
YENİ YIL AĞACI
Yılbaşı yaklaşınca bir tartışma yürür gider, yılbaşının batı geleneği olduğuna dair. Ebru Bozcuk, bu tezi kaynak göstererek çürütüyor, ‘Yeni Yıl Ağacı’ yazısında.

Yılbaşı yaklaşınca bir tartışma yürür gider, yılbaşının batı geleneği olduğuna dair. Ebru Bozcuk, bu tezi kaynak göstererek çürütüyor, ‘Yeni Yıl Ağacı’ yazısında.

50 yaşını geçenlerin çoğu yaşlanmayı sorun eder ve kabullenmekte zorlanır. Ebru Bozcuk, bambaşka bir bakış açısıyla değerlendiriyor ellili yaşları, ‘Perde Ellili Yaşlar’ yazısında.

Genelde ertelemeyi, son güne, hatta daha sonraya bırakmayı çok severiz. Ebru Bozcuk, ertelemenin bizden götürdüklerini anlatıyor, ‘Hep Sonradan Gelir Aklıma’ yazısında.

YAZAN: Ebru BOZCUK ebrubozcuk@hotmail.com SESLENDİREN: Münevver ERTÜRK Anne olmak için doğurmuş olmak gerekmiyor. Onun için üzülüp onun için seviniyorsanız, yüreğinizde hep bir kalp çarpıntısı has

YAZAN: Ebru BOZCUK Küçük olmak aslında çok büyük bir şeydi. O vakitler yaralarımız hafifti fakat hayallerimiz büyüktü. Anneannemin evindeki duvarda bütün heybetiyle duran, devasa zannettiğim gonglu

Bir çocuk düşünce, ‘Öpünce, üfleyince geçer’ yerine, düştüğü için ona gereğinden fazla kızanlar yok mu? Ebru Bozcuk, öyle çarpıcı örnekler vererek anlatıyor ki kendinizi çocukluğunuzun içinde buluyorsunuz, ‘Bazı Yaralar Üfleyince Geçmiyor’ yazısında.

YAZAN: Ebru BOZCUKAnne olmak için doğurmuş olmak gerekmiyor.Onun için üzülüp onun için seviniyorsanız, yüreğinizde hep bir kalp çarpıntısı hasılsa, mutluluğu mutluluğunuz oluyorsa, bebekliğinde ninnil

Ebru Bozcuk, iyi yönde değişmeye olan inancını ısrarla sürdürüyor, ‘Belki Yaz Erken Gelir’ yazısında.

Ebru Bozcuk, iyi yönde değişmeye olan inancını ısrarla sürdürüyor, ‘Belki Yaz Erken Gelir’ yazısında.

Hata yaptığımızı anladığımızda, umut ışığımız söner çoğu zaman. Ebru Bozcuk, hatalarımızdan yola çıkarak bize çok iyi gelecek bir değerlendirme yapıyor ‘Işığın İçine Sızdığı Yer’ yazısında.

Kadın kendini geliştirir ve güçlü durmayı öğrenirse neler olur? Neden kadınlar kendi kanatlarıyla uçmakta zorlanıyorlar? Bu soruların yanıtları ve daha fazlası Ebru Bozcuk’un ‘Kadın Kanatlanırsa’ yazısında.

Apartmanlara sıkışıp kaldık. Doğanın doğal güzelliklerini çok özler olduk. Ebru Bozcuk, ‘Sayfiye Günlükleri’ yazısında bu özlemlerimizi sıralayarak bizlere keyifli ve umut dolu anlar yaşatıyor.

Ebru Bozcuk, yeni yılın gelmesini, duygularımıza tercüman olarak karşılıyor ‘Kandır Beni 2025’ yazısında.

Eylül ayında yaşananlar üzerine ne çok şiir yazılmış ve şarkı bestelenmiştir? Eylül ayı bu kadar mı ayrıntılı ve güzel anlatılır? Ebru Bozcuk, ‘Bir Küçük Eylül Meselesi’ dese de yazısı aklımıza gelmeyen güzel ayrıntılarla dolu.

Ebru Bozcuk, ‘Bu Coğrafyada Kadın Olmak’ yazısında, yurdumuzda kadın olmanın zorluklarını anlatırken umut aşılamayı da ihmal etmiyor bizlere.

Ebru Bozcuk, son günlerde yaşanan acımasız olaylar karşısında içinde bulunduğumuz vicdan azabından bizleri kurtarıyor adeta verdiği tavsiyelerle ‘Kalp Takvimi’ yazısında.

Ebru Bozcuk, ‘Masallar Hep Mutlu Sonla Mı Biter?’ yazısında, biten bir ilişki sonrasında ayaklarımızın üzerinde nasıl duracağımızı umutla anlatıyor.

Ebru Bozcuk, Günlük koşturmalar ve bazı problemlerle uğraşırken, elimizdeki güzelliklerin değerini ıskalıyor muyuz sorgulamasını yaptırıyor bizlere, ‘Bir Sabah İllüzyonu’ yazısında.

Siz hiç ‘Zorunlu Haller Sendromu’nu duydunuz mu? Merak edenler Ebru Bozcuk’un ‘Bari Sen Sonradan Birazcık Mutlu Oldun mu’ yazısını ziyaret edebilirler.

Boşanmaların artmasına bir türlü anlam veremeyen ve daha çok kadınları suçlayan insanlara Ebru Bozcuk ‘Evlilik’ yazısında çok çarpıcı yanıtlar veriyor.

‘Umut Diye Bir şey Var Aslında’ yazısında Ebru Bozcuk, tam da dergimizin adına atıfta bulunuyor ve umut etmenin güzelliklerini paylaşıyor bizimle.

‘İçimdeki Kabile Reisi’. Ebru Bozcuk, o bütünleştirici ve içten anlatımıyla, çocukluk anılarındaki özelliklerini yetişkinliğine nasıl getirdiğini somut örneklerle anlatıyor.

Ebru Bozcuk bizi çocukluğumuzun o tatlı, gülümseten anılarına götürüyor ‘Çocukluğun Anavatanındır’ yazısında. Öyle anlatıyor ki insanın yazıdan ayrılası gelmiyor hiç.

Hani başımıza beklenmedik bir olay geldiğinde, bir süre kendimizi bırakırız, daha sonra da toparlanma sürecine gireriz ya, işte Ebru Bozcuk anlatıyor böyle bir durumu ‘Zildeki İsim’ yazısında.

Ebru Bozcuk ‘Hayal Koleksiyoncusu’ yazısında ne güzel anlatmış bizi mutlu edecek küçük ama anlamlı hayallerini. Bu yazı, gerçekleşmesi mümkün olmayan, bizi aşan hayaller kurmanın zararlarını bir kez daha düşündürüyor bize.

Ebru Bozcuk, annesiyle ilişkilerini anlatan çok çarpıcı anılar paylaşıyor bizimle ve bizleri düşünmeye davet ediyor ‘Gittikçe Sana Benziyorum Galiba’ yazısında.

Ebru Bozcuk, ‘Yüzümü Güneşe Çevirdim’ yazısında, deprem sürecinden etkilenenleri rahatlatıyor ve aldığı bazı örnek kararları paylaşıyor bizimle.

Kokularla ilgili iyi-kötü anılar biriktirmişizdir ama yazmak aklımıza gelmeyebilir. Ebru Bozcuk bir bir aklına getirmiş ve kaleme almış kokularla ilgili deneyimlerini ‘Bir Pazar Güncesi–Kokular ve İzler’ yazısında.

Ebru Bozcuk, birçok kültürün bir arada bulunduğu Hatay’ın şu anki durumunu duygusal bir biçimde anlatmış, ‘Hüznün Başkenti Hatay’ yazısında.

Ebru Bozcuk yine çok sık dillendirilen kadın yargılarını gözler önüne sererek sıralıyor yapmamız gerekenleri bir bir, ‘Bir Kadının Var Oluş Hikâyesi’ yazısında.

‘Ah şu ayrılık olmasa’ yakınmalarından kurtulmak istiyorsanız, Ebru Bozcuk’un ‘Bazen Bir Adam Gitmeli Hayatınızdan’ yazısını okumanızı öneriyoruz.

Ebru Bozcuk, yörük kadınlarının hepimize örnek olacak direnişini anlatmış ve umutlandırmış bizi ‘Sessiz Bir Kadın Direnişi’ yazısıyla.

Ebru Bozcuk yine bir nostalji yapıyor ve bizi saatlere verdiğimiz farklı anlamlarla buluşturuyor. Bizi kendimize getiren saptamalar yapmayı da unutmuyor tabii ‘Babamın Saatleri’ yazısında.

Geçmiş zamanlara özenmek yerine, mutlu anılar olarak anımsayacağımız ve bugüne uyarlayacağımız eskinin değerlerini yaşatmamız çok önemli. İşte Ebru Bozcuk ‘Bizim Zamanımız’ yazısında anlatıyor bu tatlı anılarını.

Ebru Bozcuk ‘Yaz Bitmeden’ adlı yazısıyla eksik kalmışlıkları, ertelenmişlikleri, dahası boşvermişliklerden geride kalanları sorguluyor.

‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ köşemize ‘Gülbahar’ın Şarkıları’ adlı öyküsüyle ilk kez konuk olan Ebru Bozcuk bu yazının hepimizden izler taşıdığını, birçoğumuzun yaşamına dokunan öğeler barındırdığını ifade ederken, en sonunda Gülbahar’ın ‘İçi dışı gülbahar’ olarak olması gereken yeri seçip gittiğini vurguluyor.

Yılbaşı yaklaşınca bir tartışma yürür gider, yılbaşının batı geleneği olduğuna dair. Ebru Bozcuk, bu tezi kaynak göstererek çürütüyor, ‘Yeni Yıl Ağacı’ yazısında.