Umut dolu bir merhaba hepinize sevgili dinleyenlerimiz. Tarihin Kadın Yüzleri Köşemizde; geçmişte iz bırakmış, yaptıklarıyla bizlere ışık tutmuş kadınları konuk edeceğiz. Bu kadın yüzleri mücadele etmişler, ölümü göze almışlar, bize örnek olmuşlar. Bu kadınların mücadelelerini yeniden yorumlayacağız. Bakalım bu yolculuğumuzun ilk kadın yüzü kim olacak? Hep birlikte yakından tanımaya çalışalım onu.
PİNKİ
Yüzünün rengi pembe olduğu için ailesi ona Pinki adını vermiş. Onun asıl adını nasıl olsa anacağım diye, bu başlığı koymak istedim. Bu lakap bana çok sevimli geldi. Benazir Bhutto… Pakistan’ın ilk kadın başbakanı. Bhutto adını duyunca, aklımıza Pakistan halkının çok değer verdiği, Ziya Ülhak’ın öldürttüğü Zülfikar Ali Bhutto gelir. Benazir Butto da Zülfikar Ali Bhutto’nun kızı. Tam da burada aynı soyadını taşıyan bir erkekle bir kadın olunca, erkeğin daha çok bilindiğini söylemeden geçemeyeceğim.
Sadece internet bilgileriyle böyle bir yazı yazmaya kalksaydım, yazı çok kısır bir anlatım dizisi olurdu. “nerede, hangi tarihte doğdu? Ne zaman başbakan oldu?” gibi klasik bilgiler verebilirdim. Kısa zamanda unutulacak ve yine internetten bakarak anımsayacağımız bilgiler olurdu bunlar.
Pinki yaşadıklarını tüm ayrıntılarıyla anlatan bir kitap bırakmış bizlere. Hem de ölümünden iki ay önce kitabını tamamlamış. Kitabın adı, Doğunun Kızı. Bu kitabı okuduktan sonra onunla ilgili yazmaya karar verdim. İyi ki de okumuşum bu kitabı. Size de tavsiye ediyorum, mutlaka okuyun Doğunun Kızı kitabını. Benim anlatımlarım bu kitabın yanında sönük kalacak. Ben daha çok kadınlık üzerinden anlatımlar yapacağım.
1953 yılında, Pakistan’ın Karachi kentinde doğdu. Bhutto ailesinin ilk kızıydı. Liseyi Pakistan’da bitirdi. Yüksek öğrenimini Amerika ve İngiltere’de tamamladı. Uluslararası hukuk ve diplomasi dallarında eğitim gördü. 1977 yılında ülkesine döndü.
Bu genel anlatımdan sonra neler yaşadığına, mücadele biçimine ve kadın bakış açısına biraz yer verelim. Benazir Bhutto zengin bir aileden geliyordu. Ekonomik durumunun iyi olması, yurt dışında siyasi konularda kendisini yetiştirmesi, babasının mücadele ve direnme biçiminin etkisi, onun çalışmalarının temellerini atmış olabilir. Ancak Benazir’in kişiliği ve kadın mücadelesine olan inancı onu hiç yıldırmadı. Babası idam edildi, cenazesine katılmasına izin vermediler. Yıllarca ev hapsinde ve ceza evlerinde tuttular. İki erkek kardeşinin ölümünü yaşadı. Üstelik erkek kardeşi Şah eşiyle ilgili yaşadığı sorunları anlattığında, ilişkilerinin sürmesi için kardeşini ikna etti. Nereden bilebilirdi ki kardeşinin eşinin Şah’ı öldürenlerle işbirliği yapacağını? Yeğenini görmekten mahrum ettiler Bhutto’yu. Kardeşinin emanetine bile sahip çıkamadı.
Ev hapsinde ve ceza evlerindeyken, sağlığı bozuldu. Kulak ağrısı öyle fazlaydı ki sağır olmaktan kıl payı kurtuldu. Onu öldürmek için sağlıklı olan organından ameliyat etmeye kalktılar.
Annesi de ev hapsinde tutuldu. Akciğer kanseri oldu. Benazir Bhutto bilgi birikimini kullanarak dilekçeler yazdı. Sonunda annesinin yurt dışında tedavi olmasını başardı ve annesi hayata döndü.
Pakistan halkı Benazir Bhutto’yu hem çok seviyor, hem de ona yürekten inanıyordu. Pakistan Halk Partisi Başkanı Benazir Bhutto’nun yaptığı konuşmaları dinlemenin bedelini işlerinden edilmeyle, işkencelerle, ölümle ödediler. Konuşmalarını on binler dinledi tüm engellemelere karşın. Benazir Bhutto “ben sizin kız kardeşinizim, Pakistan halkı benim kardeşimdir.” şiarıyla karış karış gezdi Pakistan’ı.
Aşık olarak evlenmek hayaliydi. Ama çevrenin tavsiyesiyle bir evlilik yaptı. Fakat koydu baştan kurallarını. Siyaset yaşamına karışmayacaktı eşi. Üç çocuğu oldu. Hamile olduğunu duyunca, muhalifler siyaseti bırakacağını düşündüler. Fakat boşunaydı bu sevinçleri. Anneliğiyle sorgulanmaya karşı direndi ve siyaseti hiç bırakmadı. Eşi de Benazir Bhutto nedeniyle hapis yattı uzun yıllar boyunca. Ama eşi de yılmadı ve Benazir’in mücadelesine saygı duydu. Benazir Bhutto, “bir kadın başbakan olduğu için eşimin de suçlandığını gördüm. Bir erkek başbakan olsa böyle olmaz” diyerek anlatıyor şaşkınlığını.
Onun Müslüman olmadığını, hatta namaz kılmadığını yaydılar. Oysa o namaz kılar, Müslümanlığıyla gurur duyardı. Hapisten çıkmak için ettiği duaların sayısını kendi bile anımsamıyordur.
Seçimlerde hile yapıldı. İnsanların oy kullanması engellendi. Kaybetmekten yılmadı. Bir Aralık 1988’de başbakan oldu. İlk çocuğu üç aylıktı. 1990 yılında seçimleri kaybetti ve yolsuzlukla suçlanarak hapsedildi. 1993 yılında ikinci kez başbakan oldu. Başbakanlığı döneminde Kadınları Geliştirme Bakanlığı’nı kurdu. Kadınlar bakanlıklarda görev aldılar. Bizde ise kadın bakan Aileden Sorumlu Devlet Bakanı olmuş ve kadın ailenin içine hapsedilmişti. Pakistan’ın başbakanı kadın olunca, işte böyle heyecan verici gelişmeler olmuş. Erkekler ve kadınların okuma-yazma oranları çok düşüktü. Okuma-yazma kursları düzenledi ve okuma-yazma oranları yükseldi. Üniversitelerde kadın araştırma birimlerini kurdu. Başbakanlık görevi son bulunca, bu çalışmaların hepsi durdu.
Sekiz sene yurt dışında sürgün yaşadı. Öldürüleceğini bile bile ülkesine döndü. Suikast düzenlendi, 136 kişinin ölümünden sağ olarak kurtuldu. Fakat 27 Aralık 2007’de düzenlenen suikastla öldürüldü. 28 Aralıkta yüzbinler sokağa döküldü ve kalabalık bir cenaze töreni gerçekleşti. Üç gün yas ilan edildi.
Kitabını okurken, sana özel bir saygı duydum. O kadar sabırsızlandım ki “ne zaman bitecek bu kadının çektikleri?” demekten kendimi alamadım. Seni tanıyan bir Pakistan’lı ile konuşmayı çok isterdim. Öldürülmenin üzerinden tam 14 yıl geçti. Bizim ülkemizde de aynı olaylar yaşanıyor. Mücadelenle içimize umut ektin. Direngenliğini, inancını, umutlu oluşunu bıraktın bize. Senin tarihteki yerini hiç unutmayacağız ve unutturmayacağız.






