. Ne içine doğduğu çevre ne gittiği okul ne büyüdüğü ortam ve koşullar desteklemişti. Şu anda geldiği noktayı görüyoruz. Gönül rahatlığıyla “İstedikten sonra engel yok” diyemem. Çünkü çok isteyip de engellere çok takılan insanlar tanıdım. Ama bir noktada şunu söyleyebilirim: Umutsuzluğa kapılmak için bir sebep yok. Eğer bugün umutsuzluğa kapılıp ‘Tamam olamaz, zaten olmayacak’ demiş olsaydık, bugün en ufacık şeylerden bir sebep bulurduk hepimiz. Ben ilkokula başladığımda, Anadolu Yakası’ndaki bütün okullara gitmiştim ve hiçbiri beni kabul etmemişti görme engelli olduğum için. Çok yüksek bir potansiyelim vardı, çok zekiydim.
Selvet: Ne kadar demoralize bir durum.
Zülal: ‘Merdivenlerimiz dik, daha önce böyle bir öğrencimiz hiç olmadı, bu çocuk çok fazla zeki ve biz bu eğitim sisteminde ona nasıl bir yol izleyeceğimizi bilmiyoruz az da gördüğü için’ gibi sudan sebepler öne sürmüşlerdi. Bir noktadan sonra motivasyonum düşmesin diye bazı görüşmelere hep ailem gidiyordu.
Selvet: O kaygıların bazıları gerçekçi ama bazıları da ‘Aman ben sorumluluk almayayım’ durumu. Bu ülkemizde çok yaşanıyor.
Zülal: Hala yaşanıyor. Şoklar içerisinde izliyorum ya da insanlarla konuşurken çok şaşırıyorum. Umutsuzluğa kapılmak isteseydim, o zaman ben ve ailem kendi kabuğumuza çekilir ve ileriye gitmezdik. Eğer demoralize olmak istersek, kendimize bulabileceğimiz bahane çok. Yola devam etmek istersek, ondan daha çok sebebimiz var. Her şey çok kolay, tek engel biziz demiyorum. Evet, bir sürü engel var. Ama bunlar da insan iradesinin, çabasının, azminin yanında aşılamayacak şeyler değiller.
Selvet: Hiçbir zaman istendiğinde engeller yok değil, engelleri aşmak için bolca azim, mücadele ve umut gerekiyor. Bu durumda yeri geldiğinde imkânsızı biraz zorlamak lazım diyebilir miyiz?
Zülal: Çok güzel toparladınız. Gerçekçi olmak da çok önemli. Potansiyeller, koşullar neler? Benim potansiyelim bu, benim çevrem bundan ibaret meselesi değil demek istediğim. Nöro bilimci olunca birçok noktayı somutlaştırma ihtiyacı hissediyorsun. Benim de alanım, nörolojik farklılıklar. Özellikle Otizmle ilgili yoğunlaşıyorum.
Selvet: O zaman gerçekçi ol, imkânsızı iste diyelim. Görme engelli olmanın sıkıntıları var. Görme engelli kadın olmanın bizim gibi ülkede daha farklı dezavantajları var mı ne dersiniz?
Zülal: Bir kadın olmanın zaten dezavantajları varken, görme engelli bir kadın olmanın da var. Birincisi; kendimi hep güvende hissetmeye daha fazla ihtiyaç duyduğumu hissediyorum. Yolda gidiyorsunuz, birden biri müdahale ediyor. Kendi yolunuzdasınız, hiçbir sorun yok. Bizim yaşadığımız ülkede insanlar yardım sever oldukları için ve bir noktada bizi kendi evlatlarının yerine koydukları için burada bir güven ihtiyacı ve tedirginlik hissediyorum. Çünkü bir birey olarak bizim sınırlarımız var ama görme engelli bir kadın olarak da var. Güvenlik ihtiyacını biraz daha az hissedeyim diye kendimi telkin ediyorum. Kadın girişimci olmanın da sıkıntıları var. İnsanlar hayatınla ilgili ne zaman, nasıl planlarının olduğunu soruyorlar. Duygu doluluk ve duygusallık arasındaki ayrımı anlamak istiyorlar. Bazı genel varsayımlarımız var bizim, girişimcilik dünyasında da var. ‘Kadınlar duygusaldır, kadından yönetici olmaz ya da az olur, gerçekte duygu dolu kadınlar değil de biraz daha hayalperest ve duygusal kadınlar girişimci olur’ gibi algılar var. Bunları değiştirdiğimi görüyorum. Bireysel anlamda, sadece benim çabamla değil, bir sürü girişimci kadın yetişiyor. Hem ben hem benim gibi rol model kadın girişimciler bu algıyı değiştiriyorlar. Benim isteğim, görme engelli kadın girişimcileri daha fazla görmek. Benim dışımda Sadriye Görece adlı bir kadın girişimci var. Yaşadığımız zorlukları paylaşıyoruz. İnsanlar görme engelli girişimci kadınları görmeye alışkın değil. Dünya çapında da yok. Türkiye’de Sadriye ile ikimiz olduğumuz için beni Sadriye’ye, Sadriye’yi de bana benzetiyorlar. İsimlerimizi bile yer değiştirerek söylüyorlar.
Selvet: Sadriye Hanımla da söyleşi yapabiliriz. Bunlar çok değerli. Çünkü başka yerlerde olanlara belki bu kadar kolay ulaşamayacak insanlar. Buradaki amaç; youtube kanalında dinleyince fark edebilecek insanlara ulaşmak bu dergi aracılığıyla. Belki cesaretlendirilmeye ihtiyacı olan insanlar olacak, bunlar çok önemli. Son olarak ne söylemek istersiniz Umudun Kadınları Dergisi dinleyici ve okuyucularına?
Zülal: Her zaman potansiyelimiz çok fazla var, daha iyisini yapmak, kendimizin daha iyi versiyonuna ulaşmak, başka insanlar için en iyi neleri tasarlayabilmek için. Düşünmemiz gereken birincisi, biz ne istiyoruz? İki niye istiyoruz? Üç bu yapacağımız şey neyin daha iyi olmasını sağlayacak? Ben bu üç noktaya bakıyorum. Bunu yaparken de görme engelli yazılımcı kadın, girişimci, CEO olur mu gibi sorulara kendimde yanıt arıyorum, başkalarında değil, örneklerle de değil. Örnek az olabilir, hiç olmayabilir ya da bir sürü zorluk görebilirsin, ama nasıl yol bulacağın önemlidir orada. O zordan güzeli çıkarmaya çok alışkın bir kültürüz. Yüz yıl önceye baktığımızda, aynı şeyi yapmışız aslında. O kültürel mirasa sahip çıkmak, bunu hiç unutmamak lazım. İmkansızı görmek biraz zaman alır.
Selvet: Yeter ki hedefler olsun. Engeller de aşılabilir ya da onlarla mücadele edilebilir. Denemekten de vazgeçmemek gerekiyor sanırım. Öyle ya da böyle sonuç alınabilir.
Zülal: Kesinlikle öyle. Başarısız olmaktan, yanılmaktan korkmamak lazım. Korkmadığında ilerlemeye başlıyorsun. Bireysel anlamda benim için FYE için başarısızlık diye bir şey yok. Hep bir öğrenme var. Bugün From Your Eyes, yarın From My Eyes olur. Beni ya da ekibimi bu durum hiç ilgilendirmiyor. Bu bizim için bir başarı kriteri değil. Bizim için en önemli başarı kriteri; yaptığımız teknolojiye günün sonunda geriye dönüp bakınca, biz elimizden gelenin en iyisini yaptık diyebilmemiz. İkincisi de insanların hayatlarını kolaylaştırdığını, değiştirdiğini görmüş olmamız ve kendimizi kandırmamamız. Bir ekip olarak verdiğimiz teknolojiyi götürürken bireysel ve ekip olarak bunlara dikkat ediyoruz. Son olarak bunları önerebilirim.
Selvet: Sevgili Zülal, Umudun Kadınları Dergisi adına çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten çok değerli bir röportaj oldu. Kendim de yararlandım, herkesin de yararlanacağına inanıyorum. Çalışmalarınızda kolaylıklar, bolca başarılar. Yoğunluklarınız da vardı, vaktinizi ayırdığınız için de çok teşekkür ediyorum. Tüm kadınlar adına da ve engelli kadınlar adına da iyi ki varsınız diyorum.
Zülal: Ben de çok çok teşekkür ederim. Ulaşmak isteyenler, maillerden ve sosyal medyadan ulaşabilirler.





